cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

facebook'ta profil fotoğrafına gökkuşağı eklemek

bütün arkadaşlarım yapmışlar. nasıl duygulandım sözlük anlatamam. demek ki benim arkamda olduklarını söylerken kuru sıkı atmıyorlarmış. ciddilermiş.

not: ben yapamadım.

levi's

dünya'nın gelmiş geçmiş en iyi markası diyemeyeceğim çünkü benim alabileceğim en iyi marka kendisi, daha iyisini görmedim ki zaten pahalısına da para veremem, ama kotları gerçekten kaliteli. özellikle basenleri ve kalçaları sarış şekli o kadar başarılı ki içine hiç spor yapmayan birini koy, o bile estetik görünüyor. bir de lgbt haklarını desteklemesi var ki, verdiğim her kuruş helal olsun dedirtiyor.



levi strauss tarafından kurulmuştur. dünyanın ilk kotunu üretmiştir. kot pantolonların yıkanınca bozulduğunu savunurlar. bende kotlarımı yıkamıyorum.

barbaros hayrettin

ne zaman siyah saçlarımın altında kızıl sakallarımı görseler, özellikle genç kızlar tarafından, eblek eblek "aaaa sen barbaros hayrettin'in soyundan mı geliyorsun?" tarzı sorularına maruz kalıyorum. hayır canım benim büyük büyük dedem kanuni, annemde hürrem, hımss diyemiyorum ki.

seks hayatınızı iki kelime ile anlatın

sperm tadı

bununla ilgili marmara üniversitesitesi tıp fakültesinde yaşanmış bir olay var. yaşanmış mı uydurma mı gerçi bilemeyeceğim ben yaşamadım, bana aktarıldı.

üroloji profesörü derste spermin içindeki maddelere göre tuzlu olduğu söylemiş.

en ön sıralarda oturan, işletme öğrencisi, arkadaşı derse çağırmış, kadında elini kaldırmış ve koskoca tıp profesörünün hatasını bulduğunu sanarak "ekşi olur ekşi olur" diye haykırmış.

profesör durmuş ve "nereden biliyorsun kızım?" demiş.

kızda sevgilime sakso çekerken tüm spermlerini yutuyorum diyemediği için başını ellerinin arasına alıp dersliği terk etmiş.

bedava dondurma çubuğu çetesi

insana nasıl ülke lan bu dedirten haber.

http://lagiye.com/bedava-dondurma-cubugu...

yemin ediyorum yaşamasak, başka bir ülkeden gündemi takip etsek çok eğleniriz.

full aktifleri biseksüellerden ve sadece aktiflerden nasıl ayırt edersiniz

bir kılavuz niteliğinde olmasını istediğim bu başlık altına görüşlerimi paylaşacağım. dilerim diğer pasif/aktif-pasif arkadaşlar da görüşlerini paylaşırlar da böylelikle şu kişilik buhranı yaşayan heterororo kırması full aktifleri hayatlarımızdan tamamen çıkarabiliriz. gitsinler az uzakta oynasınlar.

öncelikle bu tipler genelde "parlak" diye tanımladıkları kılsız erkeklerden hoşlanırlar. her ne kadar romeo'da 18'den büyük kullanıcılar olarak arayış yapsalar bile inanmayınız. zira bu adam romeo'da 14-15 yaşı işaretle-yemediği için 18'i işaretler. hepsinde bir masaj hastalığı vardır. zaten kendisine bir erkek aramaz, kelimenin en iğrenç tabiriyle eski roma'daki veya osmanlı'daki hamamlarda çalışan oğlanlardan aramaktadır. genelde sakallıdırlar. maçodurlar. delikanlılığı kimseye vermezler. iki kelimede sizi gözlerine kestirdilerse kıskançlık krizlerine bile girebilirler. çünkü siz onun malısınızdır. eğer sizi gözlerine kestirdilerse saatlerce yol gelmekten çekinmezler. çünkü adamın ilişkiden anlayışı sahip olmaktır, uğur ışılak zihinliler bu konuda, ve malına en kısa zamanda sahip olmak ister.

bundan emin değilim ama yeni jenerasyonda 20-25 yaş arasında genelde boksla ilgileniyorlar.

