cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

recep tayyip erdoğan

hayırlısıyla bir gün şu şarkıyı dinlemek istiyorum:

homojen dergi'nin demet sağıroğlu röportajı

demet sağıroğlu'u hakkında pek bilgisi olmayan bana tanıtmış hatta daha çok sevdirmiş, ardından arnavut kaldırımı dinletmiş röportaj.

annemi nasıl öldürdüm

ilk başlarda nasıl ya, bir insan nasıl annesini öldürmek ister sorularıyla okuduğum; bakıcımın oğlu kısmından sonra tepe taklak olduğum; seni kim neden sevsin sorusundan sonra duygularımı kapatmayı tercih ettiğim, son derece etkileyici persona yazısı.

israil

eğer kendi görüşünüzü desteklemek istiyorsanız, karşı görüşü bu devletle iş birliği içerisinde olmakla suçlayın. o zaman daha etkili oluyorsunuz. kimle konuşsam; kemalist, pkk sempatizanı, erbakancı, erdoğancı, hepsi karşı görüşü israil uşağı olmakla suçluyor. bence israil hepsinden nefret ediyor.*

çocukken yapılan saflıklar

misafirliğe gittiğimizde beni odaya kapatıp salonda eğlenmelerine kinlenip sehpaların altına ev sahipleriyle ilgili kötü düşüncelerimi yazardım. daha sonraları mahallede küfür etmeyi öğrendim. sonra da beni bir daha gezmeye götürmediler.*

homojen dergi

mesaj kutusuna yazılar geliyordu ancak hiçbirini okumaya fırsat bulamamıştım. tek kelimeyle bayıldım. gerçekten bu kadar güzel bir şey beklemiyordum. emeği geçen herkesin yüreğine ve kalemine sağlık.

edit: iyi olmamış çok çok iyi olmuş.

sonradan gelen edit: yarın derginin çıktısını almayı düşünüyorum. ya beklentim çok düşük olduğu için bu kadar beğendim ya da gerçekten çok başarılı bir iş olmuş. akıyor resmen.

persona

homojen dergide yayınlanan yazısıyla beni derinden sarsmıştır.

yas

yahudi inancına göre yas tutarken kıyafet değiştirmezsin. ayrıca oturmak için alçak tabureleri seçersin. yemek yapıp dağıtırsın.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

gzone

hala homojen derginin reklamını yapmamış. hani böyle bir şeyin haberi neden yapılmaz insan merak ediyor...

dutchbear'ın sözlükten uçurulması kampanyası

başta bende öyle düşünüyordum sonra fark ettim ki sözlük aktivist, pkk sempatizanı, marjinal bir grup adamdan oluşmaya başladı. üç aşağı beş yukarı hepimiz birbirimize benziyoruz. bir başlık açıyoruz ve altında "hımm hiç bu açıdan düşünmemiştim" diyebileceğim bir tane entry çıkmıyor. veya çok nadir. tamam dutchbear engin bilgisiyle beni şaşırtmıyor! ancak hiç olmazsa bu sözlükte farklılıklarında konuşabileceğini simgeliyor. dursun işte ne olacak. hem karşıt fikirleri dinlemezsek, kimin ne olduğunu bilmezsek, herkesi düşman bellersek nasıl bir adım ilerleyebiliriz ki?

aşırı gizli gaylerden nefret etme sebepleri

birisinden sırf korkuyor diye nefret etmek çok gereksiz bir harekettir. insanları davaya çekmek yerine nefretle ötekileştirmek ancak bizleri gruplara bölmekten başka bir işe yaramaz. ben insanları tanımak ve dinlemekten yanayım. aşağılamadan, hakaret etmeden ve hor görmeden. sonuçta hepimizi aynı pürüzsüz yollardan geçmedik.

benim ailem ve yakın arkadaşlarım cinsel kimliğimi biliyorlar. hiçbir sorunum yok. hatta zaman zaman heteroseksüel arkadaşlarımla couple date yaptığımız bile oldu. bunun yanında çok gizli geylerde tanıdım. evet bir kısmı lgbt hareketini aşağılıyordu ancak bu benim çok umurumda değil. beğenmeyebilirler. açıkçası bu sene onur yürüyüşünde yapılanları bende doğru bulmuyorum. ama çokta sikimde değil. yani sırf yapılanları beğenmiyorum diye seneye mitinge çıkıp insanları organize etmeyi düşünmüyorum çünkü aktivist değilim. ben kendi hayatıma bakarım. hayatıma aldıklarıma bakarım. aşırı gizli geylerle elbette düzgün bir ilişki olmuyor veya aşırı özveri gerektiriyor ancak kimseden de aşırı gizli diye nefret etmiyorum. dediğim gibi hepimiz aynı pürüzsüz yollardan geçmiyoruz.

