bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

dünyanın en güzel üç sesi

şerefe diye tokuşturulan rakı bardaklarının sesi , mangalda pişenlerin cız sesi ve bunların pezevengi kahkaha.

kargo

yalnızlık mevsimi

kargo grubunun 4 albümlerinin adıdır. en karamsar, kasvetli ve aynı zamanda da bu kadar derin olan yegane albümleridir. albümden en bilindik şarkılarından biri boğaziçidir.

boğaziçi

kargo grubunun yalnızlık mevsimi albümündeki en felsefik ve akıldan çıkmayan parçasıdır.


sözleri:

hayat doğuda sessizlik
suskunluk anlamında
batıda ise
değerli bir taş sanki
susmak doğuda erdem
meziyet anlamında
batıda ise
değersiz bir hak gibi

ayır bizi boğaziçi
kutsa beni atlatmadan

gülmek doğuda utanç
kibir anlamında
batıda ise
doğal bir istek sanki
bilgi doğuda saygınlık
itibar anlamında
batıda ise
paraya endeksli

ayır bizi boğaziçi
anlat bizi ayırmadan
aci, ağrı ve sonsuz çile
politikayla yok hiç bir dilde




(bkz: batıda önemli doğuda önemsiz olan şeyler)

(bkz: batıda önemsiz doğuda öenmli şeyler)

batıda önemli doğuda önemsiz olan şeyler

bu başlığı en iyi anlatabilecek şarkı boğaziçidir.

" hayat doğuda sessizlik, suskunluk anlamında. batıda ise değerli bir taş sanki "

alternatifi için: (bkz: batıda önemsiz doğuda önemli olan şeyler)

domalan

özellikle de akp'nin efsane sloganı ile akıllara mıh gibi kazınmış ilçedir. antalyadaymış ama sanırım ismi değişmiş. bir akp belediyesi için ideal isim.

(bkz: sen domalansın büyük düşün)



türkiye'deki ilginç şehir isimleri

2014 yerel seçimleri

ankarada mansur yavaşın hak mücadelesi devam ediyor. bununla beraber bakanların ve akp'lilerin tekrar sayıma müdahele ettiği haberleride var. bu gecede her zamanki gibi çakallıkta sınır tanımayan akp elinden gelen çirkefliği sergileyecek. kayıp tutanakların dökümüde geldi.

http://twitter.com/vicdan_terazisi/statu...


http://twitter.com/ozanerbektas/status/4...



2014 yerel seçimleri

çarpıcı analizler gelmeye başladı ve iddialar hiçte yabana atılacak gibi değil. bu herif ailesiyle kaçar gibi oy kullandı, bilal bile her yerde tepki görecek diye altına yapacak haldeydi. sonra 18 civarinda taksime polislerin yönlendirildiği haberi geldi. iyi hoş güzel ama madem 18 civarı sonucları yavaş yavaş öğrendin o polisleri niye gezi parkına yığdın madem. sonrasında sonuçlarda akşam 7 gibi gelen sonuçlarda ciddi tutarsızlık vardı ve en sonunda da malum kediler. bunları düşününce ve aşağıdaki tespitleri değerlendirince taşlar yerine oturuyor. gerçi bunda bilmeyecek bir şey yok bunların hayatı yalan dolan.

http://www.turksolu.com.tr/



üçlü çete: tayyip, fidan, ala

30 mart günü, seçim sandığında gördüğümüz tayyip erdoğan’ın yüzü güler gibiydi ama daha önceki seçimlerdeki gibi rahat olmadığı her halinden belliydi. rahat değildi çünkü seçim anketlerinde birinci parti çıksa bile, çok büyük bir darbe alacağı gözüküyordu.

o nedenle seçimlerden hemen önce, olası seçim hezimetine karşı tayyip erdoğan’ın yakın kliği bir toplantı yaptı. seçim hezimeti durumunda kaçış planı hazırlandı. ama bir hezimet değil de yine 1. parti çıkacak olurlarsa, ne yapacakları değerlendirildi.

alınan ilk karar, seçim sonuçlarını halkın bilmemesiydi. kaç sandık açıldığını ve sonucun ne olduğuna hakan fidan ve efkan ala karar verecekti.

