bodurayi

Durum: 3105 - 0 - 0 - 0 - 03.11.2020 18:52

Puan: 49614 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

lanettayin bir mahlukat.
  • /
  • 156

sweet home chicago

ingilizlerin dünyaya kattıkları

ufo

amerikanın new mexico eyaletinde bu yıl şubat ayının ilk günlerinde rastlanmış ve ilk kez bu kadar yakından görüntülenmiş açıklanamayan uçan nesnedir. gerçekliği hala tartışma konusu olan bir durumdur.*



http://ww2db.com/image.php?image_id=5361

aleyhine delil olarak kullanılabilir

malesef tek amerikan filmlerinde değil, toplumda da bir açık arama yöntemi olarak da karşımıza çıkmaktadır.

sinirlenmek

bazı zamanlar biz insanların sisteme aşırı yüklendiğinin göstergesidir. bu durumda söylenenler ve yapılanlar tam anlamıyla kontrol edilemez hatta istenmeyen sözler zikredilir hale gelir. metanetli olmayı gerektirir.
(bkz: keskin sirke küpüne zarar)

metanet

dayanıklı olmayı ve dayanıklığı korumayı ifade eder. özellikle de bu dünyada kimseye acizliğimizi göstermememiz gerektiğini hatırlatır. yoksa malesef üzerinize geleniniz çok olur. malesef zayıflıklarınızı gösterdiğinizde yeri geldiğinde bir çok kişi sizi ordan vurmaya fırsat kollayacaktır. metaneteinizi koruduğunuzda bu durumdan bir nebze sıyrılmış olursunuz ve sıkıntı yaşamazsınız.

(bkz: peygamber sabrı)

peygamber sabrı

olan bitenler karşısında soğuk kanlılığını ve metanetini koruyabilme durumudur.

sözlükte yalnız kalmak

sözlükte tek online olmak

eğri götlüler tenhada oynarmış

kendinizi rahat hissedebilmek açısından kimsenin görmediği bir yerde maharetleri sergileme anlayışıdır. özgür olmayı ve eleştirilmemeyi istemekten ileri gelir. özellikle küçükken teyzemlerin* ve annemin ilkokuldayken gönderdikleri org kursunda çaldıklarımı onlara sergilemediğim için işittiğim bir laftır.

anne= hadi oğlum öğrendiklerini bize dinletmeyecek misin?
b= hayaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa*
teyzemler= aman annesi bırak. ne de olsa eğri götlüler tenhada oynarmış.

(bkz: sözlükte tek online olmak)
(bkz: sözlükte yalnız kalmak)

fenerbahçe

kendi adıma 1907. entryim olmasından takıma gösterdiğim önemi yansıttığım durumdur. aziz başkanın iyi haberleri taraftarlarca en kısa zamanda beklenmektedir. ne hikmetse şike diye ortalığı yıksalar, günah keçisi olarak gösterseler bile her alanda başarılara imza atmakta olan takımdır. *

budamak

fazlalıkların ve gereksiz olan ayrıntıların temizlenmesi durumudur. özellikle de bitki gelişiminde olduğu gibi her alanda daha sağlıklı bir gelişim için yapılması gerekli olandır.

çırılçıplak

facebook ve twitter'da ayı sözlük'ü kötülemek

kişisel yaklaşımlar olduğunu görüp üzüldüğümüz, özellikle de eski yazarlarımızın serzenişini gösteren, yersiz olduğunu düşündüğümüz durumdur.

