cikolatali kek

Durum: 1860 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26260 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

13 yıl önce kayıt oldu.
4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 93

sabah ezanı

olurda bir yaz sabahı sevgilinizin yanında yatarken bu sesle uyanırsanız yerinizden yavaşça kalkın ve pencereyi aralayıp bir süre serin yaz havasını içinize çekip sokağın sessizliğini dinleyin. sonra pencereyi bütünüyle aralık bırakarak yavaşça çarşafın altına sevgilinizin kollarına sokulun.
(bkz: seksten daha çok keyif veren anlar )

cersei lannister

game of thrones kitap/dizi serisinin en fettan en orospu karakteridir. hobileri arasında kardeşi jaime başta olmak üzere tüm lannisterlarlar sikişmek, stark'lara zulmetmek, demir tahtı dolduracak piçler dünyaya getirmek ve saraya gelen tüm kadınlara amıyla başardıklarını gerine gerine anlatmak vardır.

kendisi şimdiden dizi tarihinin efsaneleri arasına girmiştir.



sevgilinin abisinin pipisini görmek

sevgilinin abisinin bamya olduğu anlamına gelir. eğer sevgilinin pipisine benziyorsa, sevgilininde bamya olduğu anlamına gelir. sevgilinin abisinin sikini veya yarağını görmeye benzemez.

ayrıca;

(bkz: bazıları bamya sever )

benjamin franklin

elektriği bulmuştur. bugünün işini yarına bırakma, gibi efsanevi bir lafı vardır. bugün insanların bu lafı daha çok dinlemesini beklersiniz..

digimon

2000'li yıllarda pokemon'dan sonra kanal d tarafından gösterilmeye başlanan çizgi dizi serisi. dizinin ilk sezonu, digital bir adaya düşen 8 çocuğun macerasını anlatmaktadır. ilk bakışta pokemon'a benzerlik gösterse bile canavar kavramı ve maceralar yönünde farklılık gösterir.

öncelikle evrim konusunu işlemiştir. hayatta kalmayı başaran ve güçlenen digimonlar evrim geçirirken, hayatta kalmayı başaramayan güçten düşen digimonlar geri evrim yapmaktadırlar. 1. veya 2. bölümünde aynen böyle açıklıyorlardı ve ana okulu yaşındaki çocuklar için fazla öğretici bir şeydi.

bir diğer farkı burada digimonlar özgürdüler. pokemon'da olduğu gibi bir poketopun içinde sahiplerinin köleleri değillerdi. pokemonda biliyorsunuz, ash horoz güreşçisi gibi o turnuvadan bu turnuvaya koşardı. digimon'da ise canavarlar istedikleri için arkadaşlarıyla beraberdiler. evet, dizide kesinlikle bu kelimenin üzerinde durulurdu. hiçbir zaman sahip, efendi gibi kelimeler geçmezdi ki zaten 8 çocuk dışında hiçbir digimon bir insana bağlı değildir.

digimon'da her çocuk bir şeyi temsil ederdi. bence her insanın hayatında olması gereken şeylerdi. hepsini tam hatırlayamıyorum ama bunlar cesaret, sevgi, dostluk, umut, bilgelik, gurur tarzı şeylerdi. bunları da seri boyunca çocuklara aşılarlardı.

son olarak digimon'un jeneriği yıkar geçer ortamı.

lorde

lise yıllarından beri kendi şarkılarını yazmış, enfes şarkı sözlerine sahip avustralyalı şarkıcı. bir dönem sürekli bu kadını dinlerdim.

tennis court -


"baby be the class clown
i'll be the beauty queen in tears
it's a new art form showing people how little we care"

royals -


"and we'll never be royals (royals).
it don't run in our blood,
that kind of luxe just ain't for us.
we crave a different kind of buzz."

buzzcut season -


"i remember when your head caught flame
it kissed your scalp and caressed your brain
(i remember when your head caught flame)
well you laughed, baby it's okay
it's buzzcut season anyway
(well you laughed, baby it's okay)"

team -


"we live in cities you'll never see on screen
not very pretty, but we sure know how to run things
living in ruins of a palace within my dreams
and you know, we're on each other's team"

yellow flicker beat -


"i dream all year, but they're not the sweet kinds
and the shivers move down my shoulder blades in double time
and now people talk to me i'm slipping out of reach now
people talk to me, and all their faces blur
but i got my fingers laced together and i made a little prison
and i'm locking up everyone who ever laid a finger on me
i'm done with it"

a lannister always pays his debts

game of thrones kitap/dizi serisinde lannister ailesinin sloganıdır.

