oh be. kaç aydır uğraştığım oyunu bitiriyorum sonunda. 1-2 gün kaldı. belki de bugün biter. valla neler çektim yav, umarım karşılığını alırım. türkler çok destekçi o konuda. valla o kadar boktan bir yoldu ki, ta geçen yaz başlamıştım, psikolojik sorunlar, sağlık sorunları, ameliyat, okul derken uzadı da uzadı. neyse, en azından planlamayı öğrendim. acaba gelecekte bu güne bakıp, "vay be, neler neler yapmışım hehe" mi diyeceğim, yoksa "o zaman boktanmışım, şimdi daha da boktanım" mı diyeceğim. oyunun test aşaması ve pazarlama aşaması var daha maalesef. hepsini kendim yapmak zorundayım. en az 2 hafta süreceğini düşünüyorum bu aşamanın. bu iş bittikten sonra, kendime uzun bir dinlenme arası vereceğim.
boyun bölgemde oluşan hayvani morluklar bir an önce iyileşsin diye ne yapacağımı bilemedim. mutsuzum. bahaneler de cabası. lunaparkta bindiğim oyuncağın korumaları kendimi cok kasmışım da iz kalmış desem yerler mi?
bugün eski flörtümün abisiyle date'e çıktığımı farkettim.
kardeşinin de gay olduğunu dubai'de yaşadığını ama onu bilmediğini falan anlattı. ulan acaba o mu diye düşünüp birkaç soru sordum ve bingo. epey de benziyorlar. tabi demedim kardeşinle mercimeği fırına verdik diye. kahveden sonra evine davet etti ama ben daha önce kardeşiyle yattığım için kendimi garip hissedip erteledim. yarına allah kerim.
bugün iş dönüşü yolda yürürken karşıdan gelen 3 yaşlarında bir çocuk baba diye ağlayarak bağırıyordu; babasının onu kucağına alması için. "baba" kelimesini kullanmayalı ne kadar uzun zaman olduğunu ve benim hiç bu şekilde bağırmadığımı içim acıyarak anımsadım ve onu çok özlediğimi.
küçükken anneannemi severdim. şimdi bile sevmiyorum diyemem. birkaç yıl önce yaptıkları yüzünden onu uzun bir süre görmek istemedim ve görmedim de. gecen yıl ise onu içimde affettim ve fazla ömrünün kalmadığı düşüncesi yüzünden onu tekrardan ziyaret etmeye başladım. şu sıralar durumu giderek kötüleşiyor ve içimde bir ses onu bu yıl kaybedeceğimizi söylüyor. onu rüyalarımda zayıflamış ve kötü görmem de hayra alamet değil. böyle şeyleri rüyalarımda görmem bir şeylerin yaklaştığının habercisi. annem ve dedem adına üzgünüm. zaten hep böyle olmaz mı ama. kalanlar için üzülünmez mi hep.
normalde sevgili olarak biseksüel erkek tercih etmem, fakat eğer hoşlandığım gözlüklü çocuk biseksüel olsaydı*, bir ilişki düşünürdüm. en azından hevesimi alana kadar.
sözlüğe üye olduğumda çok masummuşum lan , şu anda çok kötü kalpliyim. kimseye güvenim yok ve tek gecelik ilişkilerimden sonra partnerlerimle görüşmüyorum bile. hangi ara böyle oldum bilmiyorum , sanırım annem haklıydı. küçükken hep derdi sende abinde olmayan daha değişik şeyler var ve bencilsin derdi. bunlar açığa çıkıyo galiba , umrumda değil pek artık . duygusallığı unuttum , öyle yani.
annemden bu kadar şikayetçi iken sevince annem gibi seviyorum. benden başka kimse ile görüşmesine tahammül edemiyorum, arkadaşları olmasını istemiyorum, hatta dizimin dibinden ayrılmasın istiyorum. bugün anladım ki sevgi var olan bir şey değil, öğrenilen bir şeymiş.
porno izleyeceksem seçimimi çoğu zaman sonundaki kamera arkalarının varlığına göre yapıyorum. ileriye sarıp en sonunda kamera arkası varsa izliyorum. özellikle sean cody'ninkiler favorim. bana aşırı doğal geliyor davranışları. set ortamı falan da burdan çok eğlenceli geliyor. sektör nasıl? oyuncular gerçekten de gay mi biseksüel mi yoksa gay for pay mi, porno filmlerinde oynadıkları çevresi tarafından biliniyor mu biliniyorsa sevgilileri bu duruma nasıl bakıyorlar, bu konu yüzünden hiç tartışma yaşadılar mı vs aklımda deli sorular var sözlük *
kimseyi sevememek bitik bir duygu değilmiş aslında.yalnızlık en erdemli yaşam biçimi...en sevdikleriniz en büyük hatalarınız olduğunda - sürekli kazıklar silsilesi altında kaldıysanız sadece allah'a dönüyorsunuz yüzünüzü ve tek mutluluk bu yolda.son iki haftadır çok mutluyum sözlük...entrylerinizden öpüyorum ^^