hiç de alışkanlığa dönüşmeyen olay. 2 ay boyunca neredeyse her gün gittim, tembelliğin nasıl bir şey olduğunu hatırlayıp "sikerim ulan kasını iki sikişeceğim diye girdiğim hallere bak aq" diyerek evde cips-internet bataklığına bodoslama atladığım olay. her türlü giderim var tabii orası ayrı.
dün geceki public deneyimimi yazayım.* bir adamla buluştuk, neyse kahve falan içtikten sonra hafif azma durumu oldu ama eve yetişmem gerekiyordu. adam beş dakika şu parkta oturalım dedi, okay dedim. köşede bir yerde şu masası olan banklardan birine oturduk. tabii çıkarttım adam okşuyor falan akabinde karşıdan iki kişi gelmeye başladı. adam elini çekse belli olacaktı, ben de dur dedim, nasıl olsa masanın altında. çocuklar yanımıza gelip "abi sigara var mı" dedi, adamın eli sikimdeyken çocuklara sigara verdim, yan masamıza oturdular, biz de sigara içip kalktık. tamam o kadar seksli değildi.
sevgilisinden ayrıldığı gibi profil açmasından pek bir farkı yoktur. sadakat simgesi olarak şu sikik uygulamaların baz alındığı bir ilişkinin gidişatını sikerim zaten, çocuk musunuz ulan siz. ayrıca ruh hayvanım kanye bey ne demiş? love is cursed by monogamy.
aklıma direkt çocuklar duymasın'daki haluk ve meltem'in sevişme sahnelerini getiren durum. sahne çekilirken yorganın altında çılgınca dans ediyor olmaları fikri çok komik.
kahveden daha etkili olduğu kesin, yine de iki tarafın yatmadan önce dişlerini fırçalamış, ağız çalkalama suyu kullanmış olması gerekiyor. sabahın ilk sigarasını, orgazm sigarasına denk getirerek keyif ikiye katlanılabilir bi de.
fiziksel ya da sözel, en son kime şiddet uyguladın ve neden?*
keskin yüz hatlarına sahip, yapılı, benden uzun, kirli sakallı, suratından herhangi bir duygunun kolay okunmadığı, renkli gözlü olmayan, düz üç numara dışında herhangi bir saç stiline sahip herhangi bir erkek tipine okayim. kişisel özelliklerini sıralamama gerek yok sanırım. nefes alsın yeter.
rakamlara bakacak olursak;
son 30 günde; vince staples - senorita'yı 42 kez dinlemişim.
son 90 günde; the weeknd - prisoner'ı 55 kez dinlemişim.
son 365 günde; the national - cardinal song'u 146 kez dinlemişim.
tüm zamanların en çok dinlediğim parçası; a winged victory for the sullen - steep hills of vicodin tears'ı 394 kez dinlemişim. ayrıca bu grubu ve parçayı canlı izledim/dinledim.
kısacası dönemlere göre değişiyor, şu aralar drake - hotline bling dinliyorum sadece.
sevgili alttaki yazar, en fazla ne kadar ve neden uykusuz kaldın?
henüz acemi olduğum için kendime sadece 2 ulusun olduğu bir dünya haritası kurdum. japonya'yı seçip karşıya hindistan'ı attım çünkü gandhi tarafından yönetiliyordu ve acayip barışçıllardı, orduya da para/zaman ayırmak istemediğim için mantıklı göründü. ama hiç de öyle değilmiş.. çağlar boyunca aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın diyerek gandhi'nin tüm barış çağrılarına boyun eğdim, ipek istedi verdim, sınırlarını aç dedi açtım, ürettiğim en değerli kaynakları cüzi bir miktarda verdim çünkü amacım para değil bilimde gelişmekti. neyse, bu gandhi efendi yıllar hızla geçerken tüm tarihi yapıları arka arkaya yapmaya başladı, kültür seviyesi tavana vurdu. tabii yıllar boyunca halkını aç susuz bırakan, mutluluk seviyesini önemsemeyen, adeta bir köle tüccarı gibi kırbacını sallayıp herkesi oxford üniversitesinin inşaatında çalıştırırken bi de ne göreyim? sürekli politika değiştirdiğim için halkım anarşiyi ilan etti ve hiçbir şey üretmemeye başladı. ateist bir lider olarak gandhi'nin tüm din adamlarının şehrime girmesine ve kendi felsefelerini yaymasına izin verdim, ama halkımı empoze etmemesini söyleyerek. ama o ne yaptı, tüm halkımı taocu yaptı, şehirlerime casuslar gönderdi. ordu üretip kafasına atom bombaları yağdırmak için çok geç olduğunu fark ettiğimde ise benden sömürdüğü tüm kaynaklarla turizmde çığır açmış, kültür seviyesinde tavan yapmış ve kültür zaferini kazanarak beni yenmişti.. sana uzattığım zeytin dalları götüne girsin, verdiğim ipekler haram olsun gandhi.
son yıllardaki seçimlerle hikayeye yön verilen oyunlar arasında bence en güzeli. karakter modellemeleri/seslendirmeleri de ünlü oyunculardır. heroes'daki claire ve mr. robot'daki elliot en bilindikleri. bunun dışında senaryo, soundtrack, atmosfer ve grafikler harika, kesinlikle oynamaya değer.
