the leftovers evreninde 14 ocak 2011 tarihinde gerçekleşen, 140.000.000(dünya nüfusunun %2'si) kadar insanın rastgele bir şekilde yok olduğu, açıklanamayan olay.
(bkz: the rapture)
öncelikle yeni jenerik mükemmel. soundtrackler üzmeye devam ediyor, max richter son albümünden sonra yeni bir şeyler üretecek mi merak ediyorum. ilk sezon finali kitabın sonuna denk geldiği için muhtemelen bu noktadan sonra damon lindelof'un yahudi yaratıcılığını izleyeceğiz.*
travma sonrası psikolojisi biraz daha hafiflemiş gibi, insanların kadere olan inancının aksine. bu dram dozunu biraz düşürüyor.
--- 2x01 spoiler ---
9.261 kişilik, hiç kimsenin the sudden departure( the rapture)'dan etkilenmediği bir kasabanın kutsal olarak lanse edilmesi ilginç. inancı fazlasıyla sağlam olan matt'in de hemen buraya taşınması, sakat karısının ise bir anda iyileşmesi de bir o kadar garip. kevin ve ailesini buraya ne getirdi bilmiyorum, ama tüm dünyanın gözü buranın üzerinde. her şey normal görünüyor depremler dışında. bölümün başındaki ilk çağlarda geçen sahnede annenin deprem dolayısıyla çocuğunu kaybetmesi ile finaldeki annenin deprem yüzünden çocuğunu kaybetmesi arasında belki bir bağ olabilir. ayrıca yüzdüğün gölün tabanının deprem yüzünden çatlaması ve tüm su ile birlikte dünyanın merkezine yolculuk fikri acayip korkutucu. yine de hiçbir sik anlamadım.
--- 2x01 spoiler ---
3 kez gittiğim için kendimi şanslı sayıyorum. kazandığım liseye 2 durak olduğu için mutluluktan çıldırmıştım, ama ilk yılında yıkılmıştı.* en azından önündeki maskotu bıraksalardı keşke.
wes ball'ın yönetmenliğini yaptığı 2014 yapımı amerikan filmi. lord of the flies'ın post apokaliptik ve başarısız versiyonu. cast seçimi dışında para/zaman kaybı. devam filmini izlemeyi düşünmüyorum.
--- spoiler ---
çok mu kısaydı ne?
zamanda yolculuk ve gerçekliğin parçalanması çok iyi işlenmiş. neyi değiştirirsek değiştirelim, bunun daha kötü şeylere sonuç vermesi, geri dönüp düzelttiğimizde farklı öğelerin parçalanması, alternatif gerçeklikler arasında kaybolduğumuz ve kabus sahneleri fazla iyiydi. ayrıca sadece tek bir odadan tüm geleceği değiştirmeye çalıştığımız kısımlar çok güzeldi, tüm detayların işleyişte ne kadar önemli olduğu. yine de hikaye, pek iyi değildi. belki ben chloe bizi ne kadar boka sürüklese de kendisine olan aşkımdan ve lezbiyen ilişkilere olan sempatimden kendisini kurtarmayı seçtim, kız için kocaman kasabayı yok ettim yani boru değil. ama yine de bu sezonun bize söylediği bir şeyleri ne kadar değiştirirsek değiştirelim kaderden kaçamayacağımız. kelebek etkisi ve kaos kuramının gerçekliğin ve zamanın işleyişini daima parçalayacağını, bu yüzden bir şeye müdahele etmememiz gerektiğini, kısacası chloe'nin okul tuvaletinde vurularak öldürülmesine izin vermemizi dikte eder gibiydi, yine de ben yapmadım. sikerim kuantumunu, yaşasın chloe.
--- spoiler ---
son yıllardaki seçimlerle hikayeye yön verilen oyunlar arasında bence en güzeli. karakter modellemeleri/seslendirmeleri de ünlü oyunculardır. heroes'daki claire ve mr. robot'daki elliot en bilindikleri. bunun dışında senaryo, soundtrack, atmosfer ve grafikler harika, kesinlikle oynamaya değer.
--- spoiler ---
abartılı bir şaka sonucu hayatını kaybeden 2 kız kardeş ve onlara bu şakayı yapan 7 arkadaş ve 1 adet erkek kardeşin kazadan 1 yıl sonra ailenin sahip olduğu dağ evindeki buluşmasıyla başlayan, her seçimin ciddi anlamda hikayeyi şekillendirdiği, beni baya korkutan, sonunda 7 kişiyi hayatta tutabildiğim oyun. yaptığınız seçimlerle 8'i ölebiliyor da, hayatta kalabiliyor da. iyi yazılmış ve kullanılan klişelerin hiçbirinin rahatsız etmediği korku/gerilim oyunu. detaylara dikkat edilmesi ve bulunan her kağıt parçasının okunması hikayeyi anlamak için şart ama totemler bence çok gereksizdi.
