bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

behzat ç

bir kaç bölümdür içinde sağlam kia reklamı izlediğimiz dizidir.

melih gökçek

ankarada esnaf ziyareti yaparken yumurtalı protestoya uğramış kişidir.

(bkz: hay o öpülesi eller)

etkili kürtaj yöntemleri

gündeme taşınan kürtaj yasağı sonrasında gelen doğal tepkilerdendir.* harbi harbi bazı yöntemlerin zikredilmesine şahit olmaktayız.

recep tayyip erdoğan

ağırlıkla kadın bedeni üzerinden siyaset yapan politikacıdır. *

ayı sözlük 2012 ödül töreni

en iyi giriş yapan yazar ödülünün sahibinin pisuvardaki siyah kil 3; en iyi çıkış yapan yazar ödülünün de pisuvardaki siyah kil 2'ye verileceği kulislerde konuşulan ödüllerdir. bunun dışında ayı sözlük kadın hakları ödülünü de alacağına kesin gözle bakılan pisuvardaki siyah kil 3 toplamda 3 ödül alarak, törenden en çok ödül alan yazar olarak dönmesi beklenmektedir. * * *

eurovision 2012

26 mayısta yapılacak finallere çıkış sırası belli olmuştur.

01. ingiltere
02. macaristan
03. arnavutluk
04. litvanya
05. bosna hersek
06. rusya
07. izlanda
08. kıbrıs rum yönetimi
09. fransa
10. italya
11. estonya
12. norveç
13. azerbaycan
14. romanya
15. danimarka
16. yunanistan
17. isveç
18. türkiye
19. ispanya
20. almanya
21. malta
22. makedonya
23. irlanda
24. sırbistan
25. ukrayna
26. moldova

çekilen kurralar sonucunda ilginç bir sıralama ile karşımıza çıkmıştır. listede 11. sıradan 19. sıraya kadar neredeyse favori bombardımanına tutulacağız gibi gözükmektedir. malesef biz en güçlü favorilerden biri olan isveçten sonra sahne alacağız. bu da bir kısım dez avantaj olarak görülebilir. fakat yinede sonlara doğru çıkmamız ve bizden sonra ukrayna* ve irlanda * haricinde * başka favori yok. bu da bizim için oldukça avantajlı bir durum olarak dikkat çekmektedir.

eurovision 2012

can bonomonun 2. yarı finalde sergilediği performansı çok hızlı bir şekilde internete düşmüştür.

can bonomo

eurovision 2012de pek az kişiye nasip olacak bir ilgi görmüş sanatçımızdır.

eurovision 2012

10/7 lik tahminde bulunduğum 2. yarı final olmuştur. fakat slovakya ve hollandanın finale kalmamasını yadırgadığım ve maltanın çıkışını yadırgadığım bir eleme olmuştur. ayrıca azerbaycandan gelen desteği içimizde hissetmek ayrıca hoştu.

eurovision 2012

türkiye adına can bonomonun performansı gerçekten iyiydi. azerbaycanda olmanın avantajıyla salondan ciddi bir destek geldi. ama bunun dışında tüm izleyicilerinde ayakta olması ayrıca güzeldi.

tek gecelik aşk

uykuda kamyon devirmekten başka mantıklı açıklaması olmayan bir kavram olsa gerek.

(bkz: aşkın bokunu çıkardınız kokar tabi)

hayali arkadaş

çocuk gelişiminde belli bir evreyi gösteren ama gerçekte bu algıya inanan yetişkinlerin ciddi bir tedavi görmesi gereken durumdur. içimizde bu tür karakterleri her zaman taşırız. bizi bir yere bile getirebilir. gel gör ki hayal gerçekmişçesine paylaşılırsa; işte o zaman bu kişiye tebareke okumanın vakti gelmiştir. böylesine durumlarda normal arkadaşlar daha akıl karıdır.

eurovision 2012

10/8 tahminimlerimin isabetli olmasına sevindiğim ama letonya adına hakikaten şaşırdığım bir yarı final olmuştur. tahminimce irlandanın sulu zırtlak şarkıları ve gösterileri final biletini almıştır. demek ki neymiş.. show önemliymiş.

