serkan

Durum: 907 - 0 - 0 - 0 - 20.06.2020 12:44

Puan: 16414 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

oyuna çıkıyoruz birer ikişer, bittimi oyun sandıktayız hepimiz...
  • /
  • 46

yemeksepeti.com

final dönemi gibi öğrenci milletinin yumurta kırmaya bile üşendiği dönemlerde "ücretli anne" görevi gören site.

tek eşlilik

masallara konu olmuş, bazı insanlarca hala varolduğuna inanılan efsaneleşmiş kavram.
(bkz: olsada yesek )

eski sevgiliyi hatırlatan şeyler

hiç beklemediğiniz bir anda cüzdanınızdan onunla gidilmiş eski bir sinema bileti çıkması.

yapılmış en aptalca dalgınlıklar

yine gelmişim okuldan yorgun argın.
kafamda bi milyon falan.
neyse, ev arkadaşım geç gelmemden dolayı yemeği yapmış yemiş bana da ayırmış.( yemek sırası bendeydi)
gönlünü almak için çay demlemek istedim( benim gibi çaykoliktir kendisi)
suyu koydum kaynadı falani çay poşetinden çay alıp çaydanlığa atmam gerekiyor ya,
işte ben çay suyunu alıp çay poşeti döktüm.
sadece çay demlemek istemişken, bende demlenmiştim.
öyle işte. *

hello

aynı zamanda "amy lee" ninde ses verdiği güzel bir bunalım şarkısı.

ayılardan nasıl haberiniz oldu

banyan

diğer adı "hint inciri "olan ağaç. geniş dalları ve sürekli yeni dallar üreten kökleri ile uzun bir alana yayılır. bu özelliğinden dolayı "ölümsüz" olarak tasvir edilir ki hint efsanelerinin baş taçlarından biridir kendisi.
böyle bişey,
http://kisalt.be/x4pgsx

bir erkek hayal edin

(bkz: bana bir masal anlat baba )
içinde tüm sevdiklerim
yağmurla kar olsun
güneşle ay

yüzde 99 u müslüman olan ülke

yüzde 99unun ahlak polisi kesilip eşcinsellerden nefret duygularını esirgememesi muhtemel ülkedir.

üstelemek

sinekler aleminde bolca görülen durum. öyleki, insanları ısırdıklarındanmıdır nedir bizim türümüzde de bolca denk geliriz. yok dersiniz, hayır dersiniz bir türlü anlatamazsınız. nefesler tükenip sinir krizleri geçirmeye kadar götüren bir durum.

hurts

kılı kırk yarmak

işiniz gücünüz kalmamıştır, sizde sıkıntıdan ne bulursanız eleştirmeye başlamışsınızdır.
"aa senin gözünün üstünde kaş var, neden var" gibisinden. işte bu durum için kullanılan deyim.

avaramu

1951 yılında "awara" adlı filmde popüler olmuş filmin ismiyle anılan şarkı. onca yıl geçmesine rağmen güzelliğinden taviz vermemiş bir klasiktir.

gabile.com

pek sağlıklı insan görmüşlüğüm yoktur, abazan apaçi falan kaynıyor.

sevgili sözlük

sana anlatmadığım onca şeyi anlatıp içini karartma operasyonuyla intihar etmene sebeb olabilirim. veya beyaz sayfaların acı akar, bunu denemeden göremeyiz.
daha önceki yazılarımda sana onu sevdiğimi söylerken şuan ona cok kızgın ve kırgın olduğumu söylicem. tüm erkeklermi böyledir? bu cok ürkütücüki elimden hiç bir şey gelmiyor.
tecrübelerimden fark ettimki, hep veren taraf ben olamam. belki bendime kanıtlamam gereken şeyler vardır hissiyle, barıştıktan 2 gün sonra ona ayrılık msjı attım. 2 gün boyunca hiç aklına gelmemiş olmam etkiliydi tabi. kısa bir msjla duygularımı tercüme edip gönder butonuna dokundum. içimden kopan parçaların hepsi, son surat uzay boşluğunu doldurmaya başlamaıştıki şu lanet karadeliklerden biri gelip kurtardı beni. herbişeyi yutmuş olmasına rağmen ara ara varlıklarından beni haberdar ettikleri bir gerçek. ilerisi için daha fazla karadeliğe ihtiyacım oldugu apaçık ortadayken, buz parçaları içimde kesmekten zevk alırcasına yaralamaya başladı beni. bir mesajdı oysa sadece gelen. ikimiz içinde en doğrusunun bu olduğundan, artık beni eskisi kadar sevemediğinden, beni mutlu edemediği için üzgün olduğundan bahsetmiş." umarım seni mutlu edecek birini bulursun", dileklerinide esirgememiş sağolsun. beni hiç sevmediğini bu kadar belli etmiş olması, kendimi ondan uzak tutmam için bir sebebti. ve bu sebeb kullanıldı. 2 hafta geçmiş olmasına rağmen, ona sitede denk gelmeme rağmen tek bir msj atmadım. " kırgınlığını dile getir" diye iççimden naralar atan seslerin hiç birini dinlemedim. öyle ya bişeyleri anlayıp dönmesi gerekn şahıs ben olmamalıydım. ama hala hayaliyle uyuduğum geceler, öpücüğüyle uyandığımm sabahlar oluyor. onu sevmişim gercekten. her ne haltsa bitti gitti. simdi yeni hayaller kurup, hayatıma ceki düzen vermeye çalışmalıyım. öyleya dibe durmuş bir ruhu tutup kaldırmak kolay olmasa gerek. nerden başlıcağımı bilmiyorum ama ders çalışmak iyi bir fikir gibi.

