ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
bir buçuk sene kadar sonra ilk kez birisine ondan hoşlandığımı söyledim, gerizekalı mavi tikle cevap verdi. yemin ediyorum or*spu olmak en güzeli. kimseye bağlanmayacaksın bu hayatta arkadaş.
bugün para teorisi finalim var ve paraya dair bildiğim tek şey bende olmaması.
4.5 yıldır kullandığım telefonum artık çalışmıyor. hani dibine kadar sıyırıp son damlasına kadar tüketirsin ya aynen onun gibi. ekranı dalgalanıp kapanıp bir daha açılmayana kadar kullandım s3 ümü. gayet de iyi anlasıyorduk aslında. şuan insanlarla iletişim kurabildiğim tek yer. facebook. bilgisayarımı yanımda taşıyorum falan. oysaki yeni yılda çok paramız olursa diye ne hayaller kurmuştuk yukardakiyle***
insan başına ne gelmesinden korkuyorsa o şey dönüp dolaşıp başına geliyor. karma dedikleri bu olsa gerek.hayatımın en kötü günlerini yaşıyorum.bunun sebebi ben bile değilim.sebep bazı insanların yalancılığı ve riyakarlığı karakter haline getirmesi.kime ne kadar zarar verebilecekleri umurlarında bile değil.sadece kendilerini düşünüyorlar.iki yalan bir doğru etmiyor maalesef.tek suçum içimdeki sesi dinlememek.birine güvenmemem gerekiyorsa böyle hissediyorsam güvenmemeliydim.hep aynı hatayı yapıyorum.yarı yolda sap gibi kalan da yine ben oluyorum.umarım aklım başıma gelmiştir.
birkaç ay önce kendimi öldürecektim. zafer ekin karabay (çok iyi şairdir.) gibi. aynı yaşta. gerçi ben şair filan değilim. neyse. kredi borçlarımı, bitmesi gereken ertelenmesi gerekenleri bitirmeyi bekliyordum. çalıştığım hastaneden aşağı atacaktım kendimi. bunu da yaparken largactil alacaktım bir tane. gerçi öyle planlamak ile olmaz ama, zafer planlamıştı, karşıya geçmişti. ta ki bir gün, kızkardeşim de lezbiyen olduğunu açıldıktan sonra kaldım. geceydi. ve "ne bilmiyorum senin gibi o terimleri, ama bir kadın ile beraberim ve mutluyum." dedi. sabah "zor" kişiliğimden ötürü beni sevmeyen aktivist lezbiyen kadını aradım. geçiştirdi. sanırım devam etmeliydim. ben kardeşime sahip çıkmalıydım. para filan göndermeliydim. ilginç bir tecrübe. kardeşim, bir keresinde beni ruj sürdüm diye şikayet etmişti. onlar için özür diledi ertesi hafta. largactili ölmek için değil bunlar için attım. aktivizme daha bir sarıldım sonra. aile grubuna gittim. oraya takılan, organize eden şişman çocuk ile sohbet etmek istedim. ama gergindik. üstelik ben sosyal hizmet üzerinden ilişkilenmem gerekti.
militarist hastaneme devam kovboy dedim. yattığım adamların beni değersizleştirmesine, inanılmaz çaba sarfettiğim derneğime , lezbiyen aktivist kadının yüzünü ekşitmesine devam kovboy! yatmadan önce benimle sohbet eden çocuk sonra yattıktan sonra siktir eden çocuk burayı önerdi, buraya da devam dedim. yazarsam iyi olur.
dün kuirfest galasına gelmiştim. öğrenci iken çağdaş sanatlarda sadece broşür satmaya gelirdik. aşık olduğum heteroseksüel ile gelirdik. şimdi ise?. aile grubuna destek veren şişman gelmemişti. bütün aktivistler oradaydı. hava keyifliydi. ev arkadaşım gelmemişti. zaten kavgalıydım. her şey ile kavgalıydım. lezbiyen aktivist kadın ile öpüştüm. geçti. şişman çocuk arkadaşları yanındaydım. onlardan birinin arkamdan "değersiz" bir laf ettiğini duydum. tokat atmak istedim. şişman çocuğa ayıp olurdu. üstelik çocuk çok mücadele ediyor . olmazdı tokat. çağdaş sanatların önünde yıllar önce gibi sigara yaktım. biri beni görmemezliğe geldi.
kardeşimi aradım. iyi olduğunu öğrendim. ağladım kapadım telefonu.
birkaç ay sonra kendimi öldürmeye tekrar karar verdim. herhangi bir psikolojik sorundan bağımsız. herhangi bir destek alma talebinden bağımsız
sonra hangi karşıya geçsek, yalnızız derdi zafer. doğruymuş.
"herkes yalanları söyler
doğruları söyleyerek"
biri çirkinim diye uzak durmuş benden aylar sonra idrak ettim bunu. bense bir gizi var sandım her ihtimali kabullendim çirkin olduğumu söyleyememekmiş gizi. geçmişimden ona ulaşan fotoğrafım teşekkür ederim sana.
hayatıma girip beni kırmış herkesle bir yüzleşme istiyorum. ya bir kez yüzleşelim, ben şu içimi bi boşaltayım.

