lost soul

Durum: 1537 - 0 - 0 - 0 - 04.11.2016 14:13

Puan: 32734 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Tamam.
  • /
  • 77

lucid dreaming

"lan! bu benim rüyam ve istediğimi yaparım! buraların kralı/kraliçesi benim! heheyt!" olayı.


çok yüzeysel oldu bu.
şöyle ki;
rüyanızı kendi ellerinize alıp (ki rüyadayken aslında rüya gördüğünüzü fark edip ayılma hali bu) dilediğinizi yapabilmeniz.
eh, artık rüyanız hayrolsun.

underrated

türkçesi "değeri verilmemiş, yeterince değer görmemiş".
gayet kaliteli bir filmin, kitabın... vs pek fazla rağbet ve ilgi görmediğine delalet eder.

overrated

türkçe karşılığı "fazla değer verilmiş, abartılmış" olan ingilizce kelime.
bir şarkı, bir film, bir kitap... vs değerinden fazla ilgi gördüyse bunu kullanıyor ecnebiler.

bunun karşıtı ise;
(bkz: underrated)

ep

müzik terimi. extended playin kısaltılmışı. birkaç şarkıdan oluşan mini albümlere deniyor.

intihal

bir başkasının yazdığı makale ya da yazıyı aynen kopyalamak ve kendisi yazmış gibi göstermek.

ömer dinçer

2005 yılında intihal yaptığı kanıtlanınca profesörlük ünvanı elinden alınmıştı. son seçimlerden (2011) sonra milli eğitim bakanı oldu.
intihal yapmış bir adam ve milli eğitim bakanlığı.
türkiye çok ironik bir ülke.
gerçekten.

tutti frutti

illuminate my heart my darling

tam 17 dakika 32 saniye sürüyor (albüm kaydında bu süre 21 dakika 54 saniye. son 6 dakika grup üyeleri şakalaşıyor, şaklabanlık yapıyor).

muazzam bir "şey" bu.
"aydınlat beni" diyor biri "aydınlat beni, sevgilim". ama tek bir kelime bile konuşmuyor. harfsiz, kelimesiz, cümlesiz bir yakarış bu.
http://kisalt.com/3am

yndi halda

post-rock grubu. güneşin batmadığı ülkeden.
tek bir epleri var: enjoy eternal bliss -ki grubun adı da eski izlandacada aynı anlama geliyor.

tek bir ep ile (ki sadece 4 şarkı var ve 1 saat 10 dakika sürüyor) bu kadar ünlenmelerinin elbette ki bir nedeni var: kalite!

illuminate my heart my darling'i şiddetle, hararetle tavsiye ederim:
http://kisalt.com/3am

etreh

emrah altınokun projesi. çok kaliteli işler yapıyor. deneysel ve saykodelik sularda yüzüyor. mis!

post rock

post-rock. dünya güzeli bir müzik türü.
uzun uzun şarkılar, harikulade melodiler, mükemmel bir atmosfer, kemanlar, temiz -ve arada gayet kirli- gitar riffleri...

i hear sirens,
god is an astronaut,
godspeed you black emperor,
yndi halda,
her name is calla,
explosions in the sky,
on your horizon,
mogwai
esmerine
aural method)
i hear sirens
aklıma ilk gelenler.

paranormal activity

en dandik "korku" filmlerinden biri.
"bir ev olsun hacı. sonra içinde bir ruh varmış gibi olsun. arada eşyalar hareket etsin. bir karı-koca da koyalım. yeni evlenmiş olsunlar. ama hiç seks yapmasınlar. hmmm... evet, oldu sanki" düşüncesiyle yapmışlar adamlar.
vakit kaybı olabilir. ama, yok, "benim kaybedecek vaktim var. hem severim öyle uçan nesneleri" diyorsanız, izleyin.

geceler kara tren

ben böyle aşk görmedim albümünde bu şarkı. nazan öncel'in siyah-beyaz zamanlarından bir güzelleme...

