bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

ayı sözlük'teki asabi yazarlar

keskin sirke küpüne zarar atasözünün hatırlatılası küçük düşen ve * düşüren bir yazardır. tedavisi şart. * *

(bkz: bir ipte iki cambaz oynamaz)

bir erkek hayal edin

ve onun bir hayal olduğunu unutmayın. çünkü hayallerdeki erkeğe yüklenen donanımlar imkansızı aramaya yöneltir. sonra doyumsuz, kaprisli, beğenmez mi oluyoruz ne? iyisi mi hayaldeki erkekle fantastik mutluluğun doruklarına çıkalım ama hayali gerçeğe monte etmeyelim. hayallerin nasıl büyütüleceğini görmek için sebat etmenin ne kadar önemli olduğunu düşündüren başlıktır.

toplu taşıma araçlarından inmek için söylenen cümleler

bir dolmuş muhabbeti unsurudur. olay şöyledir:
rus asıllı hocamız değişim programı ile ülkeye yeni gelmişti. sarışın, kapı boyunda güreşçi gibi ve oldukça tok sesli bir adamdı. türkiyeye yeni yeni uyum sağlıyordu. aynı dolmuşta olduğumuz bir gün çekingen çekingen yanıma oturmuştu, şöförün tam arkasındaki koltukta gidiyorduk. bir süre sonra haykırmayla karışık " dur " dedi. söför acı bir fren yaptı ve kenara çekti. tüm dolmuş ve şöför dumur olmuş bir şekilde kalakalmıştık. * sonra hocamız hiç istifini bozmadan, aheste bir şekilde dolmuştan indi. banada şöföre durumu açıklamak kaldı. *

pasif yönelimli olmayı hakaret olarak gören sözlük yazarları

herşey insanlar için diyemeyen, dese bile lafta kalan ve bu anlayışını git gide kaybeden komplekli insanların içinde bulunduğu bir durum olarak görülmektedir. halden anlamayan genellemeler yapan ama kendine dokunan genellemelerde de ortalığa sıçrayan bir tehlike unsurudur. sözlüğümüzde olmadığına inandığımız, yakışmayan bir yaklaşımdır. *

sarhoşken entry girmek

evde alkol namına ne varsa içildikten sonra entry girmemek adına radyodaki şarkılara eşlik etmeyi gerektirir çünkü saçmalamabilitemiz yüksek bir ihtimaldir. * *

disko kralı

an itibarıyla 80ler diskosu teması olan programdır.

(bkz: 80 lerde çocuk olmak)

disko kralı

okan bayülgenin tv8 ekranlarında cumartesi akşamları 23.00 da yayınlanan programının adıdır.

80'lerde çocuk olmak

an itibarıyla disko kralı'nda konusu edilen konudur. 80 lerden neler hatırlıyoruz.

mesela;

uzaylı zekiye'yi ve perihan abla'yı hatırlamak demektir.

comodor 64 ve amiga 500 çekişmesine tanık olmaktır. bilgisayar oyununun başlangıcına şahit olmaktr.

margaret thatcher ve ronald reagan'ı hatta icraatın içinden'de turgut özal'ı hatırlamak demektir.
--- spoiler ---
bu arada 80 lerin sonunda 90 ların başında çocuk olmak başlığında bunların bir çoğu vardır. ama bir çoğu 80 lere aittir. 90lara yansıyan başlangıçların temelidir. *


--- spoiler ---

(bkz: 80ler)

banyoda söylenen şarkılar

2012 dünya buz pateni şampiyonası

ali demirboğa

* bir yazarımız sayesinde tanıdığın ve izlerken etkilendiğim bir sporcudur. özellikle jump , ayak oyunu ve estetik konusunda başarılıdır. denge ve hız konusundaki gelişimini de tamamladığında seyrine doyum olmayacaktır. artistik artılarının üzerine teknik eklediğinde bir kaç zaman sonra üst sıralarda görmeyi beklemekteyiz. dünya şampiyonasındaki performansını dört gözle bekliyoruz.


