sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

sıçmak

def-i tabii

osmanlı türkçesi'nin, istanbul türkçesi ağzında, "büyük abdesti bozmak" yani sıçmak manasına gelir.

def-i hacet

osmanlı türkçesi'nin, istanbul türkçesi ağzında, "küçük abdesti bozmak" yani işemek manasına gelir.

istanbul'da gezilecek yerler

zevke, maddi olanaklara ve sahip olunan zamana göre değişecek yerlerdir.

örneğin, modern sanattan hoşlanan biri, istanbul modern'i görmelidir.
doğa tutkunu birisi için polonezköy önerilir.
tarih meraklısı biri için suriçi, tarihi yarımada bölgesi cennet olabilir.
prens adaları'nı da unutmamalı... sayacak çok yer var ama mümkün olduğunca kalabalığın olmadığı zamanlar kollanmalı tüm yerler için.

kanlıca, kuzguncuk, yeniköy, bebek, ortaköy gibi boğaziçi semtlerinde soluklanıp çay-kahve içmekten, nişantaşı abdi ipekçi caddesi'nden, mahmutpaşa'ya dek uzanan skalada, her bütçeye göre giyim kuşamla ilgili alımlar yapmak mümkündür. demiştim ya, zevke, maddi olanaklara ve sahip olunan zamana göre, hatta mevsime göre bile, değişecek yerlerdir istanbul'da gezilecek yerler ve ucu bucağı yoktur.

artık, galata kulesi'nden kız kulesi'ne mi bakarsınız, kız kulesi'nden galata kulesi'ne mi, bilemem.*

top hat

1935 yapımı meşhur bir filmdir. türkçe'de "silindir şapka" anlamına gelir filmin adı. mark sandrich'in yönetmeni olduğu filmde, fred astaire ve ginger rogers'ın performansları doruk noktasındadır. dans sahneleri, film müzikleri ile döneminde çok sevilmiştir. seksen yıl sonra bile rahatlıkla izlenebilen bir klasiktir. müziklerini irving berlin yapmıştır. hollywood müzikallerinin en önemlilerindendir.

imdb : http://www.imdb.com/title/tt0027125/

(bkz: cheek to cheek)

cheek to cheek

1935 yapımı " top hat" filmi için irving berlin'in bestelediği bir parçadır. günümüze dek, seksen yıldır, parça defalarca yorumlanmış ve cover'ları yapılmıştır.

top hat'ten ünlü dans sahnesi ve cheek to cheek:


sözleri :

heaven, i'm in heaven,
and my heart beats so
that i can hardly speak;
and i seem to find
the happiness i seek
when we're out together
dancing, cheek to cheek.
heaven, i'm in heaven,
and the cares that hang
around me thro' the week
seem to vanish like
a gambler's lucky streak
when we're out together
dancing, cheek to cheek.
oh! i love to climb a mountain,
and to reach the highest peak,
but it doesn't thrill me half as much
as dancing cheek to cheek.
oh! i love to go out fishing
in a river or a creek,
but i don't enjoy it half as much
as dancing cheek to cheek.
dance with me
i want my arm about you;
the charm about you
will carry me thro' to heaven
i'm in heaven,
and my heart beats so
that i can hardly speak;
and i seem to find
the happiness i seek
when we're out together
dancing cheek to cheek

zzz

karikatür, çizgi roman gibi yapıtlarda kullanılan, karakterin uyuduğunu belirten harfler bütünü.

isu

a) the international salvage union'un yani uluslararası gemi kurtarma birliği'nin kısaltması.

resmi sitesi : cisu

b) izmit veya kocaeli su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüğü'nün kısaltması.

resmi sitesi : http://www.isu.gov.tr/

c) indiana state university'nin kısaltması.

resmi sitesi : http://www.indstate.edu/

d) iowa state university'nin kısaltması.

resmi sitesi : http://www.iastate.edu/

e) international skating union'un kısaltması ( (bkz:#36099) ).

resmi sitesi : http://www.isu.org

f) idaho state university'nin kısaltması.

resmi sitesi : http://www.isu.edu/

g) the isu group'un kısaltması.

resmi sitesi :http://www.isugroup.com/

h) i-shoy university'nin kısaltması.

resmi sitesi : http://www.isu.edu.tw

i) içeyim suyumu uyuyayım'ın kısaltması!*

resmi sitesi : zzz

j) ...

linux

debian

adını yaratıcısı ian murdock ile sevgilisi debra lynn'den (deb + ian = debian) alan, en önemli gnu/linux dağıtımlarından biridir. paketleri ".deb" uzantılıdır.

resmi sitesi : http://www.debian.org/

bangır bangır

albümün adı da " bangır bangır" şarkısıyla aynıdır.

