fatgalcga

Durum: 1905 - 0 - 0 - 0 - 05.10.2016 22:59

Puan: 27566 - Sözlük Kaşarı

13 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

dağlar dağlar.
  • /
  • 96

diyet

kısa ve net, ''diet is die with a t ''.

ülker probis

eskiden çokoprensi çok zorda kalmadıkça yemeyen biri olarak her gördüğüm yerde evladımmışcasına yapıştığım, sadece benim bildiğimi sandığım küçüklüğüm gizli sırrıydı. sonra birkaç insana bahsedince aslında birçok insanın probis'ten haberi olduğu ve gayet sevdiklerini görünce böyle içimi mutluluk kaplayandır.

terkos pasajı

özellikle de son 4-5 sene içinde, ''ben alışverişi terkos'tan yapmaya bayılıyoraaam''cı sözde fashionista kezbanlarımızın da merkezi olmuştur, üzmüştür.

ayı sözlük yazarlarının kezbanlıkları

düşünüyorum düşünüyorum ama gerçekten aklıma gelmiyor, sonra biraz daha zorlayınca aklıma itiraf tadında bir anı geldi:

şimdi geçen yaz 5 gün amsterdam'daydım, dedim yalnızım zaman bol dedim kendimi ve buradaki gay kültürünü keşfedeyim biraz. sonra hemen red light'a girerken dirty dicks adından cezbeden bir gay bara girdim, böyle fantazilerim olmamasına rağmen leather bar duvarda fetiş öğeler falan, dark roomlar dürüst olayım nedense çok da rahatsız etmedi. oturduö içkimi içtim, barmenle konuştum hatta artık barmen herkese mi samimi yoksa biraz fazla yakın mıydı böyle bir kıpırtılar bile oldu. hatta diğer gün barmene yürüyecektim de kendisi gelmedi. neyse, haftabaşı ve gece hiçbir şey yapacak olmamasından ikinci gece de gittim. iki tane ingiliz arkadaşla tanıştım. ingilizleri çok severim hele o aksan...hani hoş olsalar anında tavdım,. ama bendeki her bahtsızlık gibi kendileri endonezya mı ne kökenli böyle pek tipim arkadaşlar değildi, sohbet muhabbet zaman geçirdik. bi de ben bunları best friend sanarken çift çıktılar ama biri böyle sürekli bana çekingen çekincen sorular sormakta, hafiten bi izin versem flörtlere başlamalarda.

neyse sonra ben de hiçbir zaman sarhoş olabilen biri olmadığım için o gece biraz, hatta etki etmediği için baya tüttürdüm falan. sonra barda böyle daha ilk içkimin yarısında, her sey ufaktan dalgalanmaya başladı. neyse yine biz ingilizlerle sohbet muhabbet. o arada bir fransız amca bunlara sarkmakta, artık nasıl bir threesome fantazisi varsa. neyse adamı türk olduğuma inandıramadım adam sürekli bana saraşmakta ama böyle bi okşamalar da var. bilmemne hadi sigaraya çıkalım muhabbeti. ben böyle oh yeaah totally falan böyle cool cool tütttürmeler.

uzun lafın kısası, sigara içmez hatta nefret eden biri olarak,hem de kötü bir zamanımda hiçkimseyi tanımadığım bir yerde istediğim gibi davranmadın da verdiği rahatlıkla, biraz da yanımdakilerin zaten belli ilgisini çekmişim daha da elde etmek istedikleri ama paslamayan ''kötü çocuk'' gözükmek için o gece hiç umursamadan yarım paket sigara içtim.o sigara odasının dili olsa da konuşssa.

hayattan ve her şeyden soğutan şeyler

olabildiğince herkesle iyi geçinip,sözümona herkesin yakın arkadaşı olup aslında kimsenın arkadaşı olmamanız. daha kötüsü karaktersiz, psikopat insanların bile yanlarında inanması güç(!) kendilerini seven birileri varken iyi bir insan olarak şu hayatta bi şeyleri paylaşabileceğiniz bir insan olmaması yanınızda.

en yakın arkadaşın babasını kesmek

kendisine bakan, azıcık da genç gösteren ve hele de bekarsa kendisi tam bir dilf'tir.

bisiklet taytı

içerisinde iyi gözükmeyi başarabilen tek insan tipi ya fitnesçı kaslı ama şişkin durmayan fit arkadaşlar ya da tam tersi 20 kilo çırpı bacaklı oğlanlar.

modern family'e de konu olmuştur : 3f17b

ebola virüsü

birkaç gün önce bu hayattan çok bıktım artık zombie apocalypse mi olur bi şey olur okula gitmeyeyim diye tribe girmiştim, üzerine bu gündeme geldi. dedim allahım sonumuz yoksa bir walking dead mi bir resident evil mi hemen askıdaki deri ceketime gözüm ilişti. bi ufaktan ya gerçekten ebola çıkarsa, yayılırsa diye bi ihtimal düşünmediğim değil zira sars'ta bu şekilde kısa bir sürede kendini fark ettirmeden yayılarak etkili oldu.