--- spoiler ---
abartılı bir şaka sonucu hayatını kaybeden 2 kız kardeş ve onlara bu şakayı yapan 7 arkadaş ve 1 adet erkek kardeşin kazadan 1 yıl sonra ailenin sahip olduğu dağ evindeki buluşmasıyla başlayan, her seçimin ciddi anlamda hikayeyi şekillendirdiği, beni baya korkutan, sonunda 7 kişiyi hayatta tutabildiğim oyun. yaptığınız seçimlerle 8'i ölebiliyor da, hayatta kalabiliyor da. iyi yazılmış ve kullanılan klişelerin hiçbirinin rahatsız etmediği korku/gerilim oyunu. detaylara dikkat edilmesi ve bulunan her kağıt parçasının okunması hikayeyi anlamak için şart ama totemler bence çok gereksizdi.
--- spoiler ---
ben atatürk ilke ve inkilaplarından sonra yemin ediyorum disipline girmiş laik bir bey olarak, sen kimsin beni yargılıyorsun? sen kimsin? sana bir tavsiyem, yazık o git türbanlı first lady'ine sahip çık önce. inşall*h all*h seni şeriat ile terbiye etmesin. inşall*h all*h seni, o geride bıraktığın teokrasi ile terbiye etmesin. sen çok alçak bir adamsın, çok alçak. insanlara belden aşağı vuracak kadar. senin akıl hocalarını da biliyorum. senin akıl hocaların, kendi karılarının çektiği zikirlere baksın. hepsini çıkarırım! oğlum ayağınızı denk alacaksınız. herkes ayağını denk alacak! öyle kolay değil bu laik hukuk devletinde ahkam kesicem, beni hükümet.. seni kim koruyor hangi hükümet o, hangi islam hükümeti seni koruyor! kim?? herkesten hesabını sorarım. kimse bana bu konuda konuşamaz. dört dörtlük yaşayan, bu memlekette çalışıp, atatürk gibi çalışıp tc nene hatun gibi yaşamaya çalışan, evladını ailesini en iyi derecede yaşatmaya çalışan, aslan gibi nutuğunu okuyan, rakısını içen. ne yaptınız ulan siz? ne yaptınız! nerde ne yaptın! pis! yediği kapıya pisleyen dindar adam. onu bile bir adamlık sayıyorsun, o bile bir adamlık değil. git şeytan taşla be. yediğim kaba pislemem be ne olursa olsun. git ulan kendini recm et. kendimi recm ettiririm, öyle bir laik beyim biliyor musunuz? seküler çatı altında yemek yediysem, o insanlar ne olursa olsun, beni ilgilendirmez arkadaş. görmedim bilmiyorum derim be!
aklıma yüzüklerin efendisindeki nazgulleri getiren grup. onlar da böyle 9 kişi falandı, sonra sauron bunları köle yaptı, siz kendinize mukayyet olun ama tamam mı?
ölülelere neden şehit deniliyor anlamış değilim, kutsal bir savaşta falan mı öldü bu insanlar?! nedense sizin yüzünüzden ölen herkes şehit oluyor? insanların parçalanmış cesetleri üzerinden kendinizi yüceltmenizden iğreniyorum.
olmayan savaş. zira kürdistan diye bir yer yok. sosyal medyada duyar kasmak yerine siktirip gidip savaşın varsa da.
edit: ya melis bence de halkların kardeşliği hdp kürt hakları falan şöyle uzan da seni bir sikeyim.
olmayan savaş. zira kürdistan diye bir yer yok. sosyal medyada duyar kasmak yerine siktirip gidip savaşın varsa da.
edit: ya melis bence de halkların kardeşliği hdp kürt hakları falan şöyle uzan da seni bir sikeyim.
sevgili tarkan ile olan işbirliğim sonucunda 2 dakika önce yazdığım şarkı.. tüm sevenlere gelsin..
hornet'den yatağına bir yol varsa
bu aşktır elbet
çıplak fotoğrafın yetti bana
kalktı bir kıyamet
aç kapını, ben geldim
giydiğim siyah boxer
zevk suyuyla beslerim seni
poppers yerine koklarım seni
anüsümün tüm duvarları senin
sen inlet, ben sikerim seni
masaüstünde sikerim seni
sikerken uyuturum seni
penisimin tüm damarları senin
ben seni sikerim seni
tut donumdan çek götür beni
hüüüüp diye içine çek döllerimi
sadece aktifsen bu seks olmaz
bunu yaz bir yere
sarılıp yatmazsam sikim girmez götüne
dünya sikimde değil
olmuşum sana pervane.....