cikolatali kek

Durum: 1860 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26260 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

13 yıl önce kayıt oldu.
4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 93

toplu taşıma araçlarında telefonunuza bakan ihtiyar

gün geçmiyor ki binilen topluma taşıma aracında yanınıza oturan teyze, abla, amca, dayı siz mesajlaşırken eğilip telefonunuza bakmasın. siz belki annenize gelirken ne alayım diye soruyor olabilir belki de erkek arkadaşınızla yatak muhabbeti çeviriyor olabilirsiniz; ancak bu bakışların sinir bozuculuğu her zaman eşit kat sayıdadır. böyle durumlarda ben yavaşça kamerayı açıyorum. daha ihtiyar ne olduğunu anlamadan ön kamerayı açıyor ve yavaşça telefonu ona kaydırıyorum. kamerada kendisiyle göz göze gelen ihtiyar hızla başını çeviriyor.

hallelujah

* ibranice kökenli olup şükürler olsun anlamına gelmektedir.

* jeff buckley 'in aynı ismi taşıyan efsanevi şarkısı.



i've heard there was a secret chord
that david played, and it pleased the lord
but you don't really care for music, do you?
it goes like this
the fourth, the fifth
the minor fall, the major lift
the baffled king composing hallelujah

hallelujah, hallelujah
hallelujah, hallelujah

your faith was strong but you needed proof
you saw her bathing on the roof
her beauty in the moonlight overthrew you
she tied you to a kitchen chair
she broke your throne, and she cut your hair
and from your lips she drew the hallelujah

hallelujah, hallelujah
hallelujah, hallelujah

baby i have been here before
i know this room, i've walked this floor
i used to live alone before i knew you.
i've seen your flag on the marble arch
love is not a victory march
it's a cold and it's a broken hallelujah

hallelujah, hallelujah
hallelujah, hallelujah

there was a time when you let me know
what's really going on below
but now you never show it to me, do you?
and remember when i moved in you
the holy dove was moving too
and every breath we drew was hallelujah

hallelujah, hallelujah
hallelujah, hallelujah

maybe there’s a god above
but all i’ve ever learned from love
was how to shoot at someone who outdrew you
it’s not a cry you can hear at night
it’s not somebody who has seen the light
it’s a cold and it’s a broken hallelujah

hallelujah, hallelujah
hallelujah, hallelujah

you say i took the name in vain
i don't even know the name
but if i did, well, really, what's it to you?
there's a blaze of light in every word
it doesn't matter which you heard
the holy or the broken hallelujah

hallelujah, hallelujah
hallelujah, hallelujah

i did my best, it wasn't much
i couldn't feel, so i tried to touch
i've told the truth, i didn't come to fool you
and even though it all went wrong
i'll stand before the lord of song
with nothing on my tongue but hallelujah

hallelujah

nedim uzun

ayı sözlük yazarlarının şu an okuduğu kitaplar

orhan pamu - benim adım kırmızı

johnny rapid

hayatımda tiksindiğim sayılı porno oyuncularından birisi. onu görünce hemen başka pornoya atlıyorum. belki 14 yaşında bir oğlan çocuğuna benzediği içindir. belki yarrağı her yediğinde suratında beliren o "bebeğim geliyor benim" bakışındandır.

sevmeden sevgili olmak

bu yanlış anlaşılmalar hep date kavramının türkçede uygun karşılığı bulmamasından kaynaklanır. insanlar sanıyorlar ki birisiyle beraber olmak için ille onu "sevmek" arabesk arabesk "selvi boylum al yazmalım" cingılında gezmek gerek. iki insan aralarında hiçbir şey olmadan nasıl seks yapabiliyorsa, birbirlerini tanımak için bir kaç ay pekala beraber takılabilirler. işte o bahsettiğiniz bir ay çıkıp iki güne unutan "nankör" kediler hep türkçede date kavramını karşılayacak bir kelime olmadığı için yanlış anlaşılıyorlar.

egemen bağış

chp'li ali özgündüz'e göre "eninde sonunda beni yüce divana göndereceğinizi biliyorum," diyen eski bakan.

seksten soğuma nedenleri

full sikici aktiflerimiz için söylemek gerekirse "pasif diye yatağa aldığınız adamın sizi sikmesi." hadi hadi bu göt korkusu hepinizde var.

love me like you do

ellie goulding'in fifty shades of grey için hazırladığı şarkı. ana'nın hislerini çok güzel açıklarken albüm kapağında canlandırdığı alt dudağını ısıran kız pozu zihnimizde direk ana'yı canlandırmamıza sebep olmuştur.

