ingilizcesi eternal sunshine of the spotless mind olan,başrollerinde jim carrey ve kate winslet oynayan 2004 amerikan aşk filmi...
delimsi bir filmdir,insan duygularını gerip gerip bırakır,çok az mr nobody tarzında bir filmdir
ölmeden izlenmesi gereken 100 film listesindedir...
ayı seviyorum,besliyorum,öpüyorum bazen durduk yere,gece koynuma alıp uyutuyorum
banyoya sokup temizliyorum,sivilcelerini sıkıyorum...
bu sevgiye olan düşkünlüğüm diğerlerine vakit ayırmamı engelliyor...
şurası açık ki dostlarım...medeniyet denen y.rrak,birbirine pamuk ipliğiyle bağlı zirzopluklardan müteşekkil.
zorlukla dengede duran bir güvenilmezlik organizasyonudur...
bu başlıktan kendime ve dark beara çıkardığım sonuç...bizden korkmayın efenim...
sevin bizi,besleyip büyütün...zira götümüz yere olabildiğince uzakta...
böyle bir film,böyle bir hikaye çok az çekilir sinemada...
normallik değildir bu,dahilik ile delilik arasındaki çizginin,delilik sınırına geçmiştir yaratıcı...
sizi de bu sınıra çekmek ister,ister ki sürüden olmayın,ister ki farkında olun...
hem görsel,hem müzik,hem de duygulara hitab etmesi açısından,en az 1 kere izlenilmesi lazım diyorum...
martin niemöller'in, nazi almanyası döneminde entelektüellerin, dini liderlerin ve sıradan vatandaşların siyasi baskılara karşı sessiz kalmalarının yol açtığı felaketi ve toplumsal duyarsızlığın tehlikelerini anlatan şiiri.
önce sosyalistler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü sosyalist değildim.
sonra sendikacılar için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim.
sonra yahudiler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü yahudi değildim.
en son benim için geldiler; benim için ses çıkaracak kimse kalmamıştı.
bugün işyerine 180'li boylarda beyaz tenli, kıllı 90-95kg ağırlığında, 35-40li yaslarında bi adam geldi ailesiyle. ne kadar adamin yanında ailesi olmasına ve hetero olmasından mutevellit bakmamaya ugrassam da kendime engel olamadım. kalbim hızla attığı için yüzüne detaylı bakamadım ancak baldırları, ayakları, elleri çok güzeldi.
işten eve dönerken yaratıcıya sitem etmedim değil. madem farklı duygularla yaratiyosun madem yalnızlık allaha mahsus ,madem allah'ın kâinattaki muhteşem dengesi var neden yalnızım ?
pasif birer "sayı tablosu" değil, uzayı büken, şekillendiren ve hareket ettiren canlı fonksiyonlar olmasıdır. sayıları bir ızgaraya dizdiğinizde statik bir veri görürsünüz; ancak o matrisi bir vektörle çarptığınız an tüm uzay esner, döner veya katlanır.
okullarda önümüze satır-sütun ezberleriyle, sıkıcı determinant hesaplarıyla getirildiği için arkasındaki o devasa dinamizmi kaçırdığımız matematiksel mucize. sırf bu yüzden çoğumuz onu tablo sanıp geçtik; oysa kendisi uzayın gizli çarkıdır.
havadar güzel insan
çok verimlar cefakar insan
mutluluğu ararken çok verimkar
yatakta ise çok fenalar
bacaklar omza malafat kobra
ses verdikçe ohlar anca
bir kedisinin adı osman, diğerinin adı sıçırık. muhtemelen yavruyken ishal durumda sokaktan kurtardı, o arada sıçırık dedi hayvancağıza. adı da öyle kaldı. düşünsene ishal oldun diye adını sıçırık koyuyorlar ve 10-15 yıllık ömrün boyunca sıçırık olarak kalıyorsun. hayat çok garip gerçekten.
