loranahmes2

Durum: 949 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2013 01:18

Puan: 9678 - Sözlük Kezbanı

15 yıl önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

ve düşünürüm: belki hiç yaşamadım, ne öğrendin, ne sevdin, ne de inandın... belki de kuyruklu yalanlar mutlu etti bazı bazı... kahrolsun bağzı şeyler!!
  • /
  • 48

dünyanın en güzel camileri

batının ağzıyla yiyip götüyle osurmak

mukallitlik. türkiyede tanziminata dek götürülebilir bir tarihi olduğu da şüphesiz. batının oryantalist edalarla estetik bulduğunu alkışlayıp "bizimle deyılsın" dediğine tukaka demek gibi. sanki biz batılıymışız gibi oryantalistlerin bakış açısıyla baktık memlekete ve memalik-i islama. aşağılık kompleksi. bozuk haletiruhiye. kimlik arayışı. ama bulamayışın hazin sergüzeşti. bir deli gömleği giyesi hal. yüzlerce yıllık kriz. baş dönmesi. mukaddesata dil uzatmak büyük çözüm gibi. mukaddesatın tarifi mi? en basitinden alfabeden dile, kıyafetten yemeğe; zevkten inanışa. koca bir yelpaze. ve halkın mahsülü her davranış ve şekil. garplı olacağım diye kıyafetini değiştir; batı istedi diye sevgilini önce gizle sonra terk et ve ardından kötüle. batıya uyacağım diye şu asırlık çınarın dallarını buda şuursuzca bahar temizliği diye yutturarak. cin dini hatırlatıyor diye masalları kırp kes; drakulayı, vampiri korka öğrene yetişsin çocuk. bravo. her bir şey tam o-la-rak bok gi-bi.

iran'da idam cezası

şah ismail

hataî adıyla şiirler yazmış safevî hükümdarı. yavuz sultan selimin alevi katliamına giriştiği nasıl biliniyorsa şah ismailin de sünni katliamına giriştiği bir gerçektir. şiirleri oldukça güzeldir. yavuz'un şiirlerine on basar ve onunkilerden daha türkçedir.

ismail

internetteki sözlüklerin işlevleri

internetteki azerice sözlüklerden muzdaribim. ne aradıysam bulmak nasip olmadı. neticeya bağlama ve tanıma giriş: "bazen bi boka yaradıkları yok" diye kesip atabileceğim lanet sözlüklerin, şahsımın sayamayacağı işlevleridir.

canım kardeşim

cahit oben'in insanın iliklerine işlemesine sebep olan müziği ile daha bir etkileyici olan film. hatta bu müzik olmasa o film canım kardeşim olur muydu, bilmiyorum. *

alttaki yazara soracaklarım var

ikisini de çok seviyorum. sadece babama daha çok kızıyorum. ama bu kızma eylemi sevgiyi eksiltmiyor. ya da bir diğerine puan kazandırmıyor.

biz de bilirik ki dostı gardaşı
bulamadım bir gara gün yoldaşı
dost keçinip yüze gülen gallaşı
bahasıdır satmag gerek bir pula(hatayî)

bu şiiri kimin gözünün içine bakarak söylerdin? *

edebiyat eleştirmeni

alttaki yazara soracaklarım var

telefon hakkımı kullanmak istiyorum.

söylesene, yapman gereken on günlük iş seni beklerken iki güne sekiz film sığdırır mıydın?

alttaki yazara soracaklarım var

tek geçerim öpüşmek.

hey sen! söyler misin sevgiliyle patatesi kızartmadan önce tuzlamanın neyi yanlışmış?* * *

dilan alp

aşağıdaki yorumların vahşiliği ve barbarlığı öyle iğrenç ki... hele birbirleriyle çelişen yorumlar...

ral

dilan alp

istanbul valisi hüseyin avni mutlu buyurdular ki "dilan kızımız radikal bir örgüt mensubudur". barış dili göz yaşartıcı. tebrikler. ama abarttılar sanki ha halkım, altı üstü 17 yaşında. babası kovulduğu tekstil fabrikasına karşı direnişçi. birlikte 1 mayısa gittiği meral dönmez ablası atanamayan öğretmen... borçla harçla dersaneye gidiyor... çok marjinal.