"alt dudağını ısırmaya devam edersen seni çok fena beceririm," dedi grey.

"
" dedi ana.

gustave flaubert

balzac'ın öğrencisi, homoseksüel fransız yazar. en önemli eseri madame bovary 'dir.

madame bovary

gustave flaubert'in 1857 yılında yazdığı romanı. 19. yüzyılın ilk büyük eserlerinden biridir. romanın hikayesi bu zamanlar için sıradan karşılanmasına rağmen, tatmin olmamış, zina peşinde koşan bir kadının tasviri o zamanlar için devrim sayılırdı. olay örgüsü flaubert ve yayıncısının müstehcenlikten yargılanmasına sebep olunca halk öfkelendi.

genç emma bovary, rahibeler tarafından eğitilmiş ve kırsal bölgede yetişmiştir. sadece ortalama bir zenginlik ve asgari bir yetkinlik sahibi burjuva bir doktorlar evlendikten sonra evliliğinin donuk gerçeklikleri idealize ettiği beklentilerini karşılamaz. annelik bile ruhunu yüceltemez; romantik aşk gibi bir şeyi özler, ama istekleri amaçsız ve değişken kalır. emma birinin kalp kırıklığıyla ve diğerinin sıkıntıdan bittiği, evlilik dışı iki ilişki yaşar. kocası tamamıyla habersiz olmasına rağmen, emma boşboğazlığı ve aşırı borçlanarak işi sonunda fahişelik yapmaya götürmesine neden olan para harcama konusunda dikkatsiz davranır. ümitsizlik içinde, kendisini zehirleyerek ölür.

madam bovary'i yazmak flaubert'in beş seneden fazla zamanını aldı. arkadaşları onu bu projeyi bırakması için zorlamışlardı ama o kendisini tamamen bu projeye adamıştı.

ayrıca madam bovary, anna karenina ve aşk-ı memnu gibi önemli edebi eserlere esin kaynağı olmuştur.

gustave flaubert

ayı sözlük yazarlarının en sevdiği seks pozisyonu

hüseyin kaçın

facebook sayfalarında virüs gibi bağlantıları dolaşan psikologomsu.*

adam kendi kendine virüs mü geliştirmiş nedir, bilmem. daha kötüsü bu adamın linkini paylaşır mı oldu bu ibneler?

hüseyin kaçın

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

slm cnm tnşlm mı modeli homolar

ötekinin ötekisi yapılmış homo*

bırakın paşam isteyen istediği gibi konuşsun. adamların türkçe öğretmeni misiniz? siz hoşlanmıyorsanız cevap vermeyin. mutlaka hoşlanan birisi vardır. hepimiz aynı kültürden mi geliyoruz? hepimiz aynı şeyleri mi yaşadık büyürken veya hepimiz aynı zevklere mi sahibiz? hayır.

ötekileştirin birbirinizi böyle. sonra ağlayıp durun "kimse bizi sevmiyor, herkes bizi ötekileştiriyor öhüü" diye. hacı önce siz bir bırakın birbirinizi ötekileştirmeyi.

frida kahlo

"öldükten sonra beni yakın, yeterince yattım," diyerek hayatını özetlemiş büyük sanatçı.

ingilizce kitabında frida'yı ilk okuduğumuzda "neden bu kadın sürekli kendisini çiziyor ki?" diye sormuştum. sonra yky'den aldığım kahlo kitabından öğrendim ki, gençken geçirdiği bir trafik kazasından dolayı senelerce yatakta yatmış ve canı sıkılmasın diye yatağının tepesine asılan aynadan kendisini çizmiş. sürrealizmin en güzel örneklerini vermiş, her ne kadar o kendisini sürrealist görmese bile..

frida'nın resimlerine bakacak olursak diego rivera'yı görürüz. büyük aşkı. kadının sanatının acıyla yoğrulmasına sebep olan adam. rivera ile komünist partisinin etkinliklerinde tanışmışlar. frida'nın en büyük destekçisi. ama çok üzüyor. sürekli aldatıyor. en sonunda frida'nın kız kardeşini hamile bırakıyor ve frida yolları ayırıyor.

frida'nın bu ayrılık arasında pek çok kadın ve erkekle yattığı bilinmektedir. belinde silahıyla meksika'da dolaşan kocası olmayınca insanlar frida'ya yaklaşmaktan korkmamışlar.

ayrıca frida, stalin'den kaçıp meksika'ya sığına troçki ile ilişki yaşamıştır.

dönemin fransasında vogue'a kapak olan frida, geleneksel meksika kıyafetlerinden hiç vazgeçmemiştir.

