sıkı yazar, güzel ve cesur yazıyor. hoş gelmiş, iyi ki gelmiş. bir de bana "kuzu" dedi. muhtemelen benden en az 15 yaş küçüktür ama olsun. sevindirik oluyor insan bir yerde.
futurelavirs 'in büyük jesti karşısında büyülerin en güzelini yapan, tutkulu bir aşığın şarkısını zat-ı şahanelerine armağan etmek isterim. körler sağırlar birbirini ağırlar gibi oldu ama olsun! değer!
ev işlerinden nefret ediyorum, balkon ütülenmesi gereken perdelerle dolu ama ben burada taklıyorum, candy crush oynuyorum diyeceğim, kedi götünü görmüş yara sanmış diyeceksiniz. burada yazılanları okuyunca yüreğim acıdı. insanlar nasıl darda, acı çekiyor ama kimse kimseye yardım edemiyor. çok pis bir dünya bu be!
tartışmasız bir çekim merkezidir hepsi. gülümsemek başlı başına bir cazibe yaratır. iki insan arasında ilk iletişimin sıcak ve yakın olmasını sağlar. hele bir de güzelse insanın ayaklarını yerden kesmeye yeter. * herkese yakışır gülümsemek ama bazıları bu konuda birkaç adım önde:
bekaretini yitirme kararsızlığı çeken insana benzer. ilkinde çok düşünür, tereddüt eder ama bir kere yaptırdı mı arkası gelir artık. oraya da buraya da derken ipin ucu kaçar.
şekerim benim, elimde olmayan nedenlerden dolayı bir saat gecikmeli gittiğim halde en ufak bir gerginlik göstermeden sabırla bekledi beni. araya uzun mesafeler, uzun zamanlar girse de dostluğu her dem taze, her dem sıcaktır. sözlüğün bana en güzel hediyelerinden biri.
devlerin aşkı 1956 abd yapımı dramatik romantik filmdir. özgün adı giant tır.
senaryosunu fred guiol'un edna ferber'in 1952 yılında yayımladığı aynı adlı çok satan romanından uyarlayıp yazdığı drama filmini george stevens yönetmiş, önemli rollerini elizabeth taylor, rock hudson, james dean ve carroll baker paylaşmışlardır. george stevens filmin yapımcılığını da üstlenmiştir. filmin özgün müziği dimitri tiomkin'e aittir.
edna ferber'in romanı türkiye'de 1957 tarihinde altın kitaplar yayınevi tarafından adnan semih'in türkçe çevirisiyle ve yine devlerin aşkı adıyla yayımlandı.
herkesin kendi çeperinde ve durumuna göre payını aldığı yasaklardan sevgili billur da böyle mağdur olmuş. yazık tabi, üzücü bir durum. hayır 50 yaşındasın ama taş gibi delikanlıları götürüyorsun. canın çok sıkılıyorsa otur kendi pornonu çevir, döne döne izle diyeceğim, münasebetsizlik olacak. memlekette bu kadar dert varken kime ne senin pornondan diyeceğim, o da duyarsızlık olacak. buradan yetkililere sesleniyorum: tamam bizim canımıza okumuş olabilirsiniz ama kıymayın billurlara, rahat bırakın şeyinin üstünde fıındık kıranları.
sevgili sözlük yeni okulum mekke, medine gibi bir semtte. mahallede sarıklı, cübbeli adamlarla çarşaflı kadınlar dolaşıyor. o okulda üç yıl çalışmadan tekrar tayin isteyemiyorum. tek umudum sahil kenarından bir koca bulmak ve eş durumundan tayin istemek. ama oturduğum yerden onu da bulamıyorum. belki sen benim için bir şeyler yaparsın. sözlük, bana koca bul lan allahsız! başlangıçla bitiş biraz tuhaf oldu, kusura bakma!
annemle babamın yatakları. yıllarca bana öyle ağır baskı yaptılar ki gençliğimi zehir zıkkım ettiler. ben de onlar tatildeyken sevgilimle onların yatağında bol bol seviştim. al sana baskı, al sana tabu, al sana namus!
