ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
geçen haftasonu spod'un açılma toplantısı moderatörlüğü eğitimi için istanbul'daydım. harika geçti eğitim, türkiye'nin değişik illerindeki lgbt örgütlerinden gelen 20 kişi kadardık, pek çok şeyden konuştuk, açılma süreçleri, yas süreci, açılmada aile perspektifi, grup dinamikleri, toplantılarda karşılaşılabilecek nefret söylemleri durumları, insanları konuşmaya motive etmek vs. pek çok şey. benim açımdan bu eğitimin bir başka önemi de oldu, zaten eğitime çok aktif olarak, sorular sorup yorumlar yapıp görüş bildirerek katıldım, bunun yanında konuşulan konularla ilgili olarak kendi deneyimlerimden pek çok örnek verebildim. bu örnekleri verirken de çok rahattım. bunun benim için önemi, hayatımda ilk defa, bir grup içinde (her ne kadar lgbt grubu olsa da) kendi durumlarım ve deneyimlerim hakkında ilk defa konuşabilmiş olmam oldu. eğitim sonunda pazar günkü spod'un olağan açılma toplantısına da katıldık, orada da kendi açılma sürecimi güle eğlene anlattım, ki bu da benim için ilk oldu. daha önceden o kadar açılma toplantısı moderatörlüğü yaptım, hiç birinde kendi hikayemi anlatacak kadar cesaretim olmamıştı, bu sefer nasıl oldu bilmiyorum, bıraksalar bütün hayat hikayemi anlatacak kadar rahattım.

zihnimde ne gibi birşey değişti bilmiyorum. bu tür konuları konuşmak, kendi hikayemi bir topluluk önünde anlatmak imkansızdı benim için. daha 6 ay önce gittiğim psikologa bile anlatmaya utanıyordum, anlatıcam diye soğuk soğuk terler boşanmıştı, 6 ayda resmen evrim geçirdim. bu benim için şaşırtıcı oldu. hala über süper rahat bir insan değilim bu konuda, ama ciddi bir aşama kaydettiğim kesin. kendimle gurur duyuyor muyum, yok hissettiğim gurur gibi değil, ama bolca hayret hissediyorum, bir de iyileşiyormuşum gibi geliyor. hala korkularım ve çekincelerim var elbette, hala en yakın arkadaşıma açılamadım mesela ama sürekli bu konuda bir adım atabiliyorum.

duygular ve sıkıntılar konuşuldukça hafifliyormuş, derdini anlatmayan derman bulamıyormuş, kanlı canlı yaşamış durumdayım. benden havadisler böyle.
özgürlüğümü istiyorum ey hayat. senden alacaklarım var. artık hesap kesme vakti gelmedi mi? bu ay 36 oluyorum gözü çıkasıca hayat. biraz da bana çalış ulan..
vakti zamanında gözüme toz kaçarak gılgamış destanı yazdığım başlık.

şimdilerde itirafa değer tek şeyim aslında oo güçlüyüm yalnızlık iyidir kendime yetiyor özgüveninin aslında sözden ibaret olduğu, içten içe bildiğin gayet de rahatsız olduğum bir durumdur.

bunu kendime itiraf edemiyorken koca sözlüğe itiraf edebilmek güzel bir başlangıç gibi. varsa alırım bi kardeş (!) biz senin yanındayızınızı.
bıktım tarkan'ın şimarık parçasından.

