aldatılmak

heteroseksüel bir ilişkiden örnek vereceğim.


erkek bir kadını aldattı. kadın üzülür, ağlar, söver vsvs. ama hiçbir kadın "namus" adı altında ne öldürmeye kalkar ne de döver. çünkü kadın mantıklı düşünebilir aynı zamanda da kendini düşünür ve değmeyecek bir şey için bu kadar gereksiz bir şey yapmaz. ama bir kadın aldattığında erkek bunu "namus davası" bilir ve kadınla birlikte aldattığı kişiyi de öldürür. yahut döver.


bir erkek kadını aldattığında aile bireyleri erkeğe karşı namussuz(!), orospu(!), yoldan çıkmış(!) gibi laflar etmez. ama eğer o annenin kızı böyle bir şey yapmış ise bahsettiğim lafların hepsini söyler. "millet ne der" moduna girer. sanki aldatan ve bunun vebalini çeken oymuş gibi bir acılar çeker. o kadar sıkıntıyla kadın susuyor iken anne konuşur.



erkek aldattığında "bir kere yapmış bir şey" der uzatmaz. herkesten saklamaya kalkar. koynuna alır oğlunu. kimseye laf ettirtmez. ama kızı yaptığında herkesin içinde onu rezil de eder, laf da eder. evine de almaz bir daha belki de.



tabii bu kesinlikle her anne için geçerli değil. zaten gerçekten bir "anne" çocuğu ne yaparsa yapsın onun yanında olur.



ve aldatmayı kesinlikle savunmuyorum. tamami ile yanlış bir şey. fakat bu kadar kötü bir şey de bile araya cinsiyetçilik giriyor. ve toplumumuzdaki kadın erkek eşitsizliğini görüyoruz.