cihan’a tib engeli

bunun temini için anadolu ajansı ellerinin altındaydı. ama rakip cihan ajansı’nın susturulması gerekiyordu. sandıklarda cihan’ın engellenmesi emri verilmişti ama yine de cihan görevini yapacaktı. cihan’a siber saldırı için emir verildi ama cihan’ın alt yapısı dünyanın en güvenlikli alt yapılarından biriydi, siber saldırı ile çökertilemezdi. bu nedenle tib’in imkanları ile erişime engelleme koydular. böylelikle gece boyu cihan’a erişilemedi.

saat 17.00’da başbakan’a ilk veriler doğu’dan gelmeye başladı. bu verilerde kaygılanacak bir durum yoktu, kardeş parti bdp ile paylaşmışlardı oyları.

saat 19.00, kesin sonuç: akp%33, taksim kuşatıldı

ancak saat 18.00 itibariyle başbakan’ın önüne türkiye sonucu gelmişti.

akp genel merkezi, emniyet genel müdürlüğü ve mit, üçü de ayrı ayrı seçim için veri tabanı hazırlamıştı.

sandık başındaki akp görevlisi, akıllı telefonu ile akp seçim veri bankasına bağlanıyor, kendi sandık sonucunu yazıyordu. böylelikle sandıkların kapatıldığı saat 17.00’den bir saat sonra sandık sonuçları kesinleşmişti.

akp’nin oyu %33’tü. istanbul ve ankara az oy farkla kaybedilmişti.

saat 18.00 itibariyle taksim toma’lar ve akreplerle kuşatılmış, tüm ara sokaklara çevik kuvvet ekipleri konuşlandırılmıştı.

sandığa müdahale emri

tayyip erdoğan, o an itibariyle, sandıklara müdahale emrini verdi. özellikle istanbul çok önemliydi, çünkü istanbul gece taksim’e çıkacaktı. bu olduğu takdirde, birinci parti olsalar bile iktidarda kalamazlardı.

taktik ikiye bölündü: istanbul’a büyük, ankara’ya küçük bir müdahale yapılacaktı.

istanbul’da gelen ilk sonuçlarda yarış başa baştı. önemli bazı ilçelerde de chp öndeydi. ankara’da da seçim başa baş gidiyordu.

anadolu ajansı’na verilen emir, sonuçları geciktirmekti. böylelikle sandıkların henüz %10’unun, %15’inin açıldığını gören siyasi partiler ve vatandaşlar, sonuçları bekleyecek, şüphelenmeyecekler, bekleyeceklerdi. bu arada da akp görevlileri sandık sonuçlarını adım adım değiştirecekti.

sadece istanbul değil, anadolu’nun tüm illerindeki seçim sonuçlarına da müdahale edildi. sonuçta, türkiye çapında alınan oy önemliydi. akp’nin bir ili %50 ile kazanması başkaydı, %55 ile kazanması başka.

saat 24.00 operasyon tamam, sonuçlar değiştirildi

gece 24.00’e doğru büyük oranda operasyon tamamlanmıştı. o saatlerde de başbakan balkon konuşması yapmaya çıktı. herkes başbakan’ı dinlerken, operasyon birden hızlandırıldı. başbakan 45 dakika boyunca sürekli aynı şeyleri tekrarladı durdu. çünkü niyeti mesaj vermek değil vakit kazanmaktı.

konuşma bittiği zaman akp lehine oylar artmıştı.

moral bozma operasyonu

ama konuşmanın asıl amacı, moralleri bozmaktı. tayyip erdoğan büyük bir seçim zaferi ilan ediyordu. böylelikle, rakiplerinin harekete geçmesini engellemeye çalışıyordu.

tam bu sırada muhalefet parti liderlerinin ekrana çıkıp vatandaşlara seslenmesi ve oylara sahip çıkın çağrısı yapması gerekirdi. ama bu çağrının sonucunda istenmeyen taşkınlıklar olabilirdi ve bu defa da tayyip erdoğan, biz sandıkta kazandık onlar sokakla milletin iradesini gasp etmeye çalışıyorlar diyecekti. tayyip, muhalefet liderlerini de çıkmaza sokmuştu.

