durduk yere kilo alabilen bir bünyeye sahip olan biri olarak "bunu nasıl başarıyosun cınım, anlatsana biraz .s .s" demek istediğim gay. helal olsundur. bravodur.
sarıldığınız kişiyi çooookkk sevdiğinizi gösteren histir. karşınızdaki kişi de aynısını yapıyorsa yapışın ona, bırakmayın. bir de bu hisle ilgili şöyle bir gözlemde bulundum: bir topluluktan ayrılırken vedalaşmak için en sona bırakılan kişi, genelde bu şekilde sevdiğimiz insanlar oluyor. herkesle hafif bir tokalaşma ya da sarılma yapılırken, bu en sona bırakılan kişiye adeta "ayı yavrusunu severken öldürürmüş" şeklinde sarılıyoruz *
bazen özendiğim erkektir. duygularını saklama konusunda pek başarılı olan bir insan değilim hatta öyle ki lisedeki yıllığıma bazı arkadaşlarım "hayatımda senin kadar duygularını belli eden bir erkek görmedim" yazmışlar. bu özelliğim yüzünden çok çektim. o sebeptendir ki duygularını saklayabilen insanlara arada gıpta etmişimdir.
hatırladığım anılarda yaşım kaç tam olarak bilmiyorum ama 6 yaşımdan önce olduğu kesin. 6 yaşında okula başladığım için ve bu anılarımda okula gitmediğimden yüzde yüz emin olduğum için büyük ihtimal 4 ya da 5 yaşındayım.
bizim orada yaz aylarında çocuklar tavandan sarkıtılan salıncaklarda yatarlardı ben de bir gün uyuyorum orada. ablam geldi beni almaya çalışıyordu tutamadı pat diye yere düştüm. kafamdaki acıyı ve hunharca ağlayışımı hala hatırlıyorum.
mahallede arkadaşlarımla deterjanlı suya kesilmiş hortum koyup baloncuk çıkarırdık. bir gün şakasına arkadaşımın yüzüne balon üfleyip ondan kaçmaya çalışmıştım. kaçarken ayağım bir yere takıldı. paatt. bütün deterjanlı su gözüme dolmuştu. * annem beni ayaklarında sallarken kendi kendime ninni söyler uyurdum. o an ne kadar mutlu ve huzurlu olduğumu kelimelerle anlatamam.
annem artık büyüdün çıkar o emziği dediğinde sırf emziği vermemek için dişimle kopardığımı ve ardından salak gibi ağladığımı hatırlıyorum. *
arkadaşa hafifçe yaklaşılır ve kulağına fısıldanır:
+kanka bak şimdi. sana birini göstercem ama hemen bakma olur mu? hani şu sağ taraftaki masada duran esmer çocuk...
o sırada arkadaş gözleri bön bön dikmiş sağ taraftaki masada oturan esmer çocuğa bakmaktadır. sesli bir şekilde:
-kankaaaaa! yüzü bize dönük olanlar arasındaki soldan ikinci olan şu uzun boylu çocuk muuuu?
genelde böyle konuşmalar yaşanır bu arkadaşla. kafasına iki tane patlatılasıdır. *
bir dönemin favori atarlı sözlerini oluşturan kalıp.
belki bir sandalye değildik ama biz de çok göt gördük.
belki bir güneş değildik ama biz de tutulduk be kardeşim.
belki bir iğne değildik ama biz de battık bazılarına.
belki bir müslüm gürses değildik ama biz de sevgisizliğine bir kalp verdik be. * belki bir sovyetler birliği değildik ama biz de çok dağıldık be kardeşim.
asylum gibi değildi. gelen gideni arattı. gerçi bence asylum tüm sezonların en iyisiydi ama coven her ne kadar izlenebilir olsa da tüm sezonlar arasında en kötü olandı.
sözlüğe katıldığımda teknik destek almak için ilk mesaj attığım ve çok güzel bir şekilde yardım eden iyiliksever yazar * ayrıca başka konularda da sorduğum soruları hiç terslemeden yanıtlamıştır hep bu sözlükte kalsın *
çene gamzesi demişsiniz güzel demişsiniz ben de gayet belirgin bir çene gamzesi var ama hiçbir işe yaramıyor valla * farklı bir evrende mi yaşıyorum acaba *
tam en yakın arkadaşıma açılayım diyorum bi gülme tutuyo töbest * yüzüne karşı açılamadığımı fark edince mektup yazmaya karar verdim. bugün ceketinin cebine o kağıdı koymayı ve ardından yanından ayrılınca "senin cebine bir kağıt koydum onu yalnız başına ve dikkatlice oku olur mu? " diye bir mesaj atmayı düşünüyorum bakalım neler olacak?
mayonezden daha fazla sevdiğim bir sos varsa o da sarımsaklı mayonezdir. aa bi de barbekü sos var ayrıca köri sosunu da severim ee şey bi de * itiraf editi: evet bok boğazım, yemek yemeyi çok seviyorum *
hayatımda gördüğüm en saçma sloganlardan birine sahip çikolata. "erkek gibi ye!" böyle slogan mı olur. yemenin erkeği ve kadını oluyor da benim mi haberim yok. aa tadı fena değildir orası ayrı ama sloganı gerçekten saçma.
http://www.yenilikavcisi.com/2014/10/wap...
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.