evlilik eşitliği
en basit örnekle eşcinsel evliliğin yada birlikteliğin yasal olduğu bir ülkede imza atmamışsanız bile bir seneden fazla birlikte yaşadıysanız kanunen eş sayılırsınız. bu durumda sevdiceğinize allah muhafaza birşey olsa yakını olarak sizin söz hakkınız oluyor. bana birşey olsa eşim ne yapar diye düşünmenize gerek kalmıyor çünkü siz istediğiniz sürece bütün sigortalarınız aynı zamanda onun adını da içeriyor. türkiye de eksik olan bu bence. hem heteroseksüel hem eşcinsel ilişkilerde uzun süre birlikte yaşayan bütün çiftlere bu haklar tanınmalı. türkiye de sevdiceğiniz, partneriniz, hayat arkadaşınız hastanede yatarken saatlerce kapıda bekleyen size kapı kolu muamelesi yapan zihniyete karşıyım.
miami
amerika'nın florida eyaletinde bulunan, sahilleri ve gece hayatıyla ünlü şehir. giden türklere sorduğunuzda genelde alacağınız cevap ''yok yieah pek bişey yok orda abartıyorlar'' dır. taa türkiye den kalkıp bir tek miami yi ziyaret eden birinden beklenen bir cevap olabilir ama miami aslında güzel bir şehirdir. havası çok nemli özellikle yaz aylarında aşırı sıcak olabilir bu yüzden bahar aylarında gitmek yerinde olur. sahilleri çok geniş ve güzeldir. kumu, okyanusu etraftaki palmiye ağaçları..hava rüzgarlı değilse sahiller iddia edilenin aksine yüzmeye gayet elverişlidir. gece hayatı çok hareketlidir. clubları güzel ve büyüktür. nüfusun çok büyük bir çoğunluğu ispanyolca konuşur, latine benzer bir tipiniz varsa ispanyolca biliyor musun diye bile sormaya gerek duymadan muhabbete girerler, ingilizce karşılık verince surat ekşitirler çünkü ingilizce bilmeyen yada az bilen çok insan vardır. amaç şehiri ve etrafı gezmek ise araba kiralamak akıllıca olabilir zira otobüslerin hali içler acısı, yine de iş görüyor. ama sadece deniz kum güneş yapıp gece dışarı çıkmak isteyenler için arabaya hiç gerek yok, south beach de yada miami beach de bir otel bulup yürüyerek yada taksiyle ulaşım halledilebilir. ayrıca; yakınlarda görülmesi gereken
key west (konum olarak çok enteresan bir yerde) ve
fort lauderdale e gidilebilir ayrıca
bahamalar a gemiyle geçilebilir, fiyatlar kısmen uygundur.
new york
kışın insanın kemiklerini donduracak kadar soğuk olan insan mahşeri gibi sürekli kalabalık, özellikle meydanlarında yürümesi çok zor olan şehir. her daim sürekli turist ağırlayan, turistler gibi şehirde yaşayanların da binbir çeşit milletten geldiği kocaman bir metropoldür. hakkıyla gezmek için bir haftanın yetmeyeceği, kışın ayrı yazın ayrı görülmesi gereken; her çeşit barı, clubı, restaurantı barındıran insanın ufkunu açan şehirdir. sürekli hizmet veren lezbiyen clubları olmasa da birçok lezbiyen barı olan ve hepsinin de tıkabasa dolu olduğunu varsayarsak azımsanmayacak bir lezbiyen nüfusa sahip olan şehirdir. diğer bütün şehirlerde olduğu gibi gay bar ve clubları çok daha fazla, lüks ve gösterişlidir. alışveriş için şehir dışındaki outletler çok uygundur, yeme içme konusunda çok geniş bir yelpazesi vardır. istanbul gibi ziyaret etmesi pek bir zevkli, bırakıp gitmek istemez insan ama eminim içinde yaşamak, hayatını devam ettirmek gezmesi kadar zevkli değildir.