sikimde olan her şeye dair bir şey

bayadır takip ettiğim, geçmişe doğru herbişeyi okumayı kendime ilke edindiğim blog. şiddetle tavsiye edilir.

sevişerek ısınmak

bir filmde görmüşlüğüm var, kız soğuktan ölmesin diye adam yapacağını yapıyordu kıza amaç ısınmak tabi. *

sevgi bittiğinde kırıntıları ile yetinmek

giden gitmiştir, daha büyük lokmalara göz dikmek gerek...
(bkz: ölenle ölünmez )

göt lalesi

ayı türleri

(bkz: mikrobearius )
(bkz: virobearius )
türleri güzide örneklerindendir, her yerde bulamazsınız. hastalık yaparlar, yazdıysan boz...
  • /
  • 46
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 907

sevgiliyle uyumak

güvenli hava sahasıdır, istediğiniz gibi uçabilirsiniz... kemer falan bağlamayı da gerektirmez... sevgiliniz yanınızdadır ve kafanızı göğsüne yaslamışsınızdır ya dünyalar sizin olmuştur... öyle güven hissine bular yani...

votka limon

kürt yönetmen hüner salim tarafından yönetilmiş film. venedik film festivalinde en iyi film dahil, birçok ödüle layık görülmüştür. dicemidim adlı film müziği yüreğime cuk diye oturmuştur. film ermenistandaki bir yezidi kürt köyünde geçmektedir.

fairuz



insanlar seni bana sordu sevgilim
mektuplar yazdılar ve aşk onları götürdü
bana zor geliyor ( dokunuyor ), şarkı söylemek
senle ilk kez beraber olmadığımız icin **

insanlar seni bana sordu ... sordu
gelecek dedim, sakın bana sitem etmeyin
gözlerimi kapattım
gözlerimde olduğunu insanların farketmesinden korktuğum için

insanlar seni bana sordu sevgilim
mektuplar yazdılar ve aşk onları götürdü
bana zor geliyor ( dokunuyor ) şarkı söylemek
senle ilk kez beraber olmadığımız için **

gece bana geldi ve bana ışık tutmamı istedi
sonra ışığımı söndürdü
nasıl sana geldim sorma dedi
kalbim sana yetişmemi sağlayan kılavuzumdu
yanan da senin özleminden yandi
senle ilk kez beraber olmadığımız için

insanlar seni bana sordu sevgilim
mektuplar yazdılar ve aşk onları götürdü
bana zor geliyor ( dokunuyor ) şarkı söylemek
senle ilk kez beraber olmadığımız için **

diye bir çevirisi elime geçmiştir, ne güzel sözler bunlar demişimdir.

bahçelievler

ankara'nın katlanılabilir semtlerinden birisi. başta labirentmiş izlenimi yaratsada zamanla üçüne beşine yedisine alışıp, iki adımda okulunuza gidip gelip hem hareketli hem sakin bir öğrencilik hayatı geciriyorsunuz. sonbaharı sapsarı ilkbaharı yemyeşildir. hem nezih hem öğrencidir. hem eski hem moderndir. birtek o dökülmüş evlere verdiğiniz kiraya yanar insanın içi.

çıt sesine evi basan alt komşu

parmaklarınız üzerinde yürüseniz de sizin boş anınızı kollayıp kapıya dayanırlar. çoğunlukla 50-70 yaş arası teyzelerden hallicedir.

özellikle öğrenci evi olmasından istifade ederek emekliliğin sıkıcılığını üzerinden atmak için bu yola başvururlar.
hayır, o evde öğrenci olmasa dert edilmeyecek gürültüler öğrenci olunca kelebek etkisi misali kafalarında büyür de büyür. yapabileceğiniz tek yol çirkef yüzünüzü açığa çıkarıp bir daha gelmelerini engellemektir.

pazar öğleden sonra yaklaşık 14:30 ;
bizim teyze kalın gözlükleri ve pembe hırkasıyla kapıyı çalar.

