sinan

Durum: 2308 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34252 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

12 yıl önce kayıt oldu.
5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 116

heteroseksüel ayı sözlük yazarları silinsin kampanyası

gene eksi alacak. mühim değil. bunu düşünenler, aynaya dönüp kendilerine bir baksınlar.

(bkz: ötekileştirilenlerin ötekileştirme yapması )

nostalji

kasvet duygusunun üzerine bolca geçmişe özlem dökerek elde edilebilir.

nadir bir tarif daha vardır; neşe duygusunun üzerine geçmişe özlem dökmek. çok zor elde edilen bir tariftir bu.

kendi verdiği ukteyi dolduran yazar

eh, bu da normaldir. bazen yazmaya üşendiğim konular olursa ukde veriyorum. dolduran olursa dolduruyor. o konuda keyfim gelince ve dolduran olmamışsa henüz, kendim doldurabilirim. dolduran olmuşsa ne ala, dolduranın altını da doldurabilirim keza!* bir tür kendime not gibi de olur ukdeler hem.

lgbti birey olmayıp ayı sözlük'te yazmak

normaldir. heteronun homofobik olmadığı ve hetero olan kişiye heterofobik yaklaşılmadığı sürece, normaldir.

(bkz: sinan)

mr nobody

mr. nobody'ye hitaben: gitmek, bir şeyleri protesto etmek gibi konuları yakın zamanda ben de düşündüm doğrusu. belki görmezden gelmek, çok tepki duyduğunuz birini engellemek veya sözlüğe bir müddet ara vermek daha iyi olabilir. gitme bence mr. nobody. gitme. benim de hoşuma gitmiyor bazı ve hatta "bağzı" şeyler ama gitmek bir çözüm değil.

----

bu yazıyı okuyup ortamı geren taraflara hitaben: lütfen siz de gereksiz trollük yapmayın, örneğin kimse illegal sitelerden illegal örgüt propaganda ve haberlerini aktarmasın buraya, kimse de bunlara tepki olarak aşırılığa varacak boyutta, ırkçılığa kaçan ölçekte milliyetçilik yapmasın. lütfen yapmayın!


----

yönetime hitaben: işinizin gereğini yapın. kimseye torpil geçmeyin. düşünceleriniz ne yönde olursa olsun, kendi fikirlerinize yakın olanlara ama şu güzel ortamı bozanlara taviz vermeyin, çanak tutmayın, susarak koruyup kollamayın. kısacası, adil olun.

lütfen ve lütfen ve lütfen........................

şişmanlığın günah olması

150 kg.'lık ve üstü hamburger obezlerinin cirit attığı ülkeler varsa, açlıktan bir deri bir kemik kalıp ölen insanların olduğu ülkeler de varsa, günahtır.

günahtır da, o insanlara değil, bu düzeni dayatanlara günahtır.

böyle ülkeler ve böyle insanlar, böyle de bir sistem yoksa, günah falan değildir bence.

haz yitimi

haz alınan eylem ve olgulardan, isteklerden bıkma, bu isteklerin azalması ve yok olması; uç noktada, bu eylem ve olguların artık hiç olmaması, yapılmaması.

yapmakta aşırıya kaçılan her konuda, davranışta ve eylemde olduğu olduğu gibi, bir süre sonra tıpkı bir eroinmanın aldığı eroinin dozunu artırmasina (çünkü eskisi kendisini artık tatmin edemez) benzer bir biçimde, eskisinden daha fazlasıyla aynı hazzı almaya başlarsınız. bir eşik noktası, kırılma noktası gelir ve ne kadar yüksek dozda olursa olsun uyaran eylem, kişi artık uyarılamaz ve haz da artık alınamaz olur.

aşırı dozdan ölüm gerçekleşmiştir. zevkler ölmüştür. hayat anlamsızlaşmış ve amaçsızlaşmıştır... cinsel bağlamda ele alınmamalı yalnızca bu konu, yapılan her tür haz alınan "iş" için geçerlidir.