anormal genc

her muhabbetimizde beynini ziktiğim, konuşurken zihinsel orgazm yaşatan ve küfür ettiğinde bana histerik kahkahalar attıran kıymetli bir insan evladıdır. artık sözlüğümüzde yazmamaktadır ama onu sevdiğimizi en iyi bilendir. *

sıçarken deliği tutturamamak

olmeca

kafası bambaşka olan bir içkidir. pardon içkide denmez tekiladır, tekilanın hasıdır. duty freeden yeni aldığım olmeca goldu aldıktan 1-2 gün sonra tüketmeye kalkışmıştım. hatta arkadaşlarımı da çağırmıştım. fakat o gece onlar gelmeden tadına bakmak için açmış ve bir yudum, başka bir yudum derken hepsini içmiştim. * şişe bitince de maske ile kanka olmuştuk. gelen arkadaşlarda dibindeki damlalarla idare etmiş ve jack danielsımı bitirerek benden intikam almışlardır. ama gecenin sonunda üçümüzde maskeyle konuşmuştuk.

ben demedim dark bear dedi

bir tür karşınızdaki kişiye " sen benim kim olduğumu biliyor musun? " demek gibi bir şeydir.

x= canım benim sen ne tatlı şeymişsin böyle. ..... entry ne bayıldım.
b= keyif aldıysan ne mutlu.
x= aferin sana.
b= bu arada sen benim kim olduğumu biliyor musun?
x= nerden bilebilirim. de bakalım tatlı şey.
b= ben sözlükte mod; yani yöneticiyim. hemde bunu ben demedim adminimiz dark bear dedi.
x= hmmmm! peki.
b= sende güzel yazıyorsun diyebiliriz ama öncelikle sözlük formatını okumanda yarar var. *

ayı sözlük bağımlılığı

geçen psikiyatrist ile görüşüyordum internet bağımlılığımdan yakındım. sonra o da bana ayı sözlük bağımlılığından bahsetti. bende ayı sözlüğe bağımlıyım, falan fişman derken... bir anda olan oldu. 2 saat sonra gözümü açtığımda sigara içiyorduk ve eksiklerimizden bahsediyorduk. neyse seansı bedavaya getirmenin yolunu buldum daha ne. *

2012 oscar ödülleri

bu sene 84. düzenlenecek olan akademi ödülleri namı diğer adıyla oscar ödülleri adaylarının tam listesi ve kategorileri en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi orjinal senaryo, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi kurgu, en iyi sanat yönetmeni, en iyi kostüm, en iyi orjinal müzik, en iyi ses kurgusu, en iyi ses miksajı, en iyi orjinal şarkı, en iyi görsel efekt, en iyi makyaj, en iyi yabancı film, en iyi animasyon filmi, en iyi uzun metrajlı belgesel, en iyi kısa metrajlı belgesel, en iyi kısa animasyon, en iyi kısa metrajlı film olmak üzere şöyledir:

en iyi film
best pıcture
the artist*
the descendants
extremely loud & ıncredibly close
the help
hugo
midnight in paris
moneyball
the tree of life
war horse

en iyi yönetmen
dırectıng
woody allen - midnight in paris
michel hazanavicius - the artist*
terrence malick - the tree of life
alexander payne - the descendants
martin scorsese - hugo

en iyi erkek oyuncu
actor ın a leadıng role
demian bichir - a better life
george clooney - the descendants
jean dujardin - the artist*
gary oldman - tinker tailor soldier spy
brad pitt - moneyball

en iyi kadın oyuncu
actress ın a leadıng role
glenn close - albert nobbs
viola davis - the help
rooney mara - the girl with the dragon tattoo
meryl streep - the ıron lady*
michelle williams - my week with marilyn

en iyi yardımcı erkek oyuncu
actor ın a supportıng role
kenneth branagh - my week with marilyn
jonah hill - moneyball
nick nolte - warrior
christopher plummer - beginners*
max von sydow - extremely loud & ıncredibly close

en iyi yardımcı kadın oyuncu
actress ın a supportıng role
berenice bejo - the artist
jessica chastain - the help
melissa mccarthy - bridesmaids
janet mcteer - albert nobbs
octavia spencer - the help*