sözleri şöyle:

günlerdir kapımı kimseler çalmıyor
göğsümden içeri yokluğun sızıyor
bir demlik çayım var, tütünüm de geçiyor

duvarlara yazdığım her cümle ağlıyor
evlerin ışıkları tek tek sönüyor
bu ev, bu nağmeler peşimi bırakmıyor

geceler kara tren, geceler
yüklüyor bana seni geceler
bende bir resmin var yüzüme bakmıyor

kollarım seni ister, geceler yine seni
ne baharın tadı var, ne yazın sevgili
bir demlik günüm var, ömrüm de geçiyor

hiç mi aslı yok bunun bu asılsız yüzlerin
dudağından geçtim gözlerin yakmıyor
vazgeçsem olmuyor ölsem olmuyor

geceler kara tren, geceler
yüklüyor bana seni geceler
bende bir resmin var yüzüme bakmıyor


bu da klibi: http://kisalt.com/3xh
bir "of!" çekebilirsiniz artık ki karşıki dağlar yıkılsın.

radio tarifa

artık müzik yapmıyor olacakları üzüyor.
ancak geride bıraktıkları 4 albüm misler misidir.

sin palabras, mañana, nu alrest ile hüzne batırırken; la tarara (ki bir federico garcia lorca şiiri) ile oynatabiliyorlar.

güzeldir tarifa radyosu.

sari gyalin

"dağın gelini".
sarı gelin yani.
gözlere dumanlar üfüren, göz yaşlarından bir tül perde ören ve yakan bir melodi.

birçok şarkıcı, grup tarafından yorumlanan bir ezgi.
knar:
,
kardeş türküler:
,
hossein alizadeh ve jivan gasparyan:

yorumları iyidir.

sözleri şöyle:
ambela para para
yes im siradzin çara
ah, merıt merni sari gyalin
gaynel ez gat gınımanis
padzvel ez vart gınımanis
ah, merıt merni sari gyalin

yani:
bulutlar pare pare
sevdiğimi alamadım
ah, anan ölsün dağın gelini
beyazsın süt gibi
açılmış bir güle benziyorsun
ah, anan ölsün dağın gelini

sarı gelin

bir ermeni güzellemesi. aslı " sari gyalin".
birsürü şarkıcı, müzisyen, sanatçı, grup tarafından söylenegelmiştir.

selda bağcan: http://kisalt.com/3xc ,
erdal erzincan: http://kisalt.com/3xd ,
yavuz bingöl: http://kisalt.com/3xb
yorumları en iyileridir.

sözleri yorumcudan yorumcuya değişiyor.
ben selda bağcan yorumundaki sözleri yazıyorum:

erzurum çarşı pazar
leylim amman, leylim amman, sarı gelin
içimde bir kız gezer oy ninen ölsün
sarı gelin aman, sarı gelin aman, sarı gelin aman, suna yarim

elinde divit kalem
leylim amman, leylim amman, sarı gelin
dertlere derman yazar oy ninen ölsün
sarı gelin aman, sarı gelin aman, sarı gelin aman, suna yarim

erzurumda bir kuş var
leylim amman, leylim amman, sarı gelin
kanadında gümüş var oy nenen ölsün
sarı gelin aman, sarı gelin aman, sarı gelin aman, suna yarim

yarim gitti gelmedi
leylim amman, leylim amman, sarı gelin
elbet bunda bir iş var oy nenen ölsün
sarı gelin aman, sarı gelin aman, sarı gelin aman, suna yarim

teninle konuşmak

ezginin günlüğünün ilk aşk albümünde bulunur.


"parmak uçlarım tanımak istiyor seni
dokunmak istiyor çocuklar gibi
önümde uzayıp aksın bir su gibi
merak ettiğim gövden
ateşte çaydanlık
camda yağmur, bahçede ıhlamur
masamda incir rakısı, yatağımda ten kokusu

teninle tanışmanın zamanı
teninle konuşmanın zamanı

senin tenin sıcak
benim içimde bir kedi
yumdu gözlerini "işte aşk" dedi"


ne güzel şarkıdır bu...

meyrik

bir ön not:
abysmal bilgilendirdi. yörede "merik" olarak da bilinirmiş.


kahramanmaraş yöresine ait bir türkü; aslında bir ağıt.

hikâyesi şöyle:
1970'li yıllar. kahramanmaraş'ın bir köyünden meyrik gelin edilir. teyzesinin oğluyla evlendirilecek. evlendikten henüz 3 ay sonra meyrik hastalanır. veremdir meyrik. ince hastalık yani. hastahaneye yatırılır. ama ne çare... köye güzel gelin meyrik'in cenazesi gelir. kadınlar toplanır ağıtlar yakarlar ve işte meyrik'in türküsü de hemen orda meyrik'in teyzesi -hem de kayınvalidesi- tarafından yakılır.


