ayı olmayıp ayı sözlük'te yazmak
benim de dahil olduğum grup.
sözlük entrisi şeklinde şöyle ifade edebilirim: buraya ayı olmadığım halde ayılara bayıldığım için geldiğim, paylaşımlar neticesinde de hepinizi ayrı ayrı çok sevdiğim, kimbilir nerelerde karşılaştık hiç birbirimizin farkında olmadan ama kısmet bugüneymiş geç olsun güç olmasın diye düşündüğüm, beni de aralarına kabul ettikleri için müteşekkir olduğum ve gerçekten çok sıcak bir karşılama neticesinde keşke daha önce keşfetseydim dediğim grubun sözlüğünde yazma eylemi...
p.s. yakışıklı olduğunuz kadar sıcakkanlısınız da...
pisuvar
yeni mekanlarda artık arasında bir fayans bile konulmayan hacet giderme aracı.
yaşar
albümleri:
1) divane
2) esirinim
3) masal
4) sevdiğim şarkılar
5) hatırla
6) sevda sinemalarda
7) dem
8) eski yazlar
yaşar
mehmet yaşar günaçgün hakkında ekstra bilgiler...
•5 nisan 1970de adanada doğdu.
•m.ü işletme fakültesi
i bitirdikten sonra, istanbul üniversitesi
de finans alanında yüksek lisans yaptı.
•gitarıyla ilk flörtü 16 yaşındayken başladı.
•gitarı sayesinde çok genç kızı tavladığını itiraf ediyor.
•öğrencilik dönemini geçirdiği istanbulda hayli zor günler geçirdi.
•öğrenci evinde kaldı. öğrenci harçlığı ile geçindi.
•bu dönemde para kazanabilmek için turist rehberliği yaptı.
•yine bu dönemde, gitarıyla yaptığı sololar ve söylediği şarkıların insanları etkilediğini fark etti. o gitarını eline alıp çalmaya başlayınca, çevresinde kitleler toplanıyordu.
•kitleler onu yüreklendirdi ve barda çalmaya cesaret etti.
•şöhretinin ilk basamağı, modadaki han bar oldu.
•burada kendi eserleriyle bir hayli beğeni topladı. bir albüm yapma fikri de bu barda elde ettiği başarı sonucu doğdu.
•ilk albümü, "divane" 1995 yılında piyasaya çıktığında, onun ismi de zirveye çıktı. albüm 500 bin üzeri satış grafiği çizdiği için "altın plak"la ödüllendirildi.
•bu albüm, unutulamayan sevgiliye adanmıştı adeta. acı çeken bir kalbin ezgileri yankılanıyordu şarkılarda...
•unutulamayan kadına şöyle bir seslenişi var yaşarın; "... ayrılmanın vahşi tadına, ezgiler tarafından satın alınmış yüreğim, çıkan her güneş, yaktığım her mum, kaybettiğim her yaş, emeğin her türlüsü, sevdanın en acısı ve sen canım hepsinden önemlisi, alın yazımın tek okunaklı yeri, sana, sırf sana, sırf varlığınla bu zalim dünyaya kattığın güzellik için sana adanmıştır... ah ne çok sevmişim seni..."
•ama sevgili belli ki yaşara çok çektirmişti... o her ne kadar bir arkadaşımın hikayesinden etkilendim de yazdım dese de "o
un vedası"nda sanki o unutulmayan kadından söz eder gibi; "çok mu kolay bu son demesi, vermiyorum ki son nefesi... voltalar atıyorlar, içimde pişmanlıklar, şimdi sen mi ben mi, kıydılar ikimize..."
•"divane", "kumralım", "bir tanem" hep bu sevgiliye ait şarkılar...
•ikinci albümü, "esirim" çıkardığında da bu sevgiliden aldığı esinlerin hala sürmekte olduğu hissediliyordu;" sensiz olmuyor yerine konmuyor, kimsenin eli senin gibi dokunmuyor, karlara inat yürürüm yollarına, adını camlara yazdım okunmuyor..."
•ona "sevgilin için ne yaptın?" diye sorduklarında onun verdiği yanıt şu oluyor; "iki tane albüm yaptım."
