gamlı_baykuş

Durum: 97 - 97 - 20 - 5 - 21.02.2019 18:28

Puan: 1210 - Sözlük Kezbanı

2 hafta önce kayıt oldu. 8.Nesil Yazar.

0
  • /
  • 5

futbol ve gay olmak arasındaki bağ

'top oynamak ve top olmak arasındaki bağ' diye sorunsallaştırırsak belki bir sonuç elde edilebilinir diye düşünüyorum.

cemaatçi götü

terörist götüdür. sevenler de vatan hainidir.

diğer yandan da akpli mv götüyle inanılmaz benzerliği olan göttür. hangi göt hain hangi göt vatansever ayırdetmek zor bu zamanlarda.

eşleşince yazan biri

şimdiden güldürdü. güldürenlerin bol olsun.

sesi hoparlöre veren yavşak

bunu size yapan güvendiğiniz biriyse hem güven duygunuzu hem de diğer güvendiklerinizi baştan sona update edin derim.

gay ilişkide partnerine kocacım diyen erkek

sevgilim bana ara sıra bu şekilde hitap ediyor. sevmiyorum diyemem. ilişkimizin yapı taşlarından değil ama yine sevimli buluyorum.
- söyle kocaların en yakışıklısı söyle! gıdısını yediğim söyle!

bilişsel davranışçı terapi

nevroz, nevrotik bozukluklar psikanaliz ekolüne ait kavramlar değil miydi yeah! cbt(bdt) daha çok algılama, biliş, öğrenme, bilişsel çarpıtma, gibi konseptler üzerinden ilerliyor diye biliyorum.

bu terapi yöntemi ile çözülen birçok semptomun sonradan tekrardan ortaya çıktığını duydum. türkiye temsilcisi hakan türkçapar olsa gerek.

ayı sözlük yazarlarının meslekleri

travestiyle seks yapmak eşcinsellik mi

mutlu varsa mutsuz da varsa o zaman mut ne

mutasyon yok henüz. ya mutlu olarak devam edecek yada mutsuz olacak haberi yok.

alttaki yazara soracaklarım var

hangisinin neden hangisinin sonuç olduğu henüz belli değil, bazen duygular kimyasal yapıyı değiştirirken bazen kimyasal değişim duyguları ortaya çıkarır. duygu ve kimyasal yapıların, özgür iradenin varlığının sorgulanması için iyi bir başlangıç yeri olduğunu düşünmüyorum.

datine sorduğun ilk sorulardan bir kaç tanesini yazar mısın?

alttaki yazara soracaklarım var

değildir, yumurtasız menemen patlıcanı eksik türlüdür.

siniri en çok geren ve esneten şeyler nelerdir?

yalnız kalma korkusu

üzücü/travmatik bir anısı varsa anlaşılır bir korkudur.

hepimiz korkuları, kaygıları, obsesyonları, üzüntüleri, fobileri yok mu? hiçbir şeyden korkmuyorum deme cesaretini yine ‘korkma’ korkusu olan birisi gösterebilir. yalnız kalabilmek bir kapasite olduğu gibi, sosyalleşmek de bir kapasitedir. barışık olup olmamak her iki durum içinde geçerli olabilir.

bir erkeğin en güzel yeri

ayı sözlük chat

bence ikea ve ev arasında geçen zaman boyunca utancı yüreğinde taşıyabilecek gücün vardır. eve girdikten sonra da ayına sarılıp bütün utancı kapının dışında bırakmış olacaksın.

mutluluklar.

queer - resimli bir tarih

okudum, beğenmedim. çünkü genel olarak queer teorisinin anlaşılmazlığı, belirsizliği ve bulanıklığına kıl oluyorum. diğer bir çok queer teoriyi anlatan kitap gibi kavramsal çerçevesi çok iyi kurulmamış. zaten anladığım kadarıyla queer teori bir çerçeveye ihtiyaç da duymuyor.
"bazen bunlar ne tartışıyor yahu" oluyorum. acaba ben mi aptalım da anlamıyorum diye 3-4 defa okuduğum metinler olmuştur. sonra anlıyorum ki problem bende değil. birçoğu ne dediğini bilmiyor gerçekten. ya da ben aptalım. belki de ben postmodern birisi değilim. modernizm ile de çatıştığıma göre gerçekten premodern zihniyette falan olmalıyım.

