ancak bu kadar denk gelir dediğim başlıktır. az önce youtubeden 7 kocalı hürmüz orjinal film müziği ime prezakias çiftetellisi (hallaç rüstem)dinliyordum. 2010 yılında çekilmiş olanı güzeldi. hele ki öner erkan muhteşemdi,yine döktürüyordu.bu kadar mı sempatik olunur?
öner erkanın kendi sesinden
dinlemek isteyenler için:
ediyle büdüyü sayıların kontunu kurabiye canavarını hayranlıkla izlemek, okuldan gelir gelmez siyah önlüğün üstünde atlı karıncayı izlemek,maria huaqinaya kıl olmak sirilloya acımak,okulda matematik derslerinde hayme pahilio taklidi yapmak, tahtadan kılıç yapıp /gölgelerin gücü adına güç ben de artık hiiiiiimen diye bağırmak,akşamları tüm mahalle bir araya gelmek,telden çember ve araba yapmak,anne babadan gizli telefonun sağ köşesindeki kolu çevirip salakça zevk almak,annelerin toplaşıp yaptıkları eriştenin hamurunu aşırmak ve oyuncak formuna sokmaya çalışmak...var da var yani...ve ben de o zamanları yaşabildiği için kendini şanslı hissedenlerdenim
şair ahmet telli nin şiiridir. gidene özlemi anlatır.
http://kisalt.be/qf3486
sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
sımsıcak konuşurdun konuşunca
hâlâ koynumda resmin
dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
hâlâ koynumda resmin
gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
hâlâ koynumda resmin
kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
hâlâ koynumda resmin
ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
şimdi duvarlarda resmin
o sevgiliye ancak şöyle bir şarkı gönderebilirim en fazla
bendeniz-sen kaybettin
yoluma çok aşk çıkar benim daha
bir defa aklıma koyduktan sonra
bana ne sen kendi derdine yan
acaba bulur musun bir ben daha
elime ne fırsatlar geçer daha
günümü gün etmek hiç de zor değil
bana ne sen kendi derdine yan
peşine düşmek benim işim değil
sen kaybettin sen yenildin
zor gülecek zor gözlerin
farketmez bana
şans benden yana
fark etmez bana
git yoluna
sen kaybettin
bana hiç dokunmaz
sen kaybettin
bana bir şey olmaz
sen kaybettin
gidişin ağlatmaz
sen kaybettin
yüreğim sızlamaz
sözü seda akay a ve müziği ozan çolakoğlu na ait olan ve yeşim salkımın dinleyebildiğim iki şarkısından biridir.(diğeri son sigara)
eski ve yırtık ve solgun ve durgun
ama duvarımda bak atamam sevdalı resimleri
ah , zamansız eridik tükendik
neden , böyle apansız kimlere yanildik ve eskidik
son bakışın duruyor gözümde
bir alev gibi deli mavi
son gülüşün duruyor yüzümde
çok sevenlerin deli hali
söz , sana yemin sana söz
kör olayım yalansa
değmedi değmez gözüme
başka renkte iki göz....
beğendiğim tipteki bir erkeğin koltuk altını görmek acayip tahrik eder beni.( nasıl bir zevk olduğunu kendim de anlamamış olmakla beraber seviyorum işte)
yıllara dayanan birlikteliğimiz nihayet bitmiştir kendisiyle. uzunca bir zamandır mücadelesindeydim. çoğu kez geri dönecek oldum kendisine ama önce kendime sonra da sevdiklerime verdiğim söz frenledi beni. sigara uzatıldığında da ''kullanmıyorum'' diye yanıtlamak da bambaşka bir haz sebebiymiş.
olmaması için bir sebep yoktur. bu neden yadırganır anlamıyorum? dikkatinizi çekerim ki;burası lgbt sözlüğüdür ve gaylar kadar biseksüeller de, transseksüeller de,lezbiyenler de bu oluşum içinde yer alabilir. siz isteseniz de istemeseniz de!
