seçime gidiyoruz, hem milletvekili hem de başkan seçeceğiz, yeni sistemde başkan yani kendi dilleriyle yeni cumhurbaşkanlığı sistemindeki cumhurbaşkanı yasaları çıkarabilir, önemli konulardaki yasaları bile danışmadan hatta meclisin onayının olmasına gerek olmadan çıkarabilir, o zaman biz enayi miyiz? acaba şu soru hiç kimsenin aklına gelmedi mi, madem ki başkan her şeye karar veriyor 600 millet vekili niye maaş alacak , kimin parasından gidecek bu soru hiç kimsenin aklına gelmiyor mu?
insanlara ne mi oluyor , aslında bir şey olduğu yok sadece daha yeni açığa kavuşuyor, empati yeteneği yok bu insanların, empati denilen şey de sonradan kazanılan bir yetenek değil maalesef genetik, şunu düşünemiyor açıkçası, aynısı kendisine yapılsa bacakları ve kolları kesilse o kişi nasıl hissederdi kendini? işte empati budur ve genetik olması sebebiyle maalesef çözümü yok, ve böyle bir çok yaratık var.
zor zamanlar , yine olacak olan bize olur, hepimize, birileri bir kavgada, birileri de geçim derdinde, ama anlamak ve bilmek istemiyor geçim derdinde olan insan, duymak istemiyor, sonra yine olan yine ona oluyor, seçim sonrası tabi ki bir zorba hareketler olması çok güçlü, bunlar hiç de göz dağı değil, maalesef gerçek, bunlar yine yaşanacak , koltuk önemli, bırakmak değil kaybetmemek için elinden geleni ardına koyacaktır.
dünya kıçıyla gülüyor bize.
tüm lgbti bireyler olarak, sizin yanınızdayım, her zaman, ben de bir bireyim, düşünceyi savunuyorum.
öğrenilecek çok şey var , ama öğrendiklerimiz, bizi korkutmasın..
yok o öyle değil günlük mü kömürlük mü? aynen öyle maalesef, yerseniz, ama zaten yediniz, aynen öyle oldu, kömürlük oldu, bu kadar kömür kime dağıtıldı zaten bilinen bir şey,lgbti yerden yere vurulmuş, artık herkes baş örtüyle gezecek arkadaş ona göre, lgbti ye söz söyleyene biber sürsünler, ilk önce aynada kendilerine baksınlar...
öyle bir hale geldik ki , ya korkudan konuşamıyoruz, ya da artık konuşmayı unuttuk, her iki ihtimalde de fark eden bir durum yok maalesef, ne konuşabiliyoruz ne de hatırlayabiliyoruz, korku denen hissiyat içimizi hapsetmiş ve inanılmaz bir şekilde hepimizi değiştirmiş, çok korkuyoruz, evet doğru ben de korkuyorum, daha sokağa bile güvenle çıkamazken nasıl bu kadar rahat ve özgürce konuşabiliriz diye sormamız gerekir kendimize, sonra neden yazmıyoruz, neden okumuyoruz, neden bilinçlenemiyoruz diye düşünmemiz gerekir, o kadar ucuz olmamalı, o zaman o kadar ucuz olmamıştı, gazi mustafa kemal atatürk'ün bu memlekete bir şans tanıdığı anlardı, sakin, evet ilk defa böyle bir yorum gelmiş olabilir ama aynen öyle, bize bir şans tanındı , ama biz ; iki atom bombası atılan japonya kadar teknoloji sahibi olamadık, yine ikinci dünya savaşında cehenneme dönen almanya kadar, otomotiv devi olamadık, şimdi kendi kendimize eleştiri yapalım neden yapamadık? biz aptal mıyız? yoksa bizi aptal mı yapıyorlar? tarih önümüzde , değerlendirme herkesin nezdinde...
eskiden siyasetin de mizahı vardı, siyaset daha dürüsttü, ve her şey daha demokratikti, siyaset yapılırken gülümserdik, şu an ise düşmanlık paranoyaları, izahsız infazlar, lgbti lere yapılanlar, bu halka yapılanlar unutulabilir mi? bilmiyorum unutulur mu unutulmaz mı? ama gerçek olan şey (bkz:artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak) , güzeldi eski türkiye, artık yeni türkiye var, islami temellere dayanan, siyasi islamla yol alan bir türkiye, düşünce yoksunu ve mizah yoksunu?