en iyi orjinal senaryo
wrıtıng (orıgınal screenplay)
the artist: michel hazanavicius
bridesmaids: kristen wiig, annie mumolo
margin call: j.c. chandor
midnight in paris: woody allen*
jodaeiye nader az simin: asghar farhadi



en iyi uyarlama senaryo
wrıtıng (adapted screenplay)
the descendants: alexander payne, nat faxon, jim rash*
hugo: john logan
the ıdes of march: george clooney, grant heslov, beau willimon
moneyball: steven zaillian, aaron sorkin, stan chervin
tinker tailor soldier spy: bridget oconnor, peter straughan



en iyi görüntü yönetmeni
cınematography
the artist: guillaume schiffman
the girl with the dragon tattoo: jeff cronenweth
hugo: robert richardson *
the tree of life: emmanuel lubezki
war horse: janusz kaminski



en iyi kurgu
fılm edıtıng
the artist: anne-sophie bion, michel hazanavicius
the descendants: kevin tent
the girl with the dragon tattoo: angus wall, kirk baxter*
hugo: thelma schoonmaker
moneyball: christopher tellefsen



en iyi sanat yönetmeni
art dırectıon
the artist: laurence bennett, robert gould
harry potter and the deathly hallows: part 2: stuart craig, stephenie mcmillan
hugo: dante ferretti, francesca lo schiavo *
midnight in paris: anne seibel, helene dubreuil
war horse: rick carter, lee sandales



en iyi kostüm
costume desıgn
anonymous: lisy christl
the artist: mark bridges*
hugo: sandy powell
jane eyre: michael oconnor
w.e.: arianne phillips



en iyi orijinal müzik
musıc (orıgınal score)
the adventures of tintin: john williams
the artist: ludovic bource*
hugo: howard shore
tinker tailor soldier spy: alberto ıglesias
war horse: john williams



en iyi ses kurgusu
sound edıtıng
drive: lon bender, victor ray ennis
the girl with the dragon tattoo: ren klyce
hugo: philip stockton, eugene gearty*
transformers: dark of the moon: ethan van der ryn, erik aadahl
war horse: richard hymns, gary rydstrom



en iyi ses miksajı
sound mıxıng
the girl with the dragon tattoo: david parker, michael semanick, ren klyce, bo persson
hugo: tom fleischman, john midgley*
moneyball: deb adair, ron bochar, david giammarco, ed novick
transformers: dark of the moon: greg p. russell, gary summers, jeffrey j. haboush, peter j. devlin
war horse: gary rydstrom, andy nelson, tom johnson, stuart wilson



en iyi orijinal şarkı
musıc (song)
the muppets: bret mckenzie("man or muppet")*
rio: sergio mendes, carlinhos brown, siedah garrett("real in rio")



en iyi görsel efekt
vısual effects
harry potter and the deathly hallows: part 2: tim burke, david vickery, greg butler, john richardson
hugo: robert legato, joss williams, ben grossmann, alex henning*
real steel: erik nash, john rosengrant, danny gordon taylor, swen gillberg
rise of the planet of the apes: joe letteri, dan lemmon, r. christopher white, daniel barrett
transformers: dark of the moon: scott farrar, scott benza, matthew e. butler, john frazier



en iyi makyaj
make up
albert nobbs: martial corneville, lynn johnson, matthew w. mungle
harry potter and the deathly hallows: part 2: nick dudman, amanda knight, lisa tomblin
the ıron lady: mark coulier, j. roy helland*



en iyi yabancı film
foreıgn language fılm
rundskop: michael r. roskam(belgium)
hearat shulayim: joseph cedar(ısrael)
ın darkness: agnieszka holland(poland)
monsieur lazhar: philippe falardeau(canada)
jodaeiye nader az simin: asghar farhadi(ıran)*



en iyi animasyon filmi
anımated feature fılm
une vie de chat: alain gagnol, jean-loup felicioli
chico & rita: fernando trueba, javier mariscal
kung fu panda 2: jennifer yuh
puss in boots: chris miller
rango: gore verbinski*