1954 yılında ankarada doğan sanatçı, istanbul devlet konservatuarı klasik türk sanat müziği bölümünden mezun oldu. enstrüman ustası olan oğur, ud, tanbur, bağlama, cümbüş ve keman gibi geleneksel çalgıları başarıyla çalmaktadır. doğu anadolunun folk müziği ve aşık veysel gibi ozanların şarkılarıyla büyüyen sanatçı, 1960larda jimi hendrixi dinledi ve bu, yeni bir müzikal deneyimin başlangıcı oldu. perdesiz elektrikli gitarın pasajları üzerinde kayma ve çeyrek tonların çalınmasına olanak tanıdı.
müzik hayatına 1980 yılında çeşitli sanatçılara eşlik ederek başladı ve ilk albümü "fretless"i 1994 yılında almanyada çıkardı.
türkiyenin en özgün müzisyenlerinden birisi olan oğur, içlerinde perdesiz gitarın da bulunduğu birçok gitar ve telli çalgıları kendisi, kendi amaçları doğrultusunda üreten büyük sanatçılardan birisidir. sanatçı, müziğe yalnız türkiyede değil dünya çapında da farklı zevkler ve tınılar getirdi.
anadolu ezgilerindeki hümanizmi, sufice bilgeliği, erdem arayışını yansıtan albümler yapan başarılı sanatçı, türkiye dışında bir çok festivallere katıldı ve bir çok değerli cazcılarla sahneye çıkıp kayıtlar gerçekleştirdi. türk folk müziğinden yola çıkarak bu müziğe büyük katkılar sağladı.
kaynak: kimkimdir.gen.tr en dokunan en acıtan eseri yarim senden ayrılalı dır.
bir de sevgilimi özleyince dinlediğim eser tutam yar elinden
tutam yâr elinden tutam
çıkam dağlara dağlara
olam bir yaralı bülbül
inem bağlara bağlara
ağam hey, paşam hey eyvah eyyy
emrah eder bu günümdür
arşa çıkan tütünümdür
yâra gidecek günümdür
düşem yollara yollara
ağam hey, paşam hey eyvah eyyy
sözüyle dinlemek isteyenlere
güler duman-tutam yar elinden
yazan: çünkü kadınım okunan: çüklü kadınım bayan bir arkadaşın facebookta paylaşılan bir fotografa yapmış olduğu yorum. hemen aklıma psk geliverdi.kendi kendime ''arkadaşın içine psk kaçmış olabilir mi?'' diye sordum o an.
yaz başıydı gittiğinde. bir aşkın ilk günleriydi daha. aşk mıydı,
değil miydi? bunu o günler kim bilebilirdi? "eylülde aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04tü onu bulduğumda.
daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
takvim tutmazlığını
aramızda bir düşman gibi duran
zamanı
daha o gün anlamalıydım
benim sana erken
senin bana geç kaldığını
hep yan gelip yattığı sanılan,3 ay tatili olduğu efsanesine inanılan, üniversite mezunları arasında en düşük maaşı alan, yönetmelikler arasında sıkışıp kalan, yapmakla yükümlü olduğu angarya işlerden fırsat bulursa dersini işleyebilen,sürekli değişen eğitim programlarından dolayı ne yapacağını şaşıran ama yine de yılmayan, 10 ay boyunca yırtınıp çalışan ve 1 harf dahi öğrettiğinde çocuk gibi sevinen ama tüm bu çabası çalışması sadece 10 dakikada teftiş edilip not verilen insanların günü. bir tek 24 kasımda hatırlanmaktadır kendileri.
öğretmenim kutlu olsun günün.
sıkılgan insanın iki cümle sonra muhabbeti kesmek istemesi ama bu isteğine rağmen kibarlıktan olsa gerek bunu dile getiremediği için başvurduğu yoldur.ki kendim öyleyim ne yazık ki
olmaması için bir sebep yoktur. bu neden yadırganır anlamıyorum? dikkatinizi çekerim ki;burası lgbt sözlüğüdür ve gaylar kadar biseksüeller de, transseksüeller de,lezbiyenler de bu oluşum içinde yer alabilir. siz isteseniz de istemeseniz de!