gecenin ilerleyen saatlerinde, istanbul’un oy farkı gittikçe açıldı ve ankara tapandı. böylelikle chp’lilerin enerjisi ve dikkati istanbul’dan ankara’ya kaydı. o saate kadar chp’nin elinde gözüken üsküdar, küçükçekmece, beykoz, beyoğlu gibi ilçelerde de akp öne geçti!

tarihin en büyük seçim hilesi

türkiye tarihinin en büyük seçim operasyonu, akp, mit ve emniyet eş güdümünde yürütüldü. akp’li bakanlar seçim kurullarını teftiş etti, milletvekilleri baskı uyguladı, her sandık başında onlarca akp görevlisi baskı kurdu. 500 bin kişilik bir akp görevli kadrosu, seçim sonuçlarını değiştirdi.

hilenin ortaya çıkmaması için, zafer ilanı gerekiyordu. bunu da tayyip erdoğan hiç utanmadan yaptı.

muhalefet ve vatandaş ne yapmalı

şimdi muhalefete düşen şudur:

1-) bu seçimler hilelidir, sonuçlar şaibelidir, her yerde itiraz hakkı kullanılmalıdır!

akp’nin %70 oy aldığı bir ilde bile, kesinlikle ve kesinlikle, oyları en az 5 puan yükseltilmiştir.

akp’nin devletin kasasını nasıl soyduğu, artık belgelidir. tıpkı paraları çaldıkları gibi oyları da çaldılar ve muhalif oyları sıfırladılar.

sadece bu seçim sonuçları değil, akp’nin kazandığı tüm seçimler artık şaibelidir.

her seçimde en az 10 puanlık bir hile söz konusudur.

2-) seçim hileleri vatandaşa anlatılmalı, akp’nin bir zafer kazanmadığı ilan edilmelidir.

üstelik bu bir kampanyaya dönüştürülmelidir, her fırsatta ve dakika, akp’nin oyları çaldığı, milli iradeye çaldığı tekrarlanmalıdır.

3-) akp, kendisinin zafer kazandığına, muhalefetin ise hezimete uğradığına muhalefeti inandırmak istemektedir.

oysa hezimeti yaşayan akp’dir. türkiye’de bir ilde değil tam 35 ilde elektrikleri kesmek zorunda kalmışlardır.

tüm hileye karşın muhalefet direnebilmiş, oylarını korumuş, hatta arttırmayı başarmıştır.

4-) halk için aslında iki partili bir sistem vardır. akp ve karşısındaki güçlü parti. chp ile mhp arasında bir fark halkın gözünde yoktur. ve seçmen bu iki partiyi sandıkta tekleştirmekte, birleştirmektedir.

bu seçmen davranışı, cumhurbaşkanlığı seçiminde baskın gelecek ve tayyip erdoğan hayatının, ilk ve tek ama geri dönülemez yenilgisini yaşayacaktır. bu nedenle chp ve mhp arasında nifak tohumları ekmeye çalışmaktadırlar. türkiye’nin pek çok ilinde chp karşıtlığı yapan bir mhp’li, mhp karşıtlığı yapan bir chp’li görürseniz, bilin ki ak ajandır o. çünkü artık tayyip’in tek şansı, bu birlikteliği yıkmaktır.

5-) akp, hile ile, hırsızlık ile iktidarda kalamaz.

yıkılacaktır.

allah’ın bir olduğuna inandığımız gibi buna inanalım.
morali bozmayalım, mücadeleyi bırakmayalım.

ayı sözlük'teki din muhabbeti

bu zamana kadar ayıp, günah, cıss... diye diye tartışılmayan bir çok tabunun sözlük ortamında özgürce tartışılması ve paylaşılmasıdır. fikirlerin fışkırıp, çarpışmasının da; sözlük yazarlarının kaç metreye fışkırtabilmesi kadar keyif verici olduğunun göstergesidir.

deizm

kutsal kitaplardan bağımsız, bir yaratıcının varlığına inanmaktır. fakat bazı deistler yinede temelini yetiştirildikleri dinden almaktadırlar ve belli bir mantıkla bu ibadetlerine devam edebilmektedirler. asıl karşı çıktıkları dini kitapların değiştirilmiş olmasıdır ve akıl, mantık çerçevesinde bunları süzüp kendilerine göre yaparlar. bu yüzden dine kendilerince bir yorum katabilmektedirler. fakat bunu kimine göre bu allah korku ile açıklanabilir ama genellenemez.