bilmem siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz ama ben aynen öyle, aynen öyle dediğim yorgun, ama beni yıldırdığı için değil, sadece sizinle paylaşmak istediğim için, herkes yorgun, toplum yorgun, çok acı söyleyeceğim, son 15 yılda ağzına sıçtılar, ağzına sıçmakla bırakmadılar, her şeyin içine tecavüz ettiler, sonra daha da hayatımıza müdahale ettiler, sonrasında , daha kötüsü, eğer ki hiyle ile gelirlerse, ysk başkanını arayıp bizim için ayarla demesi yeter, başka bir şeye ihtiyacı yok, çünkü o bir ilah, diyelim öyle oldu, sonrası, türkiye islam cumhuriyeti, masum 10 , 12 yaşındaki çocuklar, ne olduğunu anlamadan , türban giydirildiğinde , ne olacak, o zaman merak ediyorum, ne olacak, diyorum ya , merak ediyorum diye, ama bilincindeyim, onun için, ondan sonra sosyal patlamalar başlayacak, herkes içindekilerini kusacak, sonra tekrar kusacak, sonra yine kusacak, hep kusacak, artık kusacak yerimiz kalmayacak, her yeri bok götürecek!
martin niemöller'in, nazi almanyası döneminde entelektüellerin, dini liderlerin ve sıradan vatandaşların siyasi baskılara karşı sessiz kalmalarının yol açtığı felaketi ve toplumsal duyarsızlığın tehlikelerini anlatan şiiri.
önce sosyalistler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü sosyalist değildim.
sonra sendikacılar için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim.
sonra yahudiler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü yahudi değildim.
en son benim için geldiler; benim için ses çıkaracak kimse kalmamıştı.
kendi ayağımıza sıktık, ne kadar çıkarcı bir toplum olduğumuz zaten yakın tarihi biraz kurcalayınca çıkıyor
bir top dondurma 400,bir lahmacun 1000 lira olursa
insanlar tabiki gider yunana
ama her zamanki gibi bu sorunu çözmek yerine
en kısa yolu seçip
öyle göte böyle yarak dedik...
iki gün önce yayınlanan eh leylim şarkısının klibi ile yine muhteşem bir iş çıkarmış. bu sefer trakya esintileri ile karşımıza çıkan klip hemen sözleri ve klipteki görseller sebebiyle soruşturmaya tabi olmuş. müstehcenlik söz konusuymuş. bi rahat bırakmadınız adamı, allah belanızı versin.
gayliğin doğuştan geldini okuduğum zamanlarda; kendimle çeliştiğimde, ailemden gelen din doğmaların tesirindeyken, beni kabul etmeyen bir dini bende kabul etmiyorum diyerek deistliğe, sonrasında sümer tabletlerini okuduğumda tüm dinlerin anası olduğunu gördüğüm için bir tanrı yok inancım gelişti, aileden gelen inanma doğmasını doğa ile doldurdum.ben bu dünyanın doğasından geldim parçası olduğuma inanıyorum....
sözlükteki profil resmi yükleme sorunu çözüldü. yakın zamanda server değiştirmiştik, yükleme izinlerini açmamışız.
ayrıca profil resmi boyutu çok küçüktü, biraz büyüttük. büyütme sebebiyle eskiden yüklenen görseller çözünürlüğün düşük olması sebebiyle net görünmüyor. daha yüksek çözünürlüğe sahip görsel eklemenizi tavsiye ederim. 500px - 900px arası boyutta ve jpg formatındaki görseller ideal olacaktır.
yeni geliştirmeler yapıldı. yayıncı odada sorun çıkaran katılımcıları odadan atabiliyor, ses sorunu olduğunda katılımcıların mikrofonunu kapatabiliyor, katılımcıları aşağı alabiliyor, aynı anda sahnede 1 yayıncı 5 katılımcı toplam 6 kişi görüntülü katılabiliyor, yayıncı bir işi çıkar da çıkması gerekirse veya internet sorunu yaşarsa yayını başka bir katılımcıya aktarabiliyor. böylelikle odanın yayını devam ediyor, oda değiştirmek zorunda kalmadan herkes devam edebiliyor. eline sağlık panda, teşekkürler.
polonyalı piyanist, döneme damgasını vurmuş, şu an çok bilinmese de, hiç dinlenmese de, şu andan itibaren dinlenmeye başlanılacaktır, iki saatlik bir eser, aslında dinleyebildiğin kadardır, zaman sınırlaması olamaz, işte o güzel piyano, tabi ki piyano severseniz, işte o usta dokunuşlar...
