yarıyıl tatilinin bitiminde yani şarka dönmeden önce, garpta geçireceğim son günümü, güzel bir şekilde değerlendirmek için iyi bir fırsat. bir aksilik olmazsa katılacağım zirvedir.
bugün görme engelli bir dilencinin elindeki parasını, kendisine yakın bir yerde dilenen küçük kıza seslenip uzatmaya çalışmasıyla tekrar sorguladığım kavram. cidden adalet ve insanlık bu kadar zor mu?
sırf ben seviyorum diye bugün evime gelip bana börek ve brownie yaptı. hatta fazla fazla yapayım sonra da yersin deyip güldü. bir yandan sevdiğim şeyleri yaparken bir yandan da bana bakıyordu masum masum. o an ona sarılasım geldi ama yapmadım sadece izledim o da tebessüm etmekle yetindi ardından poğaça da sever misin onu da yapayım mı diye sordu...
ne kadar güzel değil mi yukarıda yazılanlar sayın sözlük. çok romantik, çok sevimli... ama işin şu tarafı var ben zerre hoşlanmıyorum kendisinden. arkadaş olarak iyi bir insan ama ötesi yok yani. bir taraftan kendimden nefret ediyorum neden izin veriyorsun diyorum diğer taraftan ise bunu ısrarlarına dayanamayıp kalbini kırmayayım diye yaptığımı biliyorum. neden her seferinde böyle olmak zorunda!! neden beğendiğim insanın zerre umrunda olmazken hoşlanmadığım insanın ilgisi dahilinde oluyorum!! yoksa artık ben de sevdiğimi unutup beni sevene mi bıraksam kendimi? hem belki de böylesi daha iyi olur. çünkü artık o kadar yoruldum ki beni umursamayan birini kendi başıma sevmekten. o kadar yoruldum ki sürekli kendimden ödün vermekten. artık göğsüne yaslanıp dinlenebileceğim birine ihtiyaç duyuyorum sanırım. önceden bunu diyeceksin deseler "hadi lan ordan" derdim ama gerçekten ihtiyacım olan tek şey bana destek olan ve seven biri.
inanılmaz sonuçlara sebebiyet verebilen fanatiklik. buradaki "ergen" kelimesi yaklaşık olarak 12-18 gibi bir yaş aralığını belirtse de ülkemiz bazında değerlendirildiğinde bu durum hiç de öyle değil. çünkü ülkemizdeki ergen fanatikliği yaş maş dinlemiyor. koskoca teyzeler amcalar bile hala takımlara, partilere ergen fanatikliği şeklinde bağlanıyor. bunları gören ericson şok havighurst iptal. (bkz: eric erikson) (bkz: robert havighurst)
bazen ışık hızından bile daha hızlı olabilendir. hızını ölçebilecek bir ölçme aracı yapabilme hususunda isviçreli bilim adamlarının yoğun çalışmaları sürmekte.
çok önceleri usagi tsukino yani sailoor moon idi ama bu yaz seriye tekrar başlayıp 42. bölümü izledikten sonra gösterdiği metanet ve olgunluktan ötürü süper kahramanım minako aino yani sailor venus oldu.
42. bölüm: http://www.turkanime.tv/video/sailor-moo...
yukarıda belirtilen komitede isimleri geçen kişilerin adeta akademik bir makale çıkarırmışçasına büyük bir titizlikle hazırladığı kategorilerin ve onların içerisinde yer alan adayların, siz çoookkk sevgili ayı sözlük yazarları tarafından oylanmasıyla hak eden kişilere verilecek olan ödüllerdir. hollywood'un oscar'ı olur da biz koskoca ayı sözlük'ün ibnescar'ı olmaz mı hiç ayol!! * haydi bakam anam oturmaya mı geldik!? o eller çalışsııınn buralar yı-kıl-sııınnn!!
sıkı bir leyla fanı olarak kendisine bitiyorum. hayat bilgisindeki öğrenci kadrosundan sanırsam yeteneği sayesinde en çok sesini duyuran kişi olmuştur. oyunculuğu çok iyi. kendisinin adını daha çok duyacağız düşüncesindeyim.
gözlerine, bakışlarına ve tavrına hayran olduğum kadın. kendisine fettanlık çok yakışıyor. öyle ki fettan dendiğinde aklımda direkt o canlanıyor. oyunculuğu çok iyi. ayrıca sesi de hoş. eee daha nolsun, geriye bir tek hayran hayran bakmak ve kendisini tebrik etmek kalıyor.
uzak diyarlarda aklıma takılan her soruyu çekinmeden sorabildiğim rehberim. kürt dili ve edebiyatından sorumlu hocam. kelebek gibi uçan ama yeri gelince de arı gibi sokan, halkların kardeşliği projesinin sözlükteki en büyük ayağı, düşünceli, eğlenceli, kıvrak, şeytan tüylü aplam benim. ayrıca burçdaşım olur kendisi *
1) ne istediğini bilmeyen ve bu yüzden hem kendisini hem de karşısındakini yıpratan insan
2) sürekli asık suratlı ve sinirli gezen insan
3) kasım kasım kasılan kasıntı insan
4) fazlasıyla cool olmaya çalışan ve sonucunda über itici olan insan
5) yaptığı hatayı ya da yanlış bildiği şeyi bir türlü kabullenmeyen ve üstüne üstlük bunun için gereksiz inatlaşan insan
o insanın içini ısıtan kahkası ve şapşik suratı yetmiyormuş gibi verdiği kilolarla da taş olma yolunda emin adımlarla ilerleyen yazar. bu kadar güzel olma be az bize de acı *
beni lolilop, jerry gibi çok ilginç şeylere benzeterek yarılmama sebep olan hatun kişisi. asıl sensin tatlı kalp. ayrıca kendisi kadar sesi de tatlıdır. hatta o kadar tatlı bir ses tonuna sahip ki sanırım hayatımda duyduğum en tatlı seslerde ilk 3 e girer. sevdiceğiyle birlikte bol kahkahalı yıllar onun olsun *
incir isimli şarkıyı çok duymuştum ama söyleyen kişi nasıl biri diye hiç araştırmamıştım. bugün arkadaşım gösterdi ve o da neee aman allaamm o nasıl bir tatlılık. beni alsın eve kapatsın sadece bakıp gülsün o bile yeter kalp.
her ne kadar ülkemizde aranan, yollu ve tecavüz edilmesi normal karşılanan biri gözüyle bakılsa da işin gerçeğinde özgüvenli, cesur, geç saatte gezmenin cinsiyetlere indirgenemeyeceğinin farkında olan kadındır.
1 ay boyunca birer gün arayla şu sözleri tekrarlarsanız kurtulacağınız histir:
lanet olsun bu aşka lanet olsun bu sevgimize seni doyuracaktım koynuma alacaktım laaanet olsun bu hayyyat laaanet olsun bu sevgim seni çok sevmiştim neden bena büyle yaptın sen bena böyle yapmasaydın senle uzun zaman böyle bir hayal kuracaktım ben o hayali hala tüşünüyordum seni çok sevecektiimmmm hayatımm...hayatım leylaaa!!!
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.