sözleri şöyle:
maraştan bir haber geldi
dediler ki meyrik öldü
keşke meyrik ölmeseydi
kırılaydı elim, kolum

oy meyrik meyrik meyrik
ben kurbanım sana meyrik
ben hayranım sana meyrik

doktor yarasın kesiyor
gene meyrik kan kusuyor
dediler ki meyrik ölük
halası kime küsüyor

oy meyrik meyrik meyrik
ben kurbanım sana meyrik
ben hayranım sana meyrik

çarşambanın gecesinde
şu meyrikin acısına
dediler ki meyrik ölmüş
sabır onun kocasına

oy meyrik meyrik meyrik
ben kurbanım sana meyrik
ben hayranım sana meyrik

pazarcıkın pamuğuna
yağmur yağmış yaprağına
kele meyrik kurban olam
mezeriyin toprağına

oy meyrik meyrik meyrik
ben kurbanım sana meyrik
ben hayranım sana meyrik

kurtderenin önü meşe
ağlarım ben şaşa şaşa
dediler ki meyrik ölmüş
alem şaştı böyle işe

con toda palabra

lhasa de sela'dan.
şarap tadında, hüzün kokulu, kederli bir melodi.

"kendimi kollarına emanet ediyorum
korkuluyum ve huzur doluyum
dilimde bir dua
ve ruhumda bir ibadet"

burda:


âşık olacaksınız.

moonromanticism

başağrısına, kalp sızısına, hayal kırıklığına, acıya ve kedere iyi geldiği konusunda teorilerim var.
dinleyin: http://kisalt.com/3xa
hak vereceksiniz.


"düşündüm de...":
ama elbette teorime ters düşüp kedere keder, hüzne hüzün, acıya acı, kalp sızısına kalp sızısı ekleyebilir.
dikkatli olmakta fayda var.
  • /
  • 77
  • /
  • 41

frida kahlo


hayao miyazaki


korpiklaani


istanbul


kedi


ayı sözlük yazarlarının twitter sayfaları


burhan kuzu


özgür mumcu


trans onur haftası


hayat kısa kuşlar uçuyor


fatih akın


ahlak


cadının bohçası


seni düşünmek


selda bağcan


yalnızlık


dark bear


god is an astronaut


back to black


savina yannatou


  • /
  • 41
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1537

lilith

şöyle bir hikâyesi var:
"tanrı balçıktan yaratmıştı ademle lilithi. ruhlarını kendi nefesinden vermişti. birbirlerine eş olur ademle lilith. ancak adem cinsel ilişkide üstte olmak ister. lilith karşı çıkar ademin bu üstünlük ve ayrıcalık isteğine. "tanrı ikimizi de eşit yarattı" diyerek itiraz eder.
aralarında tartışma çıkar. lilith, ademin kendisine karşı şiddet kullanacağını anlar ve tanrının yanına kaçar.
tanrı, lilithin güzelliğinden o kadar etkilenir ki ona kendi gizli adını söyler. tanrının gizli adını bilmek, artık büyük güce sahip olmak ve istekleri tanrı tarafından mutlaka yerine getirilmek anlamına gelmektedir. bunu bilen lilith, tanrıdan kanat ister. tanrı da verir. lilith artık kanat sahibidir. uçarak kızıldenize gider ve orada yaşamaya başlar.

ancak olay burada böyle bitmez. çünkü adem hâlâ lilithi geri istemektedir.
tanrı üç melek görevlendirir. melekler lilithi geri dönmeye ikna edecektir. kızıldenize gider melekler. önce yumuşaklıkla ikna etmeye çalışırlar. ama kararlıdır lilith. geri dönmeyi kabul etmez. lilithin bu tavrını gören melekler tatlı dili bir yana bırakıp bu kez lilithi kızıldenizde boğmakla tehdit ederler. ama lilith gücünün farkındadır. tanrının gizli adını bildiğini, ona güçlerinin yetmeyeceğini söyler, onu rahat bırakmazlarsa gelecekte doğacak tüm bebekleri öldürmekle tehdit eder.

