kedi
itaat etmeyi sevmezler, emir almaz verirler, bu yüzden nankör olarak yaftalandıklarını düşünmekteyim.
yalnızlığımı en çok hissettiren canlı türü mü ? değil mi ? bilmem ama iki tanesi ile yaşamaktan , aynı havayı solumaktan sonsuz keyif aldığım, huzur kaynaklarıma verilen genel isim ... evet kedi kesinlikle huzurdur...
"ona sahip olamazsınız, o sadece onun hayatını daha güzel hale getirmek için harcadığınız çabaya tenezzül ederek sizi onurlandırır" gibi bir laf duymuştum.
bi kedim olmadan önce onları çok nankör zannederdim. aksine vefalılar, sevgi dolular fakat sevdiğini çok belli etmez. bazen yaramazlar, onları eğitmek çok zor, laftan anlamazlar, kendi bildiklerini okurlar. acıktıklarında yalakalık yapmaya başlarlar. sıkıldıklarında senle oyun oynamak isterler. başka işlerle ilgilenmeni istemezler. ilginç bir dilleri var, kendi aralarında miyavlamıyorlar ama kızgınlığa girdiklerinde ortalığı inletiyorlar. bi de şu hayatta en sevdikleri şey uyumak.
gün gelir yemeden, icmeden kesilirler. evde kose bucak pesinizden kosan bu guzel yaratiklar gun gelir yemek kabinin yanina ugramazlar. su icmezler. kuvete girip, su içmeye calisirlar. gardrobun üstüne tek ziplayisla cikan kiz, o gun geldiginde diz boyundaki kuvete cikacak enerjiyi bulamaz. yaptiginiz hicbir saklabanlik dikkatlerini artik çekmez. kardesi birseyler olduğunun farkindadir. yatak icin kavga etmez onunla, gider ufak olan yatakta yatar. dalasmaz hasta kardesine...
geçici tuy yumagi problemidir diye kendinizi avutursunuz bunun dogru olmadigini bildiginiz halde. ama umut fakirin ekmegidir ya!
gidersiniz veterinere. tahliller, ölçümler... beklersiniz ertesi gun bir umut gelen telefonun iyi bir haber verecegini. ancak beklenen olmaz. gun gelir, artik onlarin da miladının dolduğunun farkina vardığınızda koskocaman 17 yil ne cabuk gecti diye sorarsiniz kendinize. yutkunamassiniz. icinizdeki acinin tarifi de yoktur. onun aci cekmesini istemediğiniz icin uyutmaktan başka da care yoktur. onlara hep gozunuz gibi baktiginiz icin, aci cekmeleri en son isteyeceginiz secim olur.
iki gun sonra gidilir kliniğe ve son kez bakarsınız yorgun gozlerine. veterinerin ve asistaninin yaninda aglamak olur mu? bal gibi olur. hungur hungur aglarken saniyeler icinde kapar gozlerini sonsuzluğa biricik kızınız.
yavruyken pek bir tatlı, pek bir oynak olan bu hayvanların büyüdükçe götleri kalkar ve evde patronun kendileri olduğu fikrine kapılırlar. bir hadisizleşmeler bir artistlikler. benim evimde bana artistlik yapanın alnını karışlarım buna kediler de dahil. bir de kedileri köpeklere tercih edenlerle pek anlaşamıyorum nedense. ezik mi oluyolar ne? kedilerin evdeki ezici üstünlüğünden sanırım.
<br>
<br>http://i.imgur.com/q81jz.gif
*
dünyanın en sevimli yaratıklarıdır. nedense hayvan yerine koyamıyorum bunları. dertleri anlatabildiklerini, beni anlayabildiklerini hatta zaman zaman çözüm yolu gösterebildikleri kanaatindeyim.
