sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

lgbti temalı filmler

mıy

biz

yevgeni ivanoviç zamyatin romanıdır. romanın orijinal rusça adı, türkçe'de biz anlamına gelen mıy'dır. başta 1984 olmak üzere, pek çok romanın ilham kaynağı olmuştur. yazarın tek romanıdır. 1920'de yazılmış ve kendi ülkesinde ancak 1988 yılında yayınlanabilmiştir. bir distopya'da, 26. yy'da geçer roman ve müthiş bir sistem eleştirisidir. " kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" lafını, sosyalizm'i, daha doğrusu devrim sonrası düşülen hataları ve çıkmazları eleştirmek için, mıy'ı kullanan zamyatin için söylemek mümkündür. bu da, sovyetler birliği'nde neden uzun yıllar yasaklı kaldığını açıklar romanın... bilim kurgu türüne meraklı herkesin ilk okuması gereken yapıtlardandır. bir klasiktir bu incecik roman. romanda insanların adları dahi, artık bir harf ve rakam kombinasyonuna indirgenmiştir. biz'in ana kahramanının adı da d-503'dur...

--- spoiler ---
"şimdiye kadar yazılmış en iyi bilimkurgu roman, klasik bir karşı ütopya."
ursula k. leguin

biz, sonradan kendi tarzında yazılan yapıtlar için prototip olacak disütopik bir romandır. roman gelecekte varolan otoriter bir devletin inançlarına körü körüne bağlı bir vatandaşı ve bir matematikçi olan d-503'ün günlüğüne yazdıklarına yer verir. günlük, mutluluğun, düzenin ve güzelliğin sadece özgürlüğün olmadığı bir ortamda, matematiksel mantığın ve mutlak gücün demir prensiplerinde bulunabileceğini dikte eden bir hükümet doktrininin bir ilanı olarak başlar. günlük ve roman ilerledikçe d-503, i-330 adlı bir muhalifin çarpıcı etkisine kapılır. i'ya duyduğu çılgıncasına arzuyla büyülenen d, matematiksel mantığın saflığına ve tüm insanların ihtiyacını karşılayacak ve mükemmel düzenlenmiş bir bütünlüğün kapasitesine olan inancını kaybeder. kendini azar azar ?-1'in şiirsel irrasyonelliğine ve bireysel bir aşkın anarşizmine doğru çekilirken bulur. artık "biz"i kullanmaz ve gerilla sevgilisinin adının ironik bir yansıması olarak "ben"i, yani kendini düşünmeye başlar.

zamyatin'in biz'ini farklı kılan şey otoriterliğe bakış açısındaki entelektüel inceliktir.

ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap
--- spoiler ---

http://www.idefix.com/kitap/biz-yevgeni-...


biz, aynı zamanda bir delme aletinin de adıdır.

zaman makinesi icat edilse gidilecek ilk tarih

duyulan en tuhaf isimler

jean dharma.

fransızca telaffuzla türkçe okununca "jan darma" yani "jandarma" oluyor.

ikilem

iki olay, durum, seçenek arasında karar verememe, seçim yapmakta zorlanma; "dilemma".

huzur

saatleri ayarlama enstitüsü

ahmet hamdi tanpınar'ın en önemli romanlarından birinin adı.
insanı, ikilemde bırakan tanpınar romanı; " huzur adlı romanı mı daha iyi yoksa saatleri ayarlama enstitüsü mü?" diye sordurtan roman.

zaman makinesi

aslında vardır bu makine, adına saat diyoruz.* tek sorun, saatlerin geri alındığı zamanlar hariç, hep ileriye gitmesidir. saatler geri alındığında da zaman geri gitmiş gibi gözükse de, aslında geri gitmez. sayaç, kronometre gibi alt türleri de vardır.*

(bkz: zaman bir şeylerin ilacı olsaydı saatleri ileri alırdık)

host

steward da denilen, uçaklardaki erkek uçuş görevlisi. hostes kavramının erkek karşılığı.

ayrıca network'e bağlı, router olmayan node'dur host. türkçe'de, bilişim terimleri sözlüğünde anasistem olarak karşılık verilmiştir.

steward

hostesin, erkek olanına da yani host'a da "steward" denir. erkek uçuş kabin görevlisi... ayrıca bekçi, kamarot gibi anlamları da vardır bulaşıkçılığın yanında.

tandem felix

latince bir söz öbeğidir. ideal mezar taşı yazılarındandır bana göre.

akla, bir temel fıkrasını getirmiştir:

temel mezar taşına şunları yazdırmış:
"hastayum dedum inanmadinuz, hastayum dedum inanmadininuz, hastayum dedim inanmadinuz.
sonunda ne oldi?"

düğün günü misafirler için otobüs tutulması

seviştiğin kişiden beslenmek

ideal ve sahici sevgili ise sevişilen kişi, aranızda her türlü "akış" olacağından, entelektüel bağlamda da karşılıklı olarak beslenilir.*

prodüktör

pürtelaş sokak

1980'li, 1990'lı yıllardaki travesti, eşcinsel sakinleriyle ünlenmiş bir sokaktır. istanbul / cihangir'de ve taksim tarafına doğrudur. günümüzde eski sakinlerinden pek eser kalmamıştır sokakta.

pürtelaş

cehenneme düşenin ilk cümlesi

jargon

bir gruba, mesleğe, oluşuma, ideolojiye vb. ait, özel bir dil ve terimler topluluğu, iletişim tarzı, konuşma ve yazı şekli.

black hat

kötü niyetli, hacker denince ilk akla gelen tipteki hacker'lardır siyah şapka(lı) yani black hat hacker'lar. bunlar bankacılık sistemlerini soyar, kredi kartlarını, devletin ve kamunun her türlü elektronik ortamdaki bilgilerini hack'ler, bireylere de en ufak bir acıma hissi duymadan olabildiğince maddi/manevi zarar verebilirler. asıl hedefleri para ve güç kazanmaktır ve bunun illegal yollardan olmasının onlar için bir sakıncası yoktur.

black hat adında bir film de vardır.

(bkz: white hat)
(bkz: red hat)
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.