sinan

Durum: 2308 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34252 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

12 yıl önce kayıt oldu.
5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 116

son aşamasına gelmiş işin bozulması

var böyle bir şey. uğraşırsınız didinirsiniz. her türlü fizibilite çalışmasını yaparak yola çıkmış ve gereken ne varsa hallettiğinizi düşünmüşsünüzdür. amma ve lakin*...
olmaz o iş. bozulur.

murphy kanunları* devrededir çünkü ve/veya takdir-i ilahi.

salihat-ı nisvan

osmanlı'nın son zamanlarında kurulan, mütareke döneminde ve cumhuriyet döneminde de varlığını sürdüren gizli bir kadın örgütü /tarikatı.

--- spoiler---
hüsniye kamil (denker) hanım: enver paşa’nın annesinin yakın dostu. bu dostluk, hüsniye hanım’ın salihat-ı nisvan tarikatının baş kadın efendisi olmasından da kaynaklanabilir. hilâfet'in tasfiyesi sırasında dolmabahçe sarayı talan edilmiş, sultan reşad’ın “cülûs tahtı” çöplüğe atılmış. çöplükten tahtı tanıyan mürüvvet hanım tarafından serencebey’deki köşke taşınmış. ( istanbul’un işgalinden önce sıraselviler'de bir apartmanda oturulmuş, işgal sırasında hasene hanım'ın yardımları ile serencebey`deki köşke taşınılmış). oradan da sonradan taşınılan harbiye orduevi`nin karşısındaki apartmana götürülmüş. (bu apartmandan taşınma sırasında çalınan taht, 1998’de bir müzayede de `eczacıbaşı` tarafından satın alındı). her cuma ikindi zamanı `dar-ül acuze`’nin müdürü ve önemli yetkilileri, enver paşa’nın kız kardeşleri (mediha orbay ve hasene hanım), “güzel” atıfet hanım (`izmir sûikastı` davası “idam” sanığı ittihatçı `dr. nazım`’ın eşi), enver paşa’nın kardeşi nuri kığılıgil’in eşi gibi ittihatçı saraylı hanımlar, sarayda halayık olarak çalışmış olup apartmanda koruma altında bulunan hanımlar toplanırlar. önce kur’an okunur, sonra hüsniye hanım cülûs tahtına otururmuş. sırasıyla önce davet edilmiş olan erkekler sonra da hanımlar; hüsniye hanım’ın önce elini sonra çıplak olan ayağını öperlermiş. daha sonra gülsulu muhallebiler yenirmiş. bu ayin bittikten sonra, bitişikte bulunan odaya geçilir, önceden hazırlanmış olan aperatif-kanepeler yenilirmiş. hüsniye hanım vefat ettiği zaman, ölüm döşeğinde aynı ekip son defa bu ayini tekrarlamış ve tarikat şekil değiştirmiş. öldüğü akşam kızı mürüvvet hanım, küçük şükran (küçümen)’ı alıp pencereyi açarak bağırarak geri gelmesi için dakikalarca bağırmışlar. aynı apartmanda sokağa düşmemesi için toparlanmış olan eski halayıklar münasip kişilerle evlendirilerek aile kurmaları da sağlanmış. bunlar sarayda iş yapmış ya da onların tanıdığı zanaatkarlar. (bahçevan, marangoz gibi).
--- spoiler ---

alıntı yapılan kaynağa gider:
lnis

parallox

john von ahlen önderliğindeki, elektronik pop dalında genellikle remix şeklinde üretim yapan bir müzik projesi oluşumu. avustralya / melbourne kökenlidir. lillia adındaki solisti, projedeki diğer solistlerden daha başarılı gibi durmaktadır.
halen http://www.parralox.com/ ´dan resmi sitelerine ulaşılabilinir.

2011 senesinde radiohead'in creep parçasına yaptıkları "cosmic dawn remix" ile dikkatimi celbetmiştir:

bu da parallox'un creep cover'ının farklı bir remix'i:


depeche mode'dan the alan parsons project'e, hatta madonna'ya kadar bir yelpazeyi içeren yorumlarda bulundukları gibi, tamamen özgün işleri de vardır.

odontometre

genellikle pul koleksiyonculuğunda kullanılan ve pulların dantellerini ölçmeye yarayan bir alettir. plastik veya karton üzerinde olan tipleri yaygındır. perforasyon da denen pul dantellerini ölçme işi, sahteciliğin, hatalı pulların* saptanması açısından önem arzeder ve odontometre bu konuda pul koleksiyoncusunun en büyük yardımcılarından biridir.

odontemetrenin bir pulun dantellerindeki temsili kullanımı :