atletik dildoa

toplarla oynamayı seven birisi olarak halı saha maçı zirvesi düzenlenlenirse ne güzel olur diyorum.

reddetmek vs reddedilmek

eşcinsel olduğunu belirtmenin yolları

çok yolu vardır. göz teması, bedensel hareketler, sözel iletişim gibi. mesela bir defasında göz teması ile metrodan birisini kaldırmıştım. sonra kalbimi kırmıştı adi herif. soru sorup muhabbet de başlatabilirsiniz. müşterek duygulara sahip birisiyse muhabbeti devam ettirir. yoksa sen yolun ben yoluma…
bana göz diken ve benim tipim olmayan birisi benim üzerimde bu metodu denemiş ama ben yan bile bakmamış hemen sorusuna cevap verip ortamı terk etmiştim.
bir defasında sosyal bir eventte tanıştığım avrupalı ağır abinin gay olup olmadığını test etmek bir barda bira içmeye davet etmiştim. konuşurken gözlerinin en derinine bakıyordum. yıllardır arayıp bulamadığı attention'ı veriyordum ona. o konuşurken yüzüm ona dönük dudaklarının her kıvrımını ezberliyordum. şaka değil, gecenin sonunda kucağımdaydı. bazen başıma iş açsa da insanları baştan çıkarmak gibi bir huyum var. *

pasifizm

şimdi ahlak bekçileri hemen seks konuşuyorlar diye atlarlar. atlasınlar sıkıntı yok. akıllarına gelenler ile hiçbir sıkıntım olmamasına karşın bu defa düşündükleri şeyden bahsetmeyeceğim. bir düşünce ve inanç akımı olarak pacifism nedir'den bahsedeceğim.
koşullara bağlı olmaksızın insan veya başka canlılara karşı şiddetin bütün formlarının yanlış olduğu inancıdır. pasifist düşüncede şiddeti hiçbir şekilde, şartlar ne olursa olsun kabul edilmemektedir. savaş karşıtlığı ile de karıştırılmamalıdır. savaş karşıtı protesto yapan insanların hepsi pasifist olmak zorunda değil çünkü bazen savaş karşıtı protestolar yapan kişiler savaşın bazen meşru olduğunu düşünebilirler.
bu inanç biçimi daha çok dinsel zeminlerden ortaya çıkmıştır. mahatma gandhi, martin luther king gibi politik figürlerin bir strateji olarak şiddetsiz bir mücadele vermeleri yine pasifist düşüncesine uygun düşmektedir. din mezheplerinin çoğunluğu savaş yanlısı olsa da bazı gruplar mesela "quaker" denilen bir hristiyan mezhebi veya budistler gibi din grupları şiddetin bütün formlarını reddetme özellikleri ile pasifisttirler.
pacifismin mutlak, şartsal, seçici, aktif gibi türleri de mevcuttur. kendimi en yakın hissettiğim tür aktif pacifism sanırım. nedenini açıklamasam da olur heraldeğğğ.

ofis sandalyelerini pilates topu ile değiştirmek

bizim ofiste bu düzene geçti sonunda. zıplayıp duruyorum üzerinde. umarım yanlış anlamazlar.
patron geçen gün beni suçüstü yakaladıktan sonra benim topumu özel olarak yaptırmış sağolsun.

  • /
  • 5

ayı sözlük hug buddy aranıyor ilanları

hug bug ne la diye kafamda şimşekler çakıyor.
la yeni icat hep yeni icat bunlar.

futbol ve gay olmak arasındaki bağ

@albertcamus kimin çocukluğunun nasıl geçtiğini nasıl biliosun?

cemaatçi götü

evlenmeden olmaz diyen, abiler izin verdiğinde halka açılacak göttür.