nijeryalı kadının sıtma olduğunu ortaya çıkınca bütün komplo teorilerine güle güle dedim.

fuck you

1. lily allen'ın o güzel sesisiyle kibar kibar lafı geçirdiği, fuck you ibaresinin dilinize dolandığı en güzel intikam şarkılarından biri. şarkının içindeki ''so you say it's not okay to be gay, well i think you're just evil'' kısmı da ayrı bir güzeldir.

look inside, look inside your tiny mind
then look a bit harder
'cause we're so uninspired, so sick and tired
of all the hatred you harbor

so you say it's not okay to be gay
well, i think you're just evil
you're just some racist who can't tie my laces
your point of view is medieval

fuck you, fuck you very, very much
'cause we hate what you do
and we hate your whole crew
so please don't stay in touch

fuck you, fuck you very, very much
'cause your words don't translate
and it's getting quite late
so please don't stay in touch

do you get, do you get a little kick
out of being small minded?
you want to be like your father
it's approval you're after
well, that's not how you find it

do you, do you really enjoy
living a life that's so hateful?
'cause there's a hole where your soul should be
you're losing control a bit
and it's really distasteful

fuck you, fuck you very, very much
'cause we hate what you do
and we hate your whole crew
so please don't stay in touch

fuck you, fuck you very, very much
'cause your words don't translate
and it's getting quite late
so please don't stay in touch

fuck you, fuck you, fuck you
fuck you, fuck you, fuck you
fuck you

you say you think we need to go to war
well, you're already in one
'cause it's people like you that need to get slew
no one wants your opinion

fuck you, fuck you very, very much
'cause we hate what you do
and we hate your whole crew
so please don't stay in touch

fuck you, fuck you very, very much
'cause your words don't translate
and it's getting quite late
so please don't stay in touch

fuck you, fuck you, fuck you
fuck you, fuck you, fuck you

klipteki insanları telefon ekranında zoomlarmışcasına orasıyla burasıyla oynayıp, sonra da parmağıyla fırlatmasıyla eğlenceli bir klibi vardır :



2. eğlenceli klibi ve cee-lo'nun enfes sesi ile en güzel parçalarından biri. hele de sözleri ağzınıza dolanınca, o melodisine kendinizi kaptırmamanız elden değil.

i see you drivin' 'round town with the girl i love
and i'm like, "fuck you!"
i guess the change in my pocket wasn't enough
i'm like, "fuck you and fuck her, too!"

said if i was richer, i'd still be with you
hah, now ain't that some shit?
(ain't that some shit?)
and although there's pain in my chest, i still wish you the best
with a fuck you

now look here, i'm sorry i can't afford a ferrari
but that don't mean i can't get you there
i guess she's an xbox and i'm more atari
but the way you play your game ain't fair

i pity the fool that falls in love with you
oops, she's a gold digger, just thought you should know, nigga
well, i've got some news for you
yeah, go on and run tell your little boyfriend

i see you drivin' 'round town with the girl i love
and i'm like, "fuck you!"
i guess the change in my pocket wasn't enough
i'm like, "fuck you and fuck her, too!"

said if i was richer, i'd still be with you
hah, now ain't that some shit?
(ain't that some shit?)
and although there's pain in my chest, i still wish you the best
with a fuck you

now i know that i had to borrow
beg and steal and lie and cheat
tryin' to keep ya, tryin' to please ya
'cause bein' in love with your ass ain't cheap, no

i pity the fool that falls in love with you
oops, she's a gold digger, just thought you should know, nigga
well, i've got some news for you
ooh, i really hate your ass right now

i see you drivin' 'round town with the girl i love
and i'm like, "fuck you!"
i guess the change in my pocket wasn't enough
i'm like, "fuck you and fuck her, too!"

said if i was richer, i'd still be with you
hah, now ain't that some shit?
(ain't that some shit?)
and although there's pain in my chest, i still wish you the best
with a fuck you

now baby, baby, baby
why you wanna, wanna hurt me so bad?
(so bad, so bad, so bad)
i tried to tell my mama
but she told me, "this is one for your dad"
(your dad, your dad, your dad)
(yes, she did)

and i was like, uh
why?
why?
why, laby?

i love you
i still love you, oh

i see you drivin' 'round town with the girl i love
fuck you!
i guess the change in my pocket wasn't enough
i'm like, "fuck you and fuck her, too!"