ha az önce bunlardan bir tanesine "diyelim ki bir barda tam hayalindeki gibi bir adamla kadın oturuyor. hangisini seçersin?" diye sordum. "kadın" dedi. "o zaman git o kadını bul," dedim ve engelledim.

intikam almak

geçen iki ay içerisinde anladım ki bu dünyada insanlar yaptıkları kötülüklerle kalıyor. benim, senin ve onun gibi iyi aile terbiyesi almış saf adamların/kadınların affedersiniz hayatlarının içine sıçıp baygın gözlerle bir özür diledikten sonra bütün meselenin hallolacağını düşünüyorlar. bakın en iyisi gözlerini devirerek özür dileyendir çünkü karşınıza öyle çirkin insanlar çıkacak ki, belki çoktan çıkmıştır, bunu bile size çok görecek. belki sizin kırılan onurunuzu veya kalbinizi hiç önemsemeyecek belki en iyi ihtimalle, ki bu da iyi bir şey değil bence, yalan söyleyerek sizin içinizi soğutmaya çalışacaktır.

ama siz kırılan kalbiniz ve onurunuzla kalıyorsunuz. bir iki kişiye anlatıyorsunuz. belki en yakın arkadaşlarınız gece sabaha kadar başınızda bekliyorlar, sağ olsunlar. ama bunların hiçbirisi yaşadıklarınızı aklınızdan silemiyor.

işte depresyon içerisinde geçirdiğim bu iki ay içerisinde farkına vardığım pek çok şey arasında bu da vardı. bundan sonra o saf her kötülüğü sineye çeken cikolatali kek olmayacaktım. ben dürüst oldukça insanlar kötüleşiyordu. bende artık canımı sıkan/yakan insanlara derslerini bildirmeye karar verdim.

ama nasıl olacağını bilmiyordum. hatta iki hafta evvel arkadaşımla dertleşirken, iki ay önceki adam için, intikam almak istiyorum dedim.

"ama cikolatali kek, intikam nasıl alınır ki? yani benim aklım hiç almıyor. tamam dizilerde falan yapılıyor ama..."

o an haklıydı. çünkü o zamana kadar hiç intikam almak aklımın ucundan bile geçmemişti. ben kızınca bile üzülen bir adamım. belki de bu şekilde öfkemi bastırıyordum. öfkemi, üzüntüye aktarıyordum. zavallı cikolatali kek. haksızlığa uğrayan cikolatali kek.

ama artık o öfkeyi bastırmıyorum. direk kusmak istiyorum.

bugün ilk defa kustum.

3 gün önce tanıştığım biriydi. 3 gün içinde bir sürü yalan söyledi.

bu sabah cezasını kestim. bir güzel alay ettim. güldüm, eğlendim.

rahatladım.

markasının adı rte olan doğum kontrol hapı

düşünülenin aksine adam diyecek ki "şimdi ben bu kadınla çocuk yapsam rte gibi olabilir en iyisi bir rte hapı yut hanım." kadın diyecek ne düşünen bir erkek. böylelikle dünyaya yeni rte'ler getirmek istemeyen aileler çocuk yapmamak için bu hapı kullanacaklar.

edit: olm bu entry bir suç içermiyor değil mi? adama önemli yerlerde.*

ayı sözlük itiraf

okulumu bırakmayı düşünüyorum.

1.5 aylık bir depresyonun ardından, o okulda-bölümde okumak istemediğime karar verdim. kabul etmek istemiyordum ama öyle. ben ankara'ya ait bile değilim. istanbul'a aitim. bunu daha ilkokuldayken öğrenmiştim. ankara'yı hiç yazmamalıydım. bölümüme karşı gram ilgi duymuyorum. 22 yaşındayım ve her şeye sıfırdan başlamayı düşünüyorum.

bitch i’m madonna

ne bileyim. sen koskoca madonna. sen bir fenomen. sen bir döneme kılavuz. şu yaptığın müziğe bak. bir de şarkına ve klibine güvenin o kadar az ki reklamı olsun diye bütün ünlüleri klibe topla. living for love ile çok umutlanmıştım. eski günlerine döneceksin sanmıştım. çok yanılttın beni kadın, çok.