(bkz: şakirt)

cemaatçi götü

gay ilişkide partnerine kocacım diyen erkek

bi tur fetis olabilir ve saygi duyulmasi gerekir. etrafimda birbirini "husband" olarak tanitan insanlar olunca cok tuhaf gelmiyor. tabi kari-koca figurune burunerek kullanildigi dusunuldugunde banada ilginc geliyor.

istanbear uluslararası ayı festivalleri

kalitesizliğin ve vizyonsuzluğun tavan olduğu festival. konusu ve yapılması düşünülen şey hoş evet, ayılar toplansın eğlensin evet ama;

neden teknede yelekli amcalar halay çekiyor her sene? afedersiniz ama adında "uluslararası" geçen bir etkinlikte halay çekmek vizyonsuzluktur.

neden açılış kapanış partilerinde o koca kıçlarını kaldırıp dans etmeyip duvarda bekliyorlar? bildiğin, bi ara, mekanın ortasında ben ve 2 arkadaşım vardık sadece dans ediyoduk. oysa mekan kalabalık hani...

peki hamam zirvesinin kime neye entellektüel bir katkısı olacak? adı üstünde festival, eğitici eğlenceli bir şey olmalı. ıslak ıslak sikişmek istemek neden bir festivalin konusu olsun?

içki fiyatlarından bahsetmiyorum, anladık ücretsiz festival ama bunun acısını içkilerden çıkarmak neden?

neyse, umarım kaliteli içerikler ve etkinlikler çıkarabilirler ileride, sayelerinde growlr'da yabancı yüzler görüyoruz. bu da bir artısı tabi.

futbol ve gay olmak arasındaki bağ

çok içinde olmasamda seviyorum. çocukluk-lise-üniversite hatta askerde dahi oynamışlığım var. biz kilo alanların kaderi forvetten file bekçiliğine evrildi. ee tabi çelik'te değişti. allahıma bin şükür hak yolunu buldum sanat galerileri geziyorum.

babanız hakkındaki acı gerçekler

30 yıl sonra duyduğum olaydır.

bir hava kuvvetleri sıkı yönetim komutanı babamın çocukluk kankasıydı. birlikte büyümüşler, pilotluk sınavına birlikte girmişler. babannem, babama fazla yedirdiği için sınavda babam kusmuş; pilot olma şansını böylece yitirmiş.

adı geçen abi, ben çocukken babamın ofisine gelmişti -ki, o zamanlar komutandı- demişti ki: "ben ...ların evine gittiğimde karnım doyardı..."

sonra bir gün, teyzem -gerçekten istemeden- bir laf etti: meğer babamla bu komutan arasında bir dedikodu çıkmış yıllar önce...

bu "şaiayı" duyduğumda gay değildim. inandım hemen. gaydar yanım o zaman da vardı belki de... ancak çok acı gelmişti.

şimdi ise seni anlıyorum baba...

salaş meyhanedeki yorgo

bu güzel düşüncelere bir karanfil, kötü düşüncelere ise gül atasım var efenim. teşekkürler :)

despair, hangover & ecstasy

the dø grubuna ait enfes parça. kızın sesi çok tatlı, çikolatalı puding gibi.



Toplam entry sayısı: 97

şu anda tek sıcak yer ellerin

yolda yürürken yanımdan bir çift geçti. elini tuttuğu kadına istanbul soğuğunu kendince romantik yorumlamaya çalışan erkekten duydum. şöyle dönüp baktım. erkek bunu söylerken kadının gözlerinin içine bakmada ısrar eder gibiydi. tepkisini ölçmeye çalışıyordu sanki. "eeee bir şey demeyecek misin" gibi de olabilir bu bakış. "acaba etkilenmiş midir" bakışı da olabilir. "içten içe ölüyorum senin için, çok soğuk hayatım için kalorifer gibisin" bakışı da olabilir.
kadının bakışı daha çok "aferin, ne dememi bekliyorsun" gibiydi. ama "sen daha ocağımı görmedin" bakışı da olabilir. ya da "seni cayır cayır yakacağım" bakışı da olabilir.
ama yani ne biliyim "şu an tek sıcak yer ellerin" de denilmez ki. yani onun ellerini kendi ellerinin içine aldıysan tabi sıcak olur. ne biliyim. bazen ısınmak için elimi donuma soktuğum olmuştur. orası sıcak. neden? çünkü sıcak tutuyorum orayı. -_- ocağım gibi düşün. neyse... romantizm güzeldir. saçma da olsa mutlu eder insanı. mutlu olun.