en iyi uzun metrajlı belgesel
documentary feature
hell and back again: danfung dennis, mike lerner
ıf a tree falls: a story of the earth liberation front: marshall curry, sam cullman
paradise lost 3: purgatory: joe berlinger, bruce sinofsky
pina: wim wenders, gian-piero ringel
undefeated: daniel lindsay, t.j. martin, rich middlemas*



en iyi kısa metrajlı belgesel
documentary short subject
the barber of birmingham: foot soldier of the civil rights movement: robin fryday, gail dolgin
god ıs the bigger elvis: rebecca cammisa, julie anderson
ıncident in new baghdad: james spione
saving face: daniel junge, sharmeen obaid-chinoy*
the tsunami and the cherry blossom: lucy walker, kira carstensen



en iyi kısa animasyon filmi
short fılm - anımated
dimanche: patrick doyon
the fantastic flying books of mr. morris lessmore: william joyce, brandon oldenburg
la luna: enrico casarosa
a morning stroll: grant orchard, sue goffe
wild life: amanda forbis, wendy tilby*



en iyi kısa metrajlı film
short fılm - lıve actıon
pentecost: peter mcdonald
raju: max zähle, stefan gieren
the shore: terry george, oorlagh george*
time freak: andrew bowler, gigi causey
tuba atlantic: hallvar witzø
  • /
  • 156
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 3105

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

fade out

efsane kliptir. zamanında sezen aksuda bir klibinde benzer tekniği kullanmıştır. fazla söze gerek yok buyrun burdan yakın.

bursa

son 10 yıl içerisinde kamuoyuna yansımış ya da yansıtılmamış düzinelerce gay ve trans nefreti olayı vardır bursa'da. son üç yılda 15 ten fazla trans ve eşcinsel türlü sebeplerle öldürüldü. bunların ancak bi kaçı medyaya yansıdı. gerisi sümenaltı... dahası burda sorgusuz sualsiz lan ibne diye saldırırlar ruhunuz duymaz. çünkü bursa ülkenin kültürel çeşitliliği istanbuldan sonra en çok olan yeridir. hal böyleyken kültürel çeşitliliği hazmetmemiş anlamamış bir sosyokültür hakimdir.

bir bursa kanunu olarak gaylerle kuytuda sikişilir, kamuda görünce zorbalık yapılır ya da saldırılır. saldırırsa içindeki dürtüyü bastırıyor ve rahatlıyor sanıyor andavallar. yani kısacası klasik muhafazakarlık , aşırı milliyetçilik yuvası davranışları had safhadadır. lgbti yaşamı için dengesiz, extra temkinli olunması gereken ve diğer metropollere göre kısıtlı rahatlığı olan bir yerdir. herhangi örtülü ya da resmi gay cafe ya da mekan yoktur. şehir genelinde gay toplanma alanı, bir hotpot oluştuğu anda milliyetçiler gelir olay çıkarır. yıllar önce bursa'da düzenlenen onur yürüyüşüne katılanlara sokak dayağı atılmış, linç etmeye kalkışılmıştır. nasıl bir hazımsızlık siz düşünün. madi , koli , laço , sipet ...vb gibi genel lubunca kelimeleri konuşurken bursa'da anlaşılmayacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

iyi yanı hiç mi yok... nilüfer ilçesi ülkenin en refah 10 ilçesinden biridir. nilüfer belediyesi lgbti kapsayıcı olmaya calışır. iyidir ama burada yaşam şehrin diğer bölgelerine göre oldukça pahalıdır. araban varsa orda yaşamaya çalışırsın. özgür renkler lgbti derneği nilüfer belediyesi desteği sayesinde faliyet göstermektedir. dernek ve belediyenin ortak çalışmasıyla anonim test merkezi kurulmuştur.