- çamaşır makinanız mı çalışıyor sizin?
+evet teyze çamaşır yıkıyorum
- ses yapıyor, bu ne gürültüdür , bir rahat bırakmadınız zaten. gece patır patır yürüyordun sen yine.
+ dün evde yoktuk teyzecim
-sanki evde olsaydınız gürültü yapmayacaktınız!
- sesini kısın çamaşır makinasının! bıktım artık
+peki teyzecim kumandayı alıp sesini sıfırlıyorum hemen!!!!!!
- bişey söylemeyede gelmiyor bunlara anam, yeni nesil hep böyle!

çıt sesine evi basan alt komşu

parmaklarınız üzerinde yürüseniz de sizin boş anınızı kollayıp kapıya dayanırlar. çoğunlukla 50-70 yaş arası teyzelerden hallicedir.

özellikle öğrenci evi olmasından istifade ederek emekliliğin sıkıcılığını üzerinden atmak için bu yola başvururlar.
hayır, o evde öğrenci olmasa dert edilmeyecek gürültüler öğrenci olunca kelebek etkisi misali kafalarında büyür de büyür. yapabileceğiniz tek yol çirkef yüzünüzü açığa çıkarıp bir daha gelmelerini engellemektir.

pazar öğleden sonra yaklaşık 14:30 ;
bizim teyze kalın gözlükleri ve pembe hırkasıyla kapıyı çalar.

- çamaşır makinanız mı çalışıyor sizin?
+evet teyze çamaşır yıkıyorum
- ses yapıyor, bu ne gürültüdür , bir rahat bırakmadınız zaten. gece patır patır yürüyordun sen yine.
+ dün evde yoktuk teyzecim
-sanki evde olsaydınız gürültü yapmayacaktınız!
- sesini kısın çamaşır makinasının! bıktım artık
+peki teyzecim kumandayı alıp sesini sıfırlıyorum hemen!!!!!!
- bişey söylemeyede gelmiyor bunlara anam, yeni nesil hep böyle!

yazarların hatırladıkları en eski anıları

hiç unutmam birgün okul sıralarında otururken* baktım köşede kızlar toplaşmış aşk mektubu falan yazıyorlar. bir tanesi sınıfın en yakışıklı çocuklarından ikincisine *, birtanesi sınıf üçüncüsüne falan böyle güzel manalı aşk sözcükleri yazıyorlar.

nasıl imrendim nasıl imrendim anlatamam.
akşam eve gittim vereceğimden değilde yazmak istiyorum. çünkü içimde böyle şeyler hissediyorum ve o yaşta bunları içine atmak çok zor.
aldım kalemi elime, bir tanede kırmızı kağıt. çarpuk çurpuk yazımla * başladım yazmaya.
yazıyorum da yazıyorum... nasıl dolmuşum. bir yandan da ağlıyorum çocukluk işte.
tüm gece yazdım. geç uyuduğum içinde sabah okula geç kalmamak için aceleyle fırladım evden.
sen git unut o mektubu masada. üstüne birde "anıl" yaz.
orada bıraktığımı bile unutmuşum, öğle arasına doğru hatırlayabildim ancak.
aklıma geldi sonradan ama nasıl huzursuzum, diken üstünde dersin bitmesini bekledim. sonra sınıftan ilk ben fırladım. tabana kuvvet, bir yandan ağlıyorum, bir yandan dua ediyorum. "allahım nolur annem bulmasın mektubu nolurrr yalvarırım"
o yaşta bile farkında oluyor insan diline eline düğüm atması gerektiğinin. okulla evimiz çok yakındı o zamanlar. hemen eve geldim. açtım kapıyı, baktım annem yok. "ohh " dedim. "bulmamıştır ozman" neyse odama geldim annem çalışma masamın başında elinde katlanmış kırmızı bir kağıt. nasıl ağlıyor bir görseniz oğlu ölmüş sanırsınız. bende başladım ağlamaya " anne özür dilerim lütfen affet."
annemin yüreğimde ömür boyu izi kalacak bir yara açması uzun sürmedi.