sorunun çözümünde tek bir yol kalmıştır: uzlaşmak. aralarında bir anlaşmaya varırlar. buna göre lilith çölde yaşamayı sürdürecek, bunun karşılığında da üzerinde "lilith" figürlü nazar boncuğu taşıyan bebeklere dokunmayacak, onları asla öldürmeyecektir.

artık anlaşılmıştır ki lilithten ademe yâr olmayacak. yeni bir kadın yaratmaktan başka bir yol kalmaz ve tanrı, havvayı yaratır. ama tanrının başı lilithten dolayı bayağı ağrımıştır. bu yüzden havvayı lilith gibi ademle aynı maddeden yani balçıktan yaratmaz. ademin kaburga kemiğinden yaratır ki havva, ademe karşı çıkmasın, eşitlik iddia etmesin, itaatkâr olsun. lilith gibi asi olmasın."

bertolt brecht

alman şair ve oyun yazarı. epik türünden yazdığı tiyatro oyunlarıyla tanınır.

dele zaram

rûdekî* adında bir insan yaşamış şu yıldan bin sene önce**. klasik iran edebiyatının kurucusu olarak kabul ediliyor günümüzde. mesnevileri, gazelleri, kasideleri, rubaileri, şiirleri var günümüze değin ulaşan.

işte, o şiirlerinden bir tanesi dele zâram. türkçe şerhiyle "zavallı gönlüm" yani.
ilk olarak fereydoun farrokhzad*** tarafından müziklendiriliyor. çok zaman sonra mohsen namjoo abé'm kiosk grubuyla beraber tekrardan dillendiriyor.

şimdi...
fars dilinin güzelliği üzre birsürü şey yazabilirim de;
şu ahenge, şu güzelliğe bak hele:

"dele zârem, fegân kem kon
tu eşkez dîdegân kem kon
gam ô nâle ze can kem kon
..."


sesim pek güzel değildir -ne yazık ki.
hele böyle bir şarkıdır, bir türküdür söylemeyeyim; ben bile utanıyorum sesimden.
o derece yani.

ama, işte,
bazı zamanlar oluyor
tawûsê melek'ten diliyorum da
kendimden geçe geçe söyleyebilsem istiyorum.

"...
vay çe nâle hâ ke ez dil be râhet nemûdem men
behre-î ez an be ômrem, be coz hem nedîdem men
..."


bunu dinleyip dinleyip,
sohrab'ın, hâfız'ın, füruğ'un,
hayedeh'in, azam'ın, mohsen'in,
bahman'ın, abbas'ın, ibrahim'in****
yoluna düşesi geliyor insanın.



"
ey zavallı gönlüm, az feryat et
gözlerimden az gözyaşı dök
canıma az hüzün ve gözyaşı kat
ah, ne kadar ağladım yoluna gönülden
bu yüzdendir ki ömrümde kederden başka bir şeye sahip olmadım

beni öldürdü bakışın
yolunu gözlüyorum
senin ay yüzünü göreyim diye
benim secdegâhım, ay'ım, kâbe'm oldu yüzün
gönlüm senin lüle lüle saçlarının büklümünün esiri oldu

gel, biraz otur yanımda
canımdan oldum beklemekten seni, sevgilim
artık bitir küslüğü, ayrılığı
çünkü ağına düştüm ve gönül kuşu senin avın oldu
gönlüm senin için yanıyor ama sen habersizsin
ah, ciğerimi yakan ahım neden gönlünü etkilemiyor, güzel

gel kucağıma, gel ve gör, sensiz başıma ne geldi
ay tenlim, gümüş yüzlüm, gel ve gör, nemli gözlerimi

ey can, ey kadim sanem,
ey can, önceki gece
ey can, rüyama bir ay girdiğinde
ey can, haberdar oldu
ey can, kalbim, ay yüzlü'm,
ey can, senin yanıma geleceğinden.
ey can, bir gel,
ey can, bir gör.
ey can, endamın ne hoş ve ne tatlısın.
ey can, gönlümü
ey can, sen süslüyorsun
ey can, vefanla teselli et gönlümü.
"



mohsen namjoo ve kiosk düeti:



feridun ferruhzad:




*bazı yerlerde adı rüdeki veya rudaki ya da rudeki olarak da geçiyor.
**tam olarak milattan sonra 858-941 yılları arasında.
***feridun ferruhzad. füruğ ferruhzad'ın* erkek kardeşi.
**** sohrab sepehri, hâfız-ı şirâzi, füruğ ferruhzad, hayedeh, azam ali, mohsen namjoo, bahman ghobadi, abbas kiarostami, ebrahim golestan.

babasız kızlar balosu

güzelinden bir perihan mağden şiiri.