klinik depresyon belirtisidir ve yaşayan ölüler diyarına hoş ve de sefa gelmişsinizdir. doktorunuza sabırlar dilerim!*

at gibi işeyen insan

"atın ölümü arpadan olsun" dedikten sonra, arpa suyunu fazla kaçırırsa, at gibi işemesi doğal olan insandır.

insan

arapça'dan...

ins = insan, genel anlamda erkek
nisa = kadın

ins + nisa = insan

----------
bu basit etimolojik eşitlikte görüldüğü gibi, insan, kadın ve erkekten oluşmaktadır.

lanetlenmiş hurufi gözlerle, arap değil, latin harfleri üzerinden bile baksak, ins'de nisa'nın 3 harfi, nisa'da ise, ins'in tüm harfleri bulunur ve fazladan bir de "a" vardır.

her erkekte bir kadın, her kadında da bir erkek gizlidir. böyle değerlendirdiğimizde, çeşitli cinsel yönelimlerin, kişinin içinde gizli olan eğilimlerin oranında gizli olduğu görülebilir veya görülmeyebilir.

sevgilinin kıyafetlerini giymek

eski bir sevgilimle, üniversite zamanları birbirimizin kazaklarını giymişliğimiz çok olmuştu.
sonuç: benim kazaklarım, onun göğüsleri yüzünden pot yapardı ve artık giyilmez hale gelirdi benim için.
benimkiler onun olurdu; onunkilerse zaten onundu!
istemem, eksik olsun.*

lezbiyenlerde aktiflik pasiflik

sahiden anlamak istediğim bir konu. doyurucu açıklamalar bekliyorum.

akp'ye hırsız diyen kaçakçı kürt

bozacının şahidi şıracı

alıntıdır:

--- spoiler---
"toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını, benzer kişileri göstererek savunmaya çalışırlar." anlamında bir söz.
--- spoiler ---

caddebostan sahili

an itibariyle, yağmurludur. yaz yağmurudur. geçer.

mavi ay

(bkz:#246770)'de paylaştığım bilimsel gerçeklerin değil de, "sözde cahil" medyanın, kasten çarpıtılmış ve manipülatif haberleri üzerinden, bilime aykırı söylemlerin olduğu başlıktır mavi ay.

dost kazığı

ötekini anlamak

ötekini anlamak, ötekini ötekileştirmeden, size aykırı düşünsel yapıların tutsağı olduğuna inansanız bile belirli bir empati geliştirerek, ötekinin hangi süreçlerden geçtiğinin ayırdına varmak ve neden böyle olduğunu kabullenmek, ona saygı duymaktır.

saygı duymaktır ama sevmek değildir.
sevilebilir veya sevilmez öteki. fakat saygı duyulmalıdır.
ötekinin hakkını da koruyabildiğin anda, kendi hakkınızı daha fazla korursunuz.

(bkz: ötekinin ötekisi)

quo vadis

birey, doğduğundan itibaren, ailenin, toplumun ve toplumsal - sistemsel dayatmaların sistematik bombardımanı altındadır.
birey, sahiden özgürleşmek istiyorsa, önce kendini, sonra ötekini ve nihayetinde geriye kalan ne varsa onları sorgulayabilmelidir.
bunu yapabildikten sonra kendi özgür iradesi ile dilediğini seçme yolunda hakiki özgürlüğe kavuşabilecektir.
toplum, bireylerden oluşur. toplumu eğitme çabaları yetersizdir. sistem, düzen, zaten toplumu sürekli eğitir kendi çıkarları doğrultusunda ve düzen, "düzer" bireyi de, birey üzerinden toplumu da. toplum mühendisliği tekniklerine girmeyeceğim; bu konular hakkında merakınız, ilginiz varsa, zaten araştırmışsınızdır yahut araştıracaksınızdır.

