sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

tennessee

bir abd eyaleti. başkenti nashville'dir. diğer bir önemli kenti de memphis'tir. ku klux klan 1865'de bu eyalette kurulmuştur.

(bkz: memphis tennessee)

ku klux klan

abd iç savaşından sonra, kuzey'in kazanmasıyla, güney'de 24.12.1865'te tennessee'de kurulan ve halen aktif olan aşırı ırkçı örgüt.

ada

dört yanı sularla*** çevrili kara parçası.

porto riko

ispanyolca olarak "puerto rico" şeklinde yazılan ve ispanyolca'da "zengin liman" anlamına gelen, resmi dilleri ingilizce ve ispanyolca olan, eski ispanyol sömürgesi ve şimdiyse abd hegemonyasındaki ada.

recep ivedik serisini sevmeyen insan

serotonin

muz, çikolata, ceviz, acı biber gibi birbiriyle alakasız maddelerde olabilen mutluluk verici bir hormon. insan depresyona girmek üzereyken ve girdiğinde bu hormonun çok az salgılandığı, hiç salgılanmadığı söylenir. orgazm sırasında, aşık olunduğunda, kişi kendinden memnun olduğunda da, beynin emriyle, bu hormon salgılanır. "bu hormon salgılandığı için mi mutlu oluruz yoksa mutlu olduğumuz zaman mı serotonin salgılanır?" diye düşündüren bir hormondur aynı zamanda.

sepet sepet yumurta sakın beni unutma

eskiden okul çağındaki küçük çocukların, ilkokulluların, birbirlerinin hatıra defterlerine, anket defterlerine yazdıkları tekerlememsi ve kafiyeli bir söz.

erkeksepeti.com.tr

web'de http://www.erkeksepeti.com.tr 'de ikamet eden bir site. erkeklere sepet mi satılıyor, erkekler sepete mi dolduruluyor, bilemedim.**

epet

(bkz: sepet sepet yumurta sakın beni unutma)

17 ağustos 1999 depremi

saat 03:02 itibariyle 16. yılında olacak olan acı hatıra.

17 ağustos

bugün tam 16 yıl geçmiştir 17.08.1999'un üstünden.**

(bkz: 17 ağustos 1999 depremi)

sendika

bazen, salt işçilerin değil, işverenlerin çıkarlarını temsil etmek için biraraya gelinerek kurulan oluşumdur.

(bkz: mess)

mess

1) türkiye metal sanayicileri sendikası'nın kısaltma olarak kullandığı harfler bütünüdür.

ss

2) ingilizce'de argo olarak pis, kötü. ing. normal kullanımlardaysa, bir porsiyon yemek, bir tabak yemek, hayvanlara mahsus lapa veya bulamaç, sofra arkadaşlarıyla veya asker arkadaşı gibi özel arkadaşlarla yenen yemek, kirlilik ve nezaketsizlik hali anlamlarına gelir. geniş anlamdaysa, güçlük, zorluk, dört kişilik eğlence veya parti, karışmak, müdahale etmek, kirletmek, karmakarışık olmak anlamlarını barındırır mess.

3) ...

m

yanına bir nokta(.) konularak metre kısaltması(m.) olan harf.

864 rakımlı tepe

bir zamanlar, o sıralardaki cumhurbaşkanı ile sorunu olan siyasilerin, o zamanlarki cumhurbaşkanlığı köşkü olan çankaya köşkü'nü, yani cumhurbaşkanı olan zatı işaret etmek için, çankaya'nın rakımı olan 864 m.'yi kullanarak ürettikleri bir tepe tanımı.*

(bkz: süleyman demirel)
(bkz: turgut özal)

rakım

tantric sex

tantracı seks

tantracı seks veya ingilizce olarak yazarsak, tantric sex, pratikte, boşalmayı geciktirme ve uzatma, orgazmı daha derin yaşama ve süresini artırma amaçları güden, teorikteyse derin bir ruhsal arınmaya ve evren ile bütünleşmeye çaba gösteren cinsel bir ritüeldir.

böcekbilim

entomoloji

böcek bilimi. böcekbilim. böcekbilimci'ye "entomolojist" denir.

the duke of burgundy

the duke of burgundy, eşcinsel/lezbiyen temalı bir film. aynı zamanda bir bdsm filmi. türe aşina olmayanların büyük beklentilerle izlememesini öneririm. görüntüler, ses ve müzikler, genel olarak sinematografisi güzel. ancak, senaryo ve kurgudaki yeknesaklık biraz boğuyor izleyiciyi.
film, entomoloji ile örülmüş ve göndermeler yapılmış sürekli. filmin adı da bir kelebek cinsinden geliyor yani "hamearis lucina"* kelebeğinin halk arasındaki adı olan burgondiya (burgonya) dükü'nden. "pinastre" sözcüğü kalıyor geriye zihinlerde. bu da bir kelebek türü ama filmi izleyeceklerin göreceği gibi aslında başka bir işlevi olan sözcük.

imdb: http://www.imdb.com/title/tt2570858/
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.