(bkz: dan dan)

dan dan

şarkının adı " dan dan", albümün adı ise " bangır bangır". bu durumda, müzik veya söz olarak değil ama isimlendirme olarak bana " bang bang"´i çağrıştırdı.

kedi besleyen sözlük yazarları

şu an kedim yok ve şartlar gereği bir süre daha olmayacak. zaman içinde kedilerim olmuştu. ailemde de kedi besleyen çok insan var. bu kedilerden bazılarının adları şöyleydi: fadiş, mimi, carina*, tırmık, arabişko*, nuri sesigüzel*, pufkin*, nişantaşlı, beşiktaşlı...

çile çekmek

çile

başa gelirse, çekilmek zorunda olan hede.*

(bkz: erbain)

erbain

hicri takvim'de kışa denk gelen kırk günlük süre. erbain, arapça kırk demektir. kışın en soğuk zamanları olan bu dönemdeki fırtınalara "erbain fırtınası" denir.

"erbain çekmek" şeklinde bir kullanımı da vardır. bu da, tasavvufta, kırk gün bir odaya, mağaraya vb. kapanarak " çile çekmek"*, arınmak ve iç yolculuğa çıkarak tanrı'ya yaklaşmaya çalışmak anlamındadır.

kırk gün

gold

spandau ballet'in true albümünün 4. parçasıdır ve 4 dk. 51 sn. sürer. 1983'ten kalan bir şarkıdır.

spandau ballet - gold* :

spandau ballet - gold (with lyrics - hd) :


thank you for coming home
sorry that the chairs are all worn
i left them here i could have sworn
these are my salad days
slowly being eaten away
just another play for today

oh, but i'm proud of you
but i'm proud of you
nothing left to make me feel small
luck has left me standing so tall

gold
(gold)
always believe in your soul
you've got the power to know
you're indestructible, always believe in, 'cos you are

gold
(gold)
i'm glad that you're bound to return
there's something i could have learned
you're indestructible, always believe in

after the rush has gone
i hope you find a little more time
remember we were partners in crime
it's only two years ago
the man with the suit and the face
you knew that he was there on the case

now he's in love with you
he's in love with you
and love is like a high prison wall
but you could leave me standing so tall

gold
(gold)
always believe in your soul
you've got the power to know
you're indestructible, always believe in, 'cos you are

gold
(gold)
i'm glad that you're bound to return
there's something i could have learned
you're indestructible, always believe in

love is like a high prison wall
you could leave me standing so tall

gold
(gold)
always believe in your soul
you've got the power to know
you're indestructible, always believe in, 'cos you are

gold
(gold)
i'm glad that you're bound to return
something i could have learned
you're indestructible, always believe in

you are gold
always believe in your soul
you've got the power to know
you're indestructible, always believe in, 'cos you are

gold
(gold)
i'm glad that you're bound to return
something i could have learned
you're indestructible, always believe in
(gold)
(gold)

emtia

ticari mal, meta. uluslarası piyasalarda, değerli metaller ve bazı işlenmiş veya işlenmemiş gıda/tarım ürünleri için kullanılır genelde.
örnek vermek gerekirse, pamuk, kakao, portakal suyu, altın, palladyum, gümüş, bakır birer emtiadır ve piyasalarda çeşitli şekillerde alınır ve satılırlar.

ons

a) bir ons ağırlığındaki 24 ayar (1000/1000) saf altın ise 31,1034807 gram'dır. dolara endeksli ons kodu "xauusd" veya "xau/usd"´dir; au, aurum'dan gelir ve altın simgesini karşılar. ons, "ounce" şeklinde ingilizce yazılır; "oz" diye kısaltması vardır.

b) ingiliz ağırlık ölçüsü birimi, bir ons 28,34954 gram'dır.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.