said if i was richer i'd still be with you
hah, now ain't that some shit?
(ain't that some shit?)
and although there's pain in my chest, i still wish you the best
with a fuck you



bir de az daha usturuplu gwyneth paltrow coverı bulunmakta :

b boy baby

sugababes'in mutya buena'sı ile amy winehouse'un düetini içeren, slow gibi ama slow olmayan enfes parçadır kendileri.

b boy
be my baby
(won't you be my baby)
my one and only baby
(be my baby now)
b boy
be my baby
(be my baby now)
my one and only baby
(oo oo oo ooh)

b boy
be my baby
(won't you be my baby)
my one and only baby
(be my baby now)
b boy
be my baby
(be my baby now)
my one and only baby
(oo oo oo ooh)

it was winter time
you know what they say
did you think about us
did you miss your baby
i'm gonna catch the train
cos' i'm heading your way
you're my number 1
that's all a new born son
won't you be my king
(won't you be my king)

cos' i know you care
did a dance for you
and when i'm done
i'm gonna do it again
and when it's over
i'm gonna pull you closer
keep your nike's on
you know how we do
there's nothing he won't try
we like two stars in th sky

you are my rainy day's sunshine
it's plain to see
my heat in the cold of winter
just so right for me
so won't you please

b boy
be my baby
(won't you be my baby)
my one and only baby
(be my baby now)
b boy
be my baby
(be my baby now)
my one and only baby
(oo oo oo ooh)

there are two in the air
if you feel like me
someone who cares for so freaky
in demand by all the ladies
it's not for sale
it's being home delivered to me
so hang up all your trying cards please
(he's my baby)

lovesick cos' thats what i get
i hear his voice then things get wet
know's what i want
and then he'll fetch
he's my boo
and i'm his little pet, his little pet
you never know what he'll do next
he's my baby

my rainy day's bright sunshine
live in fantasy
my heat in the cold of winter
just so right for me
so won't you please

b boy
be my baby
(won't you be my baby)
my one and only baby
(be my baby now)
b boy
be my baby
(be my baby now)
my one and only baby
(oo oo oo ooh)

b boy
be my baby
(won't you be my baby)
my one and only baby
(be my baby now)
b boy
be my baby
(be my baby now)
my one and only baby
(oo oo oo ooh)

http://www.dailymotion.com/video/xk3gv1_...

do you wanna touch me

aslen gary glitter'a ait olan, joan jett & the blackhearts coverı ile daha çok bilinen, hafiften slutty ama tam gaz veren parçası.

we've been here too long
tryin' to get along
pretendin' that you're oh so shy
i'm a natural ma'am
doin' all i can
my temperature is runnin' high

cry at night
no one in sight
an' we got so much to share
talking's fine
if you got the time
but i ain't got the time to spare
yeah

do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch me there, where
do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch me there, where
there, yeah

yeah, oh yeah, oh yeah

every girl an' boy
needs a little joy
all you do is sit an' stare
beggin' on my knees
baby, won't you please
run your fingers through my hair

my, my, my
whiskey and rye
don't it make you feel so fine
right or wrong
don't it turn you on
can't you see we're wastin' time, yeah

do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch me there, where
do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch (yeah)
do you wanna touch me there, where
there, yeah


gary glitter :


joan jett :


en beğendiğim, performansıyla göz dolduran, üstünüzdekileri yırtıp atma isteği uyandıran gwyneth paltrow versiyonu :

we are

spiderman 2'nun soundtracklerinden, ana johnsson adlı bir rockçı hanım kızımızın seslendirdiği baya başarılı parça.

see the devil on the doorstep now (my oh my)
telling everybody oh just how to live their lives
sliding down the information highway
buying in just like a bunch of fools
time is ticking and we can't go back (my oh my)

what about the world today
what about the place that we call home
we’ve never been so many
and we've never been so alone

[chorus]
you keep watching from your picket fence
you keep talking but it makes no sense
you say we're not responsible
but we are, we are
you wash your hands and come out clean
fail to recognise the enemies within
sponsored links
you say we're not responsible
but we are, we are, we are, we are

one step forward making two steps back (my oh my)
riding piggy on the bad boys back for life
lining up for the grand illusion
no answers for no questions asked
lining up for the execution
without knowing why

[chorus]
you keep watching from your picket fence
you keep talking but it makes no sense
you say we're not responsible
but we are, we are
you wash your hands and come out clean
fail to recognise the enemies within
you say we're not responsible
but we are, we are, we are, we are

it’s all about power then
by taking control
breaking the will
raping the soul
they suck us dry till there’s nothing left
my oh my, my oh my

what about the world today
what about the place that we call home
we' ve never been so many
and we've never been so alone....