(bkz: madonna'ya sesleniş)

onu unutturabilecek bir sevgili arıyorum

bir insana verilebilecek en kötü sorumluluktur. özellikle sizinle yeni bir yola çıkan bu adam/kadın öteki olduğunun farkındaysa. düşünsenize ona en başından öteki olduğunu söylüyorsunuz.

adio963 sana daha kötüsü anlatayım da kendini biraz iyi hisset. ben mesela lisede sevdiğim çocuğun ödevlerini yaparken o bahçede kızlara şebeklik yapardı. kız arkadaşıyla kol kola gezerdi. ben de salak gibi ödevlerini yapmaya devam ederdim.

bir de kızla baloya gitsen ne olacaktı ki? hem beraber eğlenirdiniz. aklını meşgul ederdi. yani ben kadınlarla dans etmeyi seviyorum. hem benim şu an en yakın arkadaşlarımdan bir tanesi, gey olduğumu biliyor, zamanında benden hoşlanıyordu. ben ona durumumu açıkladım ve çok güzel bir dostluk başladı.

kendi eğlenceli vikipedi sayfanı oluşturabilirsin

dünyanın en hızlı konuşan insanıdır.* meydan ansiklopedisinin tamamını 9 saniye içinde okuyabilmekte ve ses hızından daha hızlı konuşabilmektedir.*konuşması ölümcül bir silah olarak kullanılabilir.*

1 milyon farklı yabancı dil konuşabilmektedir.*

mesleği: dil uzmanı
oturduğu yer: berlin
mal varlığı: 286 milyon abd doları*

çok güldüm. çok.

kurokuma

o son 6 yorumuna hitaben:

yaaaahhhğğğğğ slk şey qwqreqwrwqrewq :d:d:d

tanrı seni nasıl yarattı

- 3 kaşık dolusu dürüstlük

- 7 kaşık dolusu mutluluk

- ve biraz çok fazla suratsızlık*

arka sokaklar

bitmemiştir. kanal değiştirmiştir.

http://ayisozluk.com/lnk/a3458e

böyle asparagas haberlerle sevenlerini yasa boğmayalım efenim.*

eşcinsel evliliklerin abd'nin her eyaletinde serbest bırakılması

camiamız için gerçekten büyük bir adım. sevindirici bir haber.

amerika gibi bir devlet, bizi resmen tanıdığını kabul etti. bazı eyaletlerinde bu çoktan olmuştu ama hiçbir zaman tüm eyaletlerde kabul edilmemişti.

ama ne var ki türkiye gibi amerika'nın dibinde ayrılmayan bir ülkede böyle büyük bir haber bir akşam haberi kadar bile değer görmedi!

oğlum duymadınız mı, ibneler evleniyor. amerika sizin günah/sapkınlık olarak gördüğün iki erkeğin sevişmesini/sevmesini yasallaştırıyor. nasıl bunu akşam haberlerinde vermezsiniz? nasıl amerika'nın başına ne zaman lavlar yağacak diye gün saymaya başlamazsınız? mübarek ramazan ayı'nda üstelik. tövbe tövbe.

o değil de artık eşcinsel olduğumu söylediğim heterororolardan "hollanda'da evlenirsonuz canım yaa" gibi bir şey duymak zorunda değilim. yani ben hollanda'yı sevmem bile. bana amerika örneğini verecekler falan.*

son olarak şunu da eklemem gerek amerika'da gerçekten aşk kazandı. burada böyle bir şey olsa sexwins diye hashtag açmamız gerekir zira burada ibnelerin genelde anladığı tek şey sex.

götü yere yakın olan insandan korkmak

genelde kısa boyluların genelde uzun boyluların yanında kurdukları cümle, iddia. bir şekilde ünlü olmuş. sanırım boy komplekslerini böyle atıyorlar. lafa bak gele götü yere yakın olan insandan korkacakmışım. 165 boyu var, yüzüme tükürecek herhalde...*

yazarlardan bear fotoğrafları

bir an kuma geldi sanıp heyecanlanmama sebep olan başlık. saat 19:41.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.