şehrin batısı nispeten daha iyi görünse bile bursa'nın huyunu suyunu alan herkes ilk paragrafta bahsettiğim örtük davranışlara sanki kuralmış gibi uyar. hani bir yazar tayin düşünüyorum demiş. bunları söylemek boynumun borcudur.

alternatif yerler:
(bkz:antalya)
(bkz:izmir)
(bkz:mersin)

gaydar

her daim arayışta olan bireyin saplantılı alışkanlığıdır. , bünyeye maymun iştahlılığı olağan karşılatmaktan başka bir işe yaramayan, belli olunmadığı düşünülse bile aslında kendi aramızda trafik lambası kadar dikkat çeken bir uygulamadır. sürekli açık kalması ciddi sağlık problemlerine yol açar.

aşık olunan kişinin uzakta olması

gönülden sürgün edilmekle sonuçlanır genelde. sizden daha iyisini bulduğu düşünüldüğünde kralı tanınmaz. böylece aşkınızı kimsenin bulamayacağı uzaklara taşımanı gerekir ve öyle yaşamaya mahkum kalırsınız.

islam'da eşcinsellik

yazarların hatırladıkları en eski anıları

* 5-6 yaşlarındaykende bir deniz maceram vardır. yazın sahilde tanıdık ailelerle düzenlenmiş bir plaj aktivitesiydi. bende suyu seven, derisi sünger bob olana kadar sudan çıkmayan bir çocuktum. tabiki annem bu durumu ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir çocuk olduğumu bildiği içinde sürekli diken üstündeydi. * ne hikmetse yüzmeyi bilir halde doğmuştum ama önlem olarak kolluk takarlardı. o kolluklar her 5 dakikada bir ailem tarafından takılır ve benim tarafımdan çıkartılırdı. kıyıda oynamayı reddederdim her zaman. açılmak isterdim.

neyse tüm aileler denizin, yaz gününün tadını çıkartıyordu. * gruptaki erkekler mangal, tavla alıp, sandala atlayıp biraz açılmayı planlıyorlardı. kadınlar ise güneşlenip dedikodu yapmayı. *. hal böyleyken bende babamlarla tüm erkekler gibi sandala binmeyi istedim. annem buna pek sıcak bakmıyordu. ama babam ben hallederim bir şey olmaz havasındaydı. öyle böyle derken bende sandal ekibine dahil olmuştum artık. çünkü yanımızda diğer ailenin ben yaşlarındaki bir oğlu daha vardı. onun binmesi ama benim binmemem ufak çaplı bir kriz çıkartacağıma delaletti. * neyse biz ikisi mayolu çocukla birlikte toplamda 6 erkek olmak üzere sandalla açılmaya başladık. ben ve diğer çocuk haricindeki erkekler mayolu değil, giyinikti. * tam bilemiyorum ama çok açılmadık. olsa olsa kıyıdan 25-30 metre falan. çünkü o mesafeden annemin hareketlerini net bir şekilde görebiliyordum. kadıncağız ikide birde kayığı gözleyip duruyordu. hatta annemin ifadesine göre o an diğer kadınlar merak etme, o kadar adamın içinde bir şey olmaz diye anneme söyleyip durmuşlar. *