(bkz: repeat after me)(bkz:#54901)

küçük besleme

eurovision 2012

geldi çattı eurovision zamanı. kendi bakış açımdan bir değerlendirme yapayım bakalım. *

1. yarı final *

karadağ: ses getirir ama zirvede yeri yok.
izlanda*: güzel şarkı ama zamanın gerisinde.
yunanistan*: yazın herhangi bir yerde dinlesem yadırgamam ama yarışma için sıradan.
letonya: gayet güzel parça az daha geliştirilseydi, tüm yük nakarata yüklenmeseydi keşke. gün içerisinde nakaratı dilime dolanıyor.
arnavutluk*: gerçekten çok etkileyici ve bir o kadarda teknik bir parça. ben gerçekten bayıldım. bu işi show ve * solistin eşcinselliği ile götürebilir.
romanya*: parça dile dolanıyor. tarzım değil ama parçayı bu yaz dön dolaş dinleriz gibi geliyor. iyi bir çıkış yapabilir ama ilk 10 anca.
isviçre: yani playlistte çalsın, bulaşık yıka, evi temizle ama yarışmada şans vermiyorum.
belçika: iyi bir castı olan romantik komedide güzel sahneler eşliğinde, bir soundtrack şarkısı olabilir ama yarışmada esamesi okunmaz.
finlandiya: eli yüzü düzgün bir şarkı olabilir. sözlerini bilmem ama sevdiğinizle el ele zıplaya zıplaya kırlarda dolanın bu parçayla. ama eurovision için olmamış yafu.
israil: ilginç, neşeli, eğlendirici bir parça ama show haricinde niteliğini pek çözemedim. ortaya karışık buldum.
san marino: bildiğin gençlik şarkısı. sosyal ağlardan dem vurmuş. acaba ordan götürür müyüm işi gibisinden ama olmamış.
kıbrıs rum kesimi*: fıkır fıkır, hoppidi hoppidi bir parça. normalde de avrupa listesinde yerini alabilecek bir şarkı olarak görüyorum. iş yapar, bir yerlere gelir bu parça. zirve ise sürpriz bakalım.
danimarka*: benim 1 numaralı favorim. solistte ve şarkıda allanis morisette ve shanai twain popüler olduğu zamanları hatırlattı bana. öyle böyle değil sevdim bu parçayı. yalnız 1. olmayacak gibi geliyor. çünkü parça çıktığı ilk günden bu yana oldukça beğeniliyor ve tüketiliyor. bunun dezavantajını yaşayabilir gözüyle bakıyorum.
rusya*: parçanın enerjisi gayet güzel. bir de ninelerin söylemesi sempatisini arttırıyor. bir de bakmışız 1. olmuş. hiç şaşırmam.
macaristan*: güzel bir alternatif rock parçası. dinlenirlir ama sanmam.
avusturya: bana göre değil. pek dinleyicisi olmayan bir tür. hani bazı çıkışları akılda kalıcı ama yeterli değil. bir cacık olmaz diyorum.
moldova*: balkan rüzgarını arkasına alan bir şarkı. ama dinle ve geç. ötesi yok.
irlanda*: zamanın tüylü oyuncak anahtarlıkların vücut bulmuş hali. şarkıya gelecek olursak; vasat.