queer - resimli bir tarih

okudum, beğenmedim. çünkü genel olarak queer teorisinin anlaşılmazlığı, belirsizliği ve bulanıklığına kıl oluyorum. diğer bir çok queer teoriyi anlatan kitap gibi kavramsal çerçevesi çok iyi kurulmamış. zaten anladığım kadarıyla queer teori bir çerçeveye ihtiyaç da duymuyor.
"bazen bunlar ne tartışıyor yahu" oluyorum. acaba ben mi aptalım da anlamıyorum diye 3-4 defa okuduğum metinler olmuştur. sonra anlıyorum ki problem bende değil. birçoğu ne dediğini bilmiyor gerçekten. ya da ben aptalım. belki de ben postmodern birisi değilim. modernizm ile de çatıştığıma göre gerçekten premodern zihniyette falan olmalıyım.

kürklü hayvan listesi

benden evvel birisi düşüneceğimi tahmin edip tatlı kürklü hayvan listesi yapmış.

https://www.boredpanda.com/cute-fluffy-a...

samoyed


fluffy cow


palas cat


himalayan-persian cross-breed cat


baby albatros

gamlı_baykuş

hoş buldum. bir camida adı geçmişti. merak ettim. vakit geçirmek için güzel bir platforma benziyor.

ps: ilk defa yazıyorum. o yüzden lütfen yavaş gir, olur mu?

çırılçıplak brexit semineri veren akademisyen

brexit leaves britain naked! belki anlamayanlar olur diye somutlaştırmış sanırım. baya mantıklı konuşuyor. yani "britain akıllı ol yoksa altında donun bile kalmaz." demeye getirmiş. kadının bedeninden çok söylediklerine odaklanırlar umarım. sike, ama, memeye takılmamak lazım. takılanlar çağdışı artık bence.

şu anda tek sıcak yer ellerin

yolda yürürken yanımdan bir çift geçti. elini tuttuğu kadına istanbul soğuğunu kendince romantik yorumlamaya çalışan erkekten duydum. şöyle dönüp baktım. erkek bunu söylerken kadının gözlerinin içine bakmada ısrar eder gibiydi. tepkisini ölçmeye çalışıyordu sanki. "eeee bir şey demeyecek misin" gibi de olabilir bu bakış. "acaba etkilenmiş midir" bakışı da olabilir. "içten içe ölüyorum senin için, çok soğuk hayatım için kalorifer gibisin" bakışı da olabilir.
kadının bakışı daha çok "aferin, ne dememi bekliyorsun" gibiydi. ama "sen daha ocağımı görmedin" bakışı da olabilir. ya da "seni cayır cayır yakacağım" bakışı da olabilir.
ama yani ne biliyim "şu an tek sıcak yer ellerin" de denilmez ki. yani onun ellerini kendi ellerinin içine aldıysan tabi sıcak olur. ne biliyim. bazen ısınmak için elimi donuma soktuğum olmuştur. orası sıcak. neden? çünkü sıcak tutuyorum orayı. -_- ocağım gibi düşün. neyse... romantizm güzeldir. saçma da olsa mutlu eder insanı. mutlu olun.

ayı sözlük chat

bence ikea ve ev arasında geçen zaman boyunca utancı yüreğinde taşıyabilecek gücün vardır. eve girdikten sonra da ayına sarılıp bütün utancı kapının dışında bırakmış olacaksın.

mutluluklar.

yalnız ölmek

endişeliyim, ölmekten değil ama yalnızlıktan. korkuyorum, yalnızlıktan değil ama ölmekten. mutluyum, hem yalnız olmaktan, hem de yaşıyor olmaktan. isteğim yaşlandığımda da yalnızlığımı kucaklayabileyim.

bir erkeğin en güzel yeri

caddebostan sahil bulge cruising

caddebostan sahilinin güneşli günlerde lucern gölü kenarında bir isviçre kentine benzediğini söylemeden geçemeyeceğim. bisiklet sürenler, yürüyenler, koşanlar, paten kayanlar… tam bir üst-orta sınıf mekanı. kimisi coworkerları ile yürüyüş yaparken iş konuşur, kimisi de orta yaşa girmeden göbeği eritmeye çalışır, göbeğe büyük bir haksızlık yaparak. (pardon kullanmayacaksanız ben alabilirim.) kimisi de bir yandan ölümü beklerken bari acı çekmeden öleyim diye atar adımını. bilemeyiz ama kimisi de seks bağımlısıdır belki. daha fazla sevişebileyim diye yapıyordur sporunu.