pakistan'dan hallice olduğumuzu gösteren araştırma. gerçi büyük bir "ecdad"mız var, "dünya liderimiz" var, kendimizi çooook büyük hissediyoruz ama bildiğin pakistan'dan, afganistan'dan bir tık ilerideyiz.
lgbt bireylerinin ezildiklerini düşünmüyorum, diyen; yaşadığı toplumdan bihaber yaşam formu. duyarsızlığı ve bencilliği en homofobik insanı bile dumur edecek düzeyde.
takip etmediğim, tanımadığım bir medya fenomeni. ama ölümü nasıl koydu anlatamam. sonradan baktım videolarına. içim yandı. nasıl hayat dolu, neşeli, güzel bir insanmış. her ölüm erkendir ama bu da çok çok erken oldu, yazık oldu. ışıklar içinde uyu canercim.
kafası kesilmiş tavuk gibi ne tarafa gideceğini bilememek, bazen kendi kendine konuşuyor gibi hissetmek, bazen kenarda durup oynayanları uzaktan izleyen pısırık bir çocuk gibi oyuna girmeye cesaret edememek, bazen de "bu kadar hesapsız insanı nerede bulacaksın, güzel güzel takıl işte!" biçiminde kendi kendine gaz vermektir.
sözlüğe dahil olduğumdan beri uyku haram oldu. sabah altıda kalkıp yedi olmadan evden çıkmam lazım. gözümden uyku akıyor ama "şunu da okuyayım, bunu da okuyayım" derken uyku kaçıyor. yarın yine zombi gibi gezerim ortalıkta. bir hafta rapor alıp bütün başlıkları okuyup öyle mi devam etsem hayata?
ayı sözlük iki yaşında zirvesi için kalkıştığım kurabiye operasyonundan sonra yaşamaya başladığım süreç. daha önce konusu olmadı ya da ailemle yaşamadığım için bilmeleri gerekmedi. ama yazlıkta bir arada bulunduğumuz için telefon görüşmeleri falan derken kurabiyeleri yapan kuzenim dahil anne, baba, kardeş, komşular herkes bir lgbt sözlüğünde yazdığımı, bir sözlük dolusu eşcinsel arkadaşım olduğunu öğrendi. on gündür eşcinsellikle ilgili ne biliyorsam, yanlış kanıları düzeltmek için sayıp döküyorum. heterolar eşcinselleri yok saydıkları gibi onlarla ilgili sorunları, gerçekleri, olayları da konuşmaz, yok sayarlar. benim yakın çevremde bu konu hiç bu kadar açık seçik konuşulmamıştı. yığınla önyargının yanı sıra "aslında özel hayatları onları ilgilendirir." gibi sonuçlara da varıyorlar arada bir. ama hala eşcinselliğin ahlaki bir çöküntünün sonucu olduğunu düşünmeden de edemiyorlar. eşcinsel arkadaşlarım olmasına bir itirazları yokmuş, ama çocuklarından biri eşcinsel olsa ne tepkiler vereceklerini de az çok sezdim bu süreçte. sözlüğe katılmadan önce sizin dünyanızla, sorunlarınızla, mutsuzluklarınızla ilgili çok az fikrim vardı. sözlüğe katıldıktan sonra sizi daha iyi tanıdığımı ve anlamaya başladığımı sanıyordum, meğer hiçbir şey anlamamışım. birebir yaşamadan, o tepkileri, koşullanmaları görmeden insan kavrayamıyor hiçbir şeyi. kimsenin hayatı ve bedeni yalnız kendine ait değil bu toplumda tamam, ama hiç kimsenin hayatına ve bedenine de eşcinsellerde olduğu kadar müdahale edilmiyormuş, bir şeyleri değiştirmek ya da kabul ettirmek için buzdan ve ateşten bir duvara çarpa çarpa amansız bir mücadeleye girmek gerekiyormuş. gördüm, anladım, çok üzüldüm! işiniz ne kadar zor, şimdi daha iyi anlıyorum.
kafası kesilmiş tavuk gibi ne tarafa gideceğini bilememek, bazen kendi kendine konuşuyor gibi hissetmek, bazen kenarda durup oynayanları uzaktan izleyen pısırık bir çocuk gibi oyuna girmeye cesaret edememek, bazen de "bu kadar hesapsız insanı nerede bulacaksın, güzel güzel takıl işte!" biçiminde kendi kendine gaz vermektir.