so alone

[chorus]
you keep watching from your picket fence
you keep talking but it makes no sense
you say we're not responsible
but we are, we are
you wash your hands and come out clean
fail to recognise the enemies within
you say we're not responsible
but we are, we are, we are, we are

it’s all about power then (we are)
by taking control (we are)
breaking the will (we are, we are)
breathing the soul (we are)
they suck us dry till there’s nothing left (we are, we are)
my oh my, my oh my

we are
we are (its all )
we are
we are, we are (take control)
we are
we are
it’s all about power
by taking control.

doğaya engel olamamak

son yıllarda kısalan ve zamanı kayan kışlar, uzun ve aşırı sıcak süren yazlar sonucu sonumuzun the day after tomorrow gibi olacağına inanıyorum. zamanında ne biz, ne de bizden öncekiler çevre kirliliğine, küresel ısınma gibi herkesin kulak dolgunluğu olan ama eh dediği şeyler sonucunda doğa ana yükselişe geçip ebemizi ağlatacaktır.

öyle kendini ağaçlara bağlayan çiçek çocuk hippielerden değilim ama hakikaten terörle, xle yle savaşıp bir kazanma ihtimalimiz de olsa, doğaya karşı savunmasızız. bu konudaki en güzel filmlerden şu an aklıma gelen biri de 2008 yapımı the happening.

ghost whisperer

jennifer love hewitt balkon göğüslerine rağmen 5 sezon boyunca türlü türlü başarılı kombinlerle karşımıza çıkmış, kendisine hayran bırakmıştır. öyle ki her bölüm yayınlandıktan sonra kanalın telefonları kitleniyor, jennifer kızımızın giydiği elbise anında satılıyormuş.

başka bir fun fact ise, melinda'nın antika dükkanının manalı ismi : same as it never was.

sadece mutfak önlüğü ile yemek yapan ayı

kendisi hafiften fit vücutlu, dağınık saçlı, elinde tavası size pancake yaparken bir de ''sen haya uyanamadın mı ya'' gibi bir söylemde bulunuyorsa tadından yenmeyecek olandır. misal şu arkadaş : http://theinfomaniac.blogspot.com.tr/201... kendisi için salatadan nefret eden birisi olarak çiğ tavuk bile yiyebilirim.

böyle hayallerde olması ne acı

seni seviyorum

insanların söylemekte neden bu kadar debelendiği, ağzında gevelediğini bir türlü anlayamadığımdır. bir insanı seviyorsanız, seviyorsunuz bu aslında bu kadar basit bir şey. onun yanındayken mutlu oluyor/huzurlu hissedip, bir şeylerin yerli yerine oturduğunu, hele de sevildiğinizi hissediyorsanız daha ne bekliyorsunuz!

oğluna bir erkekle bile olsa evleneceksin diye baskı yapan anne

açılsam herhalde sancılı kabullenme sürecinden sonra olacak benim mükemmeliyetçi annemdir. yıllarca düğün düğün gezdi, ne masalar ne çiçekler gördü, hele neler takıldı. hele de böyle renkli bir ırka mensup olunca torun hayalleri de iyice bulunmakta falan. hayırsız entel abim tahminen sarkık memeli hippie bir kızla abuk subuk bi yerde gizlice evleneceğinden ailenin iyi tohumu olan bana kalıyor bütün hayaller- ben önden hazırlıyorum asla olmayacak diye ama anlatamıyoruz ki.

saçına oksijen suyu süren erkek

hayır ya. zaten son 1 yılda yanları kısa, üstten kabarık saçlı, memeler açık atletlerle gezen heterolar kendilerini birer moda ikonu sanıp kasım kasım gezinirken, radarımın ve göz zevkimin içine etti, bir de bu çıktı başımıza... böyle errrkek erkek takılan abilerin kuaför tavsiyesiyle çok belli olmayacak ''ışıltı'' şeklinde kaküllere attırması, devamında mevcut ortamda eller saçlara götürülerek kızlardan ''yaaa güneşte saçların parlıyoo çok tatlıaaa'' tepkisine sebebiyet verendir.

yakında beraber maniküre-pediküre de gidecek bu abiler ama sokakta iki tane erkeği azıcık samimi görse, bize gelmez olmaz böyle şeyler ters. oldu o zaman...

seri artı oy veren melek

bir-iki hafta önce gecenin bi yarısı da bana uğradı sanırsam fairy godmother havasında sanırsam, 10 tane ile dedim noluyoruz. teşekkürler

sözlüğün yemek yapabilen yazarları

yemek konusunda fena değilimdir ama esas pasta-kurabiye bağlamında... 6 yıl önce yaptığım chocolate chip cookie hala konuşuluyor, tadı damaklarda.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1905

ayı sözlük itiraf

bıktım. 4 yıldır bitmek bilmeyen okuldan, adaletin olmadıgı ülkede bi şeyler yapmaya çalışmaktan, romantik ve arkadaşlık bazında yalnız olmaktan, insanların hep 2. tercihi olmaktan bıktım. annemin mükemmeliyetciliginden ötürü hicbir zaman en iyi olamamaktan, surekli başarısız surekli kilolu surekli insanların arkasından konuştuğu insan olmaktan bıktım. her ne kadar önemli olan önem verdigin insanların ne dediğise de ilkokul 1den beri insanların fısır fısır konuşmasından bıktım. insanların ağzı torba degil ki buzesin ama yıllardır olabildiğince kendim olup da doğru durust bir yeteneğim vs olmamasından bıktım.

