doktor dövmek

şiddet hiç bir boyutta onaylanamaz. doktor ve veya sağlık personeline uygulanan şiddet ve cinayetler diğerlerinden daha kötü değil elbette. belirtmekte fayda var. yardım bulmak için gittiğiniz insanlardan bahsediyorsunuz. hastalığınıza çare arıyorsunuz. o dövdüğünüz öldürdüğünüz insanlar sizi ananızı babanızı kardeşinizi çocuğunuzu hayata bağlamaya çalışıyor. üstün insan mıdır doktorlar. insan olarak değil belki, yaptığı iş açısından evet üstün insanlar. kaç tane doktor olduğu, ne zor şartlarda yaşandığı, o meslek öğrenilinceye kadar neler yaşandığı, nasıl büyük bir hayatsal yatırım olduğunu bilmek lazım. yıllarınızı bir mesleği öğrenmek için harcıyorsunuz. bir uzman doktor liseden sonra en iyi şartlarda 11 yıl da öğreniyor işini. liseden sonra. toplamda neredeyse 22 yıl eğitim içinde bir hayat. nöbetler, insanlık dışı çalışma saatleri. en kötüsü de insanların sizden beklentisi. yardım, şifa bekliyorlar. hiç birinin çocuğunun öldüğünü gözlerine bakarak söylemek zorunda kaldınız mı? bir insanın hayatı, ama tam anlamıyla hayatı ellerinizin arasında kaldı mı? o eller ve o akıl ve o yetenek o insanın ölmesine yada yaşamasına neden oldu mu? doktorlar üstün insan değiller. sadece yaptıkları iş üstün. bütün bunların hiçbiri diğer şiddet ve cinayetlerden daha dramatik olduğunu düşündürmüyor bana. yardım için gittiğiniz birini öldürmek korkunç. hayatını koyuyorsun ortaya, gelip çalıyorlar o hayatı. hepsi bu.

düğünde karısını oynatan adamın deyyus olması

kapalı zihniyetin önde gidenlerinden birinin düşüncesidir. nabız atışa ve nefes alışa erekt olup 31 çeker bunlar.

evden çalışmak

bir çok insan hayalini kursa da öyle çok matah olmayan bir çalışma şeklidir ve ofisteki çalışma kadar verimli değildir.* çünkü dikkatinizi dağıtabilecek çok fazla şey vardır ve üzerinizde iş ortamının verdiği baskıyı hissetmediğiniz için dikkatiniz kolayca onlara kayabilir.* hele de çalışma masasının başına oturmadan önce pijamalarınızı çıkarmamak en büyük hatadır* zira ev halinden bir türlü çıkamamanıza ve iş yapıyormuş gibi hissedememenize neden olur. velhasıl ofistekinden daha ciddi bir iş disiplini gerektirir o yüzden herkesin harcı değildir. işe gitmek sabah biraz daha erken kalkmayı gerektirse de, iş yerine gidene kadar aldığınız hava ve yolda aldığınız boyoz ya da gevrekle yaptığınız kahvaltı güne iyi başlatır insanı.*

tavuk döner

90ların sonunda deli dananın hortlamasıyla tavuk ürünlerinin öne geçmesiyle çıkmıştı. o günlere kadar sadece maddi durumu iyi olanlar et döner yiyebilirken, tavuk döneri herkes yiyebiliyordu.

6. sınıfta* dersaneye giderken teneffüste 30 cocuk dolusup, ucuza tavuk döner ayran aldıgımızı hatırlıyorum. ondan sonra uzun bir süre et döner yemedik. dahası bir diğer adı: tavuk kes*

göbekli erkeğin savunma mekanizması

en salak olanı da bu konuda yorum yapma hakkına sahip olduklarını sanmaları. sana ne dümbük. göbekse benim sana giren çıkan ne? sen götündeki açığa bak da konuş.

dost acı söyler

kastedilen her şeyi yüzüne yüzüne paldır küldür söylemek değildir. herkesin şakşakçılık yaptığı anlarda bile- onu tanıyor olmanın verdiği samimiyetle- onun gözündeki sis perdesini indirebilmektir.

uygulamalı seks okulu

devlet destekli mi oluyor bu diye merak ettiğim kurum.

weekend

kaç kez izlediğimi kimselere söylemek istemediğim film...