ötekini anlamak olgusu gerçekleştirilmeden, anlaşılabilecek bir şey olmadığına inanıyorum.

tanım: quo vadis sorgulaması, birey üzerinden toplumu sorgulamak değildir; toplumun hastalıklı yapısının farkına varılmasıdır ve
bireyin gidişatının, toplumu, insanlığı nasıl etkileyeceğinin sorgulanmasıdır.

mavi ay

ay takvimi ve güneş takvimi arasındaki farktan dolayı 2-3 yılda bir aynı ayın içinde iki kere dolunay görülmesi durumudur. dün olan mavi ay da böyledir; temmuz 2015'te iki kere dolunay olmuştur; 2 ve 31 temmuz'da. bundan sonraki mavi ay, 2018 ve 2020'de görülecektir... atmosferdeki tozdan, kirlilikten olan mavi ay ile ilgisi yoktur. blue moon denilmesinin nedeni, pagan zamanlardaki angl-kelt sözcük, belewe (betrayal) sözcüğünün söylenişinin daha sonraları blue'ya dönüşmesindendir. pagan ayinlerinden gelen bir kalıntı yani etimolojik olarak... paganlar, aynı aylık zaman diliminde iki kere dolunay görülmesini kendi dinleri açısından önem verilecek bir unsur olarak görmüşlerdir. aslında atmosferik olaylarla ilgili değil, astronomik olaylarla ilgilidir. 2-3 yılda bir görülen mavi ay, gerçekte mavi değildir yani! ayın mavimsi göründüğü zamanlar olabilir ve bunlar tozlarla ilgilidir; ışığın toz partiküllerince filtrelenmesi sonucu olur ve her an olabilecek bir durumdur.

gaye su akyol

bazılarınca cihangir solcusu, tatlısu enteli, kafası kayık vb. şeklinde eleştirilse de çok tatlı biridir; kafasını da severim ve yakın dururum.

gaye su akyol - tophane rıhtım stüdyosu (full) "35:56" :


gaye su akyol - tam bölüm / #akustikhane #sesiniaç "58:31" :
  • /
  • 116
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2308

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

zürefa

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.

homofobiye karşı sokakta soyunan çift

wagaman'ın yazdıklarını okuduktan sonra tekrar düşündüm.

başlıktaki ilk girimde, gece vakti kimsecikler etrafta yokken eylemin yapılmasından dem vurmuştum. gündüz vakti, cadde işlekken, insanla dolup taşarken yapılsa ne olacaktı? belki birileri linç etmeye kalkacaktı; belki birileri üstlerine örtünebilecekleri bir şeyler vermeye kalkacaktı; nihayetinde muhtemelen polis gelecekti.

bu tür protestolarla bir yere varılmıyor. lgbti akımına, hareketine sempatiyle bakan kimi heteroseksüelleri bile bakışlarından soğutabilir ve antipati duyar hale getirebilirsiniz bu tür eylemlerle. peta'nın hayvan hakları için yaptıklarına veya femen tarzı eylemlere benzemez sonuçları. benzemiyor da... istiklal'deki eylem, kesinlikle hareketin o anki tüm büyüsünü bozdu. benzer bir başka eylem de "recep ile şaban'ın aşkına ramazan karışamaz" olandı. belki bu sonuncusu söylem olarak doğruydu ama hangi topluma ne sunuldu? sonuç: harekete yarar değil, zarar verdi.

lgbti hareketi, bana göre toplumda kendine sıkı bir destek istiyorsa, daha çok kariyer sahibi insan dolaptan çıkmak eylemini yapmalı. daha kuvvetli örgütlenmeler ile politik destek alınmalı ve verilmeli. heteroseksüel kesimden de daha çok dost edinebilmeli ki toplumdan ayrı düşmesin, entegrasyon olsun. şimdilik düşüncelerim bu yönde.
devark.cloud tarafından geliştirildi.