türkçe meali; bir lannister borcunu her zaman öder, şeklindedir.

burada da lannister'ların borçlarını ödedikleri sahne ve dizide bu söz için kurgulanmış müzik çalmaktadır.



pantolon kısaltmak

pantolon kısaltmak genelde alışveriş merkezlerinden alınan pantolonlarda gerçekleştirilir. çünkü çoğu fabrika ürünü olan bu pantolonlar genelde belli kalıplara göre üretilip genelleyici ölçülere sahiptir.
bununla birlikte terziye diktirecekseniz, pantolonların kısaltmaya ihtiyaçları yoktur. sizin bedeninize göre size özel dikilen pantolon üzerinize giydiğiniz anda cuk diye size oturur.

bir de şu vardır; eskiyen pantolonları kısaltmak. genelde kot pantolonlarda yapılan bu işlem, paçaları aşınan ve delinen kot pantolonların uzman bir terzi tarafından paçalarından kesilerek şort haline getirilmesiyle sonuçlanır. artık yeni bir şortunuz olmuştur, güle güle giyebilirsiniz.

subjugator 2

anladığım kadarıyla kanada'nın esrarları arasında özgürce atıp tutan tip. yazıktır koçum. harcanıyorsun oralarda. gel bu dobralığı süleymaniye camsinde cuma çıkışları konuştur. sadece 3-5 ibnenin girdiği, dünyanın umurunda bile olmadığı bir sitede atıp tutma öyle.

jamie dornan

glamour dergisi için rol arkadaşı dakota johnson ile beraber ipad'ten gelen sorulara cevap vermiştir. yirim.

game of thrones

yeni sezon 12 nisan'da başlayacak müthiş dizi.

sexsi vede eylenceliyim

yazarların whatsapp durumları

"batının ahlaksızlığını aldım isteyenle paylaşabilirim"

ayı sözlük'ten beklenen hizmetler

cinsellik ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili bir kılavuz niteliğinde bir başlığın oluşturulup sol frame'e tutturulması.

ayı sözlük'ün hiç hacker saldırısına uğramaması

insanı hiç mi ilgi çekmedik diye düşündürten hede.

ayrıca ayı sözlük böyle bir saldırıyı kaldırabilir mi, site ne kadar süre içerisinde eski haline döner falan filan.

american boy

r&b şarkıcısı estelle'nin 2008 yılında çıkan stüdyo albümü shine'dan çıkan ikinci teklisidir. şarkının sözleri will.i.am, estelle ve kanye west tarafından yazılmıştır. bu şarkı uluslararası alanda farklı isimlerde tekrar kaydedilmiştir. australian boy, armenian boy ve summerset boy bunlardan bir kaçı.

şarkının klibinde john legend, kardinal offishall, taz arnold, consequence, ryan leslie, brandon hines ve terrence j de oyuncu olarak yer almıştır.

suşi

hazırlanırken vasabi sosu yeteri kadar ilave edilmezse zehir gibi tadı olur. yiyemezsiniz. çöpe atarsınız.

ayı sözlük yazarlarının hobileri

spor yapmak
kitap okumak
yazı yazmak
futbol izlemek
dizi izlemek
tarih
tıp
yemek yapmak
alış-veriş**
müzik dinlemek
tiyatro
yeni yerler görmek
yeni lezzetler tatmak

ayı kültürünün heteroseksist olması

ayı kültürü çok heterororo. ayı kültürü çok seksistmiş. ayı kültürü diğer geyleri ötekileştiriyormuş. falan filan.

