içimdeki sesi en iyi yansıtan sözler ünlü düşünürümüz serdar ortaç?tan geliyor:
şeytan diyor ki yanaş şuna
adını anma sataş şuna
deli kader seni karşıma
çıkaracak mı bilen yok *
günlerce aç ve susuz kalan insanları anlamak için bazen oruç tutuyorum. hatta onları daha iyi anlayabilmek için iftarda elimden geldiğince az yiyiyorum. her sene bu durumu yaşadığımda morgan freeman'ın şu sözü aklıma geliyor "afrikada bir anne çocuğuna, 'tabağını bitir diye bağırana kadar dünyanın bütün tabaklarını kırmak istiyorum."
öncelikle hoş geldiniz. tam olarak nereden başlayacağım ve içimde olan her şeyi size nasıl aktaracağım bilemiyorum. söylemek istediğim ilk şey bu bir tercih değil yönelim yani ben önüme onca seçenek sunuldu ve o seçenekler arasından eşcinsel olmayı seçmedim. ayrıca canım istediği için, küçükken kızlarla oyunlar oynadığım için, babamla aram kötü olduğu için, çevremde feminen erkekler olduğu için eşcinsel olmadım. ben böyle doğdum, böyle var oldum. nasıl ki heteroseksüeller olarak cinselliğinizi ilk keşfettiğiniz o çocukluk çağlarınızda karşı cinse adlandıramadığınız bir çekim hissettiniz, ben de o çekimi hep hem cinslerime karşı hissettim. buradaki çekim hepimizin bildiği en saf duygu olan aşk. bu kadar saf bir duyguyu küçüklüğümden beri hissediyorken yani aşka programlanış şeklim hem cinslerim üzerineyken nasıl olur da ben sapık ya da hastalıklı olabilirim!? sapık ya da hasta değilim. bugüne kadar bir çocuğa, bir hayvana, bir ölüye, çaresiz bir insana sarkıntılık yapmadım ve önüme gelen herkese de sarkıntılık yapmıyorum. bunlar hastalıklı insanların yapabileceği şeyler ve tedavileri var. bunları yapan kişiler heteroseksüel ya da homoseksüel olabilir. buradaki hastalıklı olan durum cinsel yönelimlerimiz değil! birbirini seven iki insanın arasında bir çekim olmasından doğal daha ne olabilir. bu ister cinsel olsun (homoseksüel, biseksüel, heteroseksüel), ister sadece romantik olsun (aseksüel) çok normal. sadece heteroseksüeller kadar sayıca fazla olmamamız sizden farklı olduğumuz anlamına gelmiyor. heteroseksüeller dışında kalan tüm cinsel yönelim ve kimlikteki insanlar da yer, içer, sever, yaşar ve ölür. kimse kimseye cinsel yönelim ya da kimliklerini bulaştıramaz(!) merak etmeyin. heteroseksüel bir ailenin çocuğuyum neticede. lütfen kafanızdaki ön yargılardan arınıp, dini ve toplumsal kalıplarınızı bir kenara bırakıp objektif bir şekilde araştırma yapın, gerekirse bize sorun. düşüncelerinizin, inançlarınızın kölesi olmayın. siz onların efendisisiniz, onlar sizin değil. biliyorum bunca yıl kişiliğinizin ve fikirlerinizin şekillendiği bu yapılardan arınmak zor olacak ama en azından deneyin. hepimizin daha iyi, daha mutlu, daha huzurlu bir dünyada yaşayabilmesi için lütfen bunu yapmaya ve bizleri anlamaya çalışın. o zaman her şey daha da güzel olacak. kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
eşcinsel bir erkekten sevgilerle...
madi sözlüğe kayıt olmuştum. o sırada yanda ayı sözlükten gelen yazarlar diye bir başlık gördüm. ayı sözlük ne ki acaba dedim. sonra baktım, kayıt oldum daha da madi sözlüğe girmedim.
okuyunca çok üzüldüm. tüm güzel insanlar hayata veda ediyor. önce adile naşit ardından kemal sunal şimdi de zeki alasya. türkiye tüm koca çınarlarını yavaş yavaş kaybediyor. keşke ölümsüz olsalardı...