2. yarı final *

sırbistan*: iyi bir bariton, güzel düzenlenmiş, etnik öğeleri güçlü bir parça ama bu yarışmada pek yer edenemez.
makedonya*: sıradan pop rock şarkısı.
hollanda: güzel, duru şarkı country öğeleri ağırlıkta. çalsın dinlenir. solist kendine güzel bir yer bulur. ilk 10 belki. bu anlamda sürpriz çıkabilir.
malta*: zamanının gerisinde popülerliğini yitirmiş bir 90lar parçası gibi. solist anca satıyor parçayı.
belarus: popülerliğini yitirmiş bir boysband ve rock karışımı. sıradan ama bu çocuklarla parçayı satarlar.
portekiz: farklı bir parça. klasik bir latin ezgisinin değişik alt yapıyla yorumlanışı gibi. nakaratı basit. ama parça kendini dinletir. yarışmada şansı pek yok.
ukrayna*: iyi şarkı akılda yer eder. genç kitleyi fokurdatır nitelikte bir disko parçası. eski disko esintileri de taşıyor. bana göre değil ama favori bilesiniz.
bulgaristan: seni seviyorum üzerine tüm ülkelerin dillerinde söylenerek yapılmış bir disko parçası. tanıtım için çok dolandırdılar bu kızı ama bence nafile.
slovenya: yavaş bir parça işi zor.solist iyice, yine parçanın lokomotifi güzel nakaratı ama şansı pek yok. sevilen bir şarkı.
hırvatistan: iyi bir solist ama vasat bir slow.
isveç*: başarılı bir disko parçası. solist güçlü, parçayı ortaya çıkarmış. güçlü bir favori olarak gösteriliyor.
gürcistan: fazlasıyla karmaşık bir parça. alt yapı ve akorlar iyi. pek iş yapmayacak bir parçayı bu şekilde bi şeye benzetmişler. solistin performansı etkileyici ama bildiğimiz bulamaç olmuş.
türkiye*: duyuluşlarıyla farklı ve alternatif olmasından dolayı ilgi görüyor. baya bir seveni var. bahisçilerin 1.lik için en büyük sürpriz adayı. aslında parça ile ilgili iyi bir taktik güdüldü. parça heryerde çabuk tüketilmesin diye fazla pazarlanmadı. hali hazırda ilgi görüyor zaten. neredeyse finalde olmasına kesin gözüyle bakılıyor. ses getireceğimiz kesin ama ilk beşte olabilir de olmayabilir de. *
estonya*: duru ve güzel söylenmiş bir slow. normalde pek şansı yok ama yakışıklı oğlan bu masum duruşuyla sürpriz bile yapabilir. *
slovakya: bu senenin adam akıllı tek klasik rock parçası diyebiliriz. ben sevdimde hani. finalde görürüz ama ne olur bilinmez. pek üstlere çıkmaz desemde olabilir şaşırmam.
norveç*: tam bir disko dans parçası. hatta yarışmadaki en favori dans parçalarından biri. evde açıp dinlemem ama es kaza bir diskoya gidersem bu parçada kurtlarımı dökerim. güçlü bir parça.
bosna hersek*: güzel bir slow. ama eurovision için oldukça pasif bir şarkı. ama şarkıdaki nefesli etnik eşlikler etkileyici.
litvanya*: yavaş başlayan sonra hoppidi hoppidi oynatan bir parça. gösteri ile bir yerlere gelebilir ama şans vermem. aşkın gözü kördür lafından yola çıkarak avrupadaki kalbi kırıkların oyunu toplarsa anca.

direkt finale gidecek ülkeler:

ingiltere: solist kesinlikle övgüyü hak ediyor. şarkıda sade, güzel ama ötesi yok. solist eski popülerliği ile nereye gelecek bakalım merakla bekliyorum.
fransa: güzel bir parça. parça kendisini dinletiyor ama pek şans vermiyorum.
italya: pop caz yorumuyla popüler bir şarkı. tam bir eurovision şarkısı kendine yer edinebilir ama listeyi zorlamaz.
azerbaycan: oldukça güçlü bir slow ve favorilerimden biri. kazanması zor * ama özelliklede nefeslideki duduk ve etnik vokal eşlikten çok etkilendim.
ispanya: klasik bir slow. bir numarası yok.güzel, dinlenilebilecek bir şarkı ama burda bir yere gelemez.
almanya: güzel bir pop rock parçası. nakaratı gayet güzel ama yeterli değil. bunun dışında solist şimdiden hayran oluşturmuş bile listede iyi bir yer bulabilir.

(not= bu entry zaman zaman editlenecektir)

en iyi reklam müzikleri

bir günde 4 film izlemek

filmine göre değişebilecek bir aktivitedir. malum bazı filmlerde ciddi enerji harcanmaktadır. * * bazı filmlerde de ciddi algı zorlanmaktadır. ** vel hasıl kelam azı karar çoğu zarar

kim ister ki gay olmak

bir an için kenan ışık ın sunması beklenen bir yarışma olarak ütopik, fantastik bir algılanabilitesi de vardır.

homofobiyesescikart

içimizdeki homofobiklerin varlığının daha katlanılmaz olduğunu gösteren bir tür riyakarlık olarakta dikkat çekmektedir.

herkesi kendisi gibi sanmak

kişinin kendisi ne ise karşındakileri de öyle bilmesidir. aslında böyle davranan zaad içini sergilediğinin farkına bile varmaz ama kişinin saflığı yada kofluğu burdan rahatça anlaşılabilmektedir. özellikle de içi koflaşmış birinin sözüm ona başkaları hakkında dillendirdikleri kendi yediği *okları * ortaya çıkarır hale getirir. saflıklada aynı tür gelişmeler gözlenmektedir.

(bkz: çok güzel hareketler bunlar)
(bkz: beğenerek izliyoruz)
(bkz: koş çekirdek getir)
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.