tatil
ister dünyanın bir ucuna git ister evinde otur, ister sahilde güneşlen ister kayak yap tek amacı seni hafifletmek ve stresinden, dertlerinden arındırmak olması gereken boş zamanlar topluluğudur. tatilden sonra vücudun hafifleşir, ağrıyan yerlerin iyileşir özetle hafiflersin. tatil budur, hafiflemek.
anlaşmalı evlilik
türkiye de gay ve lezbiyenlerin arasında yapılması giderek yaygınlaşan evliliktir. iki taraf da aile baskısından, ne zaman evleneceksin sorularından kurtulur, özgür bir şekilde hayatına devam eder. bir çeşit
al gülüm ver gülüm dür.
ayı sözlük yeni yıl zirvesi
gidemeyenler için resimlerinin yayınlanmasını arzu ettiğim zirvedir.
game of thrones
hakkında çok iyi şeyler duyduğum için izlemeye başladığım velakin ilk 8 bölümünü sabırla izlememe ve
lena headey artısına rağmen pek beğenmeyip izlemeyi bıraktığım dizi. belki sonra bir şans daha veririm ama şimdilik pek hoşuma gitmeyen dizi.
eşcinsellerle arkadaşlık
heteroseksüel bir arkadaşım bana birçok eşcinsel arkadaşının olduğunu, lezbiyenlerin pek değil de gaylerin çok dramatik olduğunu bu yüzden pek arkadaş olmaktan haz etmediğini söylemişti. bana göre ise tam tersi. gayler bulunmaz nimet. her daim parti yapmaya eğlenmeye hazırlar, lezbiyenler gibi soğuk durmuyorlar insanlara hemen kaynaşıyorlar, dışarı çıkmayı seviyorlar ve drama konusunda lezbiyenlerin eline su dökemezler. sonuç; gaylerle arkadaşlık etmek bir ayrıcalıktır.
uzaylı zekiye
çook eskiden yayınlanan saçma sapan bir diziydi. tarihini yada ben kaç yaşımdayken izlediğimi bile hatırlayamıyorum o kadar eski. ama severdik sanki.
anıra anıra ağlamak
en son çok sarhoş olduğum bir gecenin sonunda ayrıldığım sevgilimi aradığımda vuku bulmuştur. sarhoş kafa eve giderken ex i arıycam diye önce merdivenlerde takılıp ayak bileğimi burktum, düşmemek için bi yere tutunayım derken elimi incittim, eve varmadan aradım nihayet. apartman kapısının önünde anıra anıra 'yanıma geel seni çok özledim' tarzında böğürerek ağladıktan sonra bir şekilde eve girdim. sabah işe giderken baktığımda apartman kapısı kırıktı, kendimden şüphelendim doğal olarak acaba ben mi kırdım diye ama ben değildim sanırım..telefonda o kadar ağladım ki kopmuşum, hatırlamıyorum eve nasıl çıktım, kapıya birşey yaptım mı diye.
solak olanların daha akıllı olması sorunsalı
daha akıllı değil ama daha yaratıcı olduklarını düşünüyorum. var yani bir değişiklik.
eşcinseller genelde solak
böyle bir şey okumuştum ama eşcinseller mi genelde solaktı yoksa solaklar mı genelde eşcinseldi onu hatırlayamadım.
ayı sözlük itiraf
profilimde tam 999 tane entry girdiğimi görünce 1000. entrymde sağlam bir itiraf yazmaya karar verdim.