"bu davette topuğunuzun ya da kanadınızın
biri kırık olmalı
bu şartı yerine getirmeyenler
kırık ön dişler ya da deşik ciğerlerle de
katılabilirler"

uzun hazırlıklardan geçtik biz
uzakdiyarlara uçtuk: başka çaremiz yoktu
babasız kızlar korosu:
babamız bizi sevmedi
çirkiniz! çirkiniz!
zır deliyiz. güzeller güzeli şüphe
kır kalbimi, alışığım ben
yeşil gözleri babamın: gözleri zehirli yosunlardandır
ince ince proje dokur, gürcü soğuk ve mağrur
babamı hiç görmedim - ki onca yıldır

"bu baloya davetli kızlar
babalarının cenazesinde bulunmayacaklar"

niye seveyim seni
babalarının terk ettiği kızlar, kötülüklerinde cömert
aşklarında hazin ve güvenilmezdirler

babasız kızlar korosu:
babamız bizi sevmedi
öyle birşey koptu ki içimizde
bütün kötü kadınlar bizden sorulur
kaçmayı biliriz biz en iyi
ey cesur! ey sevgili! sıkıysa bak gözlerime
taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim
çocukluk acıları pazılarımdır benim
ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin.

"balomuz gece yarısını geçe başlayıp
canımız isteyince biter"

kandırdur arabalarıyla dolanmayız biz
cam kırıklarında dans etmek varken
babasız kızlar korosu:
küfredip kavga çıkarırız
çirkiniz! çirkiniz! çirkiniz
babamız bizi sevmedi
cümlenizin hakkından geliriz
yaralarımıza şap dökerek büyüttük kendimizi
göçebeyiz; talan eder tüyeriz
hayat, baskınımıza mazur bir davet yeridir
arka kapıları tekmeler içeri gireriz
yaklaşma yakarım, dumanını üflediğim gibi
keyfime bakarım

ön kapıdan ve sırayla
buyrun kibar hanımlar beyler
babanız sizi sevdi de ne oldu?
korkak, kör ve bok gibisiniz.

1 man 1 jar

şu sitedeki muazzam(!) beyamca ve kavanozu:
http://www.1man1jar.org

+18 koydum başına. haberiniz ola.

ayı sözlük

tanım: güzel sözlük.

şimdi saydıracam. ar yü redi mi?

her şeyden önce şunu belirtmem gerekiyor ki ayısözlük sade ayıların/bear'ların ve ayıseverlerin/chaser'lerin yazdığı, okuduğu bir sözlük değil. bunun ayırdında olmayanlar var sanırım. eğer ki hâlâ "ay, ayısözlüüüük ^^ ayılaaarrrrrrrr vaaar" modundaysanız, bir silkelenin ve kendinize gelin. sözlük yazarları -ve bittabi ki okuyucuları- arasında ayı ve ayısever olmayan onlarca adam -ve bittabi ki de kadın- var.

aynı zamanda ayısözlük sade bir eşcinsel sözlüğü değil. zira hem yazarlar hem de okuyucalar arasında eşcinsel olmayan adamlar, kadınlar da var. bunun da ayırdına varın.

peki, interaktif sözlük ne demek? ben cevap vereyim: yazarların başlıklar açtığı ve bu başlıkları tanımladıkları entry'ler girdiği bir online ortam.

buraya kadar bir sorun var mı? bence yok. şu yukarıdaki üç paragraf ile ilgili "beybi, bence yanlış düşünüyorsun; haksızsın" dediğiniz biryer varsa, haber eyleyin. bilahare açıklarım karşılıklı iki kahve içerken. sohbetim koyudur.

efendim, onca yazar varken, haliyle farklı farklı görüşler, inanışlar da olacak. bu gayet doğal. benim "beyaz la bu!" dediğime, bir başkası "yooo, ne alaka? o basbaya da siyah" diyebilir. kabulümdür.
işte, sorun burda zuhur eyliyor:
bu gerçeği kabullenemeyenler var.