spor yapmayı seven birisiyim. boş günlerimde uzun uzun sahil yürüyüşleri yapmayı da severim. bazen bebek'te, bazen emirgan'da, bazen çekmeköy'de, bazen adalar'da, bazen de cadde'de… yıllar içerisinde bana zevk veren şöyle bir alışkanlığımın olduğunun farkında vardım. ben bulge seviyorum ve herhalde hiçbir zaman bu arzumdan vazgeçmeyeceğim. illa büyük olmasına gerek yok. görüntü olarak seksi olması yeterli. belki de değişir bilemiyorum. kesin konuşmayı katiyen sevmem.
bulge izlemeyi seviyorum, bulge öpmeyi seviyorum, bulge ile yatmayı seviyorum, bulge ile öpüşmeyi, yemek yemeyi, sinemaya gitmeyi, spor yapmayı, oynamayı seviyorum. bulge'a dokunmayı seviyorum. bulge'a sürtünmeyi, bulge ile oturmayı seviyorum. bulge'ı avuçlamayı, okşamayı seviyorum. bulge'ı ısırmayı seviyorum. gördüğünüz üzere bulge ile yapabileceklerimin haddi hesabı yok. bu tabi ki cinsel anlamda beni uyaran sadece önemli componentlardan.
caddebostan sahiline gitmeyi en çok bu nedenden dolayı seviyorum. hangi yöne dönsem mutlaka altında boxer veya slip'i olmayan, kumaş eşofman ile spora çıkmış, haydarı bir o yana bir bu yana sallanan birilerini görebilirsiniz. ve show bununla da bitmiyor üstelik. çünkü bir de çok tatlı well-shaped kalçaları var ki bal dök yala o derece. şiddete karşıyım ama bazı kalçalar tokatlanmayı hakediyor demişti usta ibnenin birisi.
bu yüzden güneşli havalar da sahillerde yürüyüşe çıkmayı severim.
bir defasında yürüyüş yapıyordum bir başıma. serin bir yaz günbatımı zamanı (kaliteli ve iyi giyinmeye üzen gösteren bir ibneyim bu arada. yılda en az 4 defa milan'a fashion festivallerine giderim. sezon başları anlayacağınız gibi.) temiz bir hava var. öyleki karşıdan uludağ görünüyor. bir yandan da etrafı kolaçan ediyorum. bir erkek sürüsünün toplandığını gördüm. akşam vakti sahile oturmaya çıkmışlar, yanlarında sandalyeler falan da var. bu arada telefonu çaldı birisinin. telefonla konuşma için yüyüyüş yoluna doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. fena birisi de değil. 30larının başında, sakallı, atletik bir vücudu var. 178, 81 kilo civarında. son elini cebine soktuğunu farkettim. o sırada avizem yandı. bonerrrr! çadırı kurmuş. en az iki kişilik. yummy. eline koyduğu cebiyle de belli olmasın diye yana yatırmaya çalışıyor. bir aşağı bir yukarı derken sola doğru yatırmayı başardı. sabah ereksiyonunu biliyorum da akşamüstü ereksiyonunu duymamıştım. yürüme hızımı yüzde 31 azalttım. bazen hızlı ilerleme başarı getirmeyebiliyor. neyse bu da böyle bir anım. dahası var. başka zamana artık.

caddebostan sahil bulge cruising

caddebostan sahilinin güneşli günlerde lucern gölü kenarında bir isviçre kentine benzediğini söylemeden geçemeyeceğim. bisiklet sürenler, yürüyenler, koşanlar, paten kayanlar… tam bir üst-orta sınıf mekanı. kimisi coworkerları ile yürüyüş yaparken iş konuşur, kimisi de orta yaşa girmeden göbeği eritmeye çalışır, göbeğe büyük bir haksızlık yaparak. (pardon kullanmayacaksanız ben alabilirim.) kimisi de bir yandan ölümü beklerken bari acı çekmeden öleyim diye atar adımını. bilemeyiz ama kimisi de seks bağımlısıdır belki. daha fazla sevişebileyim diye yapıyordur sporunu.

