loranahmes2

Durum: 900 - 0 - 0 - 0 - 24.06.2013 01:01

Puan: 9188 - Sözlük Kezbanı

Live Seviyesi: Yayıncı

15 yıl önce kayıt oldu.
3.Nesil Yazar.

ve düşünürüm: belki hiç yaşamadım, ne öğrendin, ne sevdin, ne de inandın... belki de kuyruklu yalanlar mutlu etti bazı bazı... kahrolsun bağzı şeyler!!
  • /
  • 45

cennet mahallesi

kürtçe

sol framede gördüğümde unutmaya başladığımı fark ettiğim ve içimi cız ettiren dil.

bir nesli böyle mahvettiler

anne özlemiyle dinlenen şarkılar

üniversite

ilim irfan yuvası. nam-ı diğer akademi. türkiyede neredeyse her ile bir tane düşmekte ancak kaçının ilim ve irfan sahibi olduğu tartılşılır. (odtü olaylarını hatırlamakta fayda var) istanbul'da ise neredeyse her ilçe. kemerburgaz, nişantaşı var. semt bunlar...

eğer ailenin olmadığı bir şehirde okunuyorsa tek başına yaşamayı ve duruma göre elindeki parayla yetinmeyi insana öğreten bir nevi hayat okulu. bir çok insan tanır, bir çok anı biriktirir, yanlışlar ve doğrular sonucunda kendi doğrularının temelini atarsın. hatıralar, tecrübeler ve teşebbüsler... insan hiç olmadığı kadar kendi olur. boşa dememişler, küçük burjuva hayatıdır bir nevi.

üst sınıflarda okuyan kişilerle sıkı/iyi dostluklar kurulması halinde kişi için bir süre sonra nimet halini alır. üst sınıftaki zat-ı muhterem hayata erken atılır ve eline para geçer. ve gayrı resmi burs bağlar size. siz ister yüzsüzleşin, ister utanın sıkılın parayı alırken ama bir doğrunun farkına varırsınız ki her zaman 'iyilik yap denize at' doğru olmuyor. bazen yapılan iyilikler ki belki de eşek yerine konulduğunuzu hissettirecek denli sık iyilikler, meyvesini yıllar sonra verebiliyor. diğer yandan üniversitede kurulan dostlukların çoğu yalan olsa da kimisi uzak geleceğe kök salabiliyor.

charlie brown

ara ara izlemeye devam ettiğim güzel bir çizgi film. diğer kahramanımız snoopy'dir.

http://www.imdb.com/title/tt0084996/

ortadoğu

en az afrika kadar cetveli andırır coğrafi alan.
tabu oyununda kullanılacak olsa muhtemelen, tabu olacak kelimeler kan, gözyaşı, silah, savaş ve insanlık dışı durumlar olur. zira durum artık anımsatmaya değil eşanamlılığa doğru gitmektedir.

tekamül

otlakçılık

sigara içip yurtta kalan öğrencilerin en az bir kere başına gelen çok da hoş olmayan bir durum. diğer yandan tanımadığın bir kişiden sigara dilenip de ardından dost olunabiliyor. tabi elde istatistik olmadığı için teşebbüse lüzum yok.

tebessüm

sıcakkanlılığın en güzel göstergesi. hele gamzesi olan insanda bambaşkadır tebessüm. insanı kuyulara hapseder yusuf misali. çık çıkabilirsen.

musevilik

hasret

çoğu zaman gerçek bir sebep, kişi veya olaydan yola çıkarak ideale olan özlem. bekleyiş, bazen çok bekleyiş.

ayı sözlük faşist entry saptama rehberi

bdp heyetinin karadeniz turu

imralı sürecinin hararetiyle alınmış bir karar olsa gerektir ki bdp süpriz bir şekilde karadeniz illerinde temaslarda bulunacağını ilan etti. ilk durakları sinoptu ve saldırıya maruz kaldılar. doğrusu hiç şaşırmadım buna. eminim böyle bir saldırıyı da bekliyorlardı. ama umarım bu karadeniz turu yeni yaraların açılmasına sebep olmaz.

tüyler ürtpertici videolardan aklımda kalan tek slogan: "ermeni soyları sinoptan defolun"

ilgili haber:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

düzeltmeyi bir borç bilirim: karadeniz turunu gerçekleştiren hdk imiş; bdp ise onun bileşenlerinden biriymiş. *

kürtçe hutbe

sivil cumalarda, uzun zamandır bdpli melleler tarafından verilen hutbelerdir.

oğlak burcu

zor erkeklerdir ama tüm kirli davranış ve düşüncelerine rağmen bir şekilde masum kalabilmeyi becerirler. elbette istisnaları yok değildir.

