gay görünümlü herifleri kızlarla el ele görmek çok koyuyor (şimdi gay görünümü bilmemne şey yapmayın, anladınız). gidip böyle bırak onun elini falan diye ayırasım geliyor bazen. yalnızlık zor sevgili günlük.
bugün işyerinde yeni başlayan ve beni çok seven bir kız, bana bir başka kız arkadaşının resimlerini gösterdi ve "hoşlanırsan sana ayarlayabilirim, uyacağınızı düşünüyorum" dedi. kızın fotolarına baktım, kız hakikaten bebek gibi, çok güzel biri. "ya bu kız çok güzel, bunun nasıl manitası olmaz?" dedim, bir süredir yalnızmış, ayarlamak için tam zamanıymış, hem de çok şeker sempatik birisiymiş. valla referans olan kız da çok tatlı biri olduğundan, muhtemelen hakikaten de öyle biri. ayrıca bana önceden "kız arkadaşın var mı?" diye de sormuştu, biliyor olmadığını. hani öyle arada derede kaldımki, ne diyeceğimi bilemedim. hem onun hem benim sevgilim yok diye biliyor, e kız çok güzel, ikimizi de tanıyor, yani bu durumda kızla ilgilenmeyecek olmam çok saçma olacak. valla kem küm ettim, "kız çok güzelmiş, ben ona fazla gelirim" falan diye geveledim. benim arkadaşım baktı ben mıy mıy, o da geçiştirdi o zaman, fazla ısrar etmedi. zaten öyle ısrar edecek biri de değil. ama kız çok güzel olmasına rağmen benim içimde zerre ilgi kırıntısı uyanmadı, napim amk...
ben böyle bir durumda kalmış olmaktan ve düzgün mantıklı bir şekilde geçiştirememiş de olmaktan, kızın karşısında mıy mıy diye konuşmaktan dolayı canım sıkıldı. öyle mıy mıy bir tip değilim, olmak da istemiyorum zaten, ama mıymıntılıktan başkta yatacak bir yer göremedim o an. aslında içimden çok fazla "sikerler ya, ben kızlardan hoşlanmıyorum ayşecim" diyesim gelmedi değil, zaten bu aralar etrafımdakiler iyice açılasım var. ama ayşe işyerimden biri ve işyerindekilere açılmayı, en azından bu etapta hala riskli buluyorum, karar verebilmiş değilim. o nedenle bu şekilde gelişti olaylar.
tavsiyesi olanların tavsiyelerine açığım valla. eve geldim, oturdum bunu yazdım, o kadar içime oturdu. gerçi şimdiye kadar hayatımda içime oturan pek çok şey oldu ama bu aralar kendimi daha fazla ezdirmeme konusunda iyice doldurduğum ve gazda olduğum için, bu seferki daha bi canımı sıktı sanırım. eskiden yapacak birşey yok deyip sineye çekip, unutuyordum.
bun utanarak sıkılarak söylüyorum ama rüyamda seyfi dursunoğlu ile seviştim. hiç de tipim de değil ama yani oktay kaynarca , bülent ünal varken neden sen ? demekki rüyada kim kime dum duma *
bugün çocuğun birisi beni koliye çağırdı, giderken şarjım bitti, kayboldum istanbul sokaklarında. sonra çocuk küstü, kalakaldım öylece. suçlu ben miyim?
sevgili sözlük. bugün neredeyse bütün günü bv bear, pena ve octoberer ile kuirfest'te geçirdik, sonrasında da yemek yedik muhabbet ettik uzun uzun, bir sürü şey konuştuk paylaştık. en sonunda geç oldu, sarıldık, ayrıldık, arabaya bindim eve geldim. arabadan indiğimde o sessizlikte ve karanlıkta bir durdum, derin bir nefes çektim. kendimi harika hissediyordum. etrafımdaki herşey daha bir güzel gelmeye başlamıştı sanki, çok garip. o kadar doyurucu, o kadar keyifli geçmişti ki gün. bir de valla billa psikolojime çok iyi geldi sanırım, bu aralar pek bi bunaldıydım, o güzel insanların arasında rahat rahat ve güle eğlene geçirdiğim bir gün valla psikolojik terapi gibi geldi sanırım. bu sözlüğe gelmiş olmama, bir de bu sözlüğün varolmasına çok sevindim, valla şu an üstümden iki ton yük kalkmış gibi hissediyorum, pek mutluyum. tüm bu durumun oluşmasında yardımcı olan adını bildiğim bilmediğim herkese teşekkür ederim, şükran duyuyorum valla. sözlük olmasa benim durumlar zordu valla. saygılar.