öcümü alıcam diyip öcümün bana geldiği kişilerle bile yüzleşmek istiyorum. yüzleşmek dediğim oturup adam akıllı konuşmak, bi kahve içmek. nasılsın neler yapıyorsun değdi mi muhabbeti.
bugün 2 farklı kişiyle seviştim. alnıma "kaşar" diye dövme yaptırmak istiyorum, şöyle uygun fiyatlı, hijyenik bir tattoo artist tanıdığı olan var mı?*
kaslı kürt sevgilim olsun istiyorum. evdeki bütün işleri o yapsın. canım isteyince benimle ilişkiye girsin. sonra beni insanlardan korusun. kölem olsun istiyorum. kürt köle istiyorum.
çok açım sözlük. yemek yemeliyim ama önce antrenman yapmalıyım. sağ ol sözlük.
tam doğum günümde ayrıldı benden.
çok canım acıyor sözlük, günlerdir ağlıyorum! 3 aylık ilişki saçma sapan bir şekilde bitti...

ne yüzden bitti bir de biliyor musun? benim ona gösterdiğim ilgi kadar bana ilgi gösteremediği için üzülüyormuş beyefendi ve mutsuz oluyormuş, bu yüzden de ayrılmak istedi. bunun bir bahane olduğunu düşünmüyorum ya da arkasında başka bir şey olduğunu, çünkü hiç birbirimize yalan söylemedik.

aniden soğumuş ve sinirlenmiş, neden? eğlenmelik olan kedi ve tavşan snapchat filtreleri yüzünden. bu durumu açıklayınca fazla tepki verdiğini kabul edip özür diledi ama benim kadar bana ilgi gösteremediği için mutsuz oluyormuş, yanımda değilken bana aynı sıcaklığı duyamıyormuş.

a, adam! madem ki yanımdayken bana sıcaklık duyabiliyorsun, yanımda değilken veya dışarıdayken aynı düzeyde hisler hissedememen normal değil mi? sonuçta hangi gay çift dışarıda bir heteroseksüel çift kadar rahat ki? veya ailenin ve iş arkadaşlarının yanındayken aynı sıcaklığı hissetmemek normal değil midir? bence önemli olan beraberken çiftlerin neler hissettiğidir, çünkü dışarıda veya başkalarının yanında kimse yalnızken olduğu gibi olamaz ve yalnızken hissettiklerini hissedemez.

birkaç gün önce buluştuk ve konuştuk ki zaten öncesinde birkaç gün süren soğukluk hoş değildi, onun da nedeni tamamen eğlenmek amaçlı kullanılan snapchat filtreleriydi. hay kullanmaz olaydım! zaten o uygulamayı da binde bir kullanıyordum, şimdi uygulamadan iyice soğudum. bu akşam annem geliyor, inşallah onun yanında da ağlama krizlerim tutmaz sözlük!* inanılmaz bir üzüntü duyuyorum, aklıma geldikçe gözlerim dolup dolup boşalıyor. her şeyiyle uyum içerisinde olan bir çift böyle saçma sapan bir nedenden ötürü ay-rı-la-maz!*

ayşe hatun önal da son albümü selam dengesiz'i benim için çıkarttı sanırım. albümdeki tüm şarkıları beğenmemin haricinde cehennem, beyaz atletli prens ve dur dünyam tüm duygularıma tercüman oluyorlar. kalbe ben şarkısı ile zaten gönlüme taht kurmuştu, bu albümü ile daha da çok sevdim kendisini ve sıkı takipçisi oldum.

umarım bu acı ve üzüntü bir an önce geçer sözlük. çok acıyor, dayanamayacak gibi oluyorum bazen...
çok garip, birine takılıp kalmış gibiyim. iki ay sonra bir yıl üstünden geçmiş olacak. çok uyumlu olduğum başka birini bulamıyorum bir türlü.. kimse o güzel kadın gibi olamıyor. kimseye de söyleyemiyorum ama hala youtube şarkı listene bakıyorum.. gerçekten benim personal jesus'ım artık acilen gelmeli.