herkes aynı düşüncede olacak diye bir şey yok. bunu şu muazzam beyinlerimize bir sokalım ilk önce. kimse kimseyle aynı fikirde olmak zorunda değil. bilakis farklılıklar iyidir, güzeldir, candır, canandır. bağrınıza basın.

ben, mesela, kalkıp geçenlerde yiyiştiğim seksi erkeğin göğüs kaslarını nasıl anlatabiliyorsam; bir başkası dün gece arabasına bindiği taksiciyi kolilediğini anlatabiliyorsa; diğeri en sevdiği pornonun linkini verebiliyorsa; bazıları nick altı entry'lerinde birbirlerini yalayıp yutabiliyorsa; kusura bakma ama, bebeğim, öbürü de kalkıp siyasetten, politikadan, kültürden, kürtlerden, araplardan, çerkeslerden, lazlardan, yahudilerden, cenıfır lopez'in amından, colton ford'un sikinden dem vurabilir, bahis eyleyebilir.

demem o ki;
sen nasıl ki dilediğin gibi entry'ler düzebiliyorsan sözlükte, başkası da dilediği konularda yazabilir.
sırf hoşuna gitmedi diye, açılan bir başlık sonrası bir başka yazarı provakatör olarak niteleyemezsin. hayır, beybi, öyle bir lüksün yok ne yazık ki.

cenıfır lopez'in amının ne kadar sulu ve seksi olduğunu yazan bir başlık ve entry hoşuna gitmedi mi? bak, o entry'nin altında bir eksi oy butonu var. oraya tıkla. hayatına mutlu mesut yaşamaya devam et. ha, o da mı kesmedi seni? başlığın altına dilediğin gibi saydırabilirsin. ama unutma; sözlük kuralları var. sevmediğin, hazzetmediğin bir başlık ya da enrty için dilediğini yazabilirsin, sövebilirsin, saydırabilirsin. ama bunu sözlük kuralları çevçevesinde yap. zira cenıfır lopez'in seksi ve sulu amını anlatan o entry'i yazan yazar da aynı şekilde sözlük kuralları çevçevesinde yapıyor yaptığını.

demem o ki;
yazarın biri dilerse kürdistan başlığını da açar, isterse recep tayyip erdoğan'ı göklere çıkarır, dilerse abdullah öcalan'ı yerden yere vurur, canı isterse mustafa kemal atatürk'ü övüp övüp bitirmez, ya da dün yiyiştiği kolinin seksi vücüdunu anlatır. buna kimse karışamaz. ne sen, ne de ben. bunu elbette ki sözlük kurallarını gözardı etmeden yapması gerekiyor, değil mi? ha, baktın ki sözlük kurallarının damına koymuş. ispikçiler var, editörler var, moderatörler var. onlardan biri değilsen, herhangi birine bir mesaj atıp "bak, sözlük kurallarını çiğnemiş bu entry'de." de. gereği yapılır.

çok mu uzattım?
az kaldı.

velhasıl-ı kelâm;
interaktif bir sözlükte farklı görüşlerde, farklı fikirlerde birsürü yazar var. herkes aynı fikirde olmak zorunda değil. derdin "mmm, bence hepimiz aynı şeyleri savunmalıyız. hem burası eşcinsel sözlük. öyle şeyler yazılmamalı"ysa, oturup biraz daha düşün derim.
sen dilediğin kadar ibne/gay/eşcinsel muhabbeti döndürebiliyorsan; adamın biri istediği kadar siyasetten, politikadan, cenıfır lopez'ın amından konuşabilir.
zira farklılıklar herzaman güzeldir. aksi takdirde kendini tekrar eden, hep yerinde duran bir ayısözlük karşılayacak seni ilerde. bu da hiç güzel olmayacak.
öptüm yanacıklarından. mucuk.

hrant dink

güzel adam.