konuyu belki karma felsefesine de bağlamak mümkündür. bu da iyi yaptığına ve faydalı olabileceğine, kimseyi incitmeden iyi bir şeyler yaptığına olan inanç temelinde huzur duymak diyebiliriz. ama bunu mutlak bir mükafat ya da bir ceza beklentisi için yapılmaz. kesin bir ahiret beklentisi ile değil, önlerindeki yaşamın kıymetini bilmek, daha iyi hale getirmek diyebiliriz. temelinde yaratan korkusu olupta buna inananlar olduğu doğrudur ama deistler hakkında genel geçer, yüzeysel bir bakış açısıdır. herkesi aynı kefeye koyamayacağımız gibi her yaşayışa göre çeşitlilik gösterebilecek, ucu açık bir yaşam biçimidir deizm.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Deizm

2014 yerel seçimleri

valla tayyip erdoğan'ı tebrik etmek gerekiyor. mahçup mahçup oy kullandılar, geçip karargahlarında ne yapacaklarını iyi çalıştılar. her zamanki gibi türkiyede belli kritik noktalarda elektrikler kesildi ve o zamana kadar başa baş giden seçim yarışında fark açıldı.

bugün oy sandığıma kaç kere gittiğimi hatırlamıyorum. sonucu alabilmek için sayımları izledim, 9'a doğru sonuçları aldık ve paylaştık. kendi oy verdiğim yerde sonuç çıkana kadar bekledim ve sonuçtan eminim. fakat asıl ilginç olanı o kadar gidip gelmeme rağmen bir tane bile chp gözlemcisi görmedim. mhp gözlemcilerini de ara sıra gelip gittiklerini gördüm. sonuçta ayan beyan belli edemezler kendilerini ama sandıkta ve sayımda bu kadar vakit geçirince insanlar birbirlerini anlıyor elbette. orada elinde tablet bilgisaylarla sayımı an ve an izleyen akp'liler vardı. birde gerçek sonucu öğrenmek, usülsüzlüğü tespit etmek isteyen gönüllü hdp'liler vardı. kendi sandığımda kimsenin bir usülsüzlük yapmadığına eminim. imkan yaratılsaydı yaparlardı belki bilemem. belkide il seçim kuruluna gidene kadar peşini bırakmamalıydık. kim bilir bu da benim günahım oluyordur.

bu işi birlikte baştan sona takip ettiğim bu insanlar canla başla çalıştılar, çabaladılar ey ahali. sonuç elde edebilmek için inandıkları için ve bunu gerçekleştirmek için çalışıyorlardı. şimdi bir de türkiye geneline bakıyorum. yine böyle çalışan insanlar vardı elbette. bu kadar haber çıkması onların sayesinde. fakat kabul edelim ki çoğunluk sayımı 7 de televizyondan rahat koltuğundan izledi olanı biteni. pek kimse sandığına gidip neler oluyor diye bakmadı bile.

insanlar gerçekten inandıkları için her yolu deneyerek zafere ulaştılar. tebrik etmemiz gerekiyor. hatta hdp ve bdp diye hor görülenler sandık çuvallarını takip edip, insan zinciri oluşturarak, güvenle il seçim kuruluna teslim edilmesini sağladılar. bir çoğumuz ise evde 7 de açıklanan sonuçların televizyonumuzdan izleyerek küfür ettik durduk. yani kısacası gezi ruhu bu seçimlerde bazı miskin geziciler sayesinde zedelendi. şimdi o zebellah bu konuda neden gezi ruhunu aşağılıyor daha iyi anlayabiliyorum.

not: kendi perspektifimden genellemelerdir. oyunu takip eden herkese teşekkürler ve geçmişler olsun...


http://twitter.com/Gayriahlaki/status/45...

ayı sözlük islamı yayma timi

asıl merak edilen konu niçin yaymaya çalışılsın ki. müslüman olarak düzgün bir yaşantıya sahip olduktan sonra zaten sizi takip ederler. yaymak için masal anlatmaya ne gerek var. asıl müslüman zaad o masalın gerçeğini yaşasın ki; takip edilsindir. yoksa 2 eşhedü söyletmekle papağanlar çoktan müslüman olurdu.