http://kisalt.be/0923m2

http://kisalt.be/6i32t8

kaba et

hemen akıllara yediğim iğneleri getirir. çocukken depo penisilin yediğimde acılar çektiğim, üzerine oturamadığım vücudumun güzide yeridir. malesef büyümesine engel olamıyoruz.* çocuklukta bu kadar acı çektikten sonra kendisini sevmeye başladığım uzuvdur.*

(bkz: göt afedersin)

bülent ortaçgil

beni kategorize etme

sahibinin sesinden de dinleyebileceğimiz bir şarkıdır. insan ayırımı yapmanın nelere kadir olduğunu anlatan yerinde bir şarkıdır.

http://kisalt.be/6s2gnn

canlı performansı için: http://kisalt.be/pvyqq9

(bkz: erkan oğur)

kısa boylulardaki uzun boy kompleksi

uzun boyluların yarattığı görüş farkından kaynaklanabilir. hele hele 2 uzun arasında kalırsanız ve türlü kısa geyikleriyle aşağılanırsanız malesef yoktan var edilmiş bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır. halden anlamayan, insanın üzerine oynayan uzunların yarattığı bir fuzuli bir duygudur. sanırım asıl meseleyi şöyle özetlemek mümkündür. (bkz:#13886)

artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

14.09.2011 * ve 20.01.2012 * net bir şekilde gördüğümüz, anladığımız, tecrübe ettiğimiz durumu anlatan söz dizisidir. *

hissikablelvuku

bir tür 6. his olayıdır. bir olayın, durumun, oluşun içe doğma durumudur. dilimize arapçadan gelmiştir ve tam karşılığı önsezidir. böyle şeyler olduğunda insanlar genellikle şaşırırlar ve anlam vermemezler. fakat öyle bir andır ki sanki başka bir gücün * etkisini düşünür hale gelirsiniz. *

uzun boyluların ekseriyetle kadın olması

bu tavırların, mevcut standartların kendilerine göre olmamasından; kolları ve bacakları nereye nasıl sığdıracağını bilememelerinden dolayı kaynaklandığı da düşünülebilir. başka bir gerçekte kadınsı olmalarının yadırganmasıdır. sonuçta kimin ne olduğu bilinmez ve ayı sözlük insan ayırmayı sevmez. *

aşk bir numara büyük

özge fışkının 2012 yılında bol bol dinleyeceğimizi düşündüğümüz, 2. solo çalışması olan bir avuç fotoğraf albümünün dikkat çeken parçasıdır. yorumcu tekrar parçadaki özgün alt yapılar ve duyuluşlarla dikkat çekmiştir.

hazıra kondum tamam
işime geldi bir an
içine girdiğim zaman
bana bu işler zor
her istediğine aşık olamazsın
içten bir şey yoksa sonradan bulamazsın
belki aşk bize bir numara büyük

ne zaman olmuş bir ay
çekemem fazlasını
sana değişmek kolay
ama benim için zor

düşünmezsen anlayamazsın
içten bir şey yoksa sonradan bulamazsın
belki aşk bize bir numara büyük

http://kisalt.be/w6dptt

unutulurmuş

özge fışkının ilk solo çalışması olan kilitler albümünün öne çıkan parçasıdır. özellikle de levent yükselin parçadaki katkısıyla dikkat çekmiş, ayrı bir hava katmış parçadır. duyuluşlarıyle gerçekten fark yaratmıştır.

aşk intikam kokan çicek
sessizce simsiyah solar gider
kalbimde hançeri
acıtır rüyamda
veda çeker kürekleri ağır ağır uzaklara

söner nefes verir gibi aşk
yürür hasret dolu vagonları
yanan orman olmuş kalplerde
unutulur mu hiç unutulur mu

söner nefes verir gibi aşk
yürür hasret dolu vagonları
yanan orman olmuş kalpler
unutulurmuş unutulurmuş

aşk intikam kokan çicek
sessizce simsiyah solar gider
kalbimde külleri
acıtır yağarken
veda çeker kürekleri ağır ağır uzaklara...

  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.