sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

sandık

oy sandığı anlamında da mecazen kullanılır.

kızçeler

gezi sürecinde kurulmuş, kadınlardan* oluşan bir müzik grubu.

örnek parçalar:

sandık sandık :

gezinin içinde :


röportaj:

ekmek ve gül - gezi direnişi ve kadınlar, kızçeler, mücella yapıcı :

türkiye'de kadın özgürdür

"nah özgürdür!" derdim ama demeyeyim..!

her zaman bardağın boş tarafından bakılması gereken konudur. olan özgürlükler tek tek elden gitmektedir. en azından gitmesi için birileri çaba harcamaktadır... gitmemeli, kadın - erkek - lgbti aydınlık zihinli bireyler, buna karşı duruşlarını güçlendirmelidir. hatta, olan özgürlüklerin üzerine, yenileri de eklenebilmelidir.

aldatmak

kimi aldatırsan aldat hoş değildir sonuçta ama kendini de aldatıyorsan, işte o zaman gerçek bir sorunla karşılaşıyorsun demektir.

tanım: kendini de aldattığında asıl anlamını kazanan kavram.

şekerpare

pare, farsça parça anlamında olduğundan, şeker parçası anlamına gelen tatlı.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

lady diana

soylu olmayan ingiliz prensesi denmiş ve hata edilmiş. belki üst düzey bir soylu değildi ama soyluydu. medya her zamanki gibi halkı manipüle edip efsane yaratabilmek adına sanki halktan biri gibi gösterdi diana spencer'ı.

alıntıdır:

--- spoiler ---

diana frances spencer, 1 temmuz 1961 tarihinde ingiliz aristokrasisi içinde doğdu. edward john spencer'in en küçük kızıydı. annesi frances, babasının ilk eşiydi. ingiltere, norfolk'ta, sandringham park house'da doğdu. percy herbert (kilise rektörü ve norwich ve blackburn eski piskoposu) tarafından st.mary magdalene kilisesinde vaftiz edildi. diana dört kardeşe sahipti:

sarah spencer (19 mayıs 1955 doğumlu)
jane spencer (11 şubat 1957 doğumlu)
john spencer (12 ocak 1960 da doğup öldü)
charles spencer (20 mayıs 1964 doğumlu)

eşinden boşanan frances spencer, diana'yı ve bir kardeşini de alarak londra'da knightsbridge'deki bir apartman dairesine taşındı. aynı yılın noelinde babalarını görmeye giden spencer kardeşleri, edward john spencer annelerinin yanına göndermeme kararı aldı. frances spencer dava açsa da eski eşinin nüfuzu nedeniyle çocukları geri alamadı.

1975 yılında büyük babalarının (albert spencer) ölümünden sonra babaları 8. earl yeni kont olunca, diana da lady ünvanını kazandı.

--- spoiler ---

virgülü doğru yerde kullanmak

virgül doğru yerde kullanılmazsa anlam karışıklığına neden olur da, bunu umursayan kaç kişi kaldı? istenen de bu değil mi? afazik, kavramlarını yitirmiş ve anlamları kaydırılmış sözcüklerle iletişim kurduğunu sanan ama aslında iletişemeyen sözde bireylerden oluşan bir toplum, daha doğrusu sürü, reaya yaratmak.

klasik örnektir, verelim:

- oku baban gibi eşek olma. = virgül yok, anlam belirsiz, sözcükler uçuşmakta ve ifade belirsiz.

- oku baban gibi, eşek olma. = baban gibi oku, eğitim al ki, eşek olma, eğitimsiz bir cahil olma anlamında.

- oku, baban gibi eşek olma. = baba okumamış ve cahil kalmış, çocuk okumalı ki, babası gibi eşek olmasın.

-----------------

tanım: virgülü doğru yerde kullanmak, karşınızdakinin sizi anlayabildiği ölçüde geçerli olan bir yazım kuralıdır.

(bkz: nazi gramerci)

estambul

ispanyolca olarak istanbul şehrinin yazılışı.

bkz.:
tmbl

ayrıca (bkz: n-b çatışması).

zevat

ibne kelimesinin homofobik olduğunu düşünmenin homofobik bir düşünce olması

tanım: üzerime alınmadığım başlık. zira, " seri eksi oy veren ibne başlığının homofobik olması" başlığı tarafımdan açılmamıştır.
lakin, pek muhterem gofrettin bir saptamada bulunmuştur. doğruluğu veya yanlışlığı tartışılabilecek bir saptamada...
ilgili başlıkta da bağlantı vererek belirtmeye çalıştığım üzere, aslında bana göre durum homofobik değil, seksist* bir durumdur.
filhakika, buraya da o bağlantıyı koyarak hadiseye, kaçırmış olabilecek zevat için biraz daha açıklık getirme çabasına gireyim; şu halde (bkz:#249598)'i okuyunuz. keza, şecaat meselesi de var, arz meselesi de, merd-i kıpti ise ortalarda görünmemekte. beyhude çabalar bunlar mirim.

seri eksi oy veren ibne başlığının homofobik olması

tanım: (bkz:#249598)'de değindiğim duruma değinen başlıktır.

karımla yakalasam kıskanmayacağım tek erkek başbakanımızdır

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

alttaki yazara soracaklarım var

şimdiki yaşamımı sürdürürdüm.

alttaki yazara sorum, beş parasız kalsan ne yapardın?

parmak arası terlik

bazen elim kazalara neden olabilen terliktir: http://www.milliyet.com.tr/kelebekler-va... 'den alıntıdır.

