üniversite son sınıfta dersimize giren doçent'in herkesin içinde söyleyip kıpkırmızı kesilmeme sebep olan şu sözleridir: "gözlere bak, gülüşe bak, şu duruşa bak. valla benim danışmanım olsaydın bilerek sorunlarımı çözmezdim hep sana gelmek için" **
içinde mehmet gibi sevimli, sempatik bir yarışmacı barındıran program. o kırık aksanı, eğlenceli hareketleri, hoş vücudu... oyyşş libidom yükseldi * ayrıca atakan-ibrahim, damla-nagihan kapışmaları ve nihal ile yılmaz morgül'ün hayatta kalma savaşları için izlenebilecek program.
benim online oyun deneyimim yok ama aşırı aşırısı sıkılıyorum. oyun oynamak sıkıntıyı gideriyo diyolla. aranızdan bi cengaver oynayacağımız oyunu bilale anlatır gibi bana anlatabilirse aranıza katılabilirim * edit: ohaaa yeni dikkat ettim muhabbetin üstünden 2 ay geçmiş verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.
sevgili sözlük, allah sevdigi kulunu "sınarmış" sözünden yola çıkarak en sevilen kullar arasında ilk 3te olduğum kanısına vardım. kendimi tebrik ederim. herkese yakşamlar!
ilk gay arkadaşlıkları bu sözlük aracılığıyla kurduğum gibi ilk gay bara yine buradaki arkadaşlarımla birlikte gittim. sağ olsunlar amme hizmeti yaptılar bana. deli misin tabi ki amaç sadece kültürel bir gezi gerçekleştirmek * neyse barın giriş kapısına bi geldik kalbim hunharca atıyor dedim nikimsi zaten senden de ancak böyle saçma bi ölüm sebebi beklenirdi. tuttum nefesimi, kendimi sakinleştirmeye çalıştım bi yandan da heyecanım belli olmasın diye mal mal gülüyorum. o an canım hocam hepberabear ile göz göze geldim. biraz sakinlestim. ardından annem smellycat tuttu elimden gel ben yanındayım dedi. daha da bi rahatladım. içeri girince bi de ne göreyim insanlar ickilerini yudumlayıp normal bi şekilde dans ediyorlar. hani lan grup seks, kırbaç, deri pantolonlar. hepsi mi hayal ürünüydü boşuna mı çekinmişim dedim. sonrasında aldık içkilerimizi içmeye başladık. sonrasında da... neyse sonrası da bana kalsın * yalnız gittiğimiz bar en kötü gay barmış * galiba. ondan olsa gerek biraz hayal kırıklığı yaşadım fakat yine de merak gidermek için gidip görülebilecek bi yer.
zirvede sessizliği ve olgun tavırlarıyla dikkatimi çeken yazar. ama gözlerinden muziplik ve gullümlük akıyordu. bi dahaki zirvelerde umarım o yönünü daha çok görür ve doyasıya eğleniriz.
gece yatmadan önce sarımsak yiyip ardından melisa çayı içip en sonda da 3 felak 3 nas suresi okuyarak kurtulabileceğiniz illet. birkaç tane gay arkadaşım bu durumdan muzdaripti sonrasında bu yöntem sayesinde kurtuldular çok şükür.
şaka lan şaka. siz sanıyor musunuz ki heteroseksüel insanlar rüyalarında hem cinsleri ile sevişmiyor. o yüzden çok şey yapmamak lazım. bu durum büyük ihtimal bastırılmış dürtülerle ya da merakla ilgili olabilir. bırakın da bari rüyalarımızda rahat edelim.
ahh nerdeee dediğimdir * ergenlik dönemimden bu yana gerçekleşmesini istediğim en güzel hayallerden biridir. ya çok heyecanlı bir şey değil mi ya!! tam bir süpriz hediye tadında bir şey bence. oyyhh tirledim haa (bkz: dilber hala) umarım bir gün bu anı yasayabilir ve genç kızlık hayalimin gerçekleştiğini görebilirim. *
ayy sonunda tanıştım be. üstümden bi yük kalktı vallaha *efendim kendisi tam bir izmir beyefendisi. kibar, naif ve sevecen. izmir'e yolunuz düşerse kesinlikle tanışın dediğim yazardır. izmir'i böyle bir kişiyle gezmek büyük bir zevk olacaktır. bir de kendisine fal baktırtmayı unutmayın sonra pişman olursunuz benden demesi.
sözlükteki girilerinden kaynaklı zaten sempati beslediğim bir yazardı ama yüz yüze tanışınca daha da bi sevdim. bilgili, bilgili olduğu kadar alçak gönüllü, eğlenceli ve sempatik bir kişi. ayrıca adil ve mükemmelliyetçi bir yanı da olduğu kesin. konuşmalarından, tavırlarından bunu sezebilirsiniz. ama illa da somut bir örnek vermek gerekiyorsa şunu diyebilirim "bir kişi düşünün ki tabu oynarken karşı tarafın süresi az verilmesin diye dikkatlice izliyor ve oyunun kurallarını harfi harfine uygulamaya çalışıyor." hll sper dwam başgan. gülücük gülücük.
ailesiyle tanışma şerefine erişebildiğim tatlış yazar. adam bana evini açtı ve o da yetmezmiş gibi kek yaptı daha ne diyebilirim ki kalpkalp. ayrıca o saçlarını bi savuruşu var ki görmeniz lazım adeta rüzgarda savrulan at yelesi. öyle asil öyle güzel. kendisini pek bi severim. onunla gezebilir, dertlesebilir, playstation oynayabilir ve daha birçok aktivetiyi eğlenerek yapabilirsiniz ama en güzeli onunla birlikte selfie çekilerek hunharca gülebilirsiniz.
kendimi bildim bileli hiç kutlayamadığım ** ama belli olmasın diye "bunlar hep kapitalizmin oyunu beaa" deyip hediye vermeyen kütük insanları destekleyerek pasif-agresif bir tutum sergilediğim gündür. *
nefret ettiğim insanı yakın bi arkadaşıma kötülerken bile bir yandan "ama şu şu tarafları da iyidir şimdi yalan atmayayım. aslında bu özelliği de iyi. ya aslına bakarsan iyi biri ama ben pek sevmiyorum" diyorum ve sonuç olarak o insanı bile tam anlamıyla kötüleyemiyorum sözlük. sence ben salak mıyım? bence evet. sence? sencede benceeeğğ. bencede senceğğğ. (bkz: kerimcan durmaz)
işin özü neden böyleyim ben!! karşımdaki beni kötülerken seviyeyi allahu ekber dağlarına çıkarırken benim ölü deniz gibi olmam hiç hoşuma gitmiyor sözlük.
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.