sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

türkiye'nin 90'lara geri dönmesi

90'lara dönse iyi, bu gidişle 80'lere bile değil, 70'lere dönecek. sonra, gelsin 12 eylül... elbette günümüz şartlarına uyarlanarak çekilecek bu film yeniden. umarım olmaz. dilerim gerçekleşmez.

tanım: döne döne başı dönen türkiye'nin, geriye doğru zaman yolculuğu yapmasıdır.

mad max

ilk film, mad max'in nasıl mad yani çılgın olduğunun öyküsüdür. ailesi katledilir... dünya nükleer bir felakete doğru gitmektedir... ikinci filmde, post-apokaliptik dönemde yaşananlar işlenir; üçüncü filmde finalde bir umut belirir... spoiler'a girmeden bu kadar bilgi yeter. dördüncü film için yorum bile yapmıyorum.

alttaki yazara soracaklarım var

şirinler mantarımsı bir şeyler olduklarından mantarlar gibi sporla çoğalmış olabilirler!

alttaki yazara sorum: istanbul'un en sevdiğin semti neresi veya istanbul'da yaşamıyorsan, yaşadığın kentin en sevdiğin semti neresidir?

rumeli

osmanlı imparatorluğu'nun balkanlar'daki topraklarının tümü rumeli'dir.
daha öncesinde selçuklular'ın anadolu toprakları için kullanılırdı.
zira rum+eli(ili)= roma ülkesi demektir ve roma imparatorluğu'ndan yani bizans, doğu roma'dan, türkler tarafından alınan yerler zaman içinde rumeli olarak adlandırılmıştır.

(bkz: rum)

fatih erkoç

oynatmaya az kaldı

bir fatih erkoç şarkısıdır. nostalji...



sözleri şöyle:

bir acayip bekleyiş
sanki dakikalar yok yıllar geçiyor
beynimin aynasında
örümcekler bağlanmış hücrelerime

kokladığım çiçekler çoktan ölmüşler
beklenen kara tren gelmiyor artık
aldatılmış duygular isyan ediyor
gözümdeyse bir bakış tam tımarhanelik

oynatmaya az kaldı doktorum nerde
bir güzel kız yüzünden çıldıracağım

parlayan gökyüzünden
düşen yağmurlarla ben eridim bittim
canlı bir cenazeyim
kibrit kutularında yanar giderim

terelelli lelli lelli
aşık oldum çılgın gibi
terelelli lelli lelli
hiç aklımdan çıkmıyor ki

bir köprü olarak türkiye

tüm köprülerde geçerli olan, yazık ki türkiye köprüsünde daha bir geçerlidir: " köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek"

tedavül

para ya da benzeri araçların, hazine bonosu, tahvil, hisse senedi vb.'nin dolaşımda olması, elden ele dolaşması. dolaşım. geçerliliği olan para veya paraya çevrilebilecek likit ürünlerin piyasada gezinmesi.

frequencies

asıl adı "oxv: the manual" (2013) olan bir filmdir.

imdb: http://www.imdb.com/title/tt2414766/

trailer:
https://www.youtube.com/watch?v=pmSfzixf...

---- spoiler --alıntıdır---
özet: oxv: the manual ya da diğer adıyla frequencies (2013); yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını yönetmen darren paul fisher’ın üstlendiği bağımsız bir ingiliz yapımıdır. yönetmenin deyişiyle romantik-bilim kurgu-felsefe (sci-philosophical-romance) janrında yapılmış olan ilk filmdir. hikayemiz sıfırın altında bir frekansa sahip ısaac-newton midgeley ile alışılmışın üstünde bir frekansa sahip olan ve bizim evrenimizin otistik savantlarını andıran marie-curie fortune arasındaki ilişki üzerinden ilerliyor. ısaac (zak) çocukluğundan beri marie’den hoşlanmaktadır, marie ise herhangi bir duygusu olmamakla birlikte deney yapma isteği ile zak'le görüşmektedir. ancak zak ile marie’nin her yıl birlikte harcayabilecekleri sadece 1 dakikaları vardır. bu dakikayı aştıkları takdirde doğa durduk yere yağmur yağdırarak, zelzele yaparak, gökten bagaj yağdırarak bu birlikteliğin devamına engel olmaya çalışır. filmin en naif olan bu ilk kısmında kahramanlarımızın çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki birlikte olma çabalarını ve bunun yarattığı tuhaf sonuçları izliyoruz. (ömer yılmaz_71)
---- spoiler --alıntıdır---

altın

ons'taki kıpırdanma üzerine us$'ın da artışıyla, yani xauusd'de, tl bazında çıldırmak üzere olduğunu düşündüğüm emtia.*

(bkz.: (bkz:#252246) )

bir köprü olarak türkiye

üzerinden geçenlerin haddi hesabı yoktur.

prep

sikke

eski para

a) eskimiş, yıpranmış ama halen tedavülde olan para.

b) tedavülden kalkmış ama yakın zaman parası.

c) antik para, sikke.

d) mecazi olarak, eskiden kazanılmış, servet yapmış ailelerin soyundan gelen ve halen en azından kısmen zengin olan, sonradan görmemiş, belirli bir kültür ve yaşam tarzı geliştirmiş, yozlaşması nisbeten az kişi veya kişiler ve bu kişilere ait kurumlar için kullanılır.

preppy

"prep school"** yani abd'de* zengin ailelerin çocuklarını seçme üniversitelere hazırlayan genellikle yatılı* olan liselerden çıkma bir kavramdır preppy. prep school'da okuyanlara denir. "prepper" tabiri de kullanılır öğrenciler için. " eski para" sahibi ailelerden olmaları şarttır.

(bkz: prep)

entrysiz başlık

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

baba zula - komşunuzu nasıl alırdınız? :

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

king crimson - 21'st. century schizoid man (vo album studio: in the court of the crimson king - 1969) :

muhacir

hicret eden, göç eden anlamındaki, osmanlı türkçesi'ne arapça'dan girmiş bir sözcük olup, muhacirun sözcüğü de çoğuludur.
islami olarak, islamiyet'in kuruluş zamanlarında mekke'den medine'ye göç edenler anlamındadır.

"macır", "maacir" vb. şeklinde bozulmuş halleri de halk arasında kullanılır ve kastedilen osmanlı ve sonrasında cumhuriyet zamanında, çeşitli dönemlerde anavatan'a, genellikle balkanlar'dan, rumeli'den hatta eski imparatorluk topraklarının her yerinden göç etmiş türkler'dir.

sonradan gelen ek: ayrıca etnik anlamda türk olmayıp da, türkiye topraklarına göç edenler için de bu sözcük kullanılabilir. örneğin: çerkezler.

sıçmak

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.