•bu unutulmaz sevgilinin, yaşarın kalbinde bıraktığı izler, birçok kadının kalbinin kırılmasına da yol açtı. çünkü yaşar yaşadığı bu tutkulu aşkın ardından gerçek anlamda bir kere daha aşık olamadı.
•yaşar, yaralı bir erkeğin çok tehlikeli olabileceğinin bir kanıtı. birlikte olduğu kadınlara karşı duyarsız tavırlarıyla tanınıyor.
•ama o kendisini bir "aşk adamı" olarak tanımlıyor.
•ama hemen ardından ekliyor, "ilişkilerinde başarısız bir aşk adamı."
•yaşar kadınlardan anlıyormuş ama kadın dilinden anladığını sanmıyormuş. açıkçası bunu anlayabilen bir erkeğin varlığına da inanmıyormuş.
•sanatçıyı besleyen aşk ve acıdır. bunun için yaşarda her bahar part time aşık olmaya başladı.
•her erkek gibi o da güzel kadınları seviyor. özellikle de uzun bacaklı olurlarsa.
•cüretkar ve laubali kadınlar onun hiç tipi değil.
•yaşar, şiire tutkun bir sanatçı. bu konuda da hayli bilgili. adeta yürüyen bir antoloji...
en sevdiği şair cemal süreyya...
•onun en çok "karne" isimli şiirini seviyor: "kısacası o yıllarda ben... iki kişiyi birden severdim, karnemde sevinç bir aşk iki..."
•yaşar, o yıllarda bu şiiri çok sevmiş, sevmesine ama ne anlam ifade ettiğini anlayabilmesi için yılların acı tecrübelerini deneyimlemesi gerekmiş.
•şarkı sözlerinde bol miktarda yer alan "kuşlar" da bu şairden etkilenimlerinin bir uzantısı.
•cemal süreyya
ın "sevda sözleri" onun için bir baş ucu kitabı.
•yaşar, utangaç bir erkek olduğunu her fırsatta dile getiriyor.
•onun bir yanıyla maço, bir yanıyla kırılgan bir çocuk olduğu söyleniyor.
•türk pop müziğinde, tarkanın sesini ve karizmasını çok beğeniyor. mustafa sandalın tarzını taktir ediyor. nilüfer, kayahan, mfö, bülent ortaçgil, barış manço onun en hayranlık duyduğu sanatçılar.
•kayahan, onun idolü.
•nilüfer ise, en sevdiği, hatta taptığı kadın vokal.
•müzikte, çok bağırıp çağırmayan, şarkıları bir tarzda seslendiren sanatçıları seviyor. mesela brian adams onun en tuttuğu sanatçılardan biriymiş.
•eserlerini, başka sanatçılarla paylaşma konusunda biraz tutucu. bunun kendisine biraz ters geldiğini söylüyor. bir keresinde zerrin özer ondan bir eserini istemiş. "ama, ona layık bir eserimi bulamadım. bundan ötürü de çok derin bir üzüntü duydum," diyor. ancak çok sevdiği ve tarzına güvendiği sanatçılara eserlerini verebileceğini söylüyor.
•yemeye, içmeye çok düşkün... yemek konusunda bir gurme olmasa da yakın.
•o, bir koç burcu erkeği. ve bir koç erkeğinin en erojen bölgesi neresi diye, merak ediyorsanız; "beyni" olarak nitelendiriyor astroloji uzmanları.
•yaşar, bir hedonist yani keyfine oldukça düşkün bir insan. karnı toksa, elinde gitarı varsa, hele bir de bir yaz akşamı yıldızların altında, hamakta yatıyorsa... o zaman değmeyin yaşarın keyfine...
•ama en güzel bestelerini keyfindeyken değil, azaptayken yaptığını söylüyor, mesela, "o
un vedası" ve "günahsız" şarkıları, askerde soğuk bir kış günü gece nöbetindeyken çıkmış. "gerçi vatan borcu kutsaldır ve nöbet azap değildir ama yine de soğuk insanı fena vuruyor" diyor.