bugün biraz doldum sanırım.. yaklaşık 2 saat bir arkadaşımla eşcinsellik hakkında tartıştık ve gerçekten tükendim. gerçek beni bilmeyen biriyle bu konu hakkında konuşmak o kadar zor ki elimden gelse suratına doğru bağırarak 'her şeyi bildiğini sanıyorsun ama o işler öyle değil' demek istiyorum. sonra kendime kızıyorum sonra da çevreye... beni gizlenmek durumunda bırakan cesaretsizliğime ve düzene kızıyorum. 'ben her görüşe saygılıyım yeaa' diyen insanların aslında ne kadar basmakalıp düşündüklerini onlara söyleyemediğim için çaresizliğimi içime atıp susuyorum. keşke insanı yalnızca insan olduğu için sevebildiğimiz bir dünyamız olsa. keşke çeşitliliği bir kategori olarak değil de zenginlik olarak görsek. keşke..
az önce sokağa çıkıp deliler gibi koşup çocuklarla top oynadım. bu sıcakta kanter içinde kaldım ama değdi. sanırım yaşımız kaç olursa olsun mutlu olabilmenin, bir süreliğine dertleri unutabilmenin en eğlenceli yolu içimizdeki çocuğa dışarı çıkması için şans vermek.
edit: kıyamammm. eve geldiler beni çağırıyorlar tekrardan. nasıl mutlu oldum belli değil *
geçen sene bi çocukla konuşuyorum. baya sohbet falan whatsapp üzerinden. sonra buluşalım mı falan oldu. ben de hmm. ok dedim. neyse buluştuk evinde tabi ki. seviştik falan. öncesinde baya konuşmuştuk muhabbet falan da iyiydi. sonra işte seviştik yine konuşuyoruz whatsappdan. iki haftada 4 kere falan buluştuk bunla. sonra bi pazar akşamı yine konuşurken "pikachu ben senden hoşlanıyorum galiba" dedi. "aklım hep sende. başkasıyla görüşemiyorum" falan filan. ben de şimdi direk "oleey ben de senden hoşlanıyorum" demedim. çünkü sadece seviştik. hani iyi sevişiyorum ben. belki o hoşuna gitti ki ihtimali yüksek bi durum falan diye bişi diyemedim. "aaa öyle mi ya kanki istersen buluşalım dışarda konuşalım" dedim. sevişmicez bu sefer çay sigara ortamı olsun istedim. işte böyle triplere girdi bu eleman. adı da sercan'dı. kız ismi gibi. neyse. mesaj atıyorum geç cevap veriyo falan ki en uyuz olduğum şeydir bu. bi süre konuşmadık bununla. arada buluşalım diyorum. yoğunum ayakları falan. bu da ekstra uyuz olduğum şeylerden birisidir. sonra geçen sene aralık ayı gibi. mesaj attı bu. numarasını silmiştim ben. yazmiyim de götü kalkmasın diye. dışardayım gelsene falan. ben de mecidiyeköydeyim biriyle buluşcam. mesaj gelince ektim onu atladım metrobüse. evet taksi değil metrobüs. gittim yanına. görünce bi özlemişim onu anladım. böyle az sarıldım. o da bana. yanında bi kankisi vardı. garsonlara asılan tipten. neyse bunun yanına oturdum. bi samimiyet bi şakalaşmalar bana. eli elimde nerdeyse. yaslanmalar. hani bildiğin flört mü ön sevişme mi adı neyse o. benim de hoşuma gitti ki zaten benim de ilgim vardı ama emin olmadan hop atlayım dememiştim zamanında. neyse akşam oldu 10 gibi. ben eve geri geliyorum. o da evine gidiyo kankisiyle falan. işte beni durağa bıraktı 76o durağına. sonra eve geldim." özlemişim" yazdım. o da "ben de :))) " yazdı. dedim "yarın sinemaya gidelim." "işim var yarın akşam ben sana haber veririm" dedi. tamam dedim. aradan günler geçti haber yok. ben de o buluşmadan sonra nasıl heyecanlıyım ama. kelebekler uçuşuyo modundayım. neyse yine cevap yok bundan. 2-3 gün sonra yazdım buna. "müsait olamadın galiba" diye." yaaağğ kem küm" falan etti. dedim "amk hayatımda ilk defa birine sinemaya gidelim dedim onda da reddedildim. senin bunu reddetme gibi bi lüksün yok. ne lan bu? iki gün önce buluşunca nasıldın. şimdi napıyosun" bi şamarladım. ağzıma ne geldiyse. sonradan pişman oluyorum çünkü söylemeyince. tecrübe ile sabittir. bkz. "izmitli" falan işte. sonra bi daha konuşmadık. iki gün önce kankisi yazdı hornet'ten. "slm pikachu. sen sercan'ın pikachu'su değil misin?" dedi. "evet" dedim. sercan napıyora geldi konu. "sevgilisi var iyi" dedi. "o kadar beddua ettim amk bana geri mi geliyo bunlar anlamadım ki. böyle hayatın amk dedim" çocuğa. o da "ahahah :ddddd" dedi. konu dağıldı ama ben sadece duygularımdan emin olup karşı tarafı üzmemek istemiştim. kafam dağıldı. toparlayamadım şu anda. toparlarsam edit'lerim.