şeriat isteyen müslüman

ankete katılım oranı ne derecede, önemli olan bu. en demokrat geçinenin kimi zaman "taksimde sallandırcan..." sözlerini sarf etmekten kendini alamadığı bir ülkede yaşıyoruz. bu sebeple el kesmek gibi cezaları isteyenleri çok yadırgamamak gerek. diğer taraftan yönetim şekline dair alternatif bir düşüncenin olması çok doğal. demokrasi adına toplumun bir çok " marjinal grup"unun canına okumuş bir ülkede yaşıyoruz. meselenin odak noktasındaki şeriat ise... türkiyeliler olarak bırakın şeriatla yönetilen devletlerin tahayyülümüzdeki resmini; hiç bir müslüman toplumun gerçek islamı yaşamadığı gibi bir fikrimiz var. zikrimizden ayrı olarak. ankete katılanların şeriattan ne anladıkları el-kol kesme, zina gibi alt sorulara verdikleri yanıtla kendini belli ediyor: suudi, iran gibi ülkelerin şeriati. kendi açımdan asla iştirak edeceğim bir yönetim biçimi değil. fakat beni asıl merakta bırakan ekonomik, sosyal, siyasal açıdan demokrasinin ne olduğunu bilip bilmememiz. 40'tan beri bilmediğimiz aşikar. bence üzerine anket yapılacak güzel bir konu.

mutlu olmanın yolları

gerçeklikle bağı koparmadan sonsuz kilometre kare hayal dünyası inaşaatı. mutluluk verici.

ayı sözlük yazarlarının sigaraya başlama yaşı

justin bieber a çiçek vermek isteyen kız

evlatlıktan reddedilesi. yok böyle yaygara. pançatantra. *

şahan gökbakar

1 mayıs hasebiyle attığı tivitlerle yazarak gaz kaçırmanın nasıl olduğunu göstermiştir.
mirgün cabas'ı zaten beğeniyordum hatta sevirdim hele r. ivediğe pardon gökbakara ayar vermemiş mi? aslan parçası daha bir tutuldum.

/acaba hukumetten hickimse "meger 1 mayis konusunda recep ivedik'le ayni kafadaymisiz. biz bu kafayi degistirelim" demiyor mu?/

http://twitter.com/MirgunCabas/status/32...

karşı camda kesişilen adamın çim adam çıkması

kuralcı tipler

prensip sahibi tipler de demek mümkündür. çoğu zaman yiticidirler.
  • /
  • 48
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 949

bir ülkeden bir iç ülkeye

yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimali adlı(?) şiirnde geçer. bir ülke: türkiye, iç ülke: kürdistan kodlamasını sıradan biri de anlayabilir.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

bir günlük tutun. kimse okuyamasın diye başka bir alfabeyle yazmak isterseniz kendi alfabenizi oluşturup yazın. önce arap harfleriyle yazdım, sonra kril. kardeşim cin çıktı, tıkır tıkır öğrendi. sonra bir alfabe yaptım, mübarek hint alfabesi. ben okumayı unuttum. sadece ve anlaşılır bir şey olsun. sekiz yıldır kullanıyorum, misler misi bakıp bakıp ne bu diyorlar. dünyayı kurtarma planları diyorum. yutar gibi yapıyorlar, başka çareleri yok. ama o alfabeyi de bir ansiklopedi, efendime söyleyeyim yastığının iç yüzüne falan yaz ki hem uzun aralardan sonra hatırlayasın hem de kimse göremesin. niye mi bu? kardeşim, açılmaya ihtiyacın olacak ve her zaman etrafında birileri olmayacak, olsa bile anlatacak kelimeleri bulamayacaksın, bulduğunda sabaha karşı dört olacak. bu yüzden ulaşılabilir bir kuyu olacak yanında. istediğinde su çekersin. ya da kuyuyu gözyaşınla doldurursun. haa orta birde aşık olduğum çocuğun sivilcelerini uzun uzadıya yazmış olmak bu senelerde kendimden utanmama sebep vermiyor değil. ama sen boş ver, bunu gelecekteki sen düşünsün.*