kanka

çingene dilinde yakın dost anlamına geliyor. izlediğim bir hint filminde duyduğumda şaşırıp etimoloji sözlüğüne sarılmıştım. ve yıllarca kan kardeşi isim grubunun kısaltılmışı sandım.*

sevan nişanyan

anders behring breivik

22 temmuz 2011 norveçte gençlik kampı katliamını gerçekleştiren katil. fakat avrupalı aşırı hristiyan dincileri tarafından kutsandığı biliniyor. yani norveç devleti onu katil ilan etti ama birilerince savunuluyor. bir diğer ilginç şeyse norveç devleti ceza hukukunda 20 bilmem kaç küsür yıl dışında bir ağır ceza olmaması dolayısıyla adamın yırtması.

bu noktada iki husus irdelenebilir:
(bkz: katili savunmak)
(bkz: katli savunmak)

ve bir cila:
(bkz: demokrasilerin sonu yozlaşmaktır)

katli savunmak

her canlının yaşamaya hakkı olduğu muhakkktır. sonu yozlaşmaya doğru giden demokrasilerde elden geldiğince bu düsturdan hareketle idam cezasını kaldırırlar. neticede gelinen nokta anders behring breivik adlı caninin, öldürdüğü seksen küsür insana rağmen yirmi yıl kadar cezalandırılmasıdır. idam edilse miydi? çok karışık bir mevzu. yirmi yıl bir insanı terbiye edebilir ancak seksen küsür insanın ruhunu şad eder mi bilinmez.

tabi asıl can yakıcı olan, geniş halk kitlelerinin sükunetiyle beslenen cinayetlerdir. suskunluğa gömülmek, elini havaya kaldırıp öldürün onları diyenlerle aynı safa girilmesine sebep olur ki bu ahlaksızlıktır. bir diğer ahlaksızlık duymazlıktan gelmektir. ve sonuçta cehaleti suskunlukla artırmaktır. mazlumun katline ses çıkarmamaktır. mazlumu hiçe saymak ve günü kurtarma basitliğine düşmektir. kısacası katille ortak olmaktır. cehaleti kabullenerek katil olmaktır.

işte bu cepheden katli savunmak en iğrenç şeydir. en ahlaksız, en onulmaz yaraları açan bir harekettir ki bizler, yalnızca türkiyeliler, kim bilir hangi suskunluğumuzla kaç masumun canına kıydık.
  • /
  • 45
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 900

bir ülkeden bir iç ülkeye

yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimali adlı(?) şiirnde geçer. bir ülke: türkiye, iç ülke: kürdistan kodlamasını sıradan biri de anlayabilir.

liseli eşcinsellere tavsiyeler

bir günlük tutun. kimse okuyamasın diye başka bir alfabeyle yazmak isterseniz kendi alfabenizi oluşturup yazın. önce arap harfleriyle yazdım, sonra kril. kardeşim cin çıktı, tıkır tıkır öğrendi. sonra bir alfabe yaptım, mübarek hint alfabesi. ben okumayı unuttum. sadece ve anlaşılır bir şey olsun. sekiz yıldır kullanıyorum, misler misi bakıp bakıp ne bu diyorlar. dünyayı kurtarma planları diyorum. yutar gibi yapıyorlar, başka çareleri yok. ama o alfabeyi de bir ansiklopedi, efendime söyleyeyim yastığının iç yüzüne falan yaz ki hem uzun aralardan sonra hatırlayasın hem de kimse göremesin. niye mi bu? kardeşim, açılmaya ihtiyacın olacak ve her zaman etrafında birileri olmayacak, olsa bile anlatacak kelimeleri bulamayacaksın, bulduğunda sabaha karşı dört olacak. bu yüzden ulaşılabilir bir kuyu olacak yanında. istediğinde su çekersin. ya da kuyuyu gözyaşınla doldurursun. haa orta birde aşık olduğum çocuğun sivilcelerini uzun uzadıya yazmış olmak bu senelerde kendimden utanmama sebep vermiyor değil. ama sen boş ver, bunu gelecekteki sen düşünsün.*

bakir erkek

yozlaşmaya giden en kestirme yolun cinsellikten geçtiğini kavramış olması muhtemel erkektir.

aşk, sevgi, kıymet ve hürmet gibi insanın ruhuyla alakalı bir takım erdemlerin cinsel perhizle arttığı hakikatini de biliyor olabilir. meyvesi geçici bir haz olan cinselliğin ancak sevilen biriyle kalıcı olduğu fikrinden hareketle bu mahremini oburluk, zenginlik, alışveriş manyaklığı gibi kapitalist devrin bir neticesi olan 'başıboş' * cinsellik anlayışından uzak tutmayı müstakbel 'iyi insan' profilinin vazgeçilmezi kabul etmiştir.