ayı değilim ve genelde ayılardan cinsel anlamda hoşlanamıyorum ancak ayı kavramını çok yerinde buluyorum. sonuçta her düşünce akımı kendi içerisinde kollara bölünebilir. siyah haklarını ele alalım mesela. kendi içerisinde sadece siyahlarla siyahların evlenmesini yüceltip beyazları hor görenlerde var sadece siyahlarda beyazlarla eşit haklara sahip olsun diyenlerde var. ama olayın özünde iki akımında niyeti siyahların uğradığı ırkçılığı bitirmek. bu kadın hakları içinde böyleydi mesela. lgbt'de büyüdükçe bu tarz akımlar olması gayet normal.

siz şuna bakın, onur yürüyüşüne ayılar gidiyor mu?
adamlar lgbt sözlüğü açmışlar.
lgbt derneklerinde bir sürü ayı var.

biz de arada birilerinden hoşlanıyoruz. adam "kadınsı" tipler yazsın diyor. bunu hiç sorun etmiyoruz. çünkü zevk meselesi.

ayılarda birbirlerini tanımak için böyle bir olgu geliştirmişler. fena mı? bize batan çıkan mı var? eh yani.

sözlükte heteroseksist söylemler varmış. hiç denk gelmedim.

ayılar kıllı olur, kıllı severler falan. bunu diyenlerin ortak özelliği gördüğüm kadarıyla "feminenler yazmasın" diyen erkeklerden hoşlanmış olmaları. biraderim adam size vermiyorsa, tipi olmadığınız içindir. adam maskülenlerden hoşlanıyor. bunun için onu kınayabilir misiniz? adam feminenler ölsün tarzı bir şey derse, bu laf seni rahatsız etsin. şahsen ben de romeo'da feminen birisiyle vakit kaybetmek istemem, çünkü oradan best friends forever veya arkadaş aramıyoruz ki.

lana del rey

gerçek nedir diye insanları sorgulatan kadın.

şimdi canlı performansı beş para etmez. zira şarkı sözlerini sık sık unutur. hatta bazen avucundan okur.

saçları boyalı, o tatlı ördek dudakları estetiktir.

kıyafetleri için dünya kadar stilist çalışırken, bir ton boya belki de dünyanın en iyi makyözleri tarafından suratına boca edilmektedir. edilmektedir ki bu kadın 1950'leri iyice yansıtabilsin.

ama şu da var, tüketim çılgınlığının içerisinde yaşıyoruz. bu kadını da bu tüketim çılgınlığının parçası olarak görüyorum. bir dönemin ruhunu ama gerçek ama şov bu zamanın insanlarına yansıttı ve insanlar bunu beğendi. onun sesini dinliyorlar. hareketlerini izliyorlar ve hoşlarına gidiyor. gerisi ne kadar önemli ki? sonuçta bu kadının gerçek olup olmadığı sadece yakın çevresini ilgilendirir. ben şahsen şimdilik seviyorum. dinlemek hoşuma gidiyor, izlemek keyif veriyor. gerisi beni ilgilendirmez.

evleneceği adam düşünsün nancy sinatra ile mi evleniyorum yoksa lizzy grant ile mi?

son olarak şunu belirtmek isterim bu kadın elbette şarkılarında anlattığı gibi birisi değil. şarkılarında hep özendiği bir tipi anlatıyor. umursamaz, başına buyruk, canı ne çekerse onu yapan, tutkulu, yalnız bir kadın... ama gerçekte öyle olduğuna zerre inanmıyorum çünkü bu özelliklerde hiçbir kadın dudağına bir ton estetik yaptırıp ünlü olmak için böyle makyajlar yaptırmaz.
  • /
  • 93
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1860

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

fakirliğine bakmadan çocuk yapan insan

çünkü dünyadaki bütün güzellikler gibi çocuk sahibi olmak da yalnızca zenginlere mahsus bir şeydir. fakirler gezmesin, tozmasın, eğlenmesin ve en sonunda üremesinler zaten. bazen starbucks'ta 10 tl'den kahvelerimizi içerken bazen camın kenarına geliyorlar, peçete falan satmaya çalışıyorlar. ayyhhh resmen moralim bozuluyor. hem zaten fakirler niye varlar ki? kendi kendilerine ortadan kaybolsunlar. biz de lüks sitelerimizde, aidatı aylık 350 tl olan, yüksek güvenlikli sitelerimizde yaşamak zorunda kalmayız.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.
devark.cloud tarafından geliştirildi.