hayır bu ayrım sırf taşaktansa bilelim yani.
amımla gurur duyacağım yoksa.
son zamanlarda lezbiyenler arasında bir hayli yaygın olduğunu düşündüğüm eylem. tanıdığım herkes aldatıldığından muzdarip ve ne hikmetse ilk defa başıma geldi diyorlar ki ben ilk olmadığını adım gibi biliyorum. herkes aldatılmayı tattı, tadacak..artık çok normal bir olay gözüyle bakmalı başımıza gelmezse de kendimizi şanslı saymalıyız.
galiba en kötüsü de, son anda kaçırdığına inandırdıkları trenin, aslında hiç var olmadığını fark etmek.
terk edilmek gibi ama aslında değil.
bugün başıma gelen olay. sonunda bunu da yaşadım sözlük. enteresan olan aldatma olayını hemen ardından baskın yaparak öğrenmiş olmam. adam sanki vampirle sevişmiş, gördüğüm boğaz ve boyun bölgesindeki morluk ve çürükler uzun süre hafızamdan silinmeyecek. muhtemelen aylardır beni aldatmış, tuhaf bir his tanımlamak zor.
birini aldatırsın, o an öyle yapmak istemişsindir anlıyorum fakat bu ortaya çıktıktan sonra yüzsüzlüğe devam etmenin hiçbir anlamı yoktur. yalvarıp, seni çok seviyorum, beni bırakmalar benim için o kadar önemsiz ki. ki defalarca söylemişim affetmeyeceğim tek şey aldatılmak diye, bunu bile bile yapıyorsan kendin kaşınıyorsun demektir. ah bir de aldatıldığınız insanla konuşma fırsatı bulursanız ve şişirilmiş egolu bir aptalsa, sizinle utanmaz bir şekilde konuşabiliyorsa sadece sinirinizi bozar. hiç gerek yok.
başıma gelmiş bir hadisedir.* samimiyetsizlik tezahürüdür. buradaki mesele hayatınızdaki bireyin ki bu kişi romantik bir ilişkinin kahramanı ya da sosyal hayatınızda anlam ifade eden biri olabilir. önemli olan etkileşimde* olduğunuz x kişisinin size yalan söylemesidir. bu aldatma olgusunun romantik boyutuna ilişkin olarak, diyelim ki beyaz atı olmasa da sosyal hayatınızda olan ademoğlunun başka bir beşer ile fiziksel aksiyonda bulunması değildir size kan kusturan... gayet size yalan söylemesidir. kabul edelim. işim var deyip sonra facebook'ta başkaları ile bir mekanda tag'lenmiş bir arkadaş için de aynısı hissedilir. yoğunluğu farklı olsa da duygusu aynıdır. ne gerek var yalana değil mi? bunun cevabı gayet basit. içinde yaşadığımız toprakların ayıp, yasak, günah üçgeni ile çevrelenmiş toplumudur. evet. "ben bu akşam seninle dışarı çıkmak istemiyorum" diyemeyen dostunuz ile "ben şu kişi ile sevişmek istiyorum" diyemeyen sevgiliniz arasında ne fark vardır? teknik olarak hiç. arkadaşınız sizi kırmamak, sevgiliniz sizi kaybetmemek için duygusunu ifade etmekten kaçınır. aferin! günün sonunda; aldatılmaya üzülmek durumu çözmez. mideniz burulur, kendinizden kaçamadığınız için yemek yerken, sigara içerken ya da tuvaletteyken duygu hep sizinledir. sonuçta zekanıza, aklınıza yapılan direkt bir saldırı vardır. durumu tolere edersiniz ya da etmezsiniz. zaten konumuz bu da değil, şiddetle yalan söylenmesidir.
bedeni ile aldatmasına takılmam. ama kalbi ile aldatırsa fena. yani seni seviyorum deyip başkasını aslında seviyor ve ona doğru yürüyorsa insanın içi acır. sen tüm olup biteni öğrendiğinde aslında sevilmediğini ve istenmediğini içinde maden işçileri kömür karası acılar çıkarır kazmalarla ciğerlerine yerleşip.
çok sadık biriyim asla aldatmam. ve aldatılmadım da, en azından belki de haberim olmadı. o duyguyu bilemiyorum, hoş şeyler değil.
2 yıl boyunca rutin olarak yaşadığım durum. her birinden haberim olup kabullendiğim ve bunun sonucunda karşımdakinin beni pat diye terketmesi sonucunda bana çok iyi ders vermiş olan hadiseler sürüsü..
sevdiğiniz veya birlikte olduğunuz kişinin başkasıyla sevişmesi olarak kısıtlanmaması gerekir. yalan söylemesi, kandırması, arkanızdan iş çevirmesi bile en büyük aldatmadır.
3-5 yıl önce karşılaştığım durum.

o zamanlar liseliyiz tabii. yaz boyunca evde kös kös oturuyoruz. aniden aklıma bir fikir geldi ve soluğu annemin yanında aldım. bana örgü örmesini öğretmesini istedim. bir hafta sonunda haroşa örgü yapabiliyordum. hemen sevgilime bir sabunluk öreyim dedim. yiğidimi duşta köpürte köpürte yıkayacaktım. sabunluğun yarısına geldiğimde beni aldattığını öğrendim. hayallerim yıkıldı. oysa sabunluğun her ilmeğini aşkla atmıştım, sevgimi katmıştım ona. sabunluk ve her şey yarım kaldı.
başıma gelendir.

şaka gibidir ki aldattığı kişiyle iletişim kurduğu andan itibaren böyle bir şey olacağını sezmiştim. bazen 35 yaşındaki adam bile -gerçek adamlardan özür diliyorum- size adam gibi "senden ayrılıyorum yeni biri var" diyemeyip bana "biraz zaman ver" diyebiliyor ergen gibi. o zaman senin götüne girsin derler adama.
tam 1.5 yıl önce bu başlığa entry girmişim ve "hiç aldatılmadım" yazmışım. hayat tuhaf. sanırım her şey bundan sonra gelişti, evet o entrynin ardından geçen 4-5 ay sonra öğrenmiştim. sevdiğim kişi, ben dahil herkesi aldatıyordu, şu an umrumda mı gerçekten bilmiyorum.
eninde sonunda ortaya çıkan engellenemeyen gizlenemeyen bir durum. çok siklememek lazım öğrenince basarsınız tekmeyi gider.
sevgilin yoksa aldatılmak da yoktur.