- vogue kapağı

- diego rivera ile beraber

bisiklet yolunda yürüyen yaya

kaldırım dururken yoldan yürüyen insanın kuzenidir. bir kaç kere bisiklet üstlerine sürülse bir şeyleri kalmaz.

fifty shades of grey

bugün bitirdiğim kitap. grey ile ana'nın seks yaptığı bölümler dışında ilerlemedi bir türlü. hatta kitabın sonlarına doğru o kadar sıkıldım ki seks yaptıkları bölümleri bile okumadım. direk konuşma metinlerini okudum. cidden hiçbir şey kaçırdığımı düşünmüyorum. çünkü konuşmadıkları zamanlar ana'nın içi sesini dinliyoruz. iç sesini ben lisedeyken twilight'ın baş karakteri bella'da okumuştum. bire bir aynısı.

aslında kitaptaki bdsm kısımlarını çıkarırsanız kurgusundan karakterlerine kadar hepsi twilight'ın aynısı. yazar sanki artık üniversiteyi bitirmek üzere olan, seks yapan, alkol içen twilight okuyucularına seslenmek istemiş. aynı hikayeyi bol cinsel ögeyle süsleyerek.

kitabın iyi yanları yok muydu? vardı. her kitabı ereksiyon halinde okuyamazsınız. şaka.

bdsm hakkında bir sürü şey öğrendim. aslında eskisi kadar "iğrenç, nasıl yapıyorsunuz," veya "millet özgür olmak için o kadar çaba sarf etmiş siz özgürlüğünüzü nasıl bilerek birisinin eline veriyorsunuz," demiyorum. bir şekilde acıyla zevkin kompleks bir biçimde birbirlerine bağlı olduklarını anlatmış. eğer ana'nın kitapta verdiği tepkiler biraz gerçekçiyse ki internette yaptığım araştırmalara göre öyle, bdsm gerçekten zevk veriyor olabilir. ilerde güvenebileceğim biriyle denemek isterim. neyse.

bdsm, twilight çakması olması bir yana kitabın feminizmle dalga geçtiğini düşünüyorum bir yandan. sen tut sırf "ama ben aşığım bik bik bik" laflarınla bir adama kendini dövdürt aşağılat. ana bir şey yapıyor, adam buna "seni şurada sikerim orospu," diyor. orospu demiyor ama sikerim diyor. adam ceza olarak sikiyor kızı. bizim kızda durur mu, adam bunu cezalandırırken titreye titreye boşalıyor.

vakit kaybıydı. okurken kafamda jamie dornan'ı canlandırmasaydım gitmezdim.

son olarak şu şarkıyı takıntılı, kontrol manyağı c. grey'e ithaf edip kapatayım.

(youtube:http://www.youtube.com/watch?v=OMOGaugKp...)

facebook üzerinde eşcinsellerin kurdukları aileler

göt deliğine kamera yerleştirip erkeğin boşalma anını görüntülemek

  • /
  • 93
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1860

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

fakirliğine bakmadan çocuk yapan insan

çünkü dünyadaki bütün güzellikler gibi çocuk sahibi olmak da yalnızca zenginlere mahsus bir şeydir. fakirler gezmesin, tozmasın, eğlenmesin ve en sonunda üremesinler zaten. bazen starbucks'ta 10 tl'den kahvelerimizi içerken bazen camın kenarına geliyorlar, peçete falan satmaya çalışıyorlar. ayyhhh resmen moralim bozuluyor. hem zaten fakirler niye varlar ki? kendi kendilerine ortadan kaybolsunlar. biz de lüks sitelerimizde, aidatı aylık 350 tl olan, yüksek güvenlikli sitelerimizde yaşamak zorunda kalmayız.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.
devark.cloud tarafından geliştirildi.