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

biraz da nostalji... 1960'lar.

marc aryan - kalbin yok mu? :

pisinge

hep "pis inge*" olarak algıladığım nick.
ulrike açıkladı da anlamını içim bir hoş oldu.*

tanım: takip edilesi bir kedi-yazar.

sözlük yazarlarının evrenden istekleri

entropik genişlemenin son bulması.

dazkarieh

portekizli bir müzik grubudur.
akdeniz ezgileri, türk, italyan, yunan hatta kelt tınıları içerir eserleri. etnik müzik, world music kategorisinde değerlendirilmeli.

siteleri : http://www.dazkarieh.com/

en iyi eserleri bence vitorina'dır : (bkz:#238210)

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

ayı sözlük dergisi için isim önerileri

sevişme başlatıcı diyaloglar

+ öfff çok sıcak!
- çıkart üstünü istersen.

bir işi düşünmeden yapmak

karar verilmesi, seçim yapılması güç durumlarda, doğru sezgilerle düşünmeden hareket etmek.

düşünmenin vakit kaybı olabileceği anlık haller vardır. bazen ölümcül sonuçlara neden olabilecek haller...

o an, düşünmeden doğru kararı verebiliyorsanız ne ala. %50 yazı, %50 tura gelir attığınız madeni para.**
sezgiselliği güçlü kişilerde, daha iyi çalışır.

örnekler:

a) yüzmek için düşünmeyin, yüzün.**
b) sevişmek için düşünmeyin, sevişin!
c) ...

inanırsanız başarılı olacağınıza, şahsen %50'den daha yüksek bir oranda olumlu sonuç alınma olasılığının artacağına inanıyorum.*

şaire

füruğ ferruhzad

kalplerdeki yerinin özeti "kuş ölür; sen uçuşu hatırla"* olan şaire*.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

led zeppelin'in whole lotta love'ının bir cover'ı.

bir de böyle dinleyin lussi in the sky'dan, görselliği de hoş :

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

les respectables - amalgame :

ayı sözlük dergisi için isim önerileri

afk

internet'te kullanılan ingilizce bir kısaltma.
daha çok çevrimiçi* oyunlarda ve sohbet* ortamlarında kullanılır.

nick yanına eklenir veya varsa durum bilgisine konur; örnek:

sinan_afk

meali: away from keyboard'dur*. yani, klavyeden uzaktayım.

çocuğum ittü mezunu diyen insan

çocuğum "ittü" mezunu diyen insan, çocuğu küçükken onu atta'ya götüren insandır aynı zamanda.* *

yan yana gelince bambaşka bir şeye dönüşen şeyler

is-tan-bul

ar-ama

koy-un

on-ay

dol-un-ay

in-ter-net

um-ay

kor-gen-er-al

yem-ek

az-er-bay-can

türk-is-tan

de-re*

kop-koyu

kap-kara
  • /
  • 116
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2308

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

zürefa

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.

homofobiye karşı sokakta soyunan çift

wagaman'ın yazdıklarını okuduktan sonra tekrar düşündüm.

başlıktaki ilk girimde, gece vakti kimsecikler etrafta yokken eylemin yapılmasından dem vurmuştum. gündüz vakti, cadde işlekken, insanla dolup taşarken yapılsa ne olacaktı? belki birileri linç etmeye kalkacaktı; belki birileri üstlerine örtünebilecekleri bir şeyler vermeye kalkacaktı; nihayetinde muhtemelen polis gelecekti.

bu tür protestolarla bir yere varılmıyor. lgbti akımına, hareketine sempatiyle bakan kimi heteroseksüelleri bile bakışlarından soğutabilir ve antipati duyar hale getirebilirsiniz bu tür eylemlerle. peta'nın hayvan hakları için yaptıklarına veya femen tarzı eylemlere benzemez sonuçları. benzemiyor da... istiklal'deki eylem, kesinlikle hareketin o anki tüm büyüsünü bozdu. benzer bir başka eylem de "recep ile şaban'ın aşkına ramazan karışamaz" olandı. belki bu sonuncusu söylem olarak doğruydu ama hangi topluma ne sunuldu? sonuç: harekete yarar değil, zarar verdi.

lgbti hareketi, bana göre toplumda kendine sıkı bir destek istiyorsa, daha çok kariyer sahibi insan dolaptan çıkmak eylemini yapmalı. daha kuvvetli örgütlenmeler ile politik destek alınmalı ve verilmeli. heteroseksüel kesimden de daha çok dost edinebilmeli ki toplumdan ayrı düşmesin, entegrasyon olsun. şimdilik düşüncelerim bu yönde.