söyleseydin üçlü yapardık.
hiçbir eşcinselin sadakat duygusu olduğunu sanmadığımdan bizim yaşadığımız ilişkilerde gayet doğal bir durum. o yüzden çok fazla güvenmemekte ve sevmemekte yarar var. bunun horneti var, romeosu var, gayler için seks partneri bulmak için o kadar çok app ve platform var ki. sen gözün kapalı güvendiysen bir gay'e yanılıyorsun. bilmiyorum bizim yönelimimizde mi bir adilik var ama hiç kimseye güvenilmemesi gerektiğini düşünüyorum. bir tane sevgilim oldu zaten. bir de biz uzaktık. ona hiç güvenmedim ama hep bana güvenmek zorundasın deyip, çıldırıyordu. karşınızda onu sorguladığınızda çıldıran biri varsa bilin ki o seks delisi bir ibnedir ve sizi aldatmaktadır. zaten bizim ortamda nasıl bir ikili ilişki kurulabilir ki diye sorguluyorum son zamanlarda. bana pek gerçekçi gelmiyor. bir eşcinsel erkeğin beklentileri sadakat, sevgi gibi duygular değil. kendimizi kandırmayalım ki başkaları da bizi kandırmasın.

yine de insan güvenmek istiyor ve karşısındakinin sözüne kanıyor işte, çünkü yapmam demişse yapmaz diyorsun. safsın, karşındakine kendinmiş gibi güveniyorsun. ama senden uzaktayken neler yaptığını asla bilemezsin. arada cinsellik olmasa bile bir erkeğe yakın davranması bile bir aldatma sayılır bence. insanoğlunun kanında var bu. ha, ben ilişkim varken o kişiyi bir kere bile aldatmadım, hornet vs. kullanmadım. aldatmazdım da zaten, aklımda başka biriyle bir şeyler yaşamak yoktu. cinselliğe çok önem yüklemiyorum. yani, boşaldıktan sonra canın çekmiyor zaten. bundan daha güzel duygular yaşamak varken neden aldatacaktım ki. fakat ilişkim bittikten sonra her şey değişti benim için. iki kere ayrılıp barıştık, üçüncüsünde onu aldatmak istemediğim için onu terk ettim. ama bazısı aldatarak ilişkisini sürdürmeyi uygun görüyor. fakat ilişkiyi bitirmek en iyisi böyle bir durumda. şimdi bir ilişkinin içine girsem kesinlikle aldatmazdım. ben kendime güveniyorum. güven meselesi dediğin şey bu zaten. gözün kapalı bir şekilde karşındakine güvenmek saçmalık. bir ilişki, eğer sen kendine güveniyorsan devam eder.
burda herkesin en az bir kez başına geldiğini düşündüğüm olay. aldatılmak tamam başka birisiyle de olabilir bu aldatmanın zirvesidir. ancak bana göre aldatmanın çeşitleri vardır yalan ve dereceleri gibi kandırmak gibi duygularla oynamak gibi belki başkasıyla aldatsa bu kadar koymaz. duygularla oynandığı her şeyin 4 harften ibaret olduğu ama sadece o 4 harf için yapılmıştır sana iyi gelen her şey. sonuç olarak kullanılmışsındır ve bitmiştir..
(karşılıklı bir şey ama yalan duygular ortaya koyarak seni elde ettikten sonra oyalaması kullanmaktan başka bir şey değildir.)
biseksuellere aldatmada.bir numara.derler ama.sizin de çok farkınız yok be arkadaslar kusura bakmayın
p.s:evet aldatıldığımı dün gece öğrendim
  • /
  • 3