cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

bifobi

temelsiz değildir.

homofobi gibi değildir.

siz hiç bir biseksüelin homofobik olduğunu gördünüz mü?

ama bir homo, bifobiktir.

bunun bırakıp gitmeyle alakası yoktur.

homo, homoyu bırakmaz mı?

bırakır ya..

homo, homoyu aldatmaz mı?

aldatır ya..

ama bifobi başkadır.

insanlar genelde homoluğu bilmedikleri için homofobiktir.

ama homolar, tanıdıkları için bifobiktir.

not: bu yazıyı daha farklı yazacaktım ama sanırım az önce içimdeki yılmaz özdil'i kustum. adamla çok dalga geçtim. neyse.

tüm gün gay accountlarında takılan biseksüel

çok ciddi bir yardıma ihtiyacı olan biseksüel veya biseksüel olduğunu beyan eden kişi.

tüm gün geylere yazar, bir erkeğe aşıktır, bir erkeğe olan aşkı bitince öbürüne aşık olur, hesabında lgbt bayrakları vardır, yanına en çok yaklaşan kadın okulda 0.7 uç isteyen sibel'dir ama beyimiz gene de ben biseksüelim demektedir. ayrıca bunların aktif/biseksüel olup yatakta pasif olmak isteyen türleri de bulunur.

ayı sözlük tanıtım çalışmaları

herkes yaşadığı bir kaç sex deneyimini anlatsın. "sex satar bebek"

benim gözlerim kahverengi güneşe bakınca ela oluyor

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük'ten beklenen hizmetler

fotoğraf yükleme özelliği olsun, lütfen. ayrıca mobile uygulaması çok şükela olur.

metro turizm

eğer atraksiyon yaşamak istiyorsanız alın. zira bünyelerinde barındırdıkları otobüsü adeta uçururcasına kullanma ödülüne sahip şoförleriyle size bu heyecanı sonuna kadar yaşatırlar.

bu hızdan olacak ki, metro otobüsleri en fazla kaza oranına sahipmiş.**

10 sene vadeli kredi çekip ev almak

eğer bir miktar birikimim olsa veya babamı kandırabilsem yapmak istediğim eylem. bir ev alıyorsun, kiracıyı yerleştiriyorsun ve yattığın yerden ev sahibi oluyorsun. ama arkanda bir miktar birikimin olacak ki kiranın yatmadığı durumlar zorda kalmayasın.

arkadaşının sikini görmek

bakir/bakire veya muhafazakar bireyler için panik durumudur. ama pek çok defa erkeklerle yatmış ve işemek için penisini tutmak zorunda olan insanlar için sıradan bir şeydir.

kendini ağırdan satanlar vs gereğinden fazla gevşekler

gereğinden fazla gevşekler genelde samimi çıkmıyorlar. çeşitli gay accountlarda 10 dakikada kırk yıllık yatak arkadaşı kıvamına bürünüp kısa zamanda kayboluyorlar. ya cidden boş insanlar ya da tanışmaya yetecek özgüvenleri yok. bir şey yapmak istiyorlar ama "götleri yemiyor."

kendini ağırdan satanlar, en azından öyle görünenlerinde, aslında öyle olmadıklarını düşünüyorum. kendini ağırdan satmak ancak hoşlanmadığın kişiye karşı olabilir. istemem yan cebimde dursun. çokta sırnaştı ama bakalım bir fuckbudy bulamazsam bunu kullanırım bari, düşüncesindedir. yoksa kimleri gördük biz elaleme kendini ağırdan satıp iki mesaja altımıza yatanları..

seviştiğin adam girdiğin günaha değmeli

son dönemlerde ortaya çıkmış saçma sapan bir söz. bir de bunu gay account'larında kocaman kocaman yazıyorlar. te allaam ya..

sol yapan adam

ismiyle dikkatimi çeken 5. nesil yazar adayı.

ayı sözlük yazarlarının başlıkları altında sürekli iltifatlar olması

sözlük'te epi topu 20 yazar olmasındandır. neredeyse herkes birbiriyle ahbaptır. ahbap olmayanlarda en yakın zirve'de tanışıp kaynaşmışlardır. en azından benim gözlemim bu yönde.

yakışıklı olmak

silmarillion

tolkien'in ailesi onay vermediği için filmi çıkmayacak kitaptır. iyi ki de vermemişler. hobbit'in son kısmını sinirden kendimi sike sike* izledim. ne yapmaya çalıştılar hiç anlamadım. hobbit benim en sevdiğim kitaptı... neyse çok doluyum. özetle silmarillion'a dokundurtmuyorlar ve bu çok hoşuma gidiyor.

sonradan gelen edit: adam beğenmemiş bu entry'i. birader sana ne? benim zevkim, nerene battı? anana bacına mı küfrediyorum bu entry'de yoksa kedini mi kestim? de bana hele.