her yeni ilişkiye başladığımda biteceğini düşünerek başlıyorum. sürdürmeye değil ilişkiden nasıl ağrısız sızısız sıyrılabilirim diye uğraşıyorum. sevdiğim halde ayrılma planları yapıyorum kafamda. daha da kötüsü aldatmaya çok müsait bir yapım var. ama en kötüsü, ayrıldığımda aşk acısı çekiyorum zannettiğim şey sadece yalnız kaldığımda ve sıkıldığımda ortaya çıkıyor. çok sevdiğim insanlar da oldu, hakkıyla seviyorum, onun için risk alıyorum, güven veriyorum, sevdiğim için herşeyi yapmaya hazırım. yani iyi olduğum zaman çok iyiyim. ama dengesizliğim tuttuğunda ilişkide tam bir götüm. karşımdakine bok gibi davranıyorum, yalan söylüyorum, aşağılıyorum, kendimden uzaklaştırıyorum ve nihayet terkedip bırakıyorum. buna pişman olduğum, üzüldüğüm zamanlarsa dedim ya sadece yalnız kaldığım sıkıcı zamanlar. son ilişkimden birşeyler öğrendim sanırım, uslandığımı, ilişki kurmayı öğrendiğimi umut ediyorum. bir sonraki ilişkimde bunların olmamasını diliyorum. ama bir sonraki ilişkiyi başlatmaya korkuyorum şimdi de.
ben bugün bunu öğrendim
hoşlanılan insana ulaşmak veya ilgisini çekmek için en kolay ve kısa yol onu kıskandırmakmış. bunu zaten biliyordum ama bugün uyguladım. sonuç pozitif...şimdilik.
sarhoş olma isteği
çok hüzünlü yada çok keyifli olduğumuz zamanlarda hissetiğimiz, şahsen benim geçtiğimiz ağustos ayından kasım ayına kadar hemen hergün hissettiğim istek. sarhoş olunca hiç birşey geçmiyor yada iyileşmiyor, sadece beynimiz uyuşuyor ve o geceliğine derdimiz hafifliyor ama ertesi gün kaldığın yerden başlıyorsun hayatına. kesin çözüm içkide değil insanın kendisindeymiş onu öğrendim. (bkz:
ben bugün bunu öğrendim)
behzat ç
81. bölüm nasıl bir bölümdü resmen kafa yaptı bende. (bkz:
behzat ç kafası)
---
spoiler ---
izlerken hep derdim ki dizi gerçekçiliğini kaybediyor bir insanın başına bu kadar kötü olaylar gelir de hala nasıl yaşar, nasıl tutunur. bu bölümde öğrendik ki amirimiz uyuşturucu kullanmış. zaten o acıyı kederi içkiyle bastırmak zor onun deyimiyle daha sert birşeyler lazımdı, kullanmış amirim. içkiyi 2 gün sonra unutacağımız aşk acılarımızı bastırmak için kullanıyorsak behzat ın yaşadıklarını bastırmak için kullandığı ağır narkotikler bile az bence. her şey birbirinin içinde karman çorman bir bölümdü ama bir çok şey aydınlığa kavuştu. ilk fırsatta tekrar izleyeceğim. sadece fındık kadar şulenin su aygırı kardeşi bernayı çatıdan aşağıya atmasını benim mantığım almıyor.
bir de yaşlı behzatı oynayan amca gerçekten çok benziyordu behzata, diyalogları da çok komikti bence.
---
spoiler ---
david lynch filmleri gibi bir bölümdü vesselam.
marijuana
kenevirin cannabis türündeki bitkilerinin tohum ve çiçeklerinden elde edilen keyif verici madde.
esrarın bir diğer adı.
yatağını yadırgama
kaldığın yabancı yerde, yattığın yeni yatağa alışamama, rahat edememe durumu. kendi evimden değişik bir yerde kalıyorsam ilk gecemin hep uykusuz geçme nedeni.
insanın aşık olduğunu farkına vardığı yerler
en son aşık olduğumda onu ilk gördüğüm günün gecesi ablamlarda kalmıştım, gözüme uyku girmemişti. o zaman bunu
yatağını yadırgama olarak yorumlamıştım ama aslında aşık olduğum için uyuyamamışım. ama sanırım aşık olduğumu farkettiğim mekan o yatak odası değil bir kaç gün sonra yiyiştiğimiz
rocinante cafe ydi.
ayı yogi
en sevmediğim, bir türlü ısınamadığım çizgi film karakterlerinden. sinir şey.