başı zorla kapatılmış bir kadın için yadırganmayacak açıklama. özgürlükten anladığınız şey okula gitmekse doğu'da okula gönderilmeyen kızlar bu özgürlükten yararlanmıyor sayın emine hanım. ayrıca eşinizin iktidarı süresinde kadın cinayetleri % 1400 arttı. birçok genç kız hatta çocuk namus cinayetine kurban gitti. adıyaman'da çarşıda adres soran bir adamla konuştuğu için bir kız çocuğu dedesi ve babası tarafından diri diri toprağa gömüldü. çocuk gelinler babası, dedesi yaşındaki insanlarla zorla evlendiriliyor. rızasının olup olmaması sorgulanamaz bile çünkü çocuk! biliyorsunuz ülkemizde kadına tecavüz etmek neredeyse suç olmaktan çıktı. bir çocuğa defalarca tecavüz eden bazıları kamu görevlisi "adam"lar- bu sıfatı hak etmiyorlar ya neyse- en az cezayla paçayı kurtardı. yine eşinizin iktidarı sırasında bir hırsız girdiği evde bir kadına tecavüz etti ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. yasaların bizleri korumaktaki gönülsüzlüğünü bırakın bir kenara toplumun yazılı olmayan yasaları da bizi ipsiz bağlıyor ve sözünü ettiğiniz özgürlüğü nedense biz hiç hissedemiyoruz. eğitimli, kendi ayakları üzerinde duran, düşünen, üreten bir kadın olarak ben, ayrı evde yaşamak istediğim için- bakın yalnızca kendime ait bir ev istediğim için- ailem tarafından cezalandırıldım ve iki yıl boyunca yüzüme bakılmadı! alın size özgürlüğün bedeli!
şu bir gerçek ki bu ülkede türk, müslüman, sünni, erkek ve heteroseksüel değilseniz ne özgür ne mutlu ne de güvende olabilirsiniz. bizzat eşiniz bu anlayışın en güçlü bayraktarıdır. boş laflarla komik duruma düşmeyin lütfen.
lgbt blok'u, kaosgl'yi, cinsel ayrımcılıkla mücadele lobisi'ni takip eden, her türlü ayrımcılığa karşı biri olarak, lgbt bireylere destek olmak için kayıt oldum. burada eşcisellerin sözlük aracılığıyla kamuoyunun dikkatini çekerek insanlara seslerini duyuracaklarını sanıyordum ama gördüm ki çok az yazarın böyle bir amacı ve çabası var. sıcak ve içten arkadaşlarım, dostlarım var şimdi burada. evim gibi seviyor ve benimsiyorum. ancak son günlerde sıkça şikayet edilen antidemokratik uygulamalar burada bulunma nedenimi çok sert sorgulatıyor bana.
bu kadarı bardağı taşırır denecek bir haksızlığa maruz kalmıştır.fikir intihali'nin benim bilmediğim bir zararı mı dokundu sözlüğe, yoksa sırf sözlükle ilgili düşüncelerini özgürce paylaştığı için mi kapı dışarı edildi? sözlükte var olabilmek için hep sansürlü ve kontrollü mü konuşacağız? o zaman mecranın düşünce özgürlüğü nerede kaldı? çok bilinmeyenli, acil olarak cevaplanması gereken bir durum!
burada katliamdan ve tehcirden canı yanmamış insanlar olarak acısını yüreğimizde pek duyamayacağımız yıldönümüdür. siz şimdi gidin doğu ve güneydoğu'da asimile edilen, kürt ve türk ailelerce evlat edinilmiş, müslüman gibi yetiştirilmiş, ama asıl kimliğini 30'undan sonra öğrenmiş arada derede kalan insanlara sorun. ermeni olduğu için müslümanlarca dışlanan, asimile edildiği için kendi halkı tarafından sevilmeyen insanlara sorun. eğer yalnız 98 yıl önce insanların hayatları ellerinden alındı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. sadece diyarbakır'da hayatı elinden alınan onlarca insan var. o insanlar bilir soykırımın acısını. bizimki hariçten gazel okumak!