jamie dornan

evli ve bir çocuk babasıdır. keira knightley'in ex-manitasıdır. setten eve döndüğünde uzun uzun yıkanmadan çocuğunun yanına gitmediğini söylemiştir.

ayı sözlük'ün geylerin sözlüğü olması

sanırım bilim insanları yeni bir cihaz keşfetmişler. bu cihaza yazınızı okutuyorsunuz ve sizin maskülen mi yoksa feminen mi olduğunuza karar veriyor. sanırım ayı sözlük hiçbir boku beğenmeme timi bu cihazlardan birer tane edinmiş olacak ki sözlükte kaç maskülen kaç feminen var, tahlilini yapmışlar. yaşasın!

yukarıdaki yazdıklarım ilk tepkim olsa da umarım ben yanlış anlamışımdır diyorum. belki bu hezeyanda bulunan arkadaş ayı kavramını bilmiyordur, diyorum. ayılar maskülen olmak zorunda değil ki.. feminen ayılarda olabilir. lütfen sözlüğün adı ayı diye kendini ötekileştirilmiş hissetme. zira sözlük'te ayıdan çok diğerleri olduğuna bahse girerim.

değinmek istediğim bir diğer husus ayı sözlük'e üye olurken "feminenler, lezbiyenler ve translar yazmasınlar" tarzından bir yazı dikkatini çekti mi? cevabın elbette hayır.

peki bir trans, feminen veya lezbiyen sözlüğümüzde yazmak istemiyorsa bu bizim suçumuz mu? yani onlar bizden mi çekiniyorlar, sanmıyorum. bu sitede yazanların çoğunun lezbiyen, feminen gey veya trans arkadaşları olmuştur. bak az önce benim lezbiyen arkadaşlarımda var samimiyetsizliğini yaptım. bravo.

ayrıca bebeğim belirtmem gerek ayı sözlük, başlı başına bir özel isimdir. başlığı atarken ayı sözlük'ün diye atman gerekirdi.

yanlış yazmak demişken. ben de yanlış yazıyorum. belki şu yazıda bile bir sürü dil bilgisi hatam vardır. ama yazıyorum. bir şeyler deniyorum. yazmayı seviyorum. sözlük yazarı olmak forum yazarı olmaya benzemez ki?! neyin reklamını yapacağız? sanki bir çevremizdeki geylere bahsetmiyor muyuz sanıyorsun? elbette bahsediyoruz. üye oluyorlar, format içlerini açmadığı için sıkılıp gidiyorlar. hayır onlara da kızamıyorum, canları sözlük yazarı olmak değil sikişmek istiyor, heyhat!

kadınsılığı aşağılamak? dostum sen gerçekten bir eşcinselin kadınsılığı aşağıladığını düşünebiliyor musun? hele ben ibneyim diyen birinin? ayrıca şuna gel biz kadınsı değil feminen diyelim. maskülen geylere erkeksi demiyorsun değil mi? çünkü bir erkeğe sen erkeksi misin diye sormak çok saçmadır. kadınsı ne yahu, vajinan var mı veya vajinaya benzer bir organın var mı.. aynı şekilde bir insan, erkek veya kadın fark etmez, maskülen veya feminen olur. dışlama konusuna gelince şurada iki satır bir şeyler karalayan topu topu 20 adamız. ben şahsen herkesi eşit derecede seviyorum. gördüğüm kadarıyla feminenleri aşağılayan bir yazıda okumadım. peki bu kanıya nasıl vardın? ayrıca feminenliği hor gördüğü için maskülen takılmak ne demek ayol* insanın hissetmediği bir şey gibi davranması o kadar kolay mı? bir trans, erkek gibi yaşayabilir mi? bir butch lezbiyen femme gibi olabilir mi? şahsen ben olamıyorum. yeri geldiğinde küfür ediyorum yeri geldiğinde ağlıyorum.

the fall

2013 yapımı bbc 2 dizisi. türü polisiye ve gerilimdir. baş rollerinde gillian anderson ve jamie dornan oynamaktadır. evet, jamie dornan'ın oynadığı yapımlar listesinde olmasaydı izlemezdim. ama 2 sezonu üst üste izlemem jamie dornan 'ın değil, tamamen dizinin başarısıdır.

çocuğum eşcinselliği örnek alır korkusu

"eşcinselliği örnek alsa, ne olur ki?" diye cevaplanası hezeyan.

dünyada bu kadar sapık, hırsız, katil ve zalim heterororolar varken kendi halinde bir eşcinselin sana ne zararı var?

patates

bizler nimetle oyun olmaz derken bize derste patates bakısı yaptıran öğretmenlerin öğrencileriyiz. işte aklıma bunu getiren sebze. ayrıca savaş ve kıtlık zamanlarında çok işe yararmış ki bu üstteki entrylerde söylenmiştir.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.