spor yapmayı seven birisiyim. boş günlerimde uzun uzun sahil yürüyüşleri yapmayı da severim. bazen bebek'te, bazen emirgan'da, bazen çekmeköy'de, bazen adalar'da, bazen de cadde'de… yıllar içerisinde bana zevk veren şöyle bir alışkanlığımın olduğunun farkında vardım. ben bulge seviyorum ve herhalde hiçbir zaman bu arzumdan vazgeçmeyeceğim. illa büyük olmasına gerek yok. görüntü olarak seksi olması yeterli. belki de değişir bilemiyorum. kesin konuşmayı katiyen sevmem.
bulge izlemeyi seviyorum, bulge öpmeyi seviyorum, bulge ile yatmayı seviyorum, bulge ile öpüşmeyi, yemek yemeyi, sinemaya gitmeyi, spor yapmayı, oynamayı seviyorum. bulge'a dokunmayı seviyorum. bulge'a sürtünmeyi, bulge ile oturmayı seviyorum. bulge'ı avuçlamayı, okşamayı seviyorum. bulge'ı ısırmayı seviyorum. gördüğünüz üzere bulge ile yapabileceklerimin haddi hesabı yok. bu tabi ki cinsel anlamda beni uyaran sadece önemli componentlardan.
caddebostan sahiline gitmeyi en çok bu nedenden dolayı seviyorum. hangi yöne dönsem mutlaka altında boxer veya slip'i olmayan, kumaş eşofman ile spora çıkmış, haydarı bir o yana bir bu yana sallanan birilerini görebilirsiniz. ve show bununla da bitmiyor üstelik. çünkü bir de çok tatlı well-shaped kalçaları var ki bal dök yala o derece. şiddete karşıyım ama bazı kalçalar tokatlanmayı hakediyor demişti usta ibnenin birisi.
bu yüzden güneşli havalar da sahillerde yürüyüşe çıkmayı severim.
bir defasında yürüyüş yapıyordum bir başıma. serin bir yaz günbatımı zamanı (kaliteli ve iyi giyinmeye üzen gösteren bir ibneyim bu arada. yılda en az 4 defa milan'a fashion festivallerine giderim. sezon başları anlayacağınız gibi.) temiz bir hava var. öyleki karşıdan uludağ görünüyor. bir yandan da etrafı kolaçan ediyorum. bir erkek sürüsünün toplandığını gördüm. akşam vakti sahile oturmaya çıkmışlar, yanlarında sandalyeler falan da var. bu arada telefonu çaldı birisinin. telefonla konuşma için yüyüyüş yoluna doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. fena birisi de değil. 30larının başında, sakallı, atletik bir vücudu var. 178, 81 kilo civarında. son elini cebine soktuğunu farkettim. o sırada avizem yandı. bonerrrr! çadırı kurmuş. en az iki kişilik. yummy. eline koyduğu cebiyle de belli olmasın diye yana yatırmaya çalışıyor. bir aşağı bir yukarı derken sola doğru yatırmayı başardı. sabah ereksiyonunu biliyorum da akşamüstü ereksiyonunu duymamıştım. yürüme hızımı yüzde 31 azalttım. bazen hızlı ilerleme başarı getirmeyebiliyor. neyse bu da böyle bir anım. dahası var. başka zamana artık.

slip don

komşu evde yaşayan bir abi vardı. yalnız yaşıyordu. bazı pazar günleri barbekü yapar beni de davet ederdi. her eğildiğinde slip donunun izi çıkardı. ben de kamışımı okşardım.

futbol ve gay olmak arasındaki bağ

'top oynamak ve top olmak arasındaki bağ' diye sorunsallaştırırsak belki bir sonuç elde edilebilinir diye düşünüyorum.

ayı sözlüğün +18 sözlük olması

kimmiş bu ahlak bekçileri merak ettim. bekçi fantezim var da. belki üniformasını ödünç alabilirim bir hafta sonu için. grupçana kostümlü seks yapıyoruz da.

erkeğin memesini emmek

bir kaç tane kötü deneyimimden sonra erkek memesi emmiyorum artık. bir partnerimi emerken ağzıma sarımsı-beyaz bir sıvı geldi. o anda salak kafamla zorla da olsa yutmuştum. ıyk… hatırladıkça kötü hissediyorum. tam meme ucundan değil de meme ucunun etrafındaki bir sivilceden çıkmış olabilir.