"türkiyeliyim... ermeniyim... iliklerime kadar da anadoluluyum. bir gün dahi olsa, ülkemi terk edip geleceğimi batı denilen o hazır özgürlükler cennetinde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere sülük gibi yamanmayı düşünmedim. kendi ülkemi de o türden özgürlükler cennetine dönüştürmek ise temel kaygım oldu.
şu anda yaşayabildiğim ya da yaşayamadığım haklara da bedavadan konmadım, bedelini ödedim, hâlâ ödüyorum." demiş vakt-i zamanında.

sonra, 19 ocak 2007de kalleşçe öldürüldü; bir nefret cinayetine kurban gitti bu güzel insan.

cumartesi anneleri

arjantin'deki kirli savaş döneminde hayatını gözaltılarda kaybeden ya da kaybolan çocukları için örgütlenen plaza de mayo madre'den ilham alan güzel anneler.

ilk kez 27 mayıs 1995te galatasaray lisesi önünde toplandılar gözaltında kaybolan ya da işkenceyle hayatını kaybeden oğullarının, kızlarının, canlarının, kardeşlerinin, eşlerinin hesabını sormak için.
hâlâ, yine cumartesi günleri, yine galatasaray lisesi önünde toplanıyor bu güzel anneler.

elif karlı

bu kadının "erkek kadın fark etmez. aşk insanı affetmez. ne gerek var kavgaya. haydi eller havaya.eller havaya" diye giden bir şarkısı vardı. biseksüelliğin kitabını yazmıştı teee yıllar önce. piyasa, değerini bilmedi işte bu kadının. üzülüyorum. duşa girip ağlayacam. giden günlerim oldu. çok.

ayı sözlük'teki herkesi ayı veya ayısever sanmak

büyük bir gaflet uykusu. tez zamanda bu gaflet uykusundan uyanmalı şu fani bedenler.


edit çakayım şuraya:
sözlük yazarlığı tarihimin ilk tespiti oldu bu. kendimle gurur duyuyorum.

selahattin demirtaş

okuduğunu anlayamayanlar, bakıyorum da, ağızlarından salyalar akıta akıta açığını aramaya çalışıyorlar. şakaysanız komik değilsiniz; yok efendim, ciddiyseniz de çok komiksiniz.

bahsi edilen cümleden hemen sonra gelen tümceyi götünüzü aça aça okumanızı salık veririm. bak, ne diyor:
"biz pkk'yı terör örgütü olarak tanımlamıyoruz. ancak, sivilleri hedef alan eylemlerini terör olarak nitelendiriyoruz."

"faşo ağalık yapacağım, ille de nefret kusacağım" diye diye kendinizi heder ettiğiniz bu şerefli* yolda, idrak yollarınız da kapanmaya yüz tutuyor elbette. çok yazık.

ha, ben de seni** insan olarak tanımlamıyorum. ancak, nefes alıyor olduğun için bir organizma olduğunu kabul ediyorum. n'apalım.



*iki ş ve kelime sonuna olumsuzluk son eki eklendiğinde daha manidar oluyor. kıpskıpskıps.

**



ekleme: t = z

ingilizce bilmeyen yazarlar sözlükten uçurulsun kampanyası

i, here, would like to start a campaign in order to get rid of all those bloody effing bastards that use ayı sözlük and without a glimpse of shame, continue ignoring the fact that they do not know one tiny word from the most wondrous and wonderful language of them all: english.
their level of ignorance disgust me and the ones who agree with me. be it beginner or elementary, unless their level of english is upper-intermediate, those so-called writers should be kicked off from this marvelously interactive online dictionary if we all want to reach the top of encompassing civilizations.

hence i, lost soul, have started the campaign on change.org and would love all modernized writers to sign it:
http://www.change.org/p/dark-bear-panda-...

thank you for your cooperation.


tanım düzenlemesi:
ilginç kampanya.


ekleme:
şu ana kadar 2 ingiliz ajanının imza attığı kampanya. aym şakt.

editeyşın:
(bkz: ingilizce bilmeyen yazarlar rahatsız)

ingilizce ilahiyat

ehm. ikinci random gülüşüm geliyor ve buna götümüm iki seksi yanağı da eşlik ediyor: asdşlfksadşflkasdf.

her şeyden önce ingilizce ilahiyat programının haklılığını savunmak için mısır daki el ezher üniversitesi nin örnek gösterilmesi şaşılacak ve üzerine kahkahalarla gülünecek bir şey. niye? çünkü, sen kalkar üç beş yarrak kafalı adamın yönettiği ve onun bunun uşağı yaptığı mısır ı bana örnek gösterirsen, ben de gülerim.

el ezher üniversitesi lan! ve sen argümanının geçerliliğini savunmak adına bu üniversiteyi (üniversite demeye dilim varmıyor ya, neyse) örnek gösteriyorsun. daha 2010 yılında, bu yerin (kendisine üniversite deyip iltifat etmeyecem) hadis bölümü başkanı şöyle bir fetva veriyor: "kadınlar, aynı işyerindeki erkekleri emzirirse, akrabaya dönüşür, tacize uğramaktan kurtulur." o ye, dis iz naaays!
bu üniversite bozmasının daha birsürü vukuatı var da... konumuz kendileri değil.