yaz aşkı istiyorum ama adana'daki canavarlardan korkuyorum. o yüzden istanbul'a gider gitmez edineceğim. sözleşme imzalayacağız böyle okullar açılınca da elveda falan. hayaller hayatlar olmaz umarım.
bunca zaman sonra ve muhtemelen de yaşımın artık bana bahşettiği ilksel de olsa bir olgunlukla çocukluğumdan beri tanıdığım yazlık arkadaşlarımın iç yüzlerini görmeye başladım ve parçaları birleştirerek büyük resmi tamamladım. sonuç olarak ergenlik öncesi zekaya mahsus olan çok low kişilere bu küçük yerde mecbur kaldığımı anlıyorum. insanı yıllar büyütmüyormuş, önceki yıllarda gözüme bu kadar batmıyordu veya batsa da umursamadığım çok şey vardı da artık çevremde kalıcı ve durağan duyguları olan kimselerin kalmasını istiyorum, özellikle de ne istediklerini bilen güçlü psikolojileri olan insanlar.
buradaki insan ilişkilerini netflix dizisi olarak senaryolaştırasım gelmiyor da değil.
uzun süreli ilişkimden sonra kimseye hazır olmadığımı bile bile görüştüğüm, birlikte olduğum insanlardan cidden özür dilesem yeridir. ha, şerefsiz bir terazi olarak özür dilemeyeceğim.
mis gibi oversharingdir, gaslightingdir, yok işte breadcrumbingdir, reflectingdir, anlamsız lovebombingdir odur budur hepsini yapıp bir de depresyonu es geçip gece gündüz saçma libido saldırılarına mazur bıraktım, artık yeter, ne olur uyuyalım diyeni bile uyutmadım, hepsiyle de eften püften sebepten bitirdim.
eğer sözlükten birileriyse özür dilerim, terapiyi bedavaya getirdim desek yeridir.
birkaç nokta daha kaldı ama onları da analiz etmeye başladım sonuncuyla, sıkıntı yok.
ha, niye milleti sırf beğendiniz diye mal gibi uzun uzun terapist gibi dinliyorsunuz, triplerini yiyorsunu canlar? red flagleri görüp gidin diyeceğim de, demek ki piyasa baya bok.
gecenin şu saatinde youtube'da dolanıp güzel güzel eğlenceli bollywood şarkıları dinlerken suratıma dank diye çarpan bir parçaya rast geldim. işin komik yani parça hintçe de değil, punjabi dilinde. "ishq ho gaya" isimli bu güzeller güzeli parça, kalbimin küt küt atmasına sebep oldu. gerçekten de müziğin bir dili yok, anlamadığım, bize tamamen uzak bir dil ve kültürdeki bir şarkı gecenin bu saatinde beni deli etkiledi. ve ben gidip ne yaptım? 6 aydır hiçbir şekilde iletişim içinde olmadığım eski sevgilime mesaj attım "bu şarkıyı dinle" diye. çünkü biz hindistan'a ve alt kültürlerine dair her şeyi çok severdik. en sevdiğimiz film barfi'ydi, dance pe chance'in dansını evde amatörce yapardık, geçen sene holi festivali için hindistan'a gitmiştil. şimdi ise birbimizden ne kadar uzağız. paylaştım istedim, cesaretimi topladım ve whatsapp'ten yazdım. teşekkürler ishq ha gaya, sen harika bir şarkısın.
ondan gelen mesaj: "ne güzel bir şarkıymış. mest oldum. teşekkürler"
sanırım şu an mutluyum. en azından öyle hissediyorum.
.yalnız olmaktan bir hayli sıkıldım.hayatımda birisi olsun istiyorum artık.bunu,kendime çok sık itiraf eder oldum.oysaki büyük beklentiler içerisinde de değilim.ne zamana kadar böyle devam edecek,merak etmekteyim.
paramparça egomu ve yerleyeksan özgüvenimi tamir etmek için hornet kullanıyorum.insanların yalan iltifatları beni yavaş yavaş kendime getiriyor.gece gündüz hornette olamamın sebebinin aslında can sıkıntısı değil bu. kendimi ve diğerlerini kandırma yöntemim.
sanırım artık kapatmanın ve sadece seks için kullanmanın zamanı geldi.hornet dev bir kara delik tüm ibneler için de ordan oraya sürükleniyorlar.arada kimyası tutuanlar sevişiyor.sevişmenin tek amaç olduğu bir yer.bunun haricinde burda herhangi bir hedefi olanlara gülüyorum.