" benim senin gibi bir oğlum yok artık."

yüreğime ne oturmuştu o çocuk halimle. ani bir manevrayla aldım mektubu elinden annemin.
tabanlara kuvvet başladım tüm hızımla koşmaya. koşuyorum ağlıyorum, koşuyorum ağlıyorum...
merdivenlerden düşe kalka indim. ama canım öyle bir yanmış ki koşuyorum deli gibi.
saatlerce koşmuştum. şehir dışına kadar allah ne verdiyse...

dizlerimin kan içinde olduğunu hatırlıyorum düşmekten...
sonrasında bayılmışım. uyandığımda bir hastanede yatıyordum.

yaşlı bir amca beni yol kenarında bulmuş, hastaneye kaldırmış.
uyandığımda annem hala ağlıyordu. özür diledi benden beni çok sevdiğini söyledi. ilginçtir, sadece çocukluk buhranı olduğunu sanıyor. çünkü bakınca gayet normal bir erkeğim. kız arkadaşlarım olduğunu, bir gün evlenip yuva kuracağımı... ahh anne ahh.

buda böyle bir anı işte.

iran sineması

muhsin makhmalbaf ve abbas kierostiami gibi ustaların başını çektiği, son dönem dünya sineması. özellikle geçtiğimiz yıllarda batı avrupa dolaylarında ciddi prim yapmışlardır. arkadaşımın evi nerede?, kirazın tadı, hayat devam ediyor gibi, insanın içini ısıtı ısıtıveren, yapım maliyetleri son derece düşük filmler üreterek imkansızlıktan yakınan türk sinemacılarının asabını bozmuşlardır. rejim dolayısıyla çoğu filmde olaylar çocuklar üzerinden anlatılmıştır. imgeler sıkça yer bulmuştur bu filmlerde. velhasıl, güzeldirler.


(bkz: cennetin cocukları)

liseli eşcinsellere tavsiyeler

erkeklere fazla güvenme, yarı yolda bırakmasını iyi bilirler...
arkadaşlıklara fazla güvenme, çıkar çatışmasında saman alevi gibi sönüp giderler...
melankolik müzikler dinleme konusunda iddialı olma, hayatın yeterince melankolik...
ilk amacın edindiğin meslek, kazandığın hayat olsun...
fazla hayalperest olma, ayakların hayallerden çok gerçeklere bassın...
kolay bir hayat yaşamayacağını, aşklarının çoğu kez boğaza dizilen düğümlerden ibaret olacağını bilmene henüz gerek yok çünkü bunu bilmek için çok tecrübe edineceksin....
bedenin, et pazarından daha değerli kucaklar hak ediyor unutma tatlım...
herşeye rağmen mutlu olma imkanına yeterince sahipsin...
tek önemli olan sen ve senin kendini geliştimeni bekleyen yanın... *

kaplumbağalar da uçar

öyküye göre göl kenarında yaşayan bir kaplumbağa sürekli çevresindeki kuşları izler onlara imrenirmiş. zamanla bu kuşlarla arkadaş olmuş ve onlarla hislerini paylaşmış.
küçük kaplumbağa gölün diğer tarafına gitmek istiyormuş. ama kendi gidecek olsa bir ömür sürermiş bu gezi. "keşke sizin gibi uçabilseydim" demiş kaplumbağa. kuşlarsa bu dileğini yerine getirmek istemişler. "uçabilirsin" demişler kaplumbağaya. "kaplumbağalar da uçar."
bir dal almış iki kuş. iki yandan tutacaklar ve kaplumbağayı karşıya geçireceklermiş. "tek yapman gereken dalı sıkıca ısırmak demişler." ısırmış kaplumbağa. yükselmiş yükselmişler. uçmuş uçmuşlar. kaplumbağa korkmuş yükseklerden. heyecanla bağıracağı an çenesi açılmış. suya düşmüş kaplumbağa. ait olduğu yere. kendi yavaş, imkansız hayatına...

(bkz: turtles can fly)

duyulduğunda küfür ettiren reklam replikleri

"alinin karnı acıkttııııııı" milupaydı sanki. yankılanmıyor mu birde o ses. * * *

beargi

tüm sayılarını okumaktan zevk aldığım, mükemmelitesi yüksek insanlarla tanışma fırsatı bulduğum gelecek sayısını sabırsızlıkla beklediğim dergidir. yoğun bir emek ürünüdür. okunması tavsiye edilir.

evli bir erkekle ilişki yaşamak

bolluk içinde, bir eli yağda bir eli baldadır. belki siz yağ karısı bal veya tam tersi, ne bolluk ne bolluk... sevdiğimi karısıyla nasıl paylaşırım bilemiyorum. hem kuzum kadına yazık ya. çocuğuda varsa bir de... yüreğim el vermez, öyle ki tecrübe etmemişim etmemeyi düşünmekteyim.
(bkz: genişlikte bir yere kadar)
tabi saygım sonsuz, alan razı veren razıysa beni ilgilendirmez.

ankara

4.yılını geçiren insanlara kafayı yedirtebiliyor, okul bitsede gitsem dedirten şehir.

iki erkeğin öpüşmesi