ayı sözlük yazarlarının sevdiği içkiler
votka, rakı ve şarap ile baileys!
ayı sözlük'e girildiğinde yapılan ilk 3 şey
-bugün girilen entrilere göz atmak,
-benim entrilerime cevap gelmiş mi bakmak
-özel mesaj varsa cevap vermek, yoksa istatistikleri inceleyip popüler başlıklara bakmak.
burcu güneş
sesi güzel ama çok mekanik ve tiz, bir de bir röportajında söylediği "ben sütten çıkmış ak kaşığım" sözüyle kişilik olarak benden eksi aldı. bu kızda hep böyle bir tepeden bakma, bir kendini fazla önemseme ve/veya başkalarını fazla küçük görme hali var. bu yüzden başarıya ulaşamıyor. ses güzel ama yetmez canımın içi, demek istediğim şarkıcı. ama aşk yarası şarkısı vardır ki, beni benden alır, yukarıdaki sözleri nötrler... gene de kadın vokaller arasında ilk beşimde değildir.
ayı sözlük'ten nasıl haberiniz oldu
twitterdan takibe alındıktan sonra, ilgimi çekti ve ne var acaba burda diye girdim, iyi ki girmişim.
penis
bilimsel bilgi: insan sperminin korunma ısısı 35°cdir, insan bedeni en az 36°c olduğu için erkek cinsel organı, sperm ısısını 35°cde tutmak üzere, diğer canlılardakinin aksine dışarda bulunur.
penis
özellikle yazları plajda, denizden çıkan ayıların üzerine yapışan şortlarının altından gözümüze gönlümüze bayram ettiren organ.
penis
özenle bakılası, pamuklara sarılası, sevilesi okşanası, bolca şımartılası, velinimetim, işlevi kadar boyu da önemli olan erkek organı. ben de hayranlığı mevcut. başımdan eksik olmasın.
ayılardan nasıl haberiniz oldu
küçüklükten beri iri adamlara ilgim vardı, dünyada iri ve göbekli adamları seven tek ben varım sanıyordum, zira internet tüysüz şeftaliden geçilmiyordu. zamanla benim gibi ayısever adamlerı seven başka insanlar olduğunu keşfettim, ne bileyim bir ortama girince en önce o ortamdaki göbekli adam dikkatimi çekiyor. dolayısıyla benim ayılardan kendi deneyimlerim sonucu haberim oldu.
seni seviyorum
en sevdiğim seslerden bora öztoprakın 90lara damga vurmuş şarkısı. rafet el romanın da aynı dönemlerde çıkan aynı adda bir şarkısı var, bora öztoprakın ki daha güzel.
beef mongers
ayılara ve ayıseverlere yönelik ücretsiz bir blogun adı. hem video blogu hem foto blogu olmak üzere iki blog ve oradan başka bear bloglarına da bir dolu link var. tamamen ücretsiz ve çok seksi şeyler var içinde herkese uygun. sizden iyi olmasın gözüm gönlüm ayı görmek istediğinde buraya tıklıyorum.
linki de şudur efenim. iyi seyirler.
http://thebeefmonger.blogspot.com/
panda
sayıları gün geçtikçe azalan, nesli tükenen, ayıgıillerden sevimli hayvanlar... memleketleri çinin sichuan eyaletidir. bu gidişle panda adı gelecek kuşaklar için sadece bir dondurma markası adı olarak kalacak...
ayı sözlük yazarlarının en sevdiği filmler
pleasantville (yaşamın renkleri), sliding doors (rastlantının böylesi), eternal sunshine of the spotless mind (sil baştan), magdalene sisters (günahkar rahibeler), beaches (kumsalda) filmleri her daim ilk beşimde!
twitter
benim burayı keşfetmemi sağlayan, çok vakit geçirip, çok keyif aldığım, eğlenceli bir sosyal ağ.
demet sağıroğlu
şahane sesli olmasının yanı sıra, mesafeli görünüşü sadece bir görünüş olan ve gerçekten insan gibi insan ve muhabbeti çok keyifli olan, çok sıcak bir kişi olduğu tarafımca görülmüş olan, sansasyona bulaşmadığı için şu anda pop müzikte olması gereken yerde olmadığını düşündüğüm sanatçı. sesiyle siler süpürürdü istese ama biraz şans biraz hırs bu işler.
tanju okan
şarkıyı söylemeyen, adeta yaşayan sanatçı, hıçkıra hıçkıra ağlaya ağlaya hasreti söylediğinde içiniz parçalanır, gerçekten içinin acıdığını hissederseniz o şarkıyı söylerken... bu dünyadan bir tanju okan geldi geçti işte...
kültür endüstrisi
sanırım biraz da ciddi bir şeylerden bahsetmek gerek düşüncesiyle açtığım başlık. ayrıca 28 kasımda sunup mezun olduğum tezimin de konusunu oluşturmaktadır.
