eski sevgilimin istemesi üzerine onunla gitmiştim.. sıkıldım izlerken açıkcası.. konu güzel ama anlatım tarzı pek yavandı.. ve orada çalan şarkıya da bayıldım/dı.
platform tarafından tutulan istatistiklere göre, ortalama olarak her gökkuşağı profil fotoğrafına 5 akraba müdahale ediyor. bu da türkiyede bir anda 2 milyon denyonun su yüzüne çıkması anlamına gelirken, son 48 saat içinde en sık görülen gerzek akraba yorumları ise şöyle:
1. "hrant öldü ermeni oldunuz, gay pride'da ibne oldunuz. geçen hafta benim doğum günüm vardı, bir taneniz bile ismail olmadınız!"
2. "yavrum biz trabzonluyuz. seni daha il sınırlarında delik deşik ederler. hadi evladım o aradaki renkleri sil sen. bordoyla mavi kalsın gene. onda mesele yok. sen de 2 renkle destek ver, nedir yani?"
3. "doğu türkistan'da müslümanlar katledilirken neredeydin osman? ben ve iki kuzenim daha bugün facebook'ta ölü bebek fotoğrafı paylaştık mesela sen ne yaptın?"
4. "pelinciğim, sen doğmadan önce ben dayın olarak çok erkek istemiştim. aslansın lan. arkandayım dayın olarak. gurur duydum, gurur. al kızları gel bi gün dayın rakı içirsin size"
5. "bunlar hep amerika'nın oyunları. amerika'nın oyununa geliyorsunuz ama ben oyun isteği gönderince burun kıvırıyorsunuz. kiwi isteği yolladım sana, profil resmini değiştir, benim oyunuma gel..."
aman allah'ım! dünyanın en zarif insanların biriyle karşı karşıyayız. prenses misin nesin? sen roma döneminde yaşasan adın gratiana olurdu. gratiana, latince zarif anlamına geliyor. bu letafet, bu nezaket, bu şıklık için çok uğraşılır ama sende allah vergisi bunlar
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
ibrahim abinin bir röportajını okumuştum. ahmet yıldız'dan sevgiyle, aşkla, içtenlikle bahsediyordu. o an içime bir öküz oturdu.. bu güzel insan dürüst olma çabası ile bir katliama kurban gitmişti. ve bunu gerçekleştiren ise babası idi... bir baba bunu evladına nasıl yapabilirdi ki? bu ölüm kararına nasıl karar verebilirdi. o kararda biz de oradaydık. ailecek, mahallecek, toplumca... bir baba karar vermemişti buna, biz bunu hep birlikte vermiştik. oysa bir baba canından can olan bir evlada nasıl kıyabilirdi ki. o ki; hastalığında başucunda sabahlayan, karnesinde pekiler olunca hediyeler alan, kendisine almayıp çocuğuna alan bir babaydı. bu hale nasıl gelmişti.. onu bu hale biz getirmiştik. belki de içten içe ''elalem ne der'' diyordu..
doğduğumuz andan itibaren bizlere normalmiş gibi olan şeyler öğretildi. biz onları benimsedik. ''normal'in dışına çıkan herkes bizim için tehtitti, biz tehtittik. şimdi ahmet yıldız mücadelesi veriyoruz.. bu düşünceler bizimle olduğu sürece yarın da ahmet yıldız'lar olacak.. bu sistem, bu düzen değişmediği sürece nefret cinayetleri hep olacak.. o mezarda yatan ahmet yıldız değil bizim insanlığımızdır.
şu başlığa entry girilmemesine üzüldüm. bu kadar mı normalleşti sizin için "cinayet". cinayet diyorum çünkü bu intihar değildir.
abisinin tecavüze uğramış gencecik bir kadın. 2 kere intihara kalkışmış. hayatının en güzel yıllarını tecavüz, bunalım ve intiharla geçirmiş. içim acidi. biz dışarıda ki insanlara güvenmeye çalışırken 'aileden' böylesi iğrenç bir şey görmek. yazacak bir şey bulamıyorum. boğazım düğümleniyor.
yazıklar olsun bunu yapana, göz yumana, sessiz kalana!
şu başlık meni koksa idi eminim bir çok entry girilirdi. evet büyük bir eleştiri yaptım. buyrun eleştirin beni. hayatınız koli düşürmek, sex, sik olmuş. bir kadının katledilmesi umurunuzda bile değil!
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
sözlükte propaganda yapıyoruz da bizim mi haberimiz yok. tek başlıkta değil. ayrı ayrı açılmış başlıklar. böyle bir bilgi vermek istiyorsan tek başlıkta topla. yapılan parti propagandasından başka bir şey değildir.