ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
üç dört ay içinde muhtemelen istanbul'a gideceğim ve tüm hayatım değişecek sözlük. çok istiyorum evet, ama hiç hazır hissetmiyorum kendimi. korkuyorum yani bilmediğim koca bir şehirde yalnız başıma olacağım.
artık sevgilim olsun istiyorum. olunca bunu tüm dünyaya duyuramasam bile hayatımda sevdiğim ve beni seven biri olsun istiyorum. çok bir şey istemiyorum ki sadece yanında mutlu olduğum, beni anlayan biri olsun. isteğimi buraya yazılı bir şekilde bırakayım belki bu sayede mesajım evrene daha çabuk ulaşır. *
yoruldum sözlük. birilerine laf anlatmaya çalışmaktan, olmayacak işlerin peşinde bir ümit koşturup durmaktan, bin bela okumaya çalışırken hep bir aksilik çıkmasından, bir de yalnızlıktan, kendimi anlamaya çalışmaktan, anladıkça kendimden kaçmaktan.. bıktım. dedikoduculardan, iyi gün dostlarından, tek hatanla seni yargılayıp b.k atanlardan. vallahi yoruldum. işin kötüsü her şeyin daha çoook başındayım. fak.
uzay bilimlerindeki tatlı gözlüklü çocukla sonunda tanıştım sözlük. ilginçtir ki, bugün arkadaş ortamımıza geldi ve "merhaba" falan dedi. normalde hiç konuşmazdı. benim elim ayağım titriyordu "sınavın nasıl geçti hehe" diyerek konu açtım ve gerisi geldi. çok konuşkan. dolu sohbet ettik. yine ilginçtir ki, yanımızdan öyle hemen ayrılmadı. bayağı takıldı bizle. niye bilmiyorum. bir ara eski kız arkadaşından bahsetti. o ara bir moralim bozuldu, sinir oldum ama sonra düzeldim birazcık. zaten ilişki istemiyordum ben, ama yine de kızdan bahsedince bir kıskançlık oluştu. ben oyun, kod vb. muhabbeti edince bir anda uyuşukluğu kesildi ve konuşkanlaşmaya başladı. geek olduğu besbelli. zaten böyle çok çalışmayı falan da seviyormuş. oynadığı oyunları falan anlattı. yerim ben bunu ya. yarın imkan bulursam omzuna yaslanıcam. * *
bugün* bana sürpriz yapmışlar sözlük, doğumgünü pastası almışlar. benim moralim bozuktu, konuştuğumuz arkadaşların hepsi başka bir yere dağıldı diye, asık suratlı geziniyordum. sonra "ben gidicem, uykum var" falan dedim, arkadaş da gitmemem için ısrar etti. neyse, bir kafeye geçtik. meğersem galiba bunlar pastayı vermiş önceden bu kafeye. bir baktım, birkaç arkadaş geldi kafeye. selamlaştık falan, sonra kafenin içeri masalarından bir tanesinde garson pastayı hazırlıyor. "aha sıçtık" dedim. böyle dikkat çekmelere hiç gelemem o yüzden içimde bir korku oluştu. aslında böyle bir şey yapacaklarını hem bekliyordum, hem beklemiyordum. dışarıya belli etmemiş* olsam da çok şaşırdım ve sevindim. sarhoşken festival alanına gidecektik de geç oldu gidemedik.