kısacası, özellikle de bitmek bilmeyen bu cehennem final haftasında, bir kez daha her seyi herkesi "neden?" diye sorguluyorum. bu da boş bir zaman kaybından başka bir sey degil

kalıplaşmış yalanlar

(fikrim sorulduğunda) ya çok güzel, zaten senin beğenmen önemli, sen beğendiysen sorun yok

chris hemsworth

sokak ortasında esneme-gerilme yaparken görülmüş kendisi. hayatımda böyle güzel bir esneme hareketi görmedim, pilates lastiğin ebru şallı'n olayım chris!!!

the americans

başrollerde yılların felicitysi keri russell ve matthew rhys'in rol aldığı, 2013 yılından beri yayınlanmakta olan suç/polisiye-drama dizisi.

konusu ise şöyle: 80lerin başlarında washington'da yaşayan, ilk bakışta sıradan bir "amerikan" ailesi olarak gözüken jenningsler aslında hiç de o kadar sıradan değillerdir. elizabeth (russell) ve philip (rhys) aslen sscb'ye istihbarat sağlamak amacıyla erken yaşlarda bir amerikan gibi eğitilmiş ve 22 yaşında amerika'ya gelerek "araya karışmaları" emredilen kgb ajanlarıdır. bu doğrultuda elizabeth ve philip, sahibi oldukları paravan seyahat acenteleri ile sıradan insanlar gibi gözükürken yeri gelince türlü türlü kılıklara girerek amerika'ya karşı bilgi toplarlar her bölümde. öyle ki philip taktığı peruğuyla fbi sekreterinden bilgi alacağım diye kadınla yatmaktan, hatta evlenmeye kadar gider... bir de çiftimizin birbirinden gereksiz iki çocuğu bulunmakta, hele de kızları sümsük paige tam evlerden ırak da...neyse daha fazla spoiler vermeyelim.

soğuk savaş dönemleri sevenlerin epey beğeneceği, keri russell'ın her bölümde güzellikten öldüğü ve dahası, her bölümde 80lerin enfes müziklerini de barındıran 8.3 imdb puanına ait bir dizi, izlenesi izlettirilesi.

trailer -

kanada

ilk başta master için gitmeyi düşünürken daha istanbul'da 1 derecede dünyanın kaç bucak olduğunu gördükten sonra değil içlik vs, kafaya ugg geçirsem bile hayatıma devam edemeyeceğimi tahmin ettiğim soğuklar ülkesi, adeta frozen - let it go. oysa ne güzel gölleri, ormanları, beyleri falan vardı...

aileye açılmak

twitter'da rastladığım 4 fotoğraflık bir öyküyü, ve siz sevgili sözlükçüler için olduğunca çevirdim. sanırım esasen bir tumblr postu, epey de gülümsetti beni.

bir anne, ev arkadaşıyla beraber yaşayan oğlunun evine yemeğe gider. yemek sırasında, anne oğlunun ev arkadaşının ne kadar yakışıklı olduğunu fark etmiştir. oğlunun cinsel yönelimi hakkında şüpheli olan anne, iyi bir anne olarak doğru zaman gelince oğlunun kendisine açıklayacağını düşündüğünü için sesini çıkartmaz. ancak bu durum kendisini daha da meraklandırır. yemeğin devamında anne, oğlu ve ev arkadaşı arasındaki iletişimi, bakışmalarını izlerken dahası olup-olmadığını düşündü. annesinin bakışlarını hisseden oğlu ''aklından geçenleri biliyorum anne ve içini ferah tut, biz sadece ev arkadaşıyız ve dahası yok.'' der. bir hafta sonra, ev arkadaşı diğerine ''anne buraya geldiğinden beri gümüş servis tabağı/tepsi kayboldu, sence o almış olabilir mi?'' der. bunun üzerine oğul ''onun almadığına eminim ama yine de bi sorayım'' der ve mail atar annesine:

''merhaba anne,

sen aldın demiyorum, sen almadın da diyemiyorum ama durum o ki sen bizim eve yemeğe geldiğinden beri gümüş tepsi kayıp.

sevgiler -oğlun. ''

birkaç gün sonra oğul, annesinden yanıt alır:

''sevgili oğlum,

ev arkadaşınla yatıyorsun demiyorum ama ev arkadaşınla yatmıyorsun da demiyorum. seni sevdiğimi biliyorsun ve durum ne olursa olsun ki seni daha az önemsemem ama eğer ev arkadaşın yatağında yatıyor olsaydı gümüş tepsiyi yastığının altında bulurdu.

ikiniz ne zaman bana yemeğe geliyorsunuz?

sevgiler, annen.''