--- spoiler ---
ben atatürk ilke ve inkilaplarından sonra yemin ediyorum disipline girmiş laik bir bey olarak, sen kimsin beni yargılıyorsun? sen kimsin? sana bir tavsiyem, yazık o git türbanlı first lady'ine sahip çık önce. inşall*h all*h seni şeriat ile terbiye etmesin. inşall*h all*h seni, o geride bıraktığın teokrasi ile terbiye etmesin. sen çok alçak bir adamsın, çok alçak. insanlara belden aşağı vuracak kadar. senin akıl hocalarını da biliyorum. senin akıl hocaların, kendi karılarının çektiği zikirlere baksın. hepsini çıkarırım! oğlum ayağınızı denk alacaksınız. herkes ayağını denk alacak! öyle kolay değil bu laik hukuk devletinde ahkam kesicem, beni hükümet.. seni kim koruyor hangi hükümet o, hangi islam hükümeti seni koruyor! kim?? herkesten hesabını sorarım. kimse bana bu konuda konuşamaz. dört dörtlük yaşayan, bu memlekette çalışıp, atatürk gibi çalışıp tc nene hatun gibi yaşamaya çalışan, evladını ailesini en iyi derecede yaşatmaya çalışan, aslan gibi nutuğunu okuyan, rakısını içen. ne yaptınız ulan siz? ne yaptınız! nerde ne yaptın! pis! yediği kapıya pisleyen dindar adam. onu bile bir adamlık sayıyorsun, o bile bir adamlık değil. git şeytan taşla be. yediğim kaba pislemem be ne olursa olsun. git ulan kendini recm et. kendimi recm ettiririm, öyle bir laik beyim biliyor musunuz? seküler çatı altında yemek yediysem, o insanlar ne olursa olsun, beni ilgilendirmez arkadaş. görmedim bilmiyorum derim be!
aklıma yüzüklerin efendisindeki nazgulleri getiren grup. onlar da böyle 9 kişi falandı, sonra sauron bunları köle yaptı, siz kendinize mukayyet olun ama tamam mı?
camilerden zombilere karşı halkın meydanlara inmesi istenir, halk meydanlara inip zombiler tarafından öldürülür, zombi nüfusu on katı artar, bim yağmalanır, herkes güvenli ve ıssız bölge olarak beylikdüzü'ne doğru yola çıkar, bulgaristan sınırından avrupa'ya oradan da kuzeye kaçma planları yaparken hayatımın aşkı ile tanışırım, hayatımın aşkı köşeye sıkıştığımız bir sokakta beni öperek kendisini fena eder, ben de laboratuvara kapanıp köpeğimle zombiler üzerinde deneyler yaparım, hiçbir sonuca ulaşamayıp sıkılıp bi hava almaya çıkarım, çıktığımda dünyadaki tek insan olduğumu fark ederim ve f16'ım ile manhattan sefalarında kendimi fırlatıp empire state'in tepesine inip twerk yapıp aşağı atlarım, düşerken hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçer, yere çarpmadan sıkıntıdan ölürüm.*
olmayan savaş. zira kürdistan diye bir yer yok. sosyal medyada duyar kasmak yerine siktirip gidip savaşın varsa da.
edit: ya melis bence de halkların kardeşliği hdp kürt hakları falan şöyle uzan da seni bir sikeyim.
sevgili tarkan ile olan işbirliğim sonucunda 2 dakika önce yazdığım şarkı.. tüm sevenlere gelsin..
hornet'den yatağına bir yol varsa
bu aşktır elbet
çıplak fotoğrafın yetti bana
kalktı bir kıyamet
aç kapını, ben geldim
giydiğim siyah boxer
zevk suyuyla beslerim seni
poppers yerine koklarım seni
anüsümün tüm duvarları senin
sen inlet, ben sikerim seni
masaüstünde sikerim seni
sikerken uyuturum seni
penisimin tüm damarları senin
ben seni sikerim seni
tut donumdan çek götür beni
hüüüüp diye içine çek döllerimi
sadece aktifsen bu seks olmaz
bunu yaz bir yere
sarılıp yatmazsam sikim girmez götüne
dünya sikimde değil
olmuşum sana pervane.....