oy kullanmaya giderken unutulmayacaklar

eğer kimlik fotonuzda sinek kaydı ve şu anda da sakalınız varsa o sakal kesilir. ya da pasaport, ehliyet gibi tc. kimlik numaranızın bulunduğu şimdiki şemalinize uygun bir kimlikle gidilip sakallarla oy kullanılır. *

bunun dışında verdiğiniz oyun kime ne fayda getireceğini düşünmek maximum onemli.

kalkar kalkmaz yapılan ilk şey

morning wood ile başlayan günü 31 çekerek maksimize etmek.

dinsiz eşcinsel

bir erkeğe söylenebilecek en ağır söz

söylemesi en zevkli kelimeler

recep tayyip erdoğan'ın sesi

bu konuda twitter'ın ahını aldığı söylenmektedir.

2014 yerel seçimleri

gönül ister ki en özgürlükçü, akılcı olanına, insana değer verenine oy verelim. fakat araki bulasın. insan akp haricinde başka bir partinin çıkmasını istiyor ve her ne olursa olsun razı geliyor. her zamanki gibi kötünün iyisine oy vermek durumunda kalacağız. fakat oy verilmediği takdirde de akp ile yola devam edip ülkeyi nerelere sürükleyeceğini izleyeceğiz.

bu seçimlerde asıl gözlerden kaçan şey ise büyükşehir belediyeleridir. artık büyükşehir belediyeleri kent bazında olmaktan çıkartılıp tüm il sınırları olarak genişletilmiştir. yani 200-300 km uzaklıkta bile olsa il sınırları içerisinde olan * irili ufaklı tüm yerleşimler büyükşehir belediyesi için oy verecekler. bu seçimle birlikte bu nitelikteki belediyelerde il özel idareler kaldırılarak, bütçelerini ankaradan bir nebze bağımsız, kendileri konrtol edebilecek. akp bu sistemi federal devlet ve eyalet sistemine geçiş gibi göstermeye çalışsa da, aslında büyükşehirlerin kontrolünü eline geçirerek, ülkedeki belediye bütçelerinin de çoğuna hükmetmeyi istemiştir. mesela istanbul için düşünüldüğünde, sahip olacağı gelir orta ölçekli bir avrupa ülkesi ile yarışır vaziyette olacak. diğer büyükşehirlerde bu düzenlemeyle kendilerini idare etme fırsatına sahip olacaklar. bu geliri akp elde ettiğinde neler neler olacağını düşünmek ister misiniz?


şimdi bu durumları düşünmez ve vay efendim bölücü kazanacak, vay efendim faşiste mi oy vereceğim, o dönek partiye mi oy vereceğim demeyi bırakmazsanız; yine aynı tongaya düşürüleceksiniz ve tayyip thrones'un senaristleri olarak tarihe geçeceksiniz. sanırım bu nedenle akp haricinde hangi parti güçlü ise onda yoğunlaşmaktan başka çare kalmadı. isterseniz küfür edin ama durum bu kadar vahim. hatta bir de şu bakış açısından düşünün. gezi olaylarında akp haricindeki neredeyse tüm düşünceler canla başla bir araya gelebildiyse, bunun ondan eksik kalan yanı nedir? diğer partilerde kısıtlı da olsa bir iletişim var şu anda. peki ya aklındakini yapmak için kimseyi sikine takmayan akp nin eline düşerseniz daha mı hayırlı olacağını sanıyorsunuz.

unutmadan akp'nin yaptırmış olduğu anketler diye söylenen bazı iyimser anketler dolaşmaya başladı. gerçektende iyimser çünkü abbas güçlü ile genç bakış programında, seçim gözlemcisi olarak görev yapan avukatın söyledikleri düşünülünce bu anketleri dikkate almak mümkün değil. hele hele çevremdeki üniversite öğrencilerine bakınca biraz daha umutsuzluğa kapılıyorum. çünkü nufuslarını üni.de yaşadıkları yere aldırmadıkları için neredeyse bu gençlerin yarısı oy kullanmayacak. malesef hal böyleyken oy verdiğimiz sandığı sıkı sıkıya takip edip, birlikte hareket etmekten başka pek bir seçeneğimiz yok.

bu kadar bahsini ettiğim anket burada: http://www.secimanketleri.net/secim-anke...
seçim gözlemcisi avukatın izlenimleri :

  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.