peki, bu devirde ne zaman doğru kişi bulunacak da kalıcı olacağı tahmin edilen cinsellik yaşanacak? öyle zor bir soru ki insanın yanılması işten bile değil.

yanılmaktan korkup devamlı çekinmek ise faydasız bir hareket olur. "seni seviyorum" demenin bile aşkı yıprattığı ön yargısıyla sarhoş olan yeni insanın *tahriki rahat bırakmayacağından, korkunun ecele de fayda etmediğini fark edecektir. en önemli devre ise bundan sonradır. iş bittiğinde, maddi hazzın insanı soyarak çıplak ve bencil bir insana çevirdiğini; asıl bakirliğin, bedenî olanda değil de ruhî olanda saklandığını keşfetmesi en büyük bilgisi ve erdemi olacaktır. ve en büyük üzüntüsü... bazen dayanılmaz, kalıcı bir eziyet, endişe ve dehşetengiz bir ürkme hali. fakat her halükarda uçkuruna düşkün, beyniyle testisleri yer değiştirmiş insandan daha onurlu. peki onur?

neyzen tevfik

günümüde daha ziyade taşlamalarıyla tanınan oldukça yaratıcı bir şair. ayı sözlükte yazılan bu şiir doğru olmayabilir. sitedeki bu şiirin içeriği küçükler için uygun olmayabilir.

yürü be ehli deve endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
mecnun gibi topmuyum bir am için öleyim
mecnunuda sikeyim leylayıda sikeyim
bana yar olmayan karının izzetini itibarını sikeyim
yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim
düşmüşüz bir orospunun belasına
koymadık diye ta amının ortasına
kader böyle yazmış hatırasına
ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim
kerem dağları deler bir amcık uğruna
aslı gitsinde ona buna vurdura
bir karı için değermi hiç bütün bunlara
her taraf amcık dolu mala iyi vurana
fuzuli am peşine düştün gurbete
am serindir, am derindir, şifa verir millete
ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte
bu gidişle yarrağımı gidersin cennete

hayal kırıklığı

eşcinsellerin sevgi kulvarında alışkanlık haline getirdiği olumsuz bir "davranış".

yazmak

yazmak yıkanmaktır. yazmak özgürlük ve yazmak kimi zaman kusmak. yazmak kaçış, ardına bile bakmadan bazen. yazmak gün geliyor sessizliği bozmak belki de aksine sessizliğe boyun eğmek. yazmak mukaddes bir eylem ve yazmak masumiyet, naiflik ve bütün mevzuya inat nezaket. yazmak...

brokeback mountain

esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.

hastane

bürokratik aşamaları insana kan kusturan kurumlar. özeli ayrı dert devleti ayrı. refakatçi olarak yanında bulunduğunuz 'hasta' arkadaşınızla oradan kaçarcasına çıktığınızda ne olursa olsun hastalık illetinden kurtulamayacağınızı çok iyi bilirsiniz.

ancak sadece bu değildir. irdelenmesi zaruri bir mevzu olarak:

(bkz: darüşşifa olarak hastane)

bdp milletvekili sırrı süreyya önder'in çevre duyarlılığı

gezi parkı eyleminin siyasal platforma taşınmasını sağlayan kişidir, sırrı süreyya. ne kadar bdp'yi sevmeseniz de kepçelerin önüne kendini atıp gezi parkı yıkımını durdurması aşkına saygıyı hak ediyor. taksim platformunun önceki gün ona konuşma fırsatı tanımaması tam anlamıyla nankörlüktür.

tanım: değinildiği üzere, çevreyi, onu korumak için kepçeyle burun buruna gelecek kadar sevmektedir. bu da çevre duyarlılığının gelişmiş olduğunu göstermektedir.

öğle uykusu

tembelliğin en büyük belirtisi olarak yorumlanır. ve ben tembellikte garfield'ı geçermişim. çok seviyorum. hele üç buçuk dört gibi yatıp beş, beş buçuk gibi kalkması... "gece zombi moduna girip sabaha karşı uykuya dalıp sabah da ceset gibi kalk"mak* * işten bile değil. orası ayrı.

göğüs kaslarını oynatan erkek iticiliği

bir de bunların gel bi ellesene diyen türü vardır ki düşman başına. ego tavan. gel elle bir daha göremezsin. bir yerlerini yırtsan sen yapamazsın tadında sözler ve bakışlar. kasları dökülesice. **