Canlı Yayınlar
Canlı Yayına Git

loranahmes2

Durum: 900 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2013 01:01

Puan: 9188 - Sözlük Kezbanı

Live Seviyesi: Yayıncı

15 yıl önce kayıt oldu.
3.Nesil Yazar.

ve düşünürüm: belki hiç yaşamadım, ne öğrendin, ne sevdin, ne de inandın... belki de kuyruklu yalanlar mutlu etti bazı bazı... kahrolsun bağzı şeyler!!
  • /
  • 45

yokuş bir mahallede çocuk olmak

yokuş bir mahallede çocuk olup aynı mahallede çocuk olan çocuğa aşık olmak kadar güzel bir şeydir. toroslar. akdeniz. sıcak ve ağaçlar. toprak yollar ve çocuk kalbi. sıcacık sevgiler. bir de annenin yaptığı üzümlü kek ile alması için pazarın ortasında direttiğin meysulardan iki tane. biri kendisine. biri diğer kendisine. sevdiği küçük yürekliye. yokuş bir mahallede çocuk olmak çok şey demek.

pariste bir gece

orijinal ismi midnight in paris. büyük bir beklentiyle izlediğim ancak beklediğimi bulamadığım yine de evde yalnızsanız ve sevgilinizden ayrıldıysanız acınızı konrollü yaşamanızı sağlayabilecek küçük beden bir film. filmin bir teması var: bir yazar kendi devrini yaşamalı ve yazmalı. ve bir çok zayıf mesaj. * * o değil filmin ismi neden bir gece. adam gecelerce en azından dört gece kalıyor paris'te. * * *

http://www.sinemalar.com/film/83283/pari...

mahmut sütlaç

mazinin, hal zamanında sendelediği senelerde doğmuş ve hayatı, babasından kalma sütlaç dükkanında geçmiş fakat faaliyetleri beniademe ders olacak hususiyetlere haiz bir insan. bir hayat. bir kelam.

hayatı yakında sizlerle.

ikizler burcu

darısı başımıza

tabiatin manevi derinliğinin en güzel sembollerinden olan darıyla iyi niyet ve beklentinin anlatıldığı söz. bereket temenni edilir. güzel ve iyi olanı her daim.

yükselen burç

doğum saatine göre belirlenen burç*.
ikizlermiş benim yükselenim. mahmut'un sevgilisi ikizler erkeğiydi ve ben ondan dolayı ikizlerden nefret ederdim. tanrım. oidipus kompleksi yaşıyorum. bu ne büyük bir trajedi.*

eski camii

edirne'de selimiye camiinin hemen karşısında yer alan dış görüntüsüyle mütevazı fakat içine girince bir kitap gibi şahaser olduğu anlaşılan ibadethane. sanki harflerden, yazılardan ve resim-yazılardan inşa edilmiştir. büyüleyici duvarları insanı başka alemlere götürür. yazısı olmayan duvar yoktur. tepeden tırnağa yazı. ve bence ne selimiye ne ayasofya ne sultanahmet ne de süleymaniye illa ki eski camii.

kica

üç sene önce gittiğimde duvarlarındaki boyaların döküldüğü, rutubetten yazıların silindiğini gördüğümde bu muhafazakar hükümet ne yapıyor allasen diye düşünmüştüm. yazık.

hatt

arap yazı sistemiyle en güzel yazıya ulaşma yolunda ortaya çıkmış güzel bir yazı sanatı. edirnedeki eski camiiyi görmeyen varsa çok şey kaçırmış demektir.

insan boyutunda yazılarıyla ünlü olan bu camiinin en güzel yazılarından biri şudur:

hurufilik

harflerci'lik.

harflerden, yazılardan yola çıkarak gayba, metafiziğe ait olana ulaşma derdi içinde neredeyse * yeni bir din olmuştur. islam medeniyetinin en büyük sanatlarından olan hatt'ın ulaşılmaz bir estetiğe kavuşmasındaki en büyük pay * hurifilerindir.

batınîden sapıp batıl oldukları iddiasıyla yok edilmeye çalışılınca da başka tarikatlar içine sızmış ve kamufle olmuşlardır. fakat her devir yaşamışlardır. fatihin hurufileri yaktırdığını söylesem burun buruna geldikleri şiddeti anlayabilirsiniz.

hurufiler üzerine yapılmış güzel bir yayın için

http://www.kabalci.com.tr/kabalci-yayine...

ve gelişigüzel olsa da bilgi vermesi açısından kısa bir yazı:

http://blog.milliyet.com.tr/ya-fatih-sul...

ebced hesabı

ebceddeki sıraya göre harflerin ilk yedisi ateş, ikinci yedisi hava, üçüncü yedisi su ve dördüncü yedisi ise toprak olmak üzere dörde ayrılır. harflerin kullanışı onlara verilen bu manalara göre değerlendirilir.