ondan önceki gün de, bir tane çocuk gördüm ileriki bir masada. dedim, "bu oğlan ne kadar tanıdık geliyor ya böyle" diye. sonra biraz daha bakınca anladım ki, o çocuk ikinci dönemin başında kütüphanede o ders çalışırken gördüğüm, görünce alacağım kitapların sayısını artırdığım*, gözlüklü, yakışıklı tatlı çocuktu. hatta ilk gördüğümde çok hoşuma gitmişti, "olsa da yesek" modundaydım. kütüphanede onun ders çalışması daha da hoşuma gitmişti. hem yakışıklı, hem de geek tipliydi. beni görünce bana bir kere baktı, sonra ben de ona baktım ve kafamı çevirmeyerek dik dik bakmaya devam ettim, sonra böyle kafasını defterine dahi çeviremeden bir daha gözü kaydı. bu çok hoşuma gitmişti. her neyse, bunu işte geçen ben bir masada otururken gördüm, dayanamayarak bir daha baktım buna. gözümü alamadım. sonra o da beni gördü, böyle tanıdığı birine bakarmış gibi biraz odaklandı falan. ama kafasını çevirdi sonra. ben yine dik dik baktım, sonra birkaç kez bakmaya başlamıştı artık. ondan sonra sonunda dik dik baktığımı anladı ve bu sefer o bana dik dik baktı böyle gözlermiş gibi. üç saniyeden fazla sürdü diyebilirim. o sırada ben utandım ve arkadaşlarla konuşmaya başladım. bir yandan onu gözlüyordum ve şaşırtıcı bir şekilde, hala bana bakıyordu. ama kötü bir şekilde bakmıyordu. sanki böyle beni süzermiş gibi bakıyordu. yine bu çok hoşuma gitmişti, içim hoşlaştı. aslında yüzüne bakıp hafifçe gülseydim iyi olurdu. çok tatlı bir gülüşü vaaar.
anladım ki, resmen bir avuç insanız.
vucudum fiziksel acıya minimum derecede duyarlı. hissetmiyorum yani surat ifadem bile değişmiyor-morluklar birakacak kadarda olsa-. babamin orduya asker yetistirir gibi yetistirmesiyle alakali olabilir diye dusunuyorum biraz da. küçüklüğumden beri-hala da devam ediyor- kalk dövüsecez diyen bir adam, ve canim aciyinca kiziyordu,ben güçsüz vurunca da kiziyordu. derken, şuan "yavas vur biraz essek" , "gavura indirir gibi indiriyorsun utan biraz utan" diyor. gecenlerde bir arkadasima saka amacli kucuk bir tokat atmak isterken çene kemiğini yamultuyordum. kas falan da pek yok,baya bünyesel birsey. artik sakin bir insan olucagim ama karar verdim.
az önce büyük bir rezillik yaşadım. ben, benim boynum ve kavun üçlüsünün doğru zamanda doğru yerde olmalarıyla ilgili bir rezillik. markette gördüğüm gayimsi çocuktan mı kaynaklıdır bu şapşallığım bilmiyorum ama şu an tek istediğim şey ağlamak. marketten çıktım, elimde telefon. hızlı hızlı yürüyorum. tam o an boynuma sert bir şey geldi. kavunları yerleştiriyorlarmış. acelemiz neydi diyerbekirlim?
7 aydır sözlüğe girmemişim. hayatım çok yolunda sözlük. maşallah deyim.
durum şöyle. onca zamandır çoğu kararı siz almamışken, fikriniz karşılık bile bulmamışken; birinin çıkıp "farketmez, sen karar ver" diyince afallıyosunuz. acaba ne yapsam, hangisi doğru, hangisi yanlış; hangisi iki tarafı da tatmin edicek; hangisini aslında cidden istiyorum gibi sorular çılgın döner kafanızda. sonuçta onca zaman verdiğiniz kararların sonuçlarını hiç görmediniz bu yüzden emin olamıyorsunuz. çünkü deneyimlemediniz, bilmiyorsunuz. o yüzden sinir bozucu hani biri gelip "sen ne istersen" gibi bir cümle kurunca. ne bana soruyorsun, bilmiyorum, sen söyle, ben ne anlarım...
az önce 21 ocak 2016 mustafa koç'un ölmesi başlığına yazılan tüm iyiniyetli ve zengin sevici girdileri eksiledim.hazmedemiyorum bu halleri.kan emicileri savunmak ezilen insanların özelliği olmamalı.
"kim açmış len bu başlığı" dediğim bütün başlıkları neredeyse ben açmışım. şaşırdım len mq.

(bkz: i love you too derken suratına tüküren insan)
insanin kendinden bi haber olması çok kötü bir durum. belki aynı şeyleri çokça tekrar tekrar sormaktan artık hiç bir cevaptan emin olamıyorum. irade felci gibi birsey. ama arkama bakıyorum zaman geçiyormuş .

sanki ogrendiklerim bana yeni birsey kattı ama ne faydası var daha fazlasını ogrensem ne olacak?ne diyebilirim ki tembellik mi korkaklık mi anlayana kadar ömür bitecek herhalde
dün gece 8 erkekle grup sex yaptım. aralarında ise gay aleminin en tanınan adamlarından biri de vardı. tam 7 sine aktif oldum. en yakışıklı kaslı olanı ise bana aktif olmak istedi. peşimden çok koştu. vermedim amk. tuhaf bir geceydi.. hayal gibi hissediyorum sanki.

