rastgele butonuna tıkladığımda sevgili sözlüğün, böyle bir konu yok diyerek gözümüze* soktuğu mevzu. içeriği olmasa da artık böyle bir konu var sevgili sözlük hadi bakalım. *
ioc yetkililerinin 2020 olimpiyatlarında koymayı düşünmedikleri iki spor dalı. yetkililerin açıklamasına göre uzun süredir gündemde olan ve tartışılan bu iki spor dalı artık olimpiyatlarda yer almayacak. boks insan sağlığını tehlikeye attığı için çıkartılırken, güreşin kural değişiklikleri ve ilgi azalması nedeniyle çıkarıldığı bildirildi. türkiye'nin iki spor dalında da fena sayılmayacak bir performansı olduğu için haber, türkiye için şok etkisi yarattı...
edit: son dakika itirazları ve oylama neticesinde boks kalmış.
maroon 5'ın 4.stüdyo albümü olan overexposed'dan çıkan, neredeyse(she will be loved'dan sonra) en iyi şarkısı. yalnızlığı-aşkı o kadar güzel, her şeyiyle tam tamına anlatır ki, hafiften depresifleştirse de sizi yine de bi yerden yakalar.
i know your insides are feeling so hollow
and it's a hard pill for you to swallow, yeah
but if i fall for you, i'll never recover
if i fall for you, i'll never be the same
i really wanna love somebody
i really wanna dance the night away
i know we're only half way there
but you can take me all the way, you can take me all the way
i really wanna touch somebody
i'll think about you every single day
i know we're only half way there
but you can take me all the way, you can take me all the way
you're such a hard act for me to follow
love me today, don't leave me tomorrow, yeah
but if i fall for you, i'll never recover
if i fall for you, i'll never be the same
i really wanna love somebody
i really wanna dance the night away
i know we're only half way there
but you can take me all the way, you can take me all the way
i really wanna touch somebody
i'll think about you every single day
i know we're only half way there
but you can take me all the way, you can take me all the way
oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh
i don't know where to start, i'm just a little lost
i wanna feel like we never gonna ever stop
i don't know what to do, i'm right in front of you
asking you to stay, you should stay, stay with me tonight, yeah
i really wanna love somebody
i really wanna dance the night away
i know we're only half way there
but you can take me all the way, you can take me all the way
i really wanna touch somebody
i'll think about you every single day
i know we're only half way there
but you can take me all the way, you can take me all the way
oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh, oh
you can take me all the way, you can take me all the way, yeah.
bundan aylar önce dergi için bir röportaj hazırlamıştım. dergi zirvesine katılmış, arkamdan yalan yanlış konuşulanları bir bir yüzüme vuruluşunu oturup seyretmiştim. herhangi bir kimse ile ne alacağım ne de vereceğim vardı. bir an da sözlük ve sözlükteki yazarlardan soğumuştum. irtibatı kesmiş ve numaramı değiştirmiştim. o esna da elimde olan röportajı da kaybetmiştim. kızgındım evet. gıybet yapılmasını sevmeme rağmen insanların arkasından atılıp tutulmasının hiçte hoş bir davranış olmadığının yanı sıra hala bana karşı yüzlerinden gülücüklerinin eksik olmaması son derece motivasyon kaybıydı.
belki de iyi bir yazar değilimdir. sözlükten sevgili edinip anlaşmazlıklar sonucu ayrılıkta yaşayabilirim. ama sürekli dillerde pelesenk olan o yalanı sevmem cümlesini kurarken bile yalan söyleyen insanlarla bir arada durmayı da istemedim.
" peki hala sözlükte ne işin var? " diye sorabilirsiniz. buna ben bile kendi içimde cevaplayamıyorum. kopamadığım bir kaç insandan ibarette olabilir. diyeceğim şudur ki aylardır içimde tuttuğum onca şeyden sadece bir tanesiydi bu. yaptığım bu şeyin içinde tabi ki de vermiş olduğum sözü tutmamak gibi büyük bir hata var. sadece yanlış zaman da ortak oldum bu göreve.