16 eylül 2014 lady gaga istanbul konseri

güzeldi. muazzam değil ama mükemmeldi. bunun en büyük sebebi de konsere gelen kitlenin hakikaten alakasızlığıydı.

gaga'nın o kusursuz sesi, performansı, içtenliği ve bitmek bilmeyen enerjisi ile şov harikaydı; öyle ki set list'in dışına çıkıp you & i söyleyerek mest etti. bir an olsun eğlenip-eğlenmekten durmadı, durdurmadı. sahaiçindeydim, gitmeden önce diyordum ki ''herhalde tıklım tıkış, herkesin tek vücut olduğu bi şey olur'' ama öyle olmadı, çılgınlar gibi dans ettim. hele de bad romance'e sıra gelince kendimi kaybettim. en öndeki aşırı little monster arkadaşlar dışında öyle her şarkıya eşlik edilmediğini duyunca açıkcası benim bile moralim bozuldu, anca paparazzi, alejandro ve bad romance'te biraz tüm kalabalık da eşlik etti. bad romance zaten başlı başına efsaneydi (harajuku olaylarından hoşlanmasam bile), resmen 6 yıl beklediğime değdi diyebilirim.

sadece müzik değil, her ne kadar bir pazarlama stratejisi de olsa gaga gerçekten bir kez daha neden bu kadar benimsendiğini gösterdi. o iran'lı hayranını sahneye çıkartıp hepimizi kıskançlıktan çatlatırken ona sarılması, born this way söylemeleri... hangi şarkıda hatırlamıyorum ama o yaptığı ''farklı olmaktan korkmayın!'' konuşması ve ''bu gece buradaki gaylerin ellerini kaldırmalarını istiyorum, bu dünyada farklı olmak zordur ve ne olursa olsun tanrı sizi seviyor'' diyerek gönlümü bir kez daha fethetti. hani gerçekten, belki çok banal gelicek ama o an orada hissettiğim o kabul edilme, o huzur hissini, o samimiyeti anlatamam."tonight we celebrate acceptance, tolerance, and love" diyerek pride bayrağını daha da yükseğe kaldırmasını söyledi.

ölmeden önce yapılması gerekenler listesinden bir tanesini daha sildik, bir dahakine en önden bilet alıp gaga'yla karşılıklı dans etmek daha harika olur!

hornet kezbanlarından inciler

''ben vodafone gibi anı yaşatmayı, turkcell gibi hayata bağlatmayı ve avea gibi ohhh be dedirtmesini bilirim...''

doğru insanı beklemek

ilk başta bekleyenlerdendim, daha doğrusu ikinci sınıf bir romantik komedi tadında onun ''gelip'' beni bulmasını falan bekliyordum. ne bileyim insan az-çok hak ettiğini düşünüyor, kimler kimleri buluyor yani. baktım kimsenin geldiği yok, moralman tam gaz düşüşteyim ufak ufak, kendimce atılımlar yaptım ama değil erkeklere, insanlığa olan inancım sıfırın altına düştü. zaten ölsem ilk adımı atacak ya da birilerine yürüyecek biri değilim, kısa sürede doğru dürüst bir şey yaşamadan ilişkilerden falan her şeyden soğudum. hayır zaten insanlar nereden, nasıl tanışıyor da böyle aşık oluyor falan onu da bilmiyorum, ıskarta mı oldum acaba diye düşünmüyor değilim ara sıra.

hayaller :
vs gerçekler:


özetle -

çocukken hayal edilen tanrı şekli

sözlükteki hdp düşmanlığı

birazdan söyleyeceklerim için tahminen (yine) aforoz edileceğim ama çok "renkli" bir sözlük olmamız sebebiyle, konu hakkındaki fikrimi söyleme ihtiyacı duydum buradaki birçok birey gibi.

