cikolatali kek

Durum: 1860 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26260 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

13 yıl önce kayıt oldu.
4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 93

online ziyaretçiler

an itibariyle biz 14 - onlar 48

müge anlı

evde kalmış gay kurusu

şu gidişle asla olmayacağım geydir. o yaşa kadar bir erkek bulamazsam gey olduğumu bilen ve benle evlenmek isteyen, eğer o yaşa kadar evlenmemiş olurlarsa, en az iki kız arkadaşım var. yakışıklısın, başarılısın, yemek yapıyorsun, düzenlisin, senden iyisini mi bulacağız diyorlar. hatta birbirlerini tanımayan bu iki kadının, o yaşa geldiklerinde çaresizlikten benim için kavga etmeleri bile olası. öyle yani. eğer doğru adamı bulursam yumurtayı bile biz veririz diyorlar, annelik yapmak şartıyla. daha ne olsun. şanslıyım sözlük şanslı.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

29 ocak 2015 vikipedi rezaleti

heteroseksüel porno sitesi brazzers'ın tanıtımını da zaten insanlar bilgilensin diye yapan homofobik site.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Brazzers

elbette biz bu sitede sürekli belden aşağı muhabbetler çevirirken, sözde hep belden aşağı konuşuyoruz, brazzers hayır kurumu, evet.

(bkz: güzel kafan varmış canım güle güle kullan )

ayı sözlük itiraf

sırf ayı sözlükteki profilime yüklediğim gif yüzünde sözlük'e girdiğim iki entry arasından profilime bakıyorum. ama çok tatlı lan. valla.

yazarların düzenli olarak takip ettikleri dergiler ve gazeteler

ayı sözlük yazarlarının düzenli olarak, arada bir atlamış olabilirler, takip ettikleri dergileri ve gazeteleri içerir.

dergiler:

national geographic
#tarih
uykusuz

gazeteler:

radikal

gördüğü her kızılay çadırında kan veren gay

bir çeşit aktivist midir? tebrik edilesi midir? doğru olanı mı yapıyordur? ortaya çıksa suç alır mı? sorular sorular.

jamie dornan

mutsuz olduğum zaman 2-3 dakika youtube röportajlarından birisini dinliyorum. çok iyi geliyor. ehe.

details dergisi için verdiği röportaj:



bi-meraklı

bi-curious, hetero-esnek (heteroflexible) temelede heteroseksüel olan ancak zaman zaman homoseksüel ilişkilere girebilen insanlar için kullanılır.
bu kişiler sadece bir geyle ilişkiye girebileceklerini ve bunun da aşkla olacağını söylerler.
biseksüeller gibi kendilerini kabul etmiş te değillerdir.

seviştiğin adam girdiğin günaha değmeli
gay değilim aktifim
taşların yerine oturması

yemin ediyorum aydınlandım!

gay barları

hayatımda hiç gitmediğim, her ne kadar meraktan ölecek olsam bile gey abilerimden edindiğim bilgilere göre asla yanlarına yaklaşmamam gereken mekanlar.

evli erkeklerin gay olmayacağını sanmak

bir tür heteroseksüel yanılgısıdır. bu yanılgının temel kaynağı geyleri iktidarsız ve kadınsız zannetmek vardır. onlara da kızmamak lazım tabii, önlerine sunulan örnekler belli.

double gold star gay

hayatında hiçbir kadınla ne cinsel anlamda ne de duygusal anlamda yakınlaşmamış, sezeryanle doğmuş geyler için kullanılan tabir. vajinadan çıkmamış ve vajinaya girmemişlerdir.

düğün düğün olalı böyle dans görmedi

benim favori düğünlerim arasında ilk ona girer:



ayrıca ne zaman bir düğüne gitsem, çok şükür bir ibne olarak evlenmek zorunda değilim diyorum.