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

neyzen tevfik

günümüde daha ziyade taşlamalarıyla tanınan oldukça yaratıcı bir şair. ayı sözlükte yazılan bu şiir doğru olmayabilir. sitedeki bu şiirin içeriği küçükler için uygun olmayabilir.

yürü be ehli deve endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
mecnun gibi topmuyum bir am için öleyim
mecnunuda sikeyim leylayıda sikeyim
bana yar olmayan karının izzetini itibarını sikeyim
yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim
düşmüşüz bir orospunun belasına
koymadık diye ta amının ortasına
kader böyle yazmış hatırasına
ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim
kerem dağları deler bir amcık uğruna
aslı gitsinde ona buna vurdura
bir karı için değermi hiç bütün bunlara
her taraf amcık dolu mala iyi vurana
fuzuli am peşine düştün gurbete
am serindir, am derindir, şifa verir millete
ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte
bu gidişle yarrağımı gidersin cennete

hayal kırıklığı

eşcinsellerin sevgi kulvarında alışkanlık haline getirdiği olumsuz bir "davranış".

yazmak

yazmak yıkanmaktır. yazmak özgürlük ve yazmak kimi zaman kusmak. yazmak kaçış, ardına bile bakmadan bazen. yazmak gün geliyor sessizliği bozmak belki de aksine sessizliğe boyun eğmek. yazmak mukaddes bir eylem ve yazmak masumiyet, naiflik ve bütün mevzuya inat nezaket. yazmak...

brokeback mountain

esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.

hastane

bürokratik aşamaları insana kan kusturan kurumlar. özeli ayrı dert devleti ayrı. refakatçi olarak yanında bulunduğunuz 'hasta' arkadaşınızla oradan kaçarcasına çıktığınızda ne olursa olsun hastalık illetinden kurtulamayacağınızı çok iyi bilirsiniz.

ancak sadece bu değildir. irdelenmesi zaruri bir mevzu olarak:

(bkz: darüşşifa olarak hastane)

bdp milletvekili sırrı süreyya önder'in çevre duyarlılığı

gezi parkı eyleminin siyasal platforma taşınmasını sağlayan kişidir, sırrı süreyya. ne kadar bdp'yi sevmeseniz de kepçelerin önüne kendini atıp gezi parkı yıkımını durdurması aşkına saygıyı hak ediyor. taksim platformunun önceki gün ona konuşma fırsatı tanımaması tam anlamıyla nankörlüktür.

tanım: değinildiği üzere, çevreyi, onu korumak için kepçeyle burun buruna gelecek kadar sevmektedir. bu da çevre duyarlılığının gelişmiş olduğunu göstermektedir.

öğle uykusu

tembelliğin en büyük belirtisi olarak yorumlanır. ve ben tembellikte garfield'ı geçermişim. çok seviyorum. hele üç buçuk dört gibi yatıp beş, beş buçuk gibi kalkması... "gece zombi moduna girip sabaha karşı uykuya dalıp sabah da ceset gibi kalk"mak* * işten bile değil. orası ayrı.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

bir de bunların gel bi ellesene diyen türü vardır ki düşman başına. ego tavan. gel elle bir daha göremezsin. bir yerlerini yırtsan sen yapamazsın tadında sözler ve bakışlar. kasları dökülesice. **