•o, her yanı kalabalık olsa da içsel yalnızlığını korumayı seven insanlardan.
yaşar
bunu başka bir yerde yazmıştım, burada bir yaşar başlığı mutlaka olmalı diye ekliyorum.
yaşar, idolüm o benim... sıkıldığım zamanlarda düşünüp sıkıntımı dağıtan kişi... hayatta ünlülerle tanışayım gibi bir derdim olmasa da keşke beraber bir demlensek muhabbet etsek, ben söylesem o dinlese o söylese ben dinlesem kadar yakın olmayı istediğim, onu tanınmış bir kişiden çok, farkında olmasa da dertlerimi dinleyen bir arkadaş gibi gördüğüm, tanışmayı başarabildiğim, duruşuyla, konuşmasıyla, zaten şarkılarıyla, kulislerde yorgunluğuna rağmen gösterdiği incelikle bizi kırmayarak beş dakika görüşmeyi kabul etmesiyle beni her seferinde gene kendine hayran bırakan tek sanatçı, müzisyen ve her şey...
derken tanıştık ve benim hiç sahip olmadığım manevi abim oldu. benim için mutluluk kafamda yarattığım yaşarı tanışınca aynen hayal ettiğim gibi bulmak oldu ve biz şu anda çok güzel bir iletişim halindeyiz. canım o benim.
2) türkiye içinde nerede konseri olursa gittiğim müzisyen. adana, mersin, izmir, manisa, antalya, kıbrıs farketmiyor, yaşar kazan ben kepçe arkasından tüm türkiyeyi dolaşıyorum bilfiil.
kredi kartı
adam gibi bilinçli kullanıldığında, geliri gideri dengeleyecek şekilde kullanıldığında çok fazla yararı olan araç.
ayı partner bulma teknikleri
benim çalışma alanlarım(!) toplu taşıma araçları, vapur, otobüs, metro. bir bakışta direkt kimden iş çıkar kimden çıkmaz şıp diye anlıyorum. internetten çok, toplu taşımadan tanışmışımdır tanıştıklarımla.
bara giderken yapılması gerekenler
bekarsam ve birileriyle tanışma olasılığı varsa bir güzel bakımımı, traşlarımı yapıp (ama feminenlik anlamında değil, makyaj filan değil yani... aman evlerden ırak) yüz ve vücut olarak pasparlak giderim.
sevgilim varsa (ki şu anda var), onun için hazırlık yapıp öyle çıkarım evden. her halükarda temizlik ve bakım benim için bara giderken yapılacaklar listesinde birinci sıradadır.
erdal bilingen
ayy ben de adını arıyordum, hatta entrime de yazdım çok seksi ve ahhh benim kocam olacaktı, önünde kırk takla atardım memnun etmek için dediğim aktör.
bir bölümde tam berrin ile sevişeceklerken berrin kazaktaki lekeyi görmesiyle adamı delirtti ve o anı izlemek isteyen en azından bir kere üstsüz görmeyi bekleyen beni hayalkırıklığına uğratmıştır.
ismail türüt
iğrenç adam, tenhada kıstırılası, birileri çıkıp sus be adam artık bi s.ktir git dese keşke dediğim, varlığıyla dünyayı kirleten kımıl zararlısı...
chubangel
teletubbies
karnında televizyon olan yaratıktan ne hayır gelir? oradaki eflatun, kafasında üçgen şekli olan tubbiye de şöyle böyle diyorlar.
severthecraziesta
çemberin en son halkası olan, benim de -yeni yazarladan biri olarak- sözlükteki kıdemimi arttıran yeni yazarımız, hoş gelişler ola...
kırılgan
nam-ı diğer feridun düzağaç... incinen adam, her şarkısında incinir, kırılır, küser... ama iyi müzisyendir, o ayrı.
ayı sözlük yazarlarının penis boyları
büyükse görmeden inanmam...
kadınlardaki seksapel
eşittir monica belluci diyorum... gay olmasam tapardım, ama şimdi teyze, bacı gibi gözlerle bakıyorum. ama çok seksi kadın.
bir dilek tut
ardından "şimdi bırak" esprisini yaptırtan söz öbeği.
bugün ne giysem
nur yerlitaşın ayrılıp yerine barbaros şansalın geldiği, gerek yarışmacılar arasında gerekse jüri üyelerin kendi arasında yoğun ego savaşlarının aşikar olduğu ama izlemesi eğlenceli yapım.
yatılması gerekenler listesi
ahhh kenan ece... muhakkak listede olmalı...
yatılması gerekenler listesi
yerlilerde yaşar, yabancılardan russel crowe, james belushi ve james gandolfiniden oluşan listem...