akp'den nefret eden bir insanım ama çevremden akp ile ilgili olumlu olarak şunları duyuyorum:
yollar, tüneller, köprüler yaptı
sağlık sistemini ücretsizleştirdi
ders kitaplarını ücretsiz dağıtıyor
bağkur borçlarına af getirerek faizlerini almadı ve emekli olabildik.
yaşlılara ve fakirlere aylık bağladı.
erzak, giysi ve kömür yardımı yapıyor.
bu söylenenlere karşıt birçok şey söyleyebiliriz ve belki de bu yapılanların arkasında yapılanları da ama halk genel olarak olaya yüzeysel bakıyor ve bu yüzden recep tayyip erdoğan'a ve partisine oy veriyor. bu kadar yüksek oy almasının sebebleri bunlar.
bu yazı bir zamanki platonik sevgilim e. 'ye gelsin. eşcinsel olduğunu kabullen artık, eşcinsel değilsen bile biseksüelsin korkma kendinden. kankamın kankası olduğundan dolayı kısa bir süre daha görüşmek zorunda olduğumuzun farkındayım ve ben sana "heteroseksüel olmayabilirsin ve bu durum gayet normal" dediğimden ötürü benden uzaklaştığının da farkındayım. geçen hafta "neden benden uzaklaştın ha korkmadan söyle artık şunu" dediğimde dumur olman ve bir şey söyleyememen çok komikti. yaklaşık 1 senedir çıktığın kız arkadaşını deli gibi sevdiğini iddia ediyorsun, rol yapıyorsun ama hiç beceremiyorsun. herkes bunu yiyiyor olabilir ama ben gerçeğin farkımdayım. sınıfındaki kankan var ya onun yanındayken yaşadığın mutluluğun yarısını sevgilinin yanında yaşamıyorsun. bu bile basit bi kanıt. kendini inkar etme ve ayrıca kız arkadaşın olursa düzeleceğini düşündüğünü de biliyorum. yok öyle bi dünya çünkü ortada düzelecek bir şey yok. en son ayrıldığımızda yurt dışına çıkacağını söylemiştin ya ben de sana "orada korktuğun şeyler başında gelebilir, korkma" dedim ya. lütfen korkma ve daha fazla kimseyi kandırma.
normalde çocukları çokça seven bir insanım onlarla ilgilenir, oynar, bin bir türlü şebeklik yaparım ama şu an bunları yapmak istemiyorum. ders çalışmak istiyorum. kpss'ye çok az kaldı ne çalışsam kardır tek düşüncem bu. ama başımdaki 3 çocukla bunu yapamıyorum!! daha önce akrabalarımızı çocuklarıyla ilgilenme konusunda nasıl tatmin etmişsem şu an hepsi çocuklarını bana bıraktı ve salonda kahkalar eşliğinde dedikodu yapıyor. biraz daha direnicem olmadı salona çıkıp "shut the fuck up bitches and take care your children" dicem. (ingilizce konuşursam ne dediğimi anlamazlar, ben de rahatlarım) *
nedenini bilmemekle birlikte bu şarkıyı ilk duyduğum andan yani çocukluğumdan itibaren çok sevdim hala da seviyorum. çok güzel bir melodisi var 10 dakikadır dinliyorum *
bana yaklaşıp güvenimi kazanıp ardından sana içimi döktükten sonra saçma sapan bir şeyi bahane edip benden uzaklaştın ya senden tiksiniyorum hatta nefret ediyorum!! bana ne yaşattıysan ve ne acılar çektirdiysen aynısını yaşamanı umuyorum. ve o sürekli olduğunu iddia ettiğin "iyi insan" değilsin hem de hiç!!
yaşanılanlar, videoda da dendiği gibi aldous huxley'in "belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir" sözü üzerine insanı bir kez daha düşündürtüyor. kahrolsun cehalet ve saçma gelenekler!!
kahramanmaraş sütçü imam üniversitesinde düzenlenen kuantum paradigması ve parçacık fiziği hakikati panelinde söz alan gazi üniversitesi nükleer fizik bölümü üyesi prof. dr. selahattin ermenek, cernde devam eden büyük hadron çarpıştırması deneyini allaha şirk koşmak olarak niteledi.
http://ayisozluk.com/lnk/aa92ac
nasıl insanların profesör kadrolarına yerleştiğini görünce hayret ediyorum, arkama bakmadan koşup kaçmak istiyorum.
uzun süreli belleği özellikle de epizodik belleği iyi olan insanlar için kullanılan terim. meşakkatli bir iştir, bazen gereksiz şeyleri hatırlamak yüzünden insanı kıvrandırır.
dimes'in, rakibi cappy'nin çıkarmış olduğu atom meyve suyuna karşı piyasaya sürmüş olduğunu düşündüğüm meyve suyu. tadı baya iyi. aklımı çelmeyi başaracak gibiler sanki.
çok üzücü bir durum. o kişi belki de senin kimliğini kazandığın, kendini keşfettiğin yıllarda, ergenliğin boyunca hep yanında olmuştur. beraber yiyip, gezip, içip, eğlenip yeri geldiğinde üzülmüşsünüzdür. o size her şeyini anlatır, siz ise bazı şeyleri. çünkü ilerleyen yıllarda onu ne kadar çok severseniz sevin ondan farklı olduğunuzu, onun homofobik bir insan olduğunu ve yaşadığınız hisleri ona anlatamayacağınızı fark edersiniz. sırf onu kaybetmemek için susar, yeri gelir yalan söylersiniz ama yıllar geçtikçe bu durumdan sıkılan siz olursunuz ve aranız açılır. küsmezsiniz ama çok nadir görüşürsünüz. onun neden böyle olduğunu merak ettiğini ve soramadığını bilirsiniz ama siz de konuşmaya genelde cesaret edemezsiniz. sonra ne mi olur? orasını tam bilemiyorum ama benim için içimde kalacak ve sebepsiz yere suçlanacağım bir durum ortaya çıkacak. işte o an geldiğinde içimdekileri tutabilir miyim? hiç sanmıyorum.
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.