sabah ereksiyonu

eğer sabah aileniz sizi uyandırmıyorsa ve yanınızda taş gibi bir herif yatıyorsa dünyanın en güzel olayıdır. ayrıca sabah ereksiyon olan birisiyle uyanmakta güzeldir. güzeldir ya, güzel şeyler bunlar.

erkekleri itici yapan detaylar

sigara içmeyen birisinin yanında, duman yanımdakinin yüzüne gelir mi diye düşünmeden fütursuzca sigarasını içmesi.
reddedilmeye tahammül edememesi.
dört duvar arasında yaşadıklarını bir başarıymış gibi anlatabilmesi.
ırkçı veya homofobik olması.
toplumsal rolleri fazlaca benimsemiş ve eşcinseller arasında bile bunları eşleştirmiş olması.
üstüne başına dikkat etmemesi. kirli ayakkabılar, kirli çamaşırlar veya rengi solmuş tişörtlerle gezmesi.
odasının çok dağınık olması. genel itibariyle dağınık birisi olması.**

çocukken anne babanın öldüğünü düşünüp ağlamak

2. sınıfta drama dersindeyken hocamız bizden çok üzücü bir şey düşünmemizi istemişti. sadece 15 dakika gözümüzü kapayarak düşünecektik ve o da bizim duygu değişimlerimizi tahlil edecekti. kaderin cilvesine bakın ki ben annemin öldüğünü düşünmüştüm. bilerek seçmemiştim. o an üzüleceğim tek şey bu gelmişti. hayalimde annem gözlerimin önünde acı çekerek ölüyordu ve ben ağlamaktan başka hiçbir şey yapamıyordum. bir süre sonra hocamın yanıma gelip bileklerimi ovaladığını fark ettim. çünkü nefes nefese ağlıyordum. beni teselli edercesine göğsüne yatırmıştır. sonra bana beni bu kadar etkileyenin ne olduğunu sordu. anlattım.

bu olay veli toplantısında annem ve babamla fazladan 15 dakika harcamasına sebep oldu. ne konuştular hala bilmiyorum.

blair waldorf

--- spoiler ---

vikipedi'den alınmıştır.

blair cornelia waldorf, dedikoducu kız serisinin ana karakterlerinden biri. yukarı doğu yakası'nın en zengin ailelerinden birinin tek kızıdır. kitapta kendisinden küçük bir erkek kardeşi varken dizide tek çocuktur. babası ile annesi ayrılmıştır, boşanmalarının sebebi babasının eşcinsel olmasıdır. annesi boşandıktan sonra cyrus rose adında bir adamla evlenmiştir. babası ise bir erkekle ilişki yaşamaya başlamıştır.

blair çok zeki ve mükemmeliyetçi biridir. gerek ders notları, gerek kıyafetleri, gerek düzenlediği partiler, her şeyinin kusursuz olmasına özen gösterir. örnek öğrencidir ve okulda aktif biridir. okulda ve partilerde diğerlerinin lideri konumundadır bu yüzden lakabı "queen b"'dir. kurgusal yale üniversitesini kazanabilmektir ancak bu hayale ulaşamamıştır. constance billard isimli özel okula gitmektedir. kendine audrey hepburn'u örnek almaktadır. giyim tarzı klasiktir ve eski zamanları andırır. pantolonları tercih etmez, yüksel bel eteklere, her türlü elbiseye ve saç bantlarına bayılır.

en yakın arkadaşı serena van der woodsen'dır ancak serena bir sene boyunca kimseye haber vermeksizin yatılı okula gittiğinde ve dönene kadar neredeyse hiçbir mektup yazmadığında blair ona bir düşmanlık beslemiştir. çünkü tam o sırada babasının eşcinsel olduğu ortaya çıkmış, babası ve annesi ayrılmış ve babası sevgilisiyle yurtdışına kaçmıştır ve blair çok zor zamanlar geçirirken yanında kimse yoktur. serena geri döndüğünde ise gitmesinin asıl sebebi ortaya çıkar ve kısa süre sonra tekrar eskisi gibi olurlar.