kim kimi sikertiyor emin olamasam da isterse eğer ayı mayı dinlemez fena sikertir onu biliyorum. güçlüdür kendisi, sinirlenirse adamı yerden yere vurur, yamultur söyleyeyim.
akp borazanı yandaş gazeteci. akp'nin yandaş medyada gazetecisi bitmez. muhalif belediye başkanları bir bir tutuklanırken bunu da gaz almak için tutukladılar büyük ihtimalle. muhalifler tutuklanırken yazıp çiziyor hatta hedef gösterip tutuklanmalarını sağlıyordu. ülkede hükümet değişirse yargılanırım korkusu yaşarken, daha hükümet değişmeden tutuklandı. "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçunu yıllardır işliyordu kısmet bugüneymiş. seçim yaklaştığında çıkarırlar ve büyük ihtimalle borazanlığa devam eder.
kendi ayağımıza sıktık, ne kadar çıkarcı bir toplum olduğumuz zaten yakın tarihi biraz kurcalayınca çıkıyor
bir top dondurma 400,bir lahmacun 1000 lira olursa
insanlar tabiki gider yunana
ama her zamanki gibi bu sorunu çözmek yerine
en kısa yolu seçip
öyle göte böyle yarak dedik...
elimde çok temiz 20 25 senelik penguenlemanlemanyaköküz gibi çeşitli karikatür dergileri mevcut
ikinci el satış olarak bir iki sitede denedim
uğraşmaya değmeyecek fiyat çıktı
aramızda kolleksiyoner vb. kişiler varsa
ufak bir öpücük karşılığında gelip alabilir
ilk gençliğimde kendimi uzunca süre ateist zannetmiştim.
o zamanki sosyal çevrem ve aile içinde konuşulamayan tabu olduğu için.
kendimce ulaşabildiğim güvenilir olan kaynaklar vasıtası ile, (bkz:deist) olduğumu anladım
yaratıcının bana verdiği bu hissi, birileri çıkıp nasıl yasaklayabilir, 9 yaşındaki kız çocuğu nasıl evlilik için uygun görülebilir vb. durumlardan dolayı, ışık hızında bütün dinlerden uzaklaştım
her sene yaz ortasında düzenli olarak gittiğim hatay adana mersin üçgeninde,ilk 10 gün iyiyken, sonrasında gelen sıkılmışlık hissi.
her sabah aynı polisi görmek,hep aynı sineği kovalamak, aynı kolilerle kolileşmek
işiniz çok zor hayatım
grip olduğun ve bir tas çorbaya muhtaç olduğun zamanlar,sıcak bir çorba ve içten bir öpücükle " geçmiş olsun canım " diyen birisinin yokluğunu hissetmek
hastalıktan daha beter bir durum
abaza olsan 31 çekersin geçer,bu geçmiyor işte
geçiyorsa da delip geçiyor...
t.c. de birileri çıkıp fikrini söylüyor diye afaroz edilmesine hiç şaşırmadım...bu kadını yaptığı programlar yüzünden pek sevmem
fakat söylediği şeyler uydurma değil,gayet gerçek olan şeyler...kardeşlik,sözün bittiği yer,bıçak kemiğe dayandı,türk-kürt kardeştir...
bunlar senelerdir söylenen,toplumu uyuşturan söylemler...
içimizden birnin çıkıp gerçeği yüzümüze vurması tepki almamalı...üniversite öğrencileri tepkilerini dile getiriyor diye ölümler oldu bu memlekette
kadınlar gününde taksimde yerde sürüklenen kadınlarımız-annelerimiz oldu
diğer katledilen yazarları,farklı düşünen bireyleri yazmak buraya sığmaz
hükümetin başındaki insan ! tv lerde,meydanlarda çıkıp ağzını bozabiliyorsa,herkes her istediğini söyleyebilir bu memlekette
müge anlı ya sonun kadar katılıyorum,gerçek olan budur,bu vardır,olmuştur,oluyordur,bu gidişle olmaya devam edecektir...