-burdan sonrası bol miktarda spoiler içerir-

her seferinde gözlerim doluyor. ama zamanla keşfettim ki bu hüznümün sondaki parçayla fazlasıyla ilgisi var. o yüzden ikinci izlememden itibaren sondaki şarkı kısmına gelindiğinde kapatmaya başladım filmi en atak halimle.*

russell'ın da glen'in de birbirlerinin yanında gerçek benliklerinin ortaya çıkışlarını izlemeyi sevdim. iki günde neredeyse hiç tanımadığın biriyle bu kadar sırrı, hatta aşkı paylaşabilmeyi de öyle. ve tabi ki film bittiğinde "ne sıkıcı hayatım var benim!" triplerine girmeden de edemedim. aşık olmayı gerçekten özlemişim.

her şeye rağmen weekend, bir heteroseksüel olarak kendim gibi davranabilmenin mükemmel bir şey olduğunu fark etmemi, aynı zamanda toplumun eşcinselliğe bakış açısından daha da nefret etmemi sağladı.

filmdeki en sevdiğim -aynı zamanda glen'i de sevmeme neden olan- kısımsa sanırım glen'in russell'a yatakta gözlerinin içine bakıp konuşurlarken onu babası yerine koyup gey olduğunu söylemesini istediği bölümdü. içimden bir şeyler kopup gitti orada. ha bir de son, veda sahnesi tabi...

şimdi benim bakış açımdan olayların nasıl gelişirse filmi "mutlu sonla biten bir yapıt" olarak kabul edebileceğimi göreceğiz:

eski bir türk filminde çok hasta olan bir kızın amerika'ya giderse iyileşeceği söylenmişti türk doktorları tarafından. bir şekilde para bulunuyor, imkanlar yaratılıyor, sonunda kız amerika'ya giden trene binip sevdiklerine el sallarken görülüyor. film böyle bitiyor yani. sonra ben de anneme dönüp diyorum ki: "ee ne oldu yani?"

şimdi bu tavırlarımı göz önünde bulundurursak benim mutlu sondan anladığım şeyin glen'in amerika'ya gitmemesi olduğunu aşağı yukarı tahmin edebilirsiniz. (odun olduğumu da tahmin edebiliriz hatta. zor değil bu tahminler.)

sonuç olarak filmin mutsuz sonlandığına inandım. hatta kendimi harap edip "neden böyle oluyooor?" nidaları da attım, ama bir yandan da diyorum russ gider bence glen'in peşinden ya da glen geri döner. bu böyle bitemez, bitmemeli falan.* umarım bitmemiştir de. ve umarım kimse benim gibi hayal gücü kıtlığı çekmiyordur.

wc kapısını zorlayan insanla sınanmak

bu olay kardeşler arasında yaşanırsa tadından yenmez
-çabuk çık lannnn
-banane olm yeni girdim sikdir git
-olm bak kırarım kapıyı
-hele bi dene ben seni nabıyorum
baba-noluyor lan orda 2 kardeş düşman gibisiniz
-sen bittin olm babam gitsin sikecem seni
-sikdir git lan

ciddi ilişki

ciddiyetten kasıt nedir diye sordurtan tanım

sıdıka

sıdıka: yeter kız anne rahat bırakın insanı bak bu gidişle canıma kıycam
anne: canına kıy da baban gebertsin seni *

öğle aralarında evde yemek yerken izlediğim aile komedi dizisi, çok severdim ya. eski diziler daha mı güzeldi ne!
aynı kategoride yer alan bir diğer dizi için (bkz: yedi numara)

tsk'nın eşcinsellere bakışı

hastalıklı,pislik ve tedavi edilmesi gereken erkek zaiyatlarıdır.askeriye sizden rapor ister görüntü ister.ama burda ufak bir ayrıntıya dikkat etmeniz gerekiyor ilişkide pasif durumda olmanız gerekiyor.yoksa aktifseniz gay değilsiniz.pek değerli kurumumuzun saygın ve bilim alanında çığır açan doktorları sizin götünüzü parmaklayıp ibne olup olmadığınıza karar veriyor.

kadın eşcinseller için maalesef her hangi bir prosedür geliştirmemişler.
bir eşcinselin çürük raporu almak için neler çektiğini okuyalım.

http://askerleranlatiyor.blogspot.com.tr...

neyse brilik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günler de bu gibi münferit şeyleri boş verip lütfen ordumuza destek olalım.

ayı sözlük dört yaşında ankara zirvesi

1 ay sonra yapsanız ölürdünüz dimi

düş öncesi

murat yılmazyıldırımın 23 aralık 2015'te çıkardığı 13. solo albümüdür. solo albümlerinden önce ise düş sokağı sakinleri grubu ile de 3 albümü 1 de toplama albumu vardır. albümdeki şarkılar 83-93 yılları arasında kaydedilmiş hiçbir albumunde yayınlanmamış şarkılardan oluşmaktadır. sadece kan revan içindeyim şarkısının akustik hali mevcuttur.

1. kan revan içindeyim(akustik)
2. oyunlar
3. bir yaz şarkısı
4. sen değiştirdin zamanı
5. çokgen
6. elveda diyelim şu dünyaya
7. unut beni
8. mutluluk şarkısı
9. aşk kapıyı çalınca
10. kopuş
11. adını sen koy
12. kötümser
13. soyut sevgili
14. aşk
15. şarkımda kaldı kan revan
devark.cloud tarafından geliştirildi.