iki erkek arasında aşk olamaz

vay anasını biz gece uyurken üşüyor mu diye kalkıp üstünü örtelim, hastaneye kaldırıldığını duyunca o an cebimizde beş kuruş olmadığı için otostop çekerek hastaneye gidelim, üzgün olduğunu hissedince ülkenin bir ucundan öbür ucuna seyahat edelim kadın hala iki erkeğin arasındaki aşka inanmıyorum desin. aşık olmayan adam bunları yapar mı?

fatih portakal

fenasi kerim'in izlediği sunucu.*



şaka bir yana çok başarılı bir sunucu.

askerlikte seks

zamanında manevi babam kendisine gelen davalardan birisini arabada babama anlatırken duymuştum. kıdemli astsubaylardan bir tanesi orduevinde içki servisi yapan erlerden bir tanesine alkollüyken seks teklif edip, taciz etmiş. askerde patlatmış yumruğu suratına. asker davacı olmuş, astsubay açığa alınmış falan... sonra astsubay yüklü bir miktar parayla bizim avukata başvurmuş. o da davayı reddetmiş falan.

özetle, tehlikelidir.

beden eğitimi

lisede bu dersin iki amacı vardır.

ilki öğrencilere pazartesi sabahları ve cuma ders çıkışı düzenlenen istiklal marşı töreninde sıraya girmeyi öğretmektir. 19 mayısta statta yürüyeceklere ritmik yürüyüşü öğretirler falan.

ikinicisi ise, en azından benim okuduğum lise için, erkekler futbol veya basketbol oynasın kızlarda ne yapıyorlarsa yapsınlar. biz genelde oğlanlarla futbol oynardık. eğer beden eğitimi dersi son saatse bir şekilde son dersin son 15 dakikası kaçardık falan. ama kızlar cidden eşofmanlarını giyip gezerlerdi. hani sırf gezmek için eşofman giyiyorlardı. çünkü eşofman giymek zorunluydu. giymeyen kızlar akıllıydı. nasıl olsa beden eğitimi beş, ne diye ciddiye alıyorsun hocayı.

ha bizim müdür yardımcı okulun matematik öğretmeni ile evlenip sonraları müdür yardımcısı olmuş. hırslı adamdı. güzeldi. sinir hastasıydı.

today has been ok

emiliana torrini'nin fisherman's woman albümünde seslendirdiği güzel parça. yorucu geçen bir günün veya sorunlu bir ilişkinin ardından dinlenilesi bir şarkı.



bu da sleeping at last tarafından yapılmış coverı. bence bu da oldukça başarılı.


uyuyan sevgiliyi izleyen salak sevgili

insan beyni yerine kalbiyle düşünmeye başlayınca, eh haliyle salaklaşabiliyor. ama benim gibi zaman zaman rüyanızda ingilizce şarkı söyleyip almanca küfrediyorsanız çok utanç verici bir durum.*

o değil de bir kere gece uyandığımda tek gecelik ilişki yaşadığım adamın gözleriyle karşılaştım. adam gözlerini dikmiş beni izliyor. "sayıkladım mı gene?" diye sordum. "yok, sen uyu," dedi. e böyle uyunur mu? "ama ben sarılarak uyurum" dedim de adamı izlemekten alıkoydum. sonra zaten sabah kadar doğru düzgün uyuyamadım.

aktif olunca hetero kaldığını sanan gay

bunların eşek olsa sikerimci versiyonlarını tenzih ederek söylemem gerek, olmayan geydir. her gey hayatında mutlaka pasif olmayı denemiştir. ama sevmemiştir ama canı yanmıştır ama mutlaka denemiştir. ha denemeyenleri pasifliği hor görüyordur.

orduevi

askeriyenin kendi içinde yapılanmasının bir sonucudur. her ay türk silahlı kuvvetlerinin mensuplarından lojmanlar ve orduevleri için belli bir miktar para kesilir. bu para buraya yatırılır. ayrımcılık yok. her meslek grubu böyle bir yapılanma içine girebilir. ayrıca orudevlerinin bulundukları yerler zamanında stratejik önem arz eden, savaş sonrasında bir anlamı olmayan yerler. bir savaş durumunda orduevleri tekrar eski amaçlarında kullanılırlar.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.