ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
ajda veya bülent bu günlerde ölürlerse sözlük ahalisi beni katil ilan edecek diye çok korkuyorum.
çünkü görünüş konuşma tarzı olarak hetero bir tipim sözü kadar itici başka bir kalıp bilmiyorum, ha pardon yavşaklık belirteci olarak ibnelerden bahsederken bizden diyen ibne ile başa baş gider..
gözüm bir entry'yi okumadan önce entry'nin sağ alt köşesine kayıyor, buna göre okuyup okumayacağıma karar veriyorum ve zaman kaybını engellemiş oluyorum.
büyük ve kalabalık yerler yön bulma duygum olmadığı için çok korkutucu geliyor. mesela şimdi güven parkta arkadaşımı bekliyorum. o gelip beni karanfile götürmese imkanı yok bulamam. daha yeni geldim ama yarım saat yer altında döndüm durdum anca çıkabildim. insanlarda bir garip. üstüne üstüne yürüyorlar ve bişey sorduğunda garip garip bakıyorlar. sormak istemiyorum o yüzden. bolu böyle değil, ne kadar küçük ve gelişmemiş olsada orada rahatım. bide üniversiteyi istanbulda okumak istiyorum
dün akşam annem ve babamın 130 dakikayı bulan ve şahsıma uyguladıkları mobbing sonucu suratlarına "ibneyim lan ben, kadınlardan da hoşlanıyorum, eşcinselim. sizin kızınız bir ibne, şimdi mutlu oldunuz mu?" diye bağırdım. pişman değilim. yine olsa yine yaparım.

(bkz: velev ki ibneyiz)
ne doktorlar, mühendisler istedi beni de gidip işsiz bir iç mimara vardım ben zamanında. 3,5 yıllık ilişki bitince de herif iş buldu...
hava -18 derece ve ben sahada çalışıyorum.zengin koca arayışlarına başlama vaktim geldi diye düşünüyorum varsa taliplerim beklerim kurtarın beni burdan =)
yaklaşık üç haftadır ev-iş, iş-ev arasında gidip geliyorum. ailemin yazlıkta olması, yemek derdi, ütü derdi, uyuyakalmamaya çalışmak, sezon yoğunluğu derken resmen pazartesileri sayar oldum gene mi geldi tipini s*ktiğim diye. ve çok çok bir çok arkadaşımı ihmal ettim. bitsin artık şu sezon, normale dönelim pls. amin.
sevmiyorum dediğim ankara ben onu sahiplenmeden, beni sahiplendi. bipolar iklimine rağmen seviyorum veya alıştım galiba sözlük.
geçtiğimiz gün hornetten bir mesaj aldım* . mesajda fotoğrafı olmayan bir kullanıcı bana '' naringergedan, senin seks düşkünü biri olduğunu zannediyordum ama geçen gün sözlükten yapılan buluşmaya katıldığını duyunca öyle olmadığını anladım, özür dilerim '' dedi. kim olduğunu sorduğumda şaşırtmayacak şekilde yanıtlamadı. aslında birinin bana seks düşkünü deyip dememesi ya da beni öyle bilip bilmemesi önemli değil ama sözlükten fazla kişiyle diyaloğum yokken, üstelik özel hayatımı pek kimse bilmiyorken insanların bununla ilgilenmesi çok aptalca geldi bana. herhalde seks düşkünü insanın insan içine çıkmaya vakti yok, her saati randevuyla dolu. arada bir siz de dışarı çıkın da '' seks düşkünü '' olmadığınız anlaşılsın.
twitter foursquare instagram gibi bir çok sosyal ağlarımı son bir haftada kapattım sözlük.hiç bir nedeni yoktu sadece içimden geldi ve yaptım çok da mutluyum.kendimi bildiğin daha özgür hissediyorum bir facebook kaldı onu da iptal olan dersler ya da ders notları paylaşıldığı için kapatamıyorum
yalnızım lan sağlam yalnızım çevremde tamam birileri var da yine de yalnızım konuşabileceğim bak böyle bir sorunum var kafamda bunlar dönüyor diyebileceğim biri yok dar günümde gerçekten gidebileceğim biri yok tüm varlıklar var ama yok
çalıştığım projeden iki kaltak iskoçya'ya eğitime gönderilmiş! kıskandımmmm...
etrafınızda güzel insanlar biriktirdiyseniz, en kötü zamanlarda bile kötü sözün enerjisinden kendinizi sakınıp herkes için iyisini dilediyseniz, yeni bir aşka her yeni insan yeni bir hikayedir diyerek hayatınızda izin verdiyseniz eğer işte o zaman öyle bir his kaplıyor ki içinizi nereye saçılacağını şaşırıyor o kelebekler! hayatı güzel yapan, yaşanır kılan, insanlar, anılar, yeni aşklar, huzurlar iyi ki var! hep de olsunlar!