walking dead dizisinde en çok öldürenler listesi. böyle bir listenin kulağa garip geldiğinin farkındayım ama söz konusu diziler özellikle the walking dead olunca işler biraz değişebiliyor.
http://uproxx.com/tv/2015/03/infographic...
hukukta kendiliğinden geçersiz olmak demektir. mutlak ve nispi olmak üzere iki çeşidi vardır.
mutlak butlan, herkes tarafından ileri sürülebilir. mutlak butlanda kurucu unsur yani asli işlem vardır ama emredici hükümlere aykırıdır, baştan itibaren geçersizdir. örneğin; 3. dereceye kadar olan akraba evlilikleri, ayırt etme gücü olmayan kişilerin yaptığı evlilik.
nispi butlanda da kurucu unsur vardır ve emredici hükümlere uygundur ancak işin içerisine hata, hile, ikrah(korkutma) karışır. insanın bir süreliğine dengeli düşünememesi de söz konusudur. örneğin; tehdit ile yapılan evlilik, sarhoşken yapılan evlilik.
tam adı thomas jeffery hanks olan 9 temmuz 1956 doğumlu amerikalı sinema oyuncusu. dramadaki başarısını kanıtlamadan önce bir çok aile ve komedi filmlerinde rol almış ve philadelphia ve forrest gump filmlerindeki rolleriyle 2 oscar ödülü kazanmıştır. ayrıca tüm zamanların en çok kazanan ve beyaz perdenin en önemli aktörlerinden biri olmuştur.
başarılı meslek hayatının ona getirdiği ödüllerden bazıları:
1988: los angeles film eleştirmenleri birliği: en iyi erkek oyuncu, big and punchline
1993: altın küre: bir sinema filminde en iyi erkek oyuncu (drama), philadelphia
1993: berlin film festivali: en iyi erkek oyuncu, philadelphia
1993 - oscar - en iyi erkek oyuncu: philadelphia
1993: mtv film ödülleri: en iyi erkek oyuncu, philadelphia
1994: ulusal eleştirmenler masası: en iyi erkek oyuncu, forrest gump
1994: altın küre: bir sinema filminde en iyi erkek oyuncu (drama), forrest gump
1994: screen actors guild: başroldeki bir erkek oyuncudan muhteşem performans, forrest gump
1994: amerikan komedi ödülü: bir filmdeki en komik aktör, forrest gump
1994 - oskar - en iyi erkek oyuncu: forrest gump
1995: screen actors guild: bir filmdeki muhteşem performans, apollo 13
1996: halkın tercihi: bir sinema filmindeki favori aktör, apollo 13
1996: halkın tercihi: bir sinema filmindeki (drama) favori aktör, apollo 13
1998: emmy: olağanüstü mini dizi: from the earth to the moon, ödülü paylaştı
1998: broadcast film critics association: en iyi sinema filmi (tv için yapılan), from the earth to the moon
1998: altın uydu: en iyi mini dizi ya da tv için yapılan film, from the earth to the moon, ödülü paylaştı
1998: altın küre: en iyi mini dizi ya da tv için yapılan film, from the earth to the moon
1998: amerikan yapımcılar derneği: norman felton yılın yapımcısı, from the earth to the moon
1998: amerikan yapımcılar derneği: altın laurel ödülü: gelecek vadeden televizyon yapımcısı, from the earth to the moon
1999: showest: yüzyılın yıldızı
1999: halkın tercihi: bir sinema filminde favori aktör
1999: a.b.d. deniz kuvvetleri: toplumsal hizmet ödülü (saving private ryan)
2000: altın küre: bir sinema filminde en iyi erkek oyuncu (drama), cast away
her duyduğumda içim ürperiyor. insanın içini ürperten bir sesi var. diğer vakitlerdeki ezanlardan bu şekilde etkilenmemekle birlikte sabah ezanlarından oldum olası korkmuşumdur. ne zaman onun sesine uyansam yalnız, boş ve depresif hissediyor; ölümü hatırlıyorum.
(bkz: kas) * sesine kurban olunası şarkıcı. depresyonlarımın vazgeçilmezi. sözler ayrı güzel, ses ayrı güzel. rolling in the deep, set fire to the rain, skyfall, someone like you ve niceleri... sen hiç susma olur mu!?
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.