neyse kayık sabitlenmiş, tavla açılmış ve mangalda da mısırlar pişirilmeye başlanmıştı. plana göre pişen mısırlar iskeleye getirilip kadınlara da ulaştırılacaktı. iskele ile de olsa olsa 10 metre var yada yoktu aramızda. babam bu arada tavla oynuyordu. bende arkasında " aslan babam hadi yen " gibisinden gaz veriyordum. fakat gaz vermemdeki amaç biraz farklıydı. bu sırada kollukları yavaş yavaş çıkarıp suya atlayacaktım ve kıyıya yüzecektim. böylece çocuk aklımla yüzdüğümü ispat edecektim sanırım. neyse ben gazlama eşliğinde kollukları çıkartıp fark ettirmeden kenara koydum. ve yine fark edilmeyecek bir anı gözetip sandaldan kendimi yavaşça denize bıraktım. sandalda keyifler öylesine yerindeydi ki; kimse böyle yaptığımın farkına bile varmamıştı. kimin aklına gelirdi ki... * neyse ben iskeleye doğru yavaş yavaş yüzmeye başladım. bu sırada annem tetikte olduğu için bir kaç dakika içinde durumu fark etti ve feryat figan olayı sandaldakilere haber vermeye çalıştı. tabi bu sırada ben iskeleye varmak üzereydim. tüm kadınlar ve plaj ahalisi iskelede toplandı ve sandala " çocuk suda " diye bağırınmaya başladı. bunu duyan sandal ahalisi bir anda ayaklanınca da... beklenen durum gerçekleşti ve sandal alabora oldu. bende bu sırada iskele kenarındaydım artık. olay sonrasında annemin telaşla karışık beni azarlayışını ve daha sonrada gevrek gülüşünü hatırlıyorum. hatta bu sebepten annem bir süre babamı fena diline dolamıştı. ardından babamdan yediğim temiz bir sopa sayesinde bu olanlar hafızama kazınmış oldu. tadı hala ruhumda yankılanır.

şirinler

* uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde, küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı. onlar kendilerine şirinler derlerdi. çok iyiydiler. ve sonra korkunç büyücü gargamel vardı. o kötüydü...
" gargamel= aa! şirinlerden nefret ediyorum. * sizi yakalayacağım. yıllarca uğraşmam gerekse bile sizi ele geçiricem. hepinizi hi he he he he he heeeeee! * oooo! sizi yakalayacağım. elbet bir gün yerinizi bulacağım. o zaman... o zaman pişman olacaksınız. "
* bir gün ormana yolunuz düşerse etrafı dikkatlice dinleyin. belki gargamel'in çığlıklarını duyabilirsiniz. ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

yazarların hatırladıkları en eski anıları

sayfiye yerinden bir bahçe yağmalaması anım vardır. 5 arkadaş şehrin biraz dışındaki bir bahçeye göz dikmiştik. adama inat gider ne varsa yerdik. tabi annelerimizde tok karnına geldiğimiz; hatta sonrasında motoru bozduğumuz için bu duruma anlam veremezlerdi. bahçe sahibinin her zaman kullandığı yol bizim oturduğumuz yere yakındı. amcayı motor üzerinde uzaklaşırken gördüğümüzde aynen bahçede alırdık soluğu. kiraz senin, elma, kayısı, dut benim yer dururduk. hatta bir kaç sefer yakalanmanın eşiğinden bile dönmüştük.