öncelikle, haftalardır troll diye eleştirdiğiniz yazarlar gibi karşıt demeyeyim ama aynı paydada olmayınca hemen bir şeyin "düşmanlık" diye adlandırılmasını ne bileyim, doğru bulmuyorum. birini kendinize düşman ilan etmeniz için gerçekten bir şeylere kast etmesi ve karşılıklı bir süregelen çekişme, baskı olması gerektiği kanaatindeyim. öyle ki, sözlükteki birçok birey de gayet hdp'yi destekliyor-ki bunda negatif bir şey görmüyorum çünkü herkesin istediği şekilde hareket etme hakkı var, ben kimim ki diğerlerini düzeltme ihtiyacına gireyim daha doğrusu, düzeltme doğru bir kelime değil ama diğerlerine kendi düşüncemi kabul ettirmeye çalışayım? nasıl güzellik göreceli bir kavramsa, iyi-kötü de belirli sınırları olsa da kendi içerisinde yine göreceli bir kavram benim gözümde. sonuçta (sözümona) burası özgür bir ülke, keza bu platform da.

siyasetten hoşlanan birisi değilim çünkü benim için başa kim çıkarsa çıksın aynı güç savaşından, açlık oyunlarından başka bir şey değil. evet, şu anki 12 yıldır süregelen durum gerçekten iyi değil ama keza bundan önce de(çok önce de) öyle belirli bir refah seviyesine ulaşmış bir ülke değildik. neyse, hayatım boyunca ırkçı bir insan olmadım keza kendimi de böyle görmüyorum çünkü ırk, aynı insanın ailesini seçememesi gibi kan yoluyla atanan bir bağdır. bununla ne kadar ilgili olacağınız sizin elinizde (kültürünüzü bilmek vs) olan bir şey. benim nezlimde insan ne olursa olsun insan olsun, karakteri düzgün olsundur.

sırf desteklemediğim için sanılanın aksine hdp'den nefret etmiyorum, ama hoşlandığımı da söyleyemem; bu konuda nötrüm. saygı duyuyorum ama benim değer yargılarıma veyahut doğrularıma oturmuyor, keza diğer hiçbir parti de böyle. böyle düşünmemin de birkaç sebebi var. ilk olarak, ırkın bir insanı saf bir şekilde tanımlayabilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. (bilgim dahilinde) eğer osmanlı torunu değilseniz ya da türkmenistan kökenli değilseniz, teknik olarak kimse türk değil. aynı amerika'da italyanı, ispanyolu birçok farklılığın bulunması gibi ülkemizde de kürt,çerkes,macır,boşnak birçok koldan insan var. büyüdüğünüz ülkenin çerçevesinde, türk milletine mensup oluyorsun, ırkına değil-keza amerika'da doğup büyüyen anne-babası türk olan bir türk amerikan olarak adlandırılır mı? bence adlandırılamaz. insanların bu ırkçılık yüzünden dünya'nın her yerinde ne acılar çektiği aşikar, keza ülkemizde de öyle. bunu anlıyorum. benim bu konuda anlamadığım ve anlatamadığım, bir ülke içerisinde, özellikle de ırk ayrımı ile bir ayrıma gidilmesi. birçok devlet, çok uluslu yani a,b,c birçok ırktan insanı barındırıyor. böyle bir oluşumda, herkes kendi kültürü çerçevesinde bir şeyler gerçekleştirmek isterse, o zaman her şeyin çok farklı yönlere gidebileceğini düşünüyorum.

çerkesim, bu kültürle hayli içli dışlı, bilimciyle büyüdüm. benim de annemler yeri gelir evde çerkesce konuşur, paylaşımlar yapılır. benim yaptığım çıkarımla, o zaman haydi çerkes'i de laz'ı da macır'ı da hepimiz bir kendi içimizde içselleşmeye gidelim. türkiye gibi "medeniyetler beşiği" diye anılan ülkede bu kadar farklı insanın olması çok normal bir şey. insanların haklı olarak hakkını arama ihtiyacını anlıyorum ama o zaman iş bir süre sonra yine, daha da beter bir bölünmeye yol açacağı kanaatindeyim. o zaman biz de hakkımızı talep edelim, x'de etsin y'de böyle gider.

yazdıklarım da aksi anlaşabilecek olsa da, gerçekten kendimi turancı, milliyetçi biri olarak görmüyorum. sadece dediğim gibi, türkiye gibi her devlet altında birçok farklı milleti barındırıyor ve bence bu devletin bir kurum olması gereğinden olağan bi yapı.