--- spoiler ---
kelebekler vadisi’nde 3’üncü terlik kazası
muğla’nın fethiye ilçesi’ndeki kelebekler vadisi’nde parmak arası terlikle şelaleye tırmanmaya çalışan 26 yaşındaki barış batı, 7 metre yükseklikten kayalık zemine düşüp ağır yaralandı. son 1 haftada aynı noktaya terlikle tırmanmaya çalışırken düşen tatilci sayısı 3’e çıktı.
----
ergün tos/fethiye (muğla), (dha) -

mersin’den tatil için fethiye’nin ölüdeniz mahallesi’ne gelen barış batı, eşi ahu batı ile tekneye binerek kelebekler vadisi’ne gitti. parmak arası terliklerle vadide yürüyüşe çıkan çift, saat 10.00 sıralarında vadinin sonundaki kayalıklara ulaştı. setler halinde yükselen kayalıklara tırmanan barış batı, 7 metre yüksekliğindeki şelaleye tırmanmak istedi. islak terliklerle şelaleye tırmandığı sırada ayağı kayan barış batı, eşi ahu batı’nın gözü önünde kayalık zemine düştü.

başında 25 santimetre kesi oluşan batı, kanlar içinde yere yığıldı. ahu batı’nın çığlıkları üzerine yardıma koşanlar ambulans çağırdı. ulusal medikal kurtarma ekibi’nin de (umke) bölgeye sevk edilmesiyle belceğiz plajı’ndan hareket eden 3 umke ve 3 sağlık görevlisi kısa sürede kelebekler vadisi’ne ulaştı. vadide 1 kilometre yürüyüp kayalıklara tırmanan ekipler, ağır yaralanan batı’ya ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı.

eşinin elini bırakmayan ahu batı gözyaşları içersinde eşine destek olmaya çalıştı. kayalıklardan sedye yardımıyla taşınan batı, kumsaldan tekneye alındı. kumburnu plajı’na yanaşan tekneden indirilerek ambulansa alınan batı, 2 saat süren kurtarma çalışmasının ardından lokman hekim esnaf hastanesi’ne götürüldü.

1 haftada 3’üncü, 1 ayda 4’üncü

barış batı’nın düşüşü kelebekler vadisi’nde son 1 haftada aynı noktada meydana gelen üçüncü terlik kazası oldu. 4 temmuz’da 26 yaşındaki cevat balaban, 5 temmuz’da ise 31 yaşındaki onur saylan aynı noktaya terlikle tırmanırken düşerek yaralandı.

kanyonda gezintiye çıkan selçuk üniversitesi araştırma görevlisi gürbüz çalışkan, kayalıklardaki taşların çok kaygan olduğunu söyledi. gezintiye çıkan tatilcilerin kayalıklara terlikle tırmanmasının çok tehlikeli olduğunu anlatan çalışkan, "kazanın yaşandığı yere kadar çıktık, ancak çok zorlandık. buraya ancak dağcılar profesyonel dağcılık faaliyetleri için gelmeli" dedi.

kelebekler vadisi’ndeki plaj işletmesinde görevli birol öztürk ise yaşanan kazaların ardından şelaleye tırmanmak için tatilcilerin kullandığı halatı yukarı çektiklerini söyledi. halatın muhtemelen şelaleden düşen barış batı tarafından tekrar aşağı çekildiğini kaydeden öztürk, "dağcı ekibimiz kazaların ardından halatları topladı. yukarı çıkışı yasakladı. ancak halat tekrar aşağı çekilmiş ve terlikle tırmanma yapılırken kaza gerçekleşmiş. terlikle yukarı çıkılırsa bu kazalar yaşanır" diye konuştu.
--- spoiler ---

senin seks marşın hangisi

tanım: can sıkıntısından yaptığım test.

--- spoiler ---
senin sek şarkın lets get it on! sen cinselliği klasik yaşayanlardansın. klasiklik sıradanlık değildir ama, kalıcı değere sahip olmaktır. senin tek gecelik ilişkilerle falan işin olmaz. sen harbisin ve güvenilirsin. zor seçiyorsun ama güzel seçiyorsun. senin kendine özgü bir klasın var, seviştiğin insanlar bir daha unutamıyor seni. bizden sana tavsiye bir de bu şarkı eşliğinde sevişmeyi dene.
--- spoiler ---

şarkı da bu; iyi de 4 dakika 56 saniye sürüyor. bu şarkı eşliğinde sevişmek için loop'a almak gerekecek!* bari bir-iki saatlik bir klasik müzik çıkaydı!

marvin gaye - lets get it on :

pc

personal computer / kişisel bilgisayar kısaltmasıdır; ingilizce'den tüm dünya dillerine girmiştir neredeyse. genellikle masaüstü bilgisayarları ifade eder.

mastürbasyon engelleyici haç

gördüğüm kadarıyla "üniseks" bir haç.

türk dil kurumu

kendisinden özetkilenim sonucunda devinimsel ittirgeç bozunumu etkisi aldığım kurum.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.