neyse yine böyle bir gün amcayı uzaklaşırken gördük ve bahçeye daldık. ben dut ağacının tepesine tırmandım. diğerleri de şurda var, burda var, şu tarafta çok var diye beni yönlendiriyorlardı. böyle yönlendirdikleri bir anda bir hışımla " kaç laaaan geldi " diye bağırınıp topukladı arkadaşlar. bende ağaç tepesinde mal gibi kaldım. hemen ardındanda bahçenin sahibi adam geldi. işte o an tarrağa yan bastığım andı. adam sövüyordu. dal parçası, ufak tefek taş, toprak atıp duruyordu. bana da yavaş yavaş aşağıya inmekten başka bir çare kalmamıştı. ağaçtan inerken o an bir fikir geldi ve " ne kaybederim " diyip uygulamaya karar verdim. aşağıya iniğimde adama konuşması bozuk, bir spastik çocuk numarası yapmaya başladım. " amca aldık biz, onlar dedi , gittiler amca " gibisinden devrik, cümle etmeyecek düzensiz kelimeler kullanıyordum. hatta sürekli kafamı rastgele sağa, sola, aşağı, yukarı yavaşça haretket ettiriyor, hafif eğilip kalkıyor ve gözlerimi rasgele oynatıyordum. neyse adam bağırınırken bir anda sakinledi. acıdığını belli eder haldeydi, yüzünde görmüştüm. yani benim spastik olduğuma inanmıştı. işin iyi tarafı bahçe sahibi vicdanlı çıkmıştı. * neyse bizim amca " oğlum yapmayın etmeyin... isteyin benden... ben size veririm.... ama bu hırsızlık günah... " gibisinden cümleler kurmaya başladı. bende bozuk konuşmalarla, rastgele hareketler eşliğinde " amja amjaaaaa annem var benim. anneme gidicem ben amja " falan diye saçmaladığımı hatırlıyorum. * sonra bizim amca hemen motorundan 2 tane boş torba çıkarttı. torbalara da bahçesindeki elma, kiraz... gibi bilimum meyvalar doldurarak beni yolcu etti. önce kendisi götüreyim diye ısrar etti ama ben " gidicem ben giderim çocuk değilim ben. ben pilot olucam " gibisinden 4-5 yaş cümleleri kurdum. neyseki ikna oldu yavaştan yavaştan aldım torbaları ve eve geri döndüm. diğer çocukların yanına gittiğimde elimde torbalarla geri geldiğimi gördüklerinde mal olmuşlardı.

neyse aradan bir kaç hafta sonra bizim amca ile pazarda karşılaştık. işin garibi meğer bizim amca annemin sürekli kiraz aldığı adammış. ben alı al moru mor kaldım öyle. ağzımı açamadım. tanıyacak diye üç buçuk attım. neyseki tanımadı ama bunu yaşamak rol kabileyetimin olduğunu ve kullanabildiğimi gösterdi bana. her ne kadar utansamda; yaptığımın matah bir şey olduğunu bilsemde; ikna edici bir rol kabiliyetim olduğundan emindim artık.

gökyüzünde yalnız gezen ayılar

aileye açılmak

aileye karşı yapılmış bencilce bir açıklamadır. kendimizi düşünüp rahat yaşama isteğini açığa çıkartmak için bu durum dile getirilir. fakat gerçek böyle değildir. hayat daha da karışır, saklanması gereken bir eşyaymışçasına sokakta sizinle rahat edemezler, her hareketinizi, her bakışınızı duruşunuzu, sözünüzü yargılar hale gelirler. olası girişimler söyledir:

- anne ben bir denizatı olmak isityorum. yani istemiyorumda farkındayım ben bir denizatıyım.
-aaa! yavrucum o nasıl şey öyle hay allah! senin baya bir aklın karışmış. nazara gelmişsin sen... olmaz öyle şey. feytullah hocaya götüreyim seni bir güzel üfleyiversin sana hiçbirşeyin kalmaz.


-baba ben şerimanla beşik kertmesi olamam. bundan sonra korhan ile aynı evde yaşayacağız?
-ne demek olamam yavrucum. sen onu bunu boşver. dayınlar yeni ev için temel kazıyorlar. benle gel de temeli kaz bende (üstüne) beton dökeyim.

ancak ve ancak sosyal ortam itibarı ve dernekler vasıtasıyla bu durum açıklanmaya çalışılabilir. bu tür yardımlar alınabilir. böylelikle bencillik dediğimiz şey bir nebze birbirinizi anlamaya dönük bir çabaya dönüşebilir. yalnız olmadığınızı ve durumunuzu en iyi şekilde anlatmanıza yardımcı olacak bir topluluk anlaşılmanızı ufak da olsa kolaylaştırabilir.

sözlüğün suyunun çıkması

suyunu da taze tüketmek gerekir yoksa bir boka yaramaz ama asıl vitamini kabuğundaymış *

aids

ayran gönüllü bünyenin başına gelmesi olası bir hastalıktır.

