gabriel garcia marquez'in çokça sevilen romanı kolera günlerinde aşk'ın ana eksenindeki hastalık. sinema uyarlaması yapılacağı zaman içimden "oha nasıl olacak lan bu?" dedirten ve ortaya çıkan sonuçla da çok şaşırtmayan lakin italyan güzel giovanna mezzogiorno'nun zarif oyunculuğu için izlenebilecek bir de sinema uyarlamasına sahiptir.
iki yil oncesine kadar kendimin farkinda oldugum halde aksiyona gecmemis biriydim. tamamen straight bir mantikla ve gay arkadas yoksunlugundan yalan yanlis inanislarim vardi. gay bara gitmek seviyesizlik gelirdi ama bir dakika ben bara eglenmeye gitmiyor muyum? calan sarkinin kotulugu umrumda degil artik. bara sik gidiyorum desem yeridir ama bazen gozlemleyerek bazen de dans ederek egleniyorum. gec ciktigim bu yolda kendimi kesfediyorum ortama alisiyorum ve insanlarla tanisiyorum. mutluyum, evet herseyden daha da onemli ve hepsinin de uzerinde olan tek sey bu. sozlukte bunun aracilarindan biri. iyi ki buradayim.
genelinin giyim zevki ya da kendime bakayım gibi bir derdi yoktur. kendine güvenleri üst seviyede ve muhabbetleri de on numaradır. akla gelebilecek pek çok şey hakında bilgi sahibi olmaları dışında sohbetlerinin satır aralarında öyle hazineler yakalarsınız ki saatlerce konuşsun istediğiniz belki de tek kadın haline gelmektedir.
the courteeners'ın ritmiyle insanı hareketlendiren şarkısı. şarkının şu sözlerinin geçtiği kısmı favorimdir:
dark rings around your eyes are fashionable until somebody dies
this pace a little too fast
you're a space cadet dressed in fiberglass
you're gonna shatter, it's not too late to undo
put the fiddle down, the taming of the shrew
bu konuda cate blanchett'i tek geçerim. elizabeth: the golden age filmiyle aday olduğu yıl la via en rose filminde edith piaf'ı canlandırarak ve hakeden olarak ödüle kavuşan marion cotillard'ın adı açıklandığındaki tepkisini videoda kendi gözlerinizle görün. şahsen izlemeye doyamıyorum. aktirs aynı zamanda ödül tarihinin en samimi konuşmasını da yapmıştır.
çoğunluk tarafından i will always love you şarkısıyla bilinse de aslen balladların değil 80 ve 90'lı yıllarda söylediği hareketli şarkılarla üne kavuşmuş, bu sebepten de i look to you albümü çok beğenilmeyen ve "yatacak yerin yok bobbi brown" dedirten ses. yakın zamanda sparkle isimli filmiyle sinemalara son bir kez uğrayacak olması filmi bekliyor olmamın tek sebebidir.
gece yolculuk etmeyi benim gibi sevenlerdenseniz uyuyan diğer erkek yolcuların (hepsi değil tabi gözünüze hoş gelenlerin) sabah vakti sizlere yaptığı hoşluk.
bu konuda cate blanchett'i tek geçerim. elizabeth: the golden age filmiyle aday olduğu yıl la via en rose filminde edith piaf'ı canlandırarak ve hakeden olarak ödüle kavuşan marion cotillard'ın adı açıklandığındaki tepkisini videoda kendi gözlerinizle görün. şahsen izlemeye doyamıyorum. aktirs aynı zamanda ödül tarihinin en samimi konuşmasını da yapmıştır.
2002 yılında oyundan uyarlanan ve resident evil adıyla gösterime çıkan ilk film 33 milyon dolarlık bütçesine dünya çapında 102 milyon dolar gişe ile cevap verdikten sonra yapımcılar seri haline getirmeye karar vermiştir. ikinci film resident evil: apocalypse 2004'te vizyon yüzü görmüş 45 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 129 milyon dolar getiri sağlayınca üçüncü film resident evil: extinction için düğmeye basılmıştır. 2007'de vizyon yüzü gören film 48 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 148 milyon dolar getiri sağlayınca dördüncü filmi bekler hale geldik. 3 yıllık aranın ardından üçüncü boyut teknolojisi ile 60 milyon dolara çekilen resident evil: afterlife dünya çapında 296 milyon dolar getiri ile yapımcısının paraları sayarken ellerinin tahriş olmasına sebep olmuştur. serinin şimdilik son filmi resident evil: retribution amerika'da 14 eylülde vizyona çıkacaktır.
aslında saçma karmaşık konular gibi bir açılımı anlık uydurup işin aslını üzerine tıklayınca öğrendiğim kısaltma. yo kafam her zaman bu kadar tuhaf çalışmaz ben de sizler gibi normal biriyim.
kanal d'nin doktorlar dizisine rakip olarak sürekli oynattığını düşündüğüm zamanında da hiçbir bölümünü izlememiş olmama rağmen yine izleyesim olmayan dizi