ikinci olarak, sırf kürt/gay ya da herhangi bir azıklıktasın diye ille de "hdp benim partim hörörörö" dümdüz gitmeni anlamlandıramıyorum. evet, diğer partiler de baktın mı hiçbiri ne benim ne senin tamamen düşüncelerini, ideallerini karşılamıyordur ama zaten işte olay burada ortaya çıkıyor, kendini bir şeye ait hissetme zorunluluğu. evet, vatandaş olarak senin mecliste, ülke yönetiminde söz sahibi olman en doğal hakkın ve kendine-en yakın diyelim-partiyi destekleyerek bunu onlar üzerinden yapıyorsun diyelim, ama gerçekte o adam seni ne kadar temsil ediyor? toplumun geneliyle birlikte senin iraden, senin ideallerin orada ne denli hayata geçiyor? bu zamana kadar hiçbir milletvekilinin toplumun birebir aynası olduğunu göremedim (hatalıysam seve seve öğrenmeye açığım). eğer hdp öncelikli olarak lgbtileri savunsa, gerçekten sözlükteki bu denli yoğunluğu anlayabilir, bizzat destekler ve önlerinde şapkamı çıkartabilirdim ki ancak "halkların, azınlıkların" hakkını savunma adı altında biz yine ikinci, hatta üçüncü plandayız. değil hdp hiçbir parti bence en az önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde(ki kimse bu kadar beklememeli) seni sevdiğin adamla evlendirebilecek, seni anayasada ve hukukta, gerçek hayatta herkesle aynı seviyeye koyacak, öyle erkek arkadaşınla beyaz çitli ev ve 3 çocuk gibi toz pembe hayallerini gerçek kılmayacak. sözde özgürlükler ülkesi amerika'da bile böyle bir kabullenme ortamı yok, avrupa'nın da biraz daha iyi olduğu söylenebilir. o yüzden "hdp'ye oy vermeyen eşcinsel" dışlaması, kötülemesini doğru bulamıyorum.

üçüncü olarak, bunların hepsi bir yana, bir bebek katilini öncü edinen bir oluşumu ben kabul edemem, hayatım boyunca da edebileceğimi sanmıyorum. her ne kadar hakkında çıkan şeylere rağmen demirtaş'ın birçok söylemini, politikacılığını bir yere kadar doğru, beğenilir bulsam da "apo'nun heykelini dikeceğiz"den sonra bende film koptu. evet, barajı geçmelerini, iktidara karşı olmalarını gerçekten takdir ediyorum ama özgürlük kisvesi altında köyleri tarayan, nicelerini katleden, terör örgütünün başıyla ilişik olan bir yapılanmayı ben kabul edemiyorum ne yazık ki. eğer öcalan ile bu bağ olmasa, barış sağlanması yolunda etkisi azalan pkk'ya rağmen hdp'yi gerçekten anlayabilir ve kabul edebilirdim bir yere kadar sözlük. ama edemiyorum. aklıma çocukken o dönen haberler, üst üste kadın cesetleri, kucağında bebeğiyle anne ve duvarda apo, pkk yazıları geliyor. diyeceksiniz ki, kürtler'in canı yanmadı mı? yandı, hem de allah bilir nasıl , hele de şu son birkaç senede, ama cana karşı can alarak özgürlük kazanılmaz, adalet sağlanmaz benim düşüncem. doğru demek bana düşmeyebilir ama en azından makul değil bu olanlar.evet geçmiş geçmişte kaldı, önemli olan geleceğin neler getireceğidir ama benim gözümde geleceği şekillendiren de geçmişteki etkilerin tepkisidir.

eğer bıkmayıp, sonuna kadar okuduysanız ve kendimce bakış açımı bir nebze de olsa anlatabildiysem; düşünceniz ne olursa olsun yine de teşekkürler.

breaking bad

hemen hemen birçok yabancı diziyi izlediğim halde bir turlu isinamadigim ve herkesin bu kadar bayılmasının da biraz abartı olduğunu düşündüğüm dizi...

geçmişe dair silmeye kıyamadığınız fotoğraflar

arkadaşlık anlamında, biriyle gerçekten bitmişse hiç tereddüt etmeden sildiğim, benim için önemsiz olan bir konudur, çünkü o resim artık geçmişte kalmıştır ve her bakışta o zamanları hatırlayıp iç çekmek-hatırlamak bana geçmişe takılmak gibi geliyor. hele de o kişi bu durumda suçlu olan ise.

eğer resimde çok iyi çıktığımı düşünüyorsam resmin kendim olan bölümünü kesip ayırma bencilliğini de yapmışlığım vardır...

tinder

yaşadığım onca başarısız date sonrası geçen sene bu zamanlar son çare ''bi de burayı deneyeyim'' derken pek de bir şey yaşamayıp; son 3 ayda beni allak bullak eden arkadaşla tanıştığım mecra olmasından da yeri bende ayrı. canımsın tinder. her açtığımda '' it's going down, i'm yelling tindeeeeeer'' diye bağırasım geliyor bir ke$ha'ymışcasına. kendimi ne zannediyorsam.

bu arada algoritmasında mı neyindeyse bi sorun olduğunu düşünüyorum zira %100 masc, saglamtip, gaybro bir errrkek olmama rağmen karşıma bazen kadınlar, hetero hetero abiler falan çıkıyor bir kendimi sorgulamama neden oluyor. gereğinin yapılmasını rica ediyorum yetkililerden.

ayı sözlük yazarlarının ucuz zevkleri

söylemeye çok utanıyorum, taylor swift.
Henüz takip ettiği biri yok.