(bkz: kim vurduya gitmek)

sözlükten gelen inleme sesleri

sözlükle sevişildiğine delalettir.

kırmızı elma sözlük

buradaki entry sarmalını okuduktan sonra yeni haberim olan sözlüktür. itiraf ediyorum 2010 dan beri yayınına devam ettiği halde yeni öğrendiğim için fazlasıyla utandım. hatta burda yazılan onca şeyi okuduktan sonra iyi bir pr çalışması olduğunu düşündüp sevinmiştim. ta ki son sayfadaki entryleri okuyana kadar. kendi adıma ne kadar edepsiz ya da kural tanımaz olarak kimin hakkında ne yazdıkları zerre kadar ilgimi çekmiyor. burada da nice gelişmeler hata yapa yapa öğrenildi. mod olarak görev yaptığım ilk zamanlar sinirlenip entrylerini silip tartıştığım kişiler oldu elbette. kimini küstürdüm, kimi ile konuşup tatlıya bağladım. ama kolay ama zor bir şekilde böyle bir işe başlayınca öğreniliyor ve en iyisini yapmak amaçlanıyor. eski yazarlar söz konusuysa belkide kendi adımada nahoş şeyler duyacağım sözlüktür. kim bilir... henüz detaylı okumadım ama göz attığım kadarıyla keyifli bir sözlük. aksi şeyler okumama rağmen içerik açısından çeşitlilik söz konusu. hatta şuraya bir uhte vereyim when we rise. kıyaslama açısından değil ama yeri gelir bazı şeyleri de burdan öğrenir insanlar.

yeri gelse orada gullum yapsak, yeri gelse burda dergi çıkarsak. yeri gelse orada kampanya yapsak, yeri gelse burada fantaziler çağlasak. her iki sözlüktende yazarlar buluşsa. o gelemez, bu gelemez, onu istemem gibi şeyler bir tarafa bırakılsa ve ortak etkinlikler yaratılsa. bunu yapmak uzaya çıkmak kadar kastırılacak bir konu değil. ne olduğumuzu biliyorsak, eşcinseliz ya da ötekileştirmem diyebiliyorsak neden kendi aramızda sörvayvıy yaşamak zorundaymışız gibi davranıyoruz. bu arada az önce yukarıda uhte verdiğim başlığı öylesine yazmadım. anlamı yükseldiğimizde. bu sözcük her iki sözlüğünde mottosu olursa biz varoluyoruz. kolileştirklerimle, çoşkumla , kederimle, küçük büyük başarılarımla hatta vazgeçişlerimle varolduğum sosyal bütünlüğüm eşcinsellik ya da en doğru adı ile lgbti. tekil birisi olarak ben hiçbir şeyim.

not: bu zamana kadar iki sözlük arasında ne olup bittiğine gerçekten yeni şahit oluyorum. ne o tarafta ne bu tarafta ne olup bittiğini bilmiyorum. bu arada az önce bana o taraf bu taraf diye yazdırdınız. yapmayın allah aşkına. ne tarafı yahu. bunu bize söylettirmeyin gözünüzü seveyim. bu entryde yazılmış hiçbir cümlemde kişisellik yoktur yani hiçbir tekil şahısa söylenmemiştir. yahu bunu bile yazmak zorunda hissettirmeyin bize. sözüm nerede olursak olalalım hepimize .


not 2: yanlış bir şey yapmayayım diye her yerdeki entrylerde birbirini aşağılayan tabirleri okudukça bu entry yi silmeyi bile düşündüm ama yazdıklarımda yanlış olan, taraf tutan hiç bir şey yok. asıl olması gerekenden bahsediyorum. hepimiz açısından. birbirinizle savaştıkça ben hayalciyim ve öyle kalmayada razıyım. fakat önünde sonunda hayellerimizi evrilleştirmeye nerden başlayabileceğimiz konuşacağız. ya bundan 3-5 nesil sonra ya da şimdi...
Henüz takip ettiği biri yok.