aşk hayatı çok karışıktır. uzun bir süre nate ile ilişki yaşadıktan sonra ayrılırlar ve chuck'a aşık olmaya başlar. chuck da onu sevmektedir ancak bir türlü birlikte olamazlar çünkü ikisi de kibirli, inatçı ve ilk adımı atmakta isteksizdirler. bunun sonucunda birkaç kez nate ile tekrar denemiş ancak aralarında artık aşkın kalmadığını anlamıştır. chuck ona olan sevgisi yüzünden ona pek çok iyilikte bulunmuştur ancak bunların hiçbirinden blair'ın haberi yoktur. 3.sezonun sonunda chuck'ın, blair'a evlenme teklifi ettiği sırada chuck'ın kendisini aldattığını öğrenir ve 5.sezonun sezon finaline kadar birlikte olmazlar.

blair, chuck'ın acısıyla paris'e gider ve orada monaco prensi louis gramaldi ile tanışır. bir süre birlikte olurlar ve blair ondan hamile kalır. bir süre sonra blair, chuckla kaçmaya karar verir. kaçarlarken yanlışlıkla nate'e gönderilen arabaya binerler ve arabanın frenleri tutmayıp kaza yaparlar. blair kurtulur; fakat çocuğunu düşürür. chuck'ın durumu ise kritiktir. blair gider ve "lütfen tanrım, çocuğumu benden aldın ama onu da benden alma. söz veriyorum eğer o düzelirse onunla birlikte olamayacağım." diye dua eder. tam o sırada chuck uyanır ve ona "birlikte olamayacağımız gerçeği seni sevmediğim anlamına gelmez" der ve tanrı ile olan anlaşmasına sadık kalmak için chuck'tan uzak durur.

louis ile blair'ın düğün gününde chuck ile blair'ın konuşması dan tarafından herkese gönderilir. konuşmada blair, chuck'a onu her zaman sevdiğini ve seveceğini söyler. bunu duyan louis düğünü iptal etmez; fakat düğün sonrasında blair'a bunun sadece göstermelik bir evlilik olduğunu belirtir. artık blair 1 yıl boyunca evli kalmak zorundadır. blair düğünün sonlarına yakın dan ile kaçar. bir süre boyunca dan ile sevgili olurlar. 5.sezon finalinde chuck'a onu hala sevdiğini ve onun yanında olacağını belirtir.

dışarıdan bakıldığında zenginliğin getirdiği kibir yüzünden orta halli insanları küçümseyen, kendini beğenmiş bir züppe gibi gözükse de aslında iyi bir insandır ve yaşadığı kötü olaylar onun insanlarla arasına böyle bir duvar örmesine sebep olmuştur. fakat chuck bass ile olan birlikteliği ikisini bir bütün yapıp blair'ı ayakta tutar. 6. sezonda blair ve chuck ilişkisi yeniden başlar ve gittikçe güçlenir. sezon finalinde, blair ile chuck evlenir ve henry adında bir çocukları olur.


--- spoiler ---

odtü

tatilin bitmesine daha günler varken burnumda tüten canım okulum.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

flo-rida ft kesha - spin me right around
  • /
  • 93
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1860

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

fakirliğine bakmadan çocuk yapan insan

çünkü dünyadaki bütün güzellikler gibi çocuk sahibi olmak da yalnızca zenginlere mahsus bir şeydir. fakirler gezmesin, tozmasın, eğlenmesin ve en sonunda üremesinler zaten. bazen starbucks'ta 10 tl'den kahvelerimizi içerken bazen camın kenarına geliyorlar, peçete falan satmaya çalışıyorlar. ayyhhh resmen moralim bozuluyor. hem zaten fakirler niye varlar ki? kendi kendilerine ortadan kaybolsunlar. biz de lüks sitelerimizde, aidatı aylık 350 tl olan, yüksek güvenlikli sitelerimizde yaşamak zorunda kalmayız.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.
devark.cloud tarafından geliştirildi.