"ne ayıp biliyor, ne günah biliyor!
esiyor aklına, geliyor apansız!
aşk, bunu hep yapıyor!"
uzun zaman sonra yazıyorum. içimi dökecek yer ararken sözlüğe yazayım bari dedim. hayatım çok çok çok kötü gidiyor. düzelme umudum da yok artık. nefesim daralıyor çoğu zaman stresten. boş vermişlikle internetten biriyle tanışıp sevişeyim dedim, ilk teşebbüste adamla skype ekledik. yarın buluşalım diye sözleştik. ertesi gün "ne yapıyoruz görüşecek miyiz?" diye mesaj attım. bir dakika sonra engelledi beni. sonra bir kişiyle daha konuştum. yer belirledik. gittim. kırk dakika bekledim gelmedi. kontörüm filan da yok arayamadım öyle bekledim. moralim bozuk ayakları sürte sürte sürte, ağladım ağlayacam eve giderken küçük bi otluğun arasına saklanmış minicik bir yavru kedi gördüm. o da beni gördü ama hiç belli etmiyor. götünü salladı salladı bi atıldı üzerime. kahkahayı bastım. gördüğüm en şirin hareketlerden biriydi. eve gidene kadar ağzım kulaklarımda gittim. hayat işte çok garip olum ya.
nedense bu aralar ülkücülere karşı bi sempatim var.
bugün bizim dindar, dedikoducu, laf sokucu bir akrabamız var, o geldi. gelirken poşet poşet fındık getirdi. herkes ağzıyla kırmaya başladı. ben diş sorunu yaşadığım için çok kötü hissedip içeri gidip ağladım. eğer bu hareketi bilerek yaptıysa ağzına sıçıcam. ortalığı kim karıştırıyormuş görsün bakalım.
eskiden hoşlandığım çocuk orospu olduğunu açıkladığında beni çok sevdiğini belli ediyordu. bana 'ben buyum' dediğinde sesi çok titriyordu.
o gece son lafı, 'bana orospu diyebilirsin ama orospu çocuğu diyemezsin' oldu.
evet ben bu olayda çok üzüldüm. bunu seçme şansı var mı yok mu bilmiyorum ama ben parasız kaldığımda orospu olmuyorsam, olunmaz herhalde.
tekyönde gördüm. 'yanımda müşterim var' dedi.
ama öptü.
müşteri helaya kaçtı.
ben utandım ve ayrıldım. kulağıma 'beni duygusallaştırma' dedi.
'seni olduğun gibi kabul ediyorum, yapacak başka şeyim yok' dedim.
aldı müşterisini gitti. mutluluk taklitleri ile. yüzündeki sahte gülümseyiş ile. o gülümsediğinde parlayan sahte zirkonyum kaplı beyaz dişleri ile.
onu görünce sadece üzülüyorum. içimde ne negatif ne de pozitif bir duygu var.
her koyun kendi bacağından asılır.
bir video izledim..

adamın birine araba çarpıyor. saatlerce yerde yatıyor ölü. gelen bakıyor, geçen bakıyor. acınası bir durum.. sonum bu adam gibi mi olacak acaba? eteklerim açılmış olur belki. altıma giydiğim o çok sevdiğim gri iç çamaşırım gözükür soğuk asfaltta..
tabiki böyle bir son değil beklediğim. neyse ülkemde hala insaflı insanlar var. neden ben de o 'insaflı' grubuna katılamıyorum.

sokakta çöp toplayan adama aşık olmuştum bir kere. ne kadar aptalım. hala aşkla şefkati ayıramıyorum.. yanından en seksi halimle geçişimde cinsel organına bakmadığımı hayal ediyorum.. bu dürtülerini tamamen nasıl silmiş olabilir? ikincisini düşünmek istemiyorum.. hayır hayır, elbetteki sıradan birini etkileyebilirim. gene küstah tavırlara bürünüyorum.. o çöp toplayan adam için ağladım.. ama yanı başımda ondan daha deli olan yaşlı amca o'na acımasızca tekmeler savururken sesimi çıkaramadım. uçurtma avcısı'nın emir'iydim. neyse ki bunların hepsi geride kaldı.
app'de bir tane arap var, yemin ederim kılları olsun, kolları bacakları göğsü olsun, pipisi taşakları olsun her geyin rüyası.* kocaman pipisi ve malesef full aktifmiş. o yüzden yazmadım ama eğer buraya yolu düşen pasif olursa ayarlarız artık bir şeyler sözlük yazarı için (ama izlerim ona göre, baştan diyim).
  • /
  • 91