aslında pasif ağırlıklı gayim ama o kadar erkeği görünce korktum amk . aktif oldum..
insanın her şeyi kötü olur biri iyi olur değil mi?
okulun, ailen, işin kötü gidiyordur ama güzel bir ilişki içerisindesindir ya da ilişkin kötüdür yahut yoktur okulun iyi gidiyordur vs. fakat hepsi birden kötü olunca insan bir öh oluyor artık. her şey mi kötü olur? moduna giriyor.
insan ümidini yitirmemeli hiçbir zaman bunu hep söylerim fakat artık bıkıyorsun. yok artık hiçbir beklentim hiçbir şeyden diyorsun.
1 haftadır yaşayabileceğim bütün kötü olayları yaşadım galiba
4 yıldır aşık olduğum kişi sevgilisiyle instagrama elele fotoğraf attı
tuhaf bi ilişkimiz olan kişiyle ayrıldık
yalnız yaşıyorum ve burada sohbet edeceğim hiçkimse yok. yavru bi kopek beslemek istiyorum fakat burada böyle bi imkan yok *
bir haftadır uğraştığım bahçemde herhangi bi tepki yok sabah akşam kontrol ediyorum fakat herhangi bi yeşerme yada bi yaşam belirtisi yok
internet kafeye gidip game of thrones izlemek istiyorum fakat 4 km yürümem gerek ve daha önce görüştüğüm okul çaydı ve işe alınamadım cebimde kalan parayı yazmak bile istemiyorum
ve daha neler
*

ama gel görki huzurluyum hiç anlamlandıramadığım şekilde yani en son ne zaman bu duyguyu hissetim hatırlamıyorum. bazı şeylerin cidden farkına vardım ve evet huzurluyum iç dünyama yaptığım yolculuk galiba iyi gidiyor. millet firarisini satar bilge olur bense çocukluğuma dönerek huzuru buldum. enteresan *
bugün çok mutluyum sözlük. sabunlarıma ilk sipariş bir arkadaşımdan geldi. yaşasın! (evet kendim evde sabun yapıyorum)
yarın mezuniyet balomuz var sözlük. hepimiz şıkır şıkır, iki dirhem bir çekirdek modda olacağız. herkes gösteriş yarışına, en mutlu benim havasına girecek ve bu vaziyette eğleneceğiz. büyük ihtimal ben de sırf günü kurtarmak, dikkat çekmemek adına en sevimli, en eğlenceli maskemi takıp onlara eşlik edeceğim. o an bir şekilde idare edeceğim ama ya sonra? mezun olduktan sonra ne olacak? bu yorucu ve acımasız hayatla nasıl baş edeceğim tek başıma? eğleniyormuş gibi gözüken ama içinde derin korkular taşıyan bir vücut daha fazla ne kadar -mış gibi yapabilir? daha kaç kere bir başına sorumluluklarıyla mücadele edip gününü kurtarabilir? sanırım mezun olma ve hayata atılma fikri beni çok korkutuyor. belki de yalnız olduğumu hissettiğimden dolayı şu an bu kadar pesimistimdir bilemiyorum. umarım güzel bir hayat beni bekliyordur...
can sıkıntısından, haberim yokmuş gibi fotoğraf çekineyim dedim. ama cips yerken haberim yokmuş gibi olsun dedim. denemeler ardından, bi baktım cips kasesi yok!!! allah benim belamı verecek*, nereye gitti o verilen kilolar, noldu o insülin direnci. lanet!!
bugün wolibear ile limanı gezerken, bir tane oğlan, fotoğrafını çekmemi istedi. ondan sonra "teşekkürler kardeşim" falan demek yerine "sağ ol" falan deyip elimi sıktı. 2 saniye falan sıktı. ben de direkt gittim arkamı dönüp. acaba iş mi attı. eğer iş attıysa üzülürüm. woli, "geri dönelim istersen" falan dedi de dönmedim. bir de kaleiçi'nde bir tane kafeye oturunca bi tane adam bize dik dik bakar gibi oldu, yanımızda falan gezindi. acaba o da mı iş atıyordu. keşke atsa. ben koca istiyorum artık. çok tatlıydı, gözlüklüydü. yerim onu. yoksa ben mi kendimi çok önemli sanıyorum?
  • /
  • 91