ayı sözlük itiraf

  • /
  • 178
öğrenci evinde kalırken, ev arkadaşımın eşcinsel olduğunu öğrenmiştim. iki sene aynı yurtta kaldıktan sonra dört arkadaş eve çıkalım dedik. aynı laptopu ortak kullanıyorduk evde. bir gün öylesine çöp kutusuna tıklayınca msn yazışmalarını gördüm. adam cross dresser?dı. hesabında tangalı fotoğraflarını görünce şok oldum. kendisine tek kelime dahi etmedim konu hakkında. zaten mezun olmasına üç ay vardı. memlekete dönecekti. uzun zamandır görüşmüyoruz, hakim olmuş. evi ziyaret ettiğinde annemin gözdesi olmuştu. "çok efendi çocuk."
ne zaman "bir daha büyük konuşmucam" dedikçe hep büyük konuşuyorum ve açılan şemsiyelerim oluyor.
artık "hep büyük konuşcam!" seansını denicem. bakalım hayırlısı sözlük.

yarım saat sonraki edit: ikilemlerimi sözlük dürer misin?
bugün dersanede ders arasındayız arkadaşlarla sohbet, muhabbet derken ara bitivermiş. sınıf arkadaşım olan bir kız -ki kendisi sevdiğim biridir- hadi ara bitti, beni etüt sınıfına bırakır mısın hatta sen de gel beraber girelim dedi. ben de olmaz işim var dedim. o da şakayla karışık "gelmezsen nikimsi gay arkadaşlar" diye sınıfta dedikodu çıkarırım dedi. ben ise sadece gülümsedim işim var oraya yetişmem lazım dedim ve gittim. bana o an o cümleyi kurduğunda "istediğini istediğin kişiye söyleyebilirsin, ben zaten eşcinselim, herkese tek tek söylemenin zorluğunu senin sayende atlatmış olurum" diyemedim ya sözlük, o kadar içime oturdu ki anlatamam!!
sevgilimi uğurladım, kapıyı kapattığım anda hüngür hüngür ağlamaya başladım. çünkü uzak mesafenin çüküne koyayım.
herkesten iğreniyorum. hepiniz yeterince iğrenç ve iticisiniz. teşekkürler.
pek bir üst düzey yönetici tarafından " konu anlaşılmıyor! düzgün anlatınız!" diye bir mail aldım. o kadar da donanımlı hissediyordum kendimi yazarken aslında, sonra bi de açıklama yapmak için yanına gittim, orda da batırdım geldim. ehe. rezalet. berbat bir gündü.
uzun zamandır planladığım istanbuldan taşınma hedefimi gerçekleştirmeme çok az kaldı sayın sözlük. ama nereye gideceğime karar verememiştim. geçen hafta kararlaştırdım. çocukluğumun geçtiği kasabadan bozma ilçeyi geçen hafta karar kıldım. kalacak yer konusunda da uzun yıllar önce terk ettiğimiz eski evime döneceğim. ama şöyle birşey varki ne halde olduğunu bilmiyorum oradan konuştuğum kişilere göre biraz eskimiş tuvalet , banyo , mutfak kullanılamaz haldeymiş. ufak birikimimle evin temizliği ve bunların onarımını ilk gittiğim gün yapmaya başlayacağım ev eşyaları içinde bazı kişilerle anlaştım çamaşır ve buzdolabı haricinde onlarıda ikinci el bulur bir kaç güne temin edecerim galiba
az buz hatırladığım geniş bahçemiz ve kayısı ağaçlarımız ilgili çok güzel projelerim var aklımda. bostanlık sebze yetiştirmeye de çalışacağım
ahırımız kullanılır haldeymiş artık tavuk , ördek, kaz yada hindi beslerim orada
iş konusunda da küçük bi köy okuluyla konuşuyorum umarım o da güzel sonuçlanır