(bkz: stuck on puzzle)
çok uyuz bir insanım. belli oluyordur da hem. bir yandan da kendimi sevimli buluyorum. itiraf ediyorum, çocukken ayak tırnaklarımı yedim. defterden boş sayfa koparıp uçak falan yaptım. arkadaşlarım bana çok şeyler öğretti. ben de onların yanında durmayı gerçekten düşünmenin hatırlamaktan da öte bir şey olacağına inanamadım önce. internet benim arkadaşım değil. sözlerimi bir kağıda çizip banyoda yaktığımda karbonlu gazların tütsülü kokusunu içime çekip rüzgarın esişini hayal eden bakışlarla izlediğim bir manzara yoktu önümde. tümüyle geçmişten örülü bir gelecek hayal edemiyorum.
hayal ediyorum ki süzgeçlerden geçen dağınık çizgiler yıldızlara varana kadar açılır, uzanır. peynir ezmesi fırlatmış gibi görünen tombul erikler oturan aygıtlara binerler. televizyon kumandası heykelinin yanındaki süpürge tohumu kabak tatlısı olmaya özenir. temiz ayaklar ahşap masalara tutunur. kavruk gözün kepekli kıvrımı tepe ışığında süzülürken, mantı sosu acı ezmenin yanında iyi giderdi. yaman papyonunu takan sebil tembel resimler çizse de, akü mandalı tutan yumurta kabuğu gibi sesi geç duyulurdu. köpek bu dalda tanrı suyu istemiş. cetvelini kırıp çiçek toplayan temiz ayaklar ahşap masalara tutunur sigara içerken. saçının teri boynundan içeri göğüslerine ıslanıp yapışan anlarda, tırnakları uzamış, göbek deliği, göbek deliği. tuzlu suya teneke kutu süzülerek indi, haziran güneşi batık kayaları geçmişe fırlatırken düşündüğümde ayak parmakların. yağlı boya yere döküldüğü günkü gibi kupkuru meme uçlarında sivri sulardan bacak aralarına parmaklarımın arkası hafifçe değerek eriyen çamurda tüylü dudaklar pense dişlerim kamaşarak biriktirdim yumuşak ellerini yere akıtırken burun deliklerini emdim. mantı sosu acı ezmenin yanında iyi giderdi
dün hornetten biri yazdı. halen okunmayı bekleyen 190 civarı mesaj var. ama nedense bu elemana yanıt vermek istedim. sohbeti güzeldi. sonra yüzünü gösteren foto attı hiç beğenmedim ama bunu dile getiremedim. boyu 2 metre falan olduğu için beni kısa buldu ve o da beni beğenmedi haliyle. kendi boyunda birini arıyormuş. dedim profılimde boy kılo yazılı eee yazmayaydın madem. ama yine sakince dedim. reddedilmek bazen çok güzel ya kırıcı olmadan her şeyi yola koyuyor.

dipnot: yalnız şu var bu eleman boyu posu siktir edip bir kaç gün sonra yine bana yazacak. çünkü hep öyle olur. normalde ağzına sıçmam lazım ama öyle yapmacağım. kestirmeden blockarım geçer gider.
psikozda olduğumu düşünüyorum ve birlikte çalıştığım insanın benden hoşlandığını düşünüyorum...bunların hepsi yalan!!!
adamın birisi growlr'da, "amerika'ya gel, evlenelim" dedi. ay keşke gitsem. tatlı da bi şey ha. bear kocam olurdu ne güzel.
keşke memur olsaydım tayinimi sinop'a isterdim. lan ne güzel yerler oralar hep.
kimseler bilmiyor teyze oğlu, bir tek sen biliyorsun aramızda olanları ve hala aklımdan çıkaramıyorum.
  • /
  • 91