"your argument is invalid, babe." diyeyim ben. ingilizce ilahiyat. ohuhuuuv! sanırım yine boşalacam. başka şeyler düşün. başka şeyler düşün.

hayır, o değil de... at gözlüklerinini az çıkarın yahu! kış zaten. güneş de pek yok. caaanım gözlerinize bir şey olmaz. merak etmeyin.

4-5 yıl içerisinde bu bölümden mezun olanlar ingilizce öğretmenliği yapacak. ingilizce öğretmenliği ve ingiliz dili ve edebiyatı okuyanlar da siki yerler artık afiyetle. "mmm, en azından kısa değil."

ulan! siz sanıyor musunuz ki bunlar güzelce okuyup, ilahiyat ile ilgili mezun olduktan sonra ne yapıyorlarsa onu yapacaklarını? sanıyorsunuz demek. valla muazzam. alkışlıyorum. ancak ben sanmıyorum. bu badem bıyıklı filintalara okudukları üniversitelerde formasyon dersleri verilecek. e onlar da bunu can-ı gönülden kabul edecekler elbette. sonra da kalkıp ingilizce öğretmenliği yapacaklar muazzam, harikulade, excellent and fluent ingilizceleri ile.

gazetecilik (ya da daha alakasız) bölümü okuyup, ingilizce öğretmenliği sertifika programına yazılıp ingilizce öğretmenliği sertifikası alan ve sonra da kpss yi geçip (kpss ile ilgili de birsürü şey denir esasında. neyse) ingilizce öğretmenliği yapan adamlar var bu ülkede. bu adamlar, kendi gençlerini ingiliz dili ve edebiyatı ve kültürü ile haşır neşir olmuş ingilizce öğretmenliği ve ingiliz dili ve edebiyatı okuyan gençlere tercih ederler elbette. daha geçenlerde doğunun amına koyan melleleri devlet memuru statüsüne kavuşturmadı mı bunlar? ha? gözünüz mü görmüyor, görmek mi istemiyorsunuz? az öngörülü olun yahu!

ben gidip az virginia woolf okuyayım diyecem ama yasaklanmalı bence hanımefendi. zira intihar dinimizce caiz değil. haksız mıyım? hmmm. oscar wilde? oooooo! asla olmaz. ibne o lan! yassak kardeşiiim! ibnelik dinimizce caiz değildir. cezası idamdır ve ibneler cehennemliktir.

harun yahya okumak varken, virginia woolf, oscar wilde, edgar allan poe de kim oluyormuş? hepsine kafam girsin.

"caiz değildir"in ingilizcesi ne ola ki hem? öğreneyim. ilerde lazım olur. badem bıyık yakışır mı bana sizce?

ingilizce ilahiyat

izninizle entry me random bir gülüş ile başlıyorum: ajsdklfjasdfkljasdf.

şimdiiii...
istanbul üniversitesi nde var bu bölüm. afili bir de adı varmış: theology in english. oh yeah babe, i am coming, i am coming!
bir yıllık ingilizce hazırlık sınıfından sonra dört yıllık lisans eğitimi veriliyormuş.

olay burda. göz atılabilir: http://egitimdeyapilanma.istanbul.edu.tr/mufredat.php?id=469

öyle bir gözüdönmüşlük belirmiş ki adamlarda yakın zamanda "ben ingilizce ilahiyat okudum ve ingilizce öğretmenliği yapıyorum" diyen adamlar türeyecek ortalıkta. bekleyip görün.

i came.

uzun saç

erkeklere hiç yakışmadığını düşünüyorum. bunun seksist (siz türkler ne diyor? ammm... ammm... cinsiyetçi?) bir bakış açısıyla alakası yok. yakışmıyor işte.
uzun saç ve erkek ikilisi,
ı ıh, olmuyor, olmuyor, olmuyor!
Henüz takip ettiği biri yok.