umut ediyorum ki hatırladığım bi iki çocukluk arkadaşım da oradadır . bu olayı aileme ve arkadaşlarıma anlattığımda beklemediğim bir şekilde güzel tepkiler aldım. bazıları bana çalıkuşu deseler bile ben bunu yapabileceğime inanıyorum ve umarım çok güzel zaman geçiririm
çok heyecanlıyım sayın sözlük tek başıma doğayla birarada ve kalabalıktan uzak umarım bu kısa süreli bi heves değildir. umarım pişman olmam
aynı yurtta kaldığım, senenin başından beri kestiğim çok çekici bir çocuk var. çocukla birbirimizin gözünün içine bakıp duruyoruz ama ikimizde de tık yok arada selamlaşıyoruz o kadar. aradan aylar geçti. dün bir arkadaşımın yanında gördüm yakın bir arkadaşıymış. tanıştırdı bizi. aynı memleketten geliyormuşuz, sevmediğimiz insanlar ortakmış onu fark ettik. ardından çocuk bir utandı, bir çekindi, bir şapşikleşti ki anlatamam. utangaç bir şekilde bana yurtta görüşürüz dedi ve gitti sonrasında bi daha görmedim öldü mü acaba *
parmak boyu ve eşcinsellik teorisini öğrendim ve çevremde kız, erkek herkeste denemeye başladım, hala ulaşamadım kimseye, ama durmak yok yola devam * dattebayo.
daha demin balkonda kahvaltı yaptıktan sonra yoldan çıplak bisikletçiler geçti. bunlar bayağı kalıplı yakışıklı erkeklerdi. galiba rus'tu. bir tanesine dik dik baktım, o da bana baktı böyle yüzünü hafifçe ekşiterek, sonra bakmaya devam etti, ondan sonra bir daha baktı, sonra araya ağaç girdi, ağacı geçip tekrar görünür hale geldiği zaman yine bana baktı. adamı gözlerimle süzdüğüm için mi acaba? yani ben de oturuyordum öylesine, o bana baktı valla uzaktan. ben sadece şöyle bir bakayım dedim, öyle balkonun demirine dayanıp dik dik bakmamıştım. kesin hoşlandı. pislik yaa. gerçi benim başım bağlı. *
hiç aşık olmadım sözlük
insanları umursamayan insanları seviyorum.
insanları umursamayan insanlara imreniyorum!
şu güzel sabah böyle biri kaldırsa beni güzelce. kalk dese kahvaltı hazır. bir sevinç ile uyansam. sıcacık çayımı koysa önüme. ne olurdu sanki?
üç dört ay içinde muhtemelen istanbul'a gideceğim ve tüm hayatım değişecek sözlük. çok istiyorum evet, ama hiç hazır hissetmiyorum kendimi. korkuyorum yani bilmediğim koca bir şehirde yalnız başıma olacağım.
artık sevgilim olsun istiyorum. olunca bunu tüm dünyaya duyuramasam bile hayatımda sevdiğim ve beni seven biri olsun istiyorum. çok bir şey istemiyorum ki sadece yanında mutlu olduğum, beni anlayan biri olsun. isteğimi buraya yazılı bir şekilde bırakayım belki bu sayede mesajım evrene daha çabuk ulaşır. *
yoruldum sözlük. birilerine laf anlatmaya çalışmaktan, olmayacak işlerin peşinde bir ümit koşturup durmaktan, bin bela okumaya çalışırken hep bir aksilik çıkmasından, bir de yalnızlıktan, kendimi anlamaya çalışmaktan, anladıkça kendimden kaçmaktan.. bıktım. dedikoduculardan, iyi gün dostlarından, tek hatanla seni yargılayıp b.k atanlardan. vallahi yoruldum. işin kötüsü her şeyin daha çoook başındayım. fak.
sevgili sözlük;