kültür endüstrisi
kültür endüstrisi kavramı, başını adorno ve horkheimer’ın çektiği frankfurt okulu’nun yaptığı eleştirilerin bir parçası olarak ortaya çıktı.
kültür endüstrileri, egemen güçlerin iktidarlarını medya üzerinden kitleleri etkileyerek, hakimiyetlerini sürdürmeleri temeli dayanır.
bu düşünce, iktidarın baskıyla ve zorla ele geçiremeyeceği kitleleri sinsi ve kurnaz bir şekilde ihtiyaçları olmayan şeyleri almaya ikna ederek, yarışmalarla, müziklerle ve tv programlarıyla düşünmekten ve iktidarı sorgulamaktan uzaklaştırarak, burjuva kahramanlar yaratıp işine yabancılaşan kişilerin kendilerini bunlarla özdeşleştirmesini sağlayarak ve bu şekilde sistemin kendini yeniden üretmesini sağlayarak hakimiyet altında tuttuğunu ileri sürer. böylece kitleler hegemonya tarafından “kültürel budalalar” haline gelir.
frankfurt okulu, kültür endüstrilerinin yapay ve anlık mutluluklar sağlayarak kitleleri düşünmekten uzaklaştırdığını ve bunun iktidarın işine yaradığını savunur.
kitle iletişim araçları sayesinde bireyler topluca harekete geçirilebilmekte ya da belli davranış kalıplarını benimsemeleri sağlanabilmektedir. kitle iletişim araçlarının eğlendirici ve dinlendirici niteliği de önemlidir. çünkü bu sayede kitlelerin kültür endüstrisinin egemenliği altına girmeleri de kolaylaşmaktadır.
sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkan kitlesel üretimle birlikte 'kitle’ ve 'kitle kültürü’ kavramları da tartışılmaya başlandı.
adorno’nun popüler kültürün üretimine ilişkin oluşturduğu taslak 'standartlaştırma’ görüngüsü ile başlar. bu taslağa göre, bu endüstriler tarafından üretilen kültürel şeyler/mallar kapitalist birim ve kar elde etme amacına uygun biçimde hazırlanır ve üretilir. kitlelerin tüketimi için biçimlenip hazırlanırlar.
kültür endüstrisi, anlık zevklerle tüketicinin yorum yapma yeteneğini ortadan kaldırır, temelinde bütün gün çalıştırılan zihinlerin “siz artık biraz dinlenin” diyerek düşünceden uzaklaştırılması yatar. tabi bu sırada gerçekleştirilen bir başka manipülasyon da, yoğun bir ürün bombardımanı sunulup, aynı zamanda gereksiz ihtiyaçlar hayati ihtiyaçlar gibi gösterilerek insanlarda tüketim olgusunun yerleştirilmesidir.
kültür endüstrisi’ne sanat açısından yaklaşımlarını adorno ve horkheimer, aydınlanma’nın diyalektiğinde şu şekilde belirtmektedir: “…kendi özerkliğini bırakarak, tıpkı sanayi ürünleri gibi pazarlanabilen ve alınıp satılabilen, diğer tüketim maddeleri arasında yerini almış” bir metadır.”
horkheimer akıl tutulması
da şöyle der:
“eskiden bir sanat yapıtının amacı, dünyaya ne olduğunu söylemek, nihai bir yargıda bulunmak olurdu. … bugünse şeyleştirilmiş, bir müze parçası haline, starların performansı için bir vesile veya belli bir zümreye dahilseniz mutlaka katılmanız gereken bir toplantı aracı haline getirilmiştir. ama yapıtla canlı bir ilişki, yapıtın bir anlatım olarak işlevinin dolaysız, kendiliğinden bir kavranışı söz konusu değildir artık; yapıtın bütünlüğünü bir zamanlar doğruluk adını verdiğimiz şeyin bir imgesi olarak duymak, yaşamak mümkün değildir.”
adorno ile benjamin arasındaki en temel fark, adorno’nun benjamin’in aksine popüler kültüre son derece olumsuz yaklaşmasıdır. adorno amerikan popüler kültürünü hor görür, popüler kültüre benjamin’in aksine olumsuz yaklaşır.
benjamin: “sanatların bütününde artık eskisinden farklı gözlemi ve işlemeyi gerektiren fiziksel bir yan vardır; bu fiziksel yanın kendini çağdaş bilimin ve uygulamaların etkisine daha fazla kapayabilmesi olanaksızdır.”
sözlük yazarlarının şu an düşündükleri
şu elimdeki çeviri bitse de zıbarıp yatsam. gene sabahın köründe kalkıp işe gitmek de cabası... pufff...
bugün kendin için ne yaptın
ekmek parası olarak halen bu vakitte çeviri yapıyorum. bitmeyecek gibi.
servet
hoş gelen yeni sözlük yazarı. ortam gitgide daha şenlikli hale geliyor.