türkiye'yi duyunca herkes ''aaa can you play kiss kiss'' diye soruyor. bok var amk başka hiçbir şeyimiz yokmuş, 20 yıl geçmiş üzerinden hala tek akla gelen bu şarkı.. rezillik valla uyuz oluyorum.
canım kürt ya da iranlı sevgili ya da fuckbuddy istiyor.
bugün asla unutamayacağım bir şey yaşadım. ilk başlarda komik gibi gelse de şu an beni duygulandırıyor. hiçbir şey o brownie intense kadar değerli, çikolatalı süt kadar tatlı olmayacak galiba.*
galiba iyice s*ks bağımlısı olma yolunda ilerliyorum. ama kendimi bağımlı gibi de hissetmiyorum, sadece elimde imkan varken s*ktirmek çok güzel geliyor. haftada birkaç kere. sizce kötü durum mu?
kafam karışık. vizelerim bitince onu terk edicektim güya. ama olmadı. hala düşünüyorum. uzaktan ilişki bana göre hiç değil. avrupaya bir şekilde taşınsam bile onun yaşadığı şehre taşınamayacağım. yine ayrı olacağız. her gün buluşamayacağız, her gün elini tutamayacağım onun yine. sadece işte bikaç ayda bir filan. ya da avrupada olursam ayda bir. ama nereye kadar böyle gidecek ki? onu seviyorum ama olmuyor mu ne?
aslında yazmak istediğim çok şey var ama yazmaya, anlatmaya üşeniyorum. bir de gereksiz ve işlevsiz o kadar saçma tavsiyeler verenler oluyor ki çevremde, aman içimde kalsın diyorum.
bir buçuk sene kadar sonra ilk kez birisine ondan hoşlandığımı söyledim, gerizekalı mavi tikle cevap verdi. yemin ediyorum or*spu olmak en güzeli. kimseye bağlanmayacaksın bu hayatta arkadaş.
bugün para teorisi finalim var ve paraya dair bildiğim tek şey bende olmaması.
4.5 yıldır kullandığım telefonum artık çalışmıyor. hani dibine kadar sıyırıp son damlasına kadar tüketirsin ya aynen onun gibi. ekranı dalgalanıp kapanıp bir daha açılmayana kadar kullandım s3 ümü. gayet de iyi anlasıyorduk aslında. şuan insanlarla iletişim kurabildiğim tek yer. facebook. bilgisayarımı yanımda taşıyorum falan. oysaki yeni yılda çok paramız olursa diye ne hayaller kurmuştuk yukardakiyle***
birkaç ay önce kendimi öldürecektim. zafer ekin karabay (çok iyi şairdir.) gibi. aynı yaşta. gerçi ben şair filan değilim. neyse. kredi borçlarımı, bitmesi gereken ertelenmesi gerekenleri bitirmeyi bekliyordum. çalıştığım hastaneden aşağı atacaktım kendimi. bunu da yaparken largactil alacaktım bir tane. gerçi öyle planlamak ile olmaz ama, zafer planlamıştı, karşıya geçmişti. ta ki bir gün, kızkardeşim de lezbiyen olduğunu açıldıktan sonra kaldım. geceydi. ve "ne bilmiyorum senin gibi o terimleri, ama bir kadın ile beraberim ve mutluyum." dedi. sabah "zor" kişiliğimden ötürü beni sevmeyen aktivist lezbiyen kadını aradım. geçiştirdi. sanırım devam etmeliydim. ben kardeşime sahip çıkmalıydım. para filan göndermeliydim. ilginç bir tecrübe. kardeşim, bir keresinde beni ruj sürdüm diye şikayet etmişti. onlar için özür diledi ertesi hafta. largactili ölmek için değil bunlar için attım. aktivizme daha bir sarıldım sonra. aile grubuna gittim. oraya takılan, organize eden şişman çocuk ile sohbet etmek istedim. ama gergindik. üstelik ben sosyal hizmet üzerinden ilişkilenmem gerekti.
militarist hastaneme devam kovboy dedim. yattığım adamların beni değersizleştirmesine, inanılmaz çaba sarfettiğim derneğime , lezbiyen aktivist kadının yüzünü ekşitmesine devam kovboy! yatmadan önce benimle sohbet eden çocuk sonra yattıktan sonra siktir eden çocuk burayı önerdi, buraya da devam dedim. yazarsam iyi olur.
dün kuirfest galasına gelmiştim. öğrenci iken çağdaş sanatlarda sadece broşür satmaya gelirdik. aşık olduğum heteroseksüel ile gelirdik. şimdi ise?. aile grubuna destek veren şişman gelmemişti. bütün aktivistler oradaydı. hava keyifliydi. ev arkadaşım gelmemişti. zaten kavgalıydım. her şey ile kavgalıydım. lezbiyen aktivist kadın ile öpüştüm. geçti. şişman çocuk arkadaşları yanındaydım. onlardan birinin arkamdan "değersiz" bir laf ettiğini duydum. tokat atmak istedim. şişman çocuğa ayıp olurdu. üstelik çocuk çok mücadele ediyor . olmazdı tokat. çağdaş sanatların önünde yıllar önce gibi sigara yaktım. biri beni görmemezliğe geldi.
kardeşimi aradım. iyi olduğunu öğrendim. ağladım kapadım telefonu.
birkaç ay sonra kendimi öldürmeye tekrar karar verdim. herhangi bir psikolojik sorundan bağımsız. herhangi bir destek alma talebinden bağımsız
sonra hangi karşıya geçsek, yalnızız derdi zafer. doğruymuş.
ehtiraslı pasiv axtarıram. qayırmak isteyirem sehere qeder. uff
sinir nöbetlerimi bıraktım ayı sözlüğün manevi desteği iyi geldi destek veren adminden tut bana yazan herkes minnet duyuyorum iyi ki varsınız...ama son zamanlar fotograf atmıştım ve fotografım en kötü fotograf secildi ona çok bozuldum ilk defa paylaştım fakat sildim hedef tahtası gibi oldum herkes mükemmel değil herkes dört dörtlük bi yakışılık yok ben çirkinim bunu biliyorum artılar havadayken sürekli eksi yemek üzdü beni malesef demekki kendi içimizde bile ötekileştirme var...
hayatıma girip beni kırmış herkesle bir yüzleşme istiyorum. ya bir kez yüzleşelim, ben şu içimi bi boşaltayım.

öcümü alıcam diyip öcümün bana geldiği kişilerle bile yüzleşmek istiyorum. yüzleşmek dediğim oturup adam akıllı konuşmak, bi kahve içmek. nasılsın neler yapıyorsun değdi mi muhabbeti.
bugün 2 farklı kişiyle seviştim. alnıma "kaşar" diye dövme yaptırmak istiyorum, şöyle uygun fiyatlı, hijyenik bir tattoo artist tanıdığı olan var mı?*
beraber art arda 8-10 gün geçirdiğim insanlardan en başta ne kadar sevsem de nefret etmeye başlıyorum. benden sevgili olmaz.
  • /
  • 91