başımdan geçen bir olay, polis benden kimlik istedi ilk önce, bende ilk başta hiç bir şekilde tepki vermedim öylece polise baktım, sonra polis kimliğini gösterdi en sonunda, ben de polisin bu nezaketinden dolayı kimliğimi çıkardım ve biraz sonra üzerimi aramaya başladılar, normal bir arama değildi! sonra aramaya devam ettiler, normalde rutin bir kontrolde bu kadar da taciz edilmez ki bir vatandaş, resmen taciz ettiler, bir penisime dokunmadığı kaldı polisin! belki de eşcinseldi, bilemeyiz.. ne olursa olsun bu olay benim beynime kazındı ve bunun gibi bir çok olay gerçekleşmekte, herkesin özeline dokunulmakta ve tecavüz edilmekte, bunu kim yapıyor? sormak isterim kim yapıyor, bu bize niye yapılıyor öğrenmek isterim? devlet vatandaşlarına neden bu şekilde davranıyor? ben o zaman neden vergi ödüyorum, beni iki polis arasın ve beni taciz etsin diye mi vergi ödüyorum? yıl 2019 olduğunda bu olaylar daha da derinleşecek, her şey şekillenecek, hiç kimsenin önemsemediği demokrasi ve özgürlükler yavaş yavaş sona erecek, iyice sokulacaklar tecavüz edecekler, bitecek eninde sonunda tabi ki bitecek!
insanlık adına önemli bir davranıştır, insanlığın gerçek anlamda insan olma, sadece fiziken değil zihin olarak da insan olma gereğinin hakkıdır. insanlara o hakkın verilmesidir.
hiç inanmayacağım bir olay olmasını isterdim, hatta öyleydi belki, fakat artık inanmak istemesem de herkes gibi çok acı bir gerçek olduğunu söylemek isterim.bunu anlamak için ekonomist olmaya gerek yok tabi, ben de ekonomist değilim yine de bazı veriler üzerinde yorum yaparak belki durumun ciddiyetini anlatabilirim diye bu sayfada bir yer işgal ediyorum, dolardan başlanır hep dolar yukarı dolar aşağı nedir yani bizi nasıl etkiler, çok etkiler hatırlayalım 2000 öncesini nasıldı hatta 2001 krizini hatırlayalım nasıl oldu? siyasi malzemeler bahane onlar sadece araç, yani krizin başlangıcı doların verdiği sinyaller ama etkisi siyasi, ben de az çok takip eden biri olarak ekonomistler kadar olmasa da bilgi sahibiyim, dolarla tl karşılaştırması yapılmak istendiğinde şu şekilde karşılaştırma yapılır genelde, dolar indexi ile tl ve dolar artışı karşılaştırması yapılır! burada vurgulanması gereken şey dolar indexi nedir? ama bu kadar da detaya girmek mümkün olmadığından yani daha geniş bir konu olması sebebiyle , dolar indexinin artışından daha fazla ülke para birimi devüle oluyorsa negatif ayrışma olur. işte yaşadığımız durum şu an itibariyle aynen budur. negatif ayrışma ve pozitif ayrışma nedir ? bunlar teknik terimler olduğu için hiç kimseyi bunaltmak istemem, ama basitçe negatif ayrışma dolar indexiyle dolar tl kuru arasındaki ters orantıdır. sanırım bu konu daha ileri seviye olabilir ama bu kadarını anlatabildim.
kriz denince sadece dolardaki artışın olduğunu sanan vatandaşımız, yanılıyor, keşke yanılmasaydı, uyarmak istediğim nokta 2018 de gerçekten ciddi işçi çıkarımları, ve çok ciddi sosyal patlamalar! maalesef diyerek anlatmak istedim..
türkiye maalesef 10 yıl karanlığa bürünecek, kusura bakmayın açık konuştuğum için, gerçekten durum vahim arkadaşlar, ister inanın ister inanmayın maalesef işte durum bu!
3 ay sonra panda haklıymış diyeceksiniz ama bana yararı yok , benden demesi...
hiç inanmayacağım bir olay olmasını isterdim, hatta öyleydi belki, fakat artık inanmak istemesem de herkes gibi çok acı bir gerçek olduğunu söylemek isterim.bunu anlamak için ekonomist olmaya gerek yok tabi, ben de ekonomist değilim yine de bazı veriler üzerinde yorum yaparak belki durumun ciddiyetini anlatabilirim diye bu sayfada bir yer işgal ediyorum, dolardan başlanır hep dolar yukarı dolar aşağı nedir yani bizi nasıl etkiler, çok etkiler hatırlayalım 2000 öncesini nasıldı hatta 2001 krizini hatırlayalım nasıl oldu? siyasi malzemeler bahane onlar sadece araç, yani krizin başlangıcı doların verdiği sinyaller ama etkisi siyasi, ben de az çok takip eden biri olarak ekonomistler kadar olmasa da bilgi sahibiyim, dolarla tl karşılaştırması yapılmak istendiğinde şu şekilde karşılaştırma yapılır genelde, dolar indexi ile tl ve dolar artışı karşılaştırması yapılır! burada vurgulanması gereken şey dolar indexi nedir? ama bu kadar da detaya girmek mümkün olmadığından yani daha geniş bir konu olması sebebiyle , dolar indexinin artışından daha fazla ülke para birimi devüle oluyorsa negatif ayrışma olur. işte yaşadığımız durum şu an itibariyle aynen budur. negatif ayrışma ve pozitif ayrışma nedir ? bunlar teknik terimler olduğu için hiç kimseyi bunaltmak istemem, ama basitçe negatif ayrışma dolar indexiyle dolar tl kuru arasındaki ters orantıdır. sanırım bu konu daha ileri seviye olabilir ama bu kadarını anlatabildim.