* yazın 40 derecede sıcaklıkta sarılıp uyumak pahabiçilemeyen bir duygudur.
annemin kıçından uydurduğu "bende alerjik astım var oğlum kedi tüyü çok fena yapıyor beni" diyip yıllarca kösnük kösnük arkadaşlarımın kedilerini sevmek zorunda kaldım. hatta bazen daha ileri gidip annem o kedi eve gelirse seni de eve almam gibi ithamlarda bulundu. şu anlık ana-baba parası yiyen bir öğrencimsi olduğum için kedi besleme hayallerimi ertelemek zorunda kaldım.
sırf bu kedi besleme sevdam yüzünden ileride evinde 32 kedi besleyen yanlız adamlara bağlayabilirim.
iş bulup ayrı eve çıkma konusunda en büyük motivasyon kaynaklarından biri sayılabilecek evcil hayvan. arkadaş gibi bir şeydir kedi. evlat gibi de, sevgili gibi de, garip bir durum kedi beslemek.
kedimden ayrı kaldığım için artık sokakta gördüğüm kedilere daha anaç duygularla bakıyorum. laf attığım, göz kırptığım, öpücük yolladığım, pisi pisi dediğim, gülümsemekle yetindiğim, selamladığım kediler oluyor.
evde kedi bakmayı düşünenleriniz varsa, ara sıra duş kabinine falan sokup yıkamanız gerektiğini, tüylerin de ara sıra taranması gerektiğini hatırlatayım. ben bu dediklerimi yapmaya üşendiğim için evdeki diğer insanlar tüyleri bahane edip kedimi uzaklaştırdı. gerçi şimdi bahçeli bir evde, iyi bakılıyor. özlüyorum.
kedi = felis domesticus (latince)
bu felis domesticuslar her ne kadar kökenleri insanla hiç alakası olmasa da, insanlarla yaşadıkça kendilerini insan yerine koymaya başlayıp, ciddi anlamda insan gibi davranmaya başlarlar.
şahsen benim kedim baya baya ağa misali oturuyor, kendi koltuğunda değil bizim koltuklarımızda oturuyor, yatağında değil, benim yastığıma kafasını koyarak uyuyor. değişikler yani. bir de onlara insan değilmişçesine davrandığınızda, kendinizle aynı kefeye koymadığınızda bozulup söylene söylene gidiyorlar.
dip not: bir de kedim su kabından değil, kafasını suyun altına sokarak çeşmeden su içiyor. tam fırlatma yahu.
http://i.capsspot.com/s/34/6/375058.gif
az önce
whiskas temptations tavuklu ve peynirli krakerlerine
* bayıldıklarını fark ettim. yavru kedimin avcumdan birkaç tane yemesine rağmen mırlamaktan vazgeçemeyerek deli gibi krakerleri aramaya koyuldu
*
kuş olayımız aileden gelir. onda master derecemiz var. köpek desen aldık, baktık, besledik vs. fakat bu namussuzlar beni mi çok seviyor yoksa ben mi yaş ilerledikçe onlara karşı sıcaklaşmaya başladım bilemiyorum. ben kediciyim. o kadar.
diğer hayvanlardan daha farklı olan, bu farkı özellikle insan ilişkilerinde ortaya çıkan mükemmel yaratık.
aynı anda farklı erkek kedilerden olan yavrularını doğurabiliyorlarmış.
*
mart ayında libidoları artan hayvanlar.
ek olarak, lütfen cins kedi edinmeyin. bizim kedilerimiz alelade tekir ve smokin. buna rağmen bu kadar sağlık problemi yaşıyorlar, cins kedilerde bu sağlık problemleri en az iki kat fazla olacaktır.
benim bir tane filozofum, o kadar filozof ki kendisi anlatması sor, sürekli düşünür, oyun oynamaz ama belgesel izler..
kedi işte böyle bir mükemmel varlık, söylenenlerin aksine ihanet etmez, nankör değildir, sadece güvende olduğunu anlamak ister, güvende olduğunu hissettiği andan itibaren zaten kendini teslim eder, onları anlamak kendimizi anlamaktan geçiyor belki, ben kedimle beraber çok şey öğrendim, bize çok şey katıyorlar gerçekten...