biliyorum uzun süredir yazamıyorum. hayatım arap saçına dönmüş bir haldeyken entry girmeyi bırak hiçbir şey yapasım gelmiyordu. an geliyor nefes almak zor geliyordu. hele bir gün arkadaşla fizik çimlerinde uzanıyoruz, hava ateş gibi, okulu bırakıp babamın köyüne yerleşmeyi bile düşündüm. orada çobanlık falan yaparım dedelerim gibi. daha kolaydı. vanilya bir yandan. dersler diğer yandan.
işte öyle bir anda kadın arkadaşım "cikolatali kek birini bulsana," dedi. hatta o gün romeo'nun telefon uygulamasını telefonuma o yükledi.
kadın yüklerken sanıyor ki ben oradan romantik bir ilişki bulacağım, vanilya'yı unutacağım falan filan. bilmiyor ki aslana kuzu emanet etmiş. ben ne güzel haftalardır girmiyordum. hayır bizim ortamda öyle kolayca ilişki bulunacak ortamlar değil ki!
neyse tahmin ettiğiniz gibi ben tekrar seks yapmaya başladım. ama öyle böyle değil. ölümüne sikişiyorum sanki. tamam haftalardır seks yapmamamın bunda büyük bir etkisi var ama buluştuğum adamları öldürürcesine yormam... işin garip yanı bir süre seks bağımlısı olduğumu düşünmeye başladım. bir keresinde gün içinde iki farklı kişiyle yattığım oluyordu. bir keresinde arkadaşlarla bahçeli'ye oturmaya gitmiştik hornet'ten birisi yazdı 400 küsür metre öteden. bayağı bayağı telefon edeceğim diye kalkıp seks yapmaya gittim. gecenin bir yarısı okulun tuvaletine attığım çocuktan, şenliğin ilk gecesi kafayı bulmuş bir halde hornetten alelade birini arabada pişirmek üzere çağırmamı söylemiyorum bile.

tabii hepsinde mutlaka korundum.

neyse garip bir şekilde, vanilya'dan soğumaya başladım. aslında garip değildi. derste o kadar yorgun oluyordum ki hiçbir şey düşünecek halim olmuyordu. ders, spor, seks, ders, spor, seks, ders, spor, seks...

neyse en sonunda grip oldum. şenliklerin ilk gecesinden sonra. düne kadar yatak döşek yatıyordum. bu sırada romeo'da biriyle tanıştım. aslında önceden tanıyordum. aynı şehirde büyüdük. ben eskiden buna asılmıştım ama beni beğenmemişti. tabii o zamanlar tombiş kilolu bir şeydim. bilin bakalım ne oldu, eleman benim için ankara'ya gelecek yarın. 3 gün kalacak burada. heyecanlıyım çünkü çocuktan hem çok hoşlanıyorum hem de idealize ettiğim pek çok fiziksel özelliğe sahip. büyük bicepsler, futbol merakı, kirli sakal, boksla ilgilenmesi, beyaz ten, kürt kökenli olması, efendi olması, yalan söylememesi ve benim için onca saat yolu gelmesi son olarak herkesle düşüp kalkan bir tip değil.
tabii her iyi şeyin bir kötü yanı vardır ya, çocuk hala kendisini tam kabullenememiş. skype'ta kamerada konuşurken "ne yaptığımı bende bilmiyorum," dedi. evet, bu lafı diyen birinden beni uzun süre mutlu etmesini beklemiyorum. kısa süreli mutluluk arayacağım. mesela şu üç gün.
aslında grip olmam iyi olmuş bir yandan. yoksa yemin ediyorum yerimde duracağım yoktu. yerimde durdum. biriyle tanıştım. bakalım nasıl olacak.

vanilya'yı atlatıp atlatmadığımı bilmiyorum. gerçekten onun yanındayken o kadar halsiz oluyordum ki bazen farkında bile vermiyordum. şimdi hayatıma bu çocuk girdi. kafam yerinde. pazartesi günü ikisini birden sağlam kafayla göreceğim.

o değil de çocuk prezo almaya utanıyormuş. tabii ben hayatımda hiç prezo almadım ama gidip satıcı kızdan sanki kendim takacakmışım gibi "ok xl var mı?" demek hoşuma gitti. tamam belki ben takarım. tabii kendime değil, neyse. ehem. öhöm.
bir iyimserim bir iyimserim sanki pollyanna franchise vermiş bana. sevgi pıtırcığı gibi geziyorum ortalıkta. vapurla kadıköy'e geçerken "buraları hep benim" demişliğim bile var. işte bunlar hep zedprex.
  • /
  • 178
devark.cloud tarafından geliştirildi.