kriz denince sadece dolardaki artışın olduğunu sanan vatandaşımız, yanılıyor, keşke yanılmasaydı, uyarmak istediğim nokta 2018 de gerçekten ciddi işçi çıkarımları, ve çok ciddi sosyal patlamalar! maalesef diyerek anlatmak istedim..
türkiye maalesef 10 yıl karanlığa bürünecek, kusura bakmayın açık konuştuğum için, gerçekten durum vahim arkadaşlar, ister inanın ister inanmayın maalesef işte durum bu!
3 ay sonra panda haklıymış diyeceksiniz ama bana yararı yok , benden demesi...
kıyamet kavramı arapça kökenli olup, kıyam ve et sözcüklerinin birleşiminden oluşur.bunun anlamı kıyam+et=ayağa kalk anlamına gelmektedir.aslında bir nevi diriliş demek.yeniden dirilmek, varolmak anlamına gelmektedir.kıyamet koptuğu an tüm insanoğlunun dirilmesi bu kavramı çağrıştırır.kıyamet ,diriliş ve yeniden var olma anlamını ihtiva ettiğinden dolayı bir yok oluş değildir.bilindiği üzere kıyamet dünyanın sonudur ,ancak yineleme felsefesinin var olduğu bu kavram dünyadaki pek çok değişimin bir yenilemeyi getirdiğini unutulmamalı.felaketler , olağanüstü olaylar, ve benzeri bunları çağrıştırır.bu olayların doğanın kendini yenilemesiyle ilgili olduğunu ve kıyametin gizemliliğinin devam ettiğini bilmekte fayda var.ne olursa olsun sonu bekleyen bir yapıda olduğumuzu kabullenmekteyiz.kıyamet denince yok oluş gibi gelir kulağa.gerçek anlamıyla düşünmeyi tercih etmeden ,kabulettiğimiz değerlerimizle anlarız herşeyi.kıyamet nedir diye dediklerinde gerçek anlamı ayağa kalk , mecazi anlamda diriliş, genelde anladığımız yok oluştur..
büyük önder ulu atatürkün vefatı, zekasının üstünlüğü tartışalamaz, öyle şeyler yapmış ki hiç kimse bu gün o zamanın imkanlarıyla yapılabilecekleri çözemez.keşke ömrü biraz daha yetseydi de şimdi çok daha farklı olabilirdi.saygıyla anıyoruz atam..
bir hedef doğrultusunda azimle ilerleyerek farklı olanı ortaya çıkarma çabasıdır.düşünsel bir davranış olma sebebi ulaşılması ve anlaşılması güç bir niteliğe sahip olmasından gelir.aynı zamanda ayrılmaz bir parçadır idealiniz, beraber yaşarsınız problemleri.her an her yerde o vardır çünkü onun için varsınızdır, o da sizin için!bir başkadır idealist olmak herşeyi unutmak , gelişi güzel yaşamak , çevreden ve herşeyden uzaklaşmak.idealist olmak kendine güvenmek, her türlü problemin üzerine korkusuzca yaklaşmaktır.
evet beni üniversite yıllarına götürüp orada güzel yaşanılan şeyleri hatırlatan bir şeyler var, gerçekten efsane demek gerekir, çünkü gerçekten efsane artık efsane olmuş demektir, günümzde artık maalesef böyle yetenekler görmemiz biraz daha zor,
işte 90 ların hatrına ve üniversite yıllarının hatrına bir daha..
çok şık ve çok marjinal, daha fazla söylenecek bir söz olamaz, bir imza niteliğinde, biraz nefes almak istiyorum diyenleri duyar gibiyim, işte özgürlük, özgürlüğün kavramı başkasının özgürlüğü kısıtlandığı an orada özgürlük biter, o zaman bunlar kimin özgürlüğünü kısıtlıyor..