güzel bir makale için http://www.islamkutuphanesi.com/turkceki...

ayrıca (bkz: hurufilik)

31

"el" kelimesinin ebced hesabındaki sayısal karşılığı. elif, 1'e; lâm ise 30 sayısına eşdeğerdir.

saf gibi önce arapça "yed", sonra farsça "dest" kelimelerinin ebcedini çıkarıp ee hani yok dediğim ardından da türkçe el'e karşılık geldiğini anlayınca gülümsememe sebep oldu. *

(bkz: osmanlıca) *

arda kural

emret komutanım adlı hayal askeriyesindeki leonardo di caprio. şizofreni hastası olduğu yönünde haberler çıkmıştır. *

http://ayisozluk.com/lnk/ardaku

canlı bomba

redhack

akıncılar adlı bir hacker grubu ortaya çıkmış ve anti-redhack davranışları sergilemeye başlamıştır.**

siber saldırı

internetin yaygınlaşması ile ortaya çıkan bir saldırı türü. bununla hesapların, bilgilerin çalınması hedefleniyor. modern insanın, bilhassa işi gücü intenette olan tayfanın zor durumda kaldığı biliniyor.

türkiyede en ünlü hacker grubu redhack diye adlandırılan ve yakın zamanda terör örgütü listesine alınan gruptur. en son yök'ün sitesine saldırılmış ve binlerce belgeyi ele geçirmişlerdi. üniversitelerin bir çok kirli çamaşırı ortaya saçılmıştı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Redhack

bugünlerde tiwitter bu saldıya maruz kalmış.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

sıdıka

(bkz:#111506) bir an unuttuğum kitabı olan dizi. daha doğrusu dizisi yapılan kitap.
senelerce sıdıka-öpücük balığı- fabrıga kitabını arattım. nice kitapçıya ısmarlattım ancak sonu hep hüsran oldu. bir türlü almak, koklamak ve sayfalarını çevirmek, ardından okumak nasip olmadı. göremedim hiç. ve 2012 tüyap'ta ben ocağıma incir ağacı dikip de iletişim yayınlarının standına geldiğimde oturup ağlamamak için kendimi zor tuttum. depoda yokmuş diye geri çevrildiğim kitapçıların gözünden kaçmış sıdıka tam karşımda duruyordu ve talihsiz kader ağlarını örmüştü. cebimde beş kuruş kalmamıştı. baktım, baktım, baktım. gün pazardı, tüyap'ın son günü ve ben ağlamaklı metrobüse doğru yol aldım.

barış manço

bugün ölüm yıl dönümü. o, öldüğüm gün değil, doğduğum gün beni anın demişti. fakat görüp de anmamak olmuyor. doksan dokuzun bir şubatında, hatırlıyorum da televizyonlar ölümünü duyurduklarında gözlerim dolmuş, ve sonra ağlayıvermiştim; anca bir kaç şarkısını dinlediğim kişi için. mekanın cennet olsun.

sıdıka

çocukken evlenmeyi istediğim dizi karakteri. eski günleri çok ama çok özlüyorum. sıdıka başlamadan önce mısır patlatılır ve sobanın kıyısına dizilip izlerdik. ilkokul iki sıraları. hatta sıdıkadan özenip de günlük tutmaya başlamıştım. aslında günlüğe en çok da , sıdıkanın yaptığı gibi resimler çizmek için yazmaya başlamıştım. ne ulaşılmazdı onun çizimleri. lise bittiğinde resim çizmeyi bıraktım günlüğüme. * *

robinson crusoe

daniel defoe adlı ingiliz yazarın yazdığı medeni kahramanının on yıllarca yalnız kaldığı ıssız adadaki hayatını anlatır. kitapta bir de medenileştirilmiş cuma adlı eski yamyam yeni insanı vardır.

emperyalizmin ön risalesi de diyebileceğimiz bu eserde bir erkeğin, romandan çıkarıldığına göre düzcinsel bir erkeğin on yıllarca seks yapmadan nasıl yaşadoğını hep merak etmişimdir.

ilk okuduğum romandır. sene dördüncü sınıfa gittiğim seneye tekabül ediyor.

içten içe cuma ile bir ilişki yaşamasını ummuştum. olmadı.bunun üzerine şunu demek isttiyorum:

(bkz: robinson ile cuma)

edele mülkün temelidir

bir seks manyağı olan feriştah tarafından, engebeli bir bölgenin kıvrımlı dağlarına benzettiği adeleleriyle ilgili mükremin çıtır hakkında sarf ettiği müthiş aforizması. bedenin yüceltildiği, adelelerin kutsandığı ve bir nesne olarak mükremin çıtır vücudunda birleşen fiziksel hazzın özlendiği bu fanteziler, insanın derin ve sonsuz hayal gücünü göstermektedir. neticede edele mülkün temelidir.* *
  • /
  • 45
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 900

bir ülkeden bir iç ülkeye

yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimali adlı(?) şiirnde geçer. bir ülke: türkiye, iç ülke: kürdistan kodlamasını sıradan biri de anlayabilir.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

bir günlük tutun. kimse okuyamasın diye başka bir alfabeyle yazmak isterseniz kendi alfabenizi oluşturup yazın. önce arap harfleriyle yazdım, sonra kril. kardeşim cin çıktı, tıkır tıkır öğrendi. sonra bir alfabe yaptım, mübarek hint alfabesi. ben okumayı unuttum. sadece ve anlaşılır bir şey olsun. sekiz yıldır kullanıyorum, misler misi bakıp bakıp ne bu diyorlar. dünyayı kurtarma planları diyorum. yutar gibi yapıyorlar, başka çareleri yok. ama o alfabeyi de bir ansiklopedi, efendime söyleyeyim yastığının iç yüzüne falan yaz ki hem uzun aralardan sonra hatırlayasın hem de kimse göremesin. niye mi bu? kardeşim, açılmaya ihtiyacın olacak ve her zaman etrafında birileri olmayacak, olsa bile anlatacak kelimeleri bulamayacaksın, bulduğunda sabaha karşı dört olacak. bu yüzden ulaşılabilir bir kuyu olacak yanında. istediğinde su çekersin. ya da kuyuyu gözyaşınla doldurursun. haa orta birde aşık olduğum çocuğun sivilcelerini uzun uzadıya yazmış olmak bu senelerde kendimden utanmama sebep vermiyor değil. ama sen boş ver, bunu gelecekteki sen düşünsün.*

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

neyzen tevfik

günümüde daha ziyade taşlamalarıyla tanınan oldukça yaratıcı bir şair. ayı sözlükte yazılan bu şiir doğru olmayabilir. sitedeki bu şiirin içeriği küçükler için uygun olmayabilir.

yürü be ehli deve endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
mecnun gibi topmuyum bir am için öleyim
mecnunuda sikeyim leylayıda sikeyim
bana yar olmayan karının izzetini itibarını sikeyim
yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim
düşmüşüz bir orospunun belasına
koymadık diye ta amının ortasına
kader böyle yazmış hatırasına
ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim
kerem dağları deler bir amcık uğruna
aslı gitsinde ona buna vurdura
bir karı için değermi hiç bütün bunlara
her taraf amcık dolu mala iyi vurana
fuzuli am peşine düştün gurbete
am serindir, am derindir, şifa verir millete
ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte
bu gidişle yarrağımı gidersin cennete

hayal kırıklığı

eşcinsellerin sevgi kulvarında alışkanlık haline getirdiği olumsuz bir "davranış".

yazmak

yazmak yıkanmaktır. yazmak özgürlük ve yazmak kimi zaman kusmak. yazmak kaçış, ardına bile bakmadan bazen. yazmak gün geliyor sessizliği bozmak belki de aksine sessizliğe boyun eğmek. yazmak mukaddes bir eylem ve yazmak masumiyet, naiflik ve bütün mevzuya inat nezaket. yazmak...

brokeback mountain

esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.

hastane

bürokratik aşamaları insana kan kusturan kurumlar. özeli ayrı dert devleti ayrı. refakatçi olarak yanında bulunduğunuz 'hasta' arkadaşınızla oradan kaçarcasına çıktığınızda ne olursa olsun hastalık illetinden kurtulamayacağınızı çok iyi bilirsiniz.

ancak sadece bu değildir. irdelenmesi zaruri bir mevzu olarak:

(bkz: darüşşifa olarak hastane)

bdp milletvekili sırrı süreyya önder'in çevre duyarlılığı

gezi parkı eyleminin siyasal platforma taşınmasını sağlayan kişidir, sırrı süreyya. ne kadar bdp'yi sevmeseniz de kepçelerin önüne kendini atıp gezi parkı yıkımını durdurması aşkına saygıyı hak ediyor. taksim platformunun önceki gün ona konuşma fırsatı tanımaması tam anlamıyla nankörlüktür.

tanım: değinildiği üzere, çevreyi, onu korumak için kepçeyle burun buruna gelecek kadar sevmektedir. bu da çevre duyarlılığının gelişmiş olduğunu göstermektedir.

öğle uykusu

tembelliğin en büyük belirtisi olarak yorumlanır. ve ben tembellikte garfield'ı geçermişim. çok seviyorum. hele üç buçuk dört gibi yatıp beş, beş buçuk gibi kalkması... "gece zombi moduna girip sabaha karşı uykuya dalıp sabah da ceset gibi kalk"mak* * işten bile değil. orası ayrı.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

bir de bunların gel bi ellesene diyen türü vardır ki düşman başına. ego tavan. gel elle bir daha göremezsin. bir yerlerini